Biyologlar - Biyolojiye Gerçekçi Yaklaşım

  • [protected email address]

Toplam 663 içerik listeleniyor

  • Seminiferöz Tübüller (Tübülüs Seminiferous)

    Her bir seminiferöz tübül oldukça kıvrıntılıdır ve yaklaşık 150-200 µm çapa, 30-80 cm uzunluğa sahiptir. Tübüller serbest kör uçlar veya anastomoz gösteren büklüntüler şeklinde başlar. Anostomozlaşma ya aynı lobülde komşu tübüller ile ya da daha az sıklıkla olmak üzere komşu lobüle ait tübüller ile olur. Her lobülün apeksinde tübül kıvrıntılı özelliğini kaybeder ve düz tübül haline geçer. Seminiferöz tübül kompleks bir germinal ya da...

    https://www.biyologlar.com/seminiferoz-tubuller-tubulus-seminiferous
  • Sertoli Hücreleri

    Sertoli’nin destek (Sustentakular) hücreleri sayıca azdır ve tübül boyunca düzgün aralıklarla yerleşim gösterirler. Uzun, prizmatik şekilli bu hücreler bazal lamina üzerine oturmuştur. Bazal laminadan seminiferöz tübül lümenine uzanır ve gelişmekte olan spermatogenik hücrelere kriptalar sağladığı için düzensiz apikal ve lateral hücre membranlarına sahiptirler. Ökromatik Sertoli hücre çekirdeği 7-9 nm kalınlığında filamentöz bir kılıfla çevrilmiştir ve...

    https://www.biyologlar.com/sertoli-hucreleri
  • Spermatogenik Hücreler

    Germ ya da spermatogenik hücreler, derinliği 4-8 hücre arasında değişen ve seminiferöz tübülü döşeyen çok katlı epiteli oluştururlar. Hücreler prolifere olarak tübülün bazalinden lümenine doğru ilerler. Proliferasyon hücreleri lümene doğru iter, lümene en yakın olanlar spermatozoonlara dönüşerek epitelden ayrılır ve lümen içerisinde serbest hale geçer. Bu olaylar dizisine spermatogenezis adı verilir. Spermatogenezis 3 evreye sahiptir; 1- Spermatogonyal faz:...

    https://www.biyologlar.com/spermatogenik-hucreler
  • Spermiogenezis

    Yeni meydana gelmiş spermatid merkezi yerleşim gösteren bir çekirdek, bunun yakınında gelişmiş bir Golgi apparatus, çok sayıda mitokondriyonlar ve bir çift sentriole sahiptir. Spermiogeneziste bütün bu hücresel oluşumlarda belirgin değişiklikler görülür. Spermiogenezis 4 evrede özetlenebilir: 1- Golgi evresi: İlk önce Golgi bölgesinde bulunan pek çok sayıdaki küçük vesiküller içerisinde küçük granüller görülür, bunlar tek büyük bir granül olan akrozomu...

    https://www.biyologlar.com/spermiogenezis
  • Helicobacter pylori

    Helicobacter pylori (Helikobakter pilori- Hp) mide ve duodenum'um çeşitli alanlarında yerleşen, gram (-), mikroaerofilik bir bakteridir. Yerleştiği yerlerde kronik enflamasyona neden olur. Bu kronik enflamasyon sonucunda duedenum ülseri, mide ülseri ve mide kanseri gelişebilir. Önceleri Campylobacter pylori olarak adlandırılan bu bakteri, yapılan birçok araştırmanın sonucunda 1989 yılında Camplobacter ailesine ait olmadığına karar verilmiş ve kendi adıyla anılan...

    https://www.biyologlar.com/helicobacter-pylori
  • İnsanla Şempanze Üreyebilir mi?

    İnsanla onun en yakın akrabası olan şempanzeler birbirleriyle üreyemez. Aynı şekilde orangutanlar ve gorillerle de. Bunun bir nedeni kromozom sayısının insanlarda ve diğer büyük insansı maymunlarda farklı olması. İnsanlarda kromozom sayısı 1 eksik iken diğer insansı maymunlarda 1 fazladır. Buna rağmen doğada farklı kromozom sayısına sahip türler arasında bazen üreme görülebilir. Farklı kromozom sayısına sahip olmak melezleşme önünde tam bir bariyer...

    https://www.biyologlar.com/insanla-sempanze-ureyebilir-mi
  • Bakterilerin Üremelerine Etkili Faktörler

    Mikroorganizmalar bulundukları ortamlarda (kültürler de dahil), optimal koşullar altında, cins ve türlerinin genetik karakterine göre, iyi bir üreme ve gelişme gösterirler. Ancak, bu uygun şartlar, aynı durumda uzun bir süre devam etmez ve belli bir zaman sonra, mikroorganizmaların üremeleri sınırlanır ve durur. Eğer, olumsuz koşullar değiştirilmezse veya iyileştirilmezse, mikroorganizma populasyonunda ölümler başlar, giderek artar ve canlı mikroorganizma sayısında...

    https://www.biyologlar.com/bakterilerin-uremelerine-etkili-faktorler-1
  • Duktus Epididimis

    Efferent duktuliler birleşerek tek bir duktus epididimisi meydana getirir. Bağ dokusu ile çevrelenmiş olan bu duktus oldukça kıvrıntılıdır ve epididimis başının kalan kısmını, gövde ve kuyruk kısmını oluşturur. Duktus epididimis 5-6 metre uzunluktaki bir depo duktusudur, spermatozoonlar hareketlilik ve optimal fertilizasyon kabiliyetini kazanırlar. Epididimiste meydana gelen değişiklikler; • Nuklear DNA yoğunlaşması. Sperm başı boyutunda azalma. • Sitoplazma...

    https://www.biyologlar.com/duktus-epididimis
  • Ribotiplendirme (Ribotyping)

    Bakterilerde, ökaryotlarda ve arkelerde bulunan rRNA moleküllerinin birçoğunun moleküler evrimin gidişatında çok az değişmiş olduğu görülmektedir bundan dolayı bu sekanslara spesifik problar bakterilerin geniş bir sınıflandırmasını, benzer rRNA sekanslarıyla belirleyebilmektedir. Diğer prob tipleri ise belirli türler veya tür içinde sınırlı kalmaktadır. Ribotiplendirmede total genomik DNA bir restriksiyon enzimiyle daha küçük fragmentlere parçalanmakta ve bu...

    https://www.biyologlar.com/ribotiplendirme-ribotyping
  • YARDIMCI GENİTAL BEZLER

    Testislerin duktus sistemleri ile ilişkili olan bezler seminal vesiküller, prostat ve bulbouretral bezlerdir (Cowper bezleri). Seminal Vesiküller Seminal veziküller, ampullar bölgede mezonefrik (Wolffian) kanalın evaginasyonuyla gelişir. Prostat bezinin posteriorunda yerleşim gösteren seminal vesiküllerin her biri duktus deferensin sonlanma kısmı olan ampullar bölgeye paralel seyreden, kıvrıntılı, ince, uzun bir divertikülümdür. Vesikülün alt kısmı dar, düz bir duktus...

    https://www.biyologlar.com/yardimci-genital-bezler
  • ENDOKRİN SİSTEM

    Endokrin sistem, başlıca köken aldıkları epitel ile ilişkilerini kaybetmiş bezlerden meydana gelmiştir. Bu bezlerin duktusları olmayıp salgılarını (hormonlar) direkt olarak ya kan ya da lenf dolaşımına boşaltırlar; dolayısı ile bu tip bezlere duktussuz bezler veya iç salgı bezleri denir. Vücudun endokrin salgı yapan dokuları üç ayrı şekilde görülür: 1- Bağımsız ayrı bezler halinde; bu tip bezler saf endokrin fonksiyona sahiptirler. Örneğin hipofiz, tiroid,...

    https://www.biyologlar.com/endokrin-sistem
  • OMURGASIZ HAYVANLAR SİSTEMATİĞİ

    Canlılarla ilgili problemler ele alındığında organizmalar sınıflandırmak ve onları gruplara ayırmak zorunluluğu ortaya çıkmaktadır. Yeryüzünde milyonlarca canlı varlık vardır ve bunun yanı sıra geniş ölçüde bir çeşitlilik de görülür. Sınıflandırmanın Tarihçesi İnsanlar yaradılışlarından itibaren çevrelerinde bulunan bitki ve hayvanları öğrenmeye çalıştılar. İlk insanlar, bitki ve hayvanları kendileriyle olan ilişkisine göre...

    https://www.biyologlar.com/omurgasiz-hayvanlar-sistematigi
  • Nörohipofiz

    Nörohipofiz; tuber cinereuma ait median eminence, infundibular stem ve infundibular uzantıyı (pars nervosa) içerir. Her üç kısım da aynı karekterdeki hücrelere, aynı sinirlere ve kan akımına sahip olup aynı aktif hormonal prensipleri gösterir. Hypotalamohipofiziyal traktusu meydana getiren miyelinsiz sinir lifleri ve yüz bin kadar bu nöroksekretuar nöronlara ait sinir sonlanmaları nörohipofizde yer alır. Bu sinir liflerinin perikaryonları hypothalamusta supraoptik ve...

    https://www.biyologlar.com/norohipofiz
  • EPİFİZ (KORPUS PİNEALİS)

    Korpus pinealis, diğer adıyla epifizis serebri 5-8 mm boyunda, 5mm çapında ve 100-200mg ağırlığında küçük, koni şekilli bir cisimcik olup bir sap ile 3. ventrikül tavanına bağlanmıştır. Bağlantı yeri dışında bez pia mater ile sarılmıştır. Pia mater’den oluşan kapsül bol damarlıdır. İnce bir kapsül şeklini almış olan pia materden ayrılan septumlar organ içerisine girer ve organı tam olmayan lobüllere ayırır. Lobüller Pinealosit (ya da epiteloid...

    https://www.biyologlar.com/epifiz-korpus-pinealis
  • TİROİD BEZİ

    Boynun ön bölgesinde yer alan tiroid bezi birbirleri ile dar olan isthmus aracılığı ile birleşmiş iki lateral lobdan meydana gelmiştir. İsthmus 2. ve 4. trakeal kıkırdaklar arasında yer alır. Yaklaşık 5 cm boyunda 2,5 cm genişliğinde 20-30 gr ağırlığında olan lateral loblar ise trakenin üst kısmı ile larinksin inferioru arasında yerleşim gösterirler. Çoğunlukla bu iki tiroid yan loblarına ilaveten bir üçüncü piramidal lobdan bahsedilir. Bu 3. lob isthmusun...

    https://www.biyologlar.com/tiroid-bezi
  • BAKTERİ GENETİĞİ

    Canlıların tüm özelliklerinin, kalıtsal olarak nesilden nesile aktarıldığı öteden beri bilinen bir gerçektir. Yaşamın temel maddeleri kabul edilen nükleik asitler (DNA=deoxyribonucleic acid, RNA=ribonucleic acid) üzerinde yapılan incelemeler, kromozom haritalarının çizilerek, özellikle mikroorganizmalar arasındaki ilişkilerin ortaya konmasında, tüm canlıların sayısız özellik ve biyolojik fonksiyonlarının açıklanmasında yardımcı olmuştur. Çalışmalar...

    https://www.biyologlar.com/bakteri-genetigi
  • Bakteri nedir?

    Bakteriler tek hücreli mikroorganizma grubudur. Tipik olarak birkaç mikrometre uzunluğunda olan bakterilerin çeşitli şekilleri vardır, kimi küresel, kimi spiral şekilli, kimi çubuksu olabilir. Yeryüzündeki her ortamda bakteriler mevcuttur. Toprakta, deniz suyunda, okyanusun derinliklerinde, yer kabuğunda, deride, hayvanların bağırsaklarında, asitli sıcak su kaynaklarında, radyoaktif atıklarda büyüyebilen tipleri vardırbakteri Tipik olarak bir gram toprakta bulunan...

    https://www.biyologlar.com/bakteri-nedir
  • PARATİROİD BEZLERİ

    İnsanlarda genellikle iki çift (4 adet) paratiroid bezi bulunur fakat sıklıkla bunlara yardımcı bezlere de rastlanır. Küçük, kahverengimsi ve oval cisimcikler şeklinde olan paratiroid bezleri tiroid bezine yakın yerleşim gösterir. Üst paratiroidler tiroidin posterior yüzünde lobların üst ve alt kutupları arasında, orta kısımda yer alır. Alt paratiroidler ise tiroid loblarının alt kutuplarına yakın bulunurlar. Paratiroid bezleri faringeal ceplerin (kesecikler)...

    https://www.biyologlar.com/paratiroid-bezleri
  • BÖBREK ÜSTÜ BEZLERİ (ADRENAL BEZLER, SUPRARENAL BEZLER)

    Her bir böbreğin üst kutbuna birer adet olarak yerleşen, yağ doku içine gömülmüş suprarenal ya da adrenal bezler kabaca piramit şekilli yassılaşmış organlardır. Her biri 5 cm. uzunluğunda, 3 cm. genişliğinde ve 1 cm’den daha az kalınlıkta ve 7-10 gr. ağırlıktadır. Adrenal bezler steroid hormonları ve kateşolaminleri salgılarlar. Organın arterior yüzeyinde içeri doğru çöküntü şeklinde hilum görülür. Taze bir organın enine kesitinde iki bölge ayırt...

    https://www.biyologlar.com/bobrek-ustu-bezleri-adrenal-bezler-suprarenal-bezler
  • PARAGANGLİONLAR (KROMAFFİN SİSTEM)

    Paraganglionlar terimi pek çok yönden suprarenal bezlerin medullar hücrelerine benzeyen ve dağınık vaziyette bulunan hücre gruplarını kapsar. Hücre grupları çoğunlukla retroperitoneal yerleşmiştir ve sıklıkla sempatetik ganglionlar ile ilişkilidir. En büyük paraganglion hücre grubu çift veya birleşmiş halde bulunan Zuckerkandl’ın paraaortik cisimcikleridir. Bu cisimcik abdominal aortanın bifurkasyon yaptığı bölgede yerleşmiştir. Buna benzer hücre toplulukları...

    https://www.biyologlar.com/paraganglionlar-kromaffin-sistem
  • LANGERHANS ADACIKLARI (PANKREASIN ENDOKRİN KISMI)

    Büyük, yassı bir organ olan pankreas duedonumun konkavitesi içerisinde yerleşmiştir. Posterior abdominal duvar peritonu arkasında sola doğru dalağın hilumuna ulaşacak şekilde uzanır. Pankreas hem ekzokrin ve hem de endokrin bir organdır. Bu iki fonksiyon farklı hücreler tarafından üstlenilmiştir. Organ taze halde soluk pembe veya beyaz renktedir. Belirgin bir fibröz kapsüle sahip olmayıp ince, areolar bir doku ile sarılmıştır. Buradan köken alan ince septumlar organı...

    https://www.biyologlar.com/langerhans-adaciklari-pankreasin-endokrin-kismi
  • KONTRAST MİKROSKOPLAR

    Karanlık Saha Mikroskobu: Şeffaf, boyanmamış veya boyanmış biyolojik örneklerin ve normal aydınlatmada mikroskopta görülemeyen çok küçük objelerin (kolera bakterisi, spiroketler gibi) incelenmesinde ve hareketlerinin saptanmasında kullanılır. Bu mikroskopta mikroorganizmalar, karanlık zemin üzerinde parlak görüntü verirler. Özel kondansatörler yardımıyla sağlanan karanlık sahada, alttan gelen ışık, kondansatörün ortasındaki siyah, ışık geçirmeyen bir bölge...

    https://www.biyologlar.com/kontrast-mikroskoplar
  • RUTİN HİSTOLOJİK TAKİP

    1-Parça alma 2-Tespit 3-Sudan kurtarma 4-Şeffaflandırma 5-Gömme 6-Kesit alma 7-Boyama 8-Kapatma 1-PARÇA ALMA: Parçalar ölümden, biyopsiden ve cerrahi işlemden hemen sonra veya en kısa zamanda alınmalıdır. Büyük parçalar, dokunun ezilmesini önlemek için çok keskin bistüri veya jiletle daha küçük parçalara ayrılmalıdır. Parçaların kalınlığı 2-4 mm’yi (1 mm3) geçmemelidir. 2-TESPİT: Canlı öldüğünde içerdiği katabolik enzimler nedeniyle otoliz olmaya...

    https://www.biyologlar.com/rutin-histolojik-takip
  • Bakterilerin Yapısı ve Sınıflandırılması

    Mikrobiyoloji – Mikrobik Dünya Ökaryotlar ( > 2 mikrometre ) : a) Algler b) Protozoonlar c) Mantarlar Prokaryotlar ( 0.2 – 5 mikrometre) : a) Arkebakteriler b) Siyanobakteriler (mavi-yeşil algler) c) Bakteriler Virüsler, viroidler ve prionlar ise bir hücre morfolojisine sahip olmayan yapılardır. Virüsler konak hücreye girerek onun genetik yapısındaymış gibi davranan kendisi için gerekli yapı taşlarını sentezletip hücreye zarar veren yapılardır. Yaklaşık 200-400...

    https://www.biyologlar.com/bakterilerin-yapisi-ve-siniflandirilmasi
  • Gram pozitif bakteriler

    Gram-pozitif gram boyama prosedüründen geçtikten sonra, mikroskop altında mavi-siyah, mor renk alan bakterilerdir. Bu rengin sebebi gram-pozitif bakterilerin hücre duvarlarının kristal viyole/iyot karışımını tutmasıdır. Gram-negatif bakterilerin aksine gram-pozitif bakterilerin hücre duvarlarının dışında ¨Dış Zar¨ bulunmaz. Peptidoglikan hücre duvarı daha kalın olan gram-pozitiflerin boyaları tutma kuvvetleri fazladır. Orijinal bakteri sınıflandırmasında...

    https://www.biyologlar.com/gram-pozitif-bakteriler
  • Endotoksin Nedir

    Endotoksinler bakteri gibi patojenlerin içinde bulunan, potansiyel olarak toksik olabilecek bileşiklerdir. Endotoksinler bakteri tarafından salgılanmazlar, ama bakterinin parçalanırsa ortama salınan, onun yapısal bir bileşenidirler. Endotoksinler ile enterotoksinler karıştırılmamalıdır. Lipopolisakkaritler ve diğer endotoksinler Endotoksinlerin klasik örneği, çeşitli Gram-negatif bakterilerin dış membranında bulunan lipopolisakkaritler veya lipo-oligosakkaritlerdir. LPS...

    https://www.biyologlar.com/endotoksin-nedir
  • Bitkilerde Su ve Bitki Hücrelerinde Suyun Rolü

    Su dünya üzerindeki yaşamın olmazsa olmazı ,yasamın ta kendisi su....Su tüm canlılarda olduğu gibi bitkiler içinde canlılık faaliyetleri için gerekli hava ile birlikte birincil maddedir.Bitkilerde dokuların %80-95 sudur.Marul,havuç ve pancar gibi sebzelerde ise su oranı %85-95 i bulur. Tohumlarda ise su oranı %5-15 arasındadır.Suyun bitki yaşamında çok çeşitli görevleri vardır.Su bitki hücreleri içinde ve hücreler arası alanda meydana gelen biyokimyasal olaylarda...

    https://www.biyologlar.com/bitkilerde-su-ve-bitki-hucrelerinde-suyun-rolu
  • Suyun Kök Tarafından Emilimi(Absorbsiyonu) ve Mobilizasyonu

    Bitkiler su ihtiyaçlarını kök aracılığı ile karşılarlar.Suyun kökten emiliminde asil faktörler toprağın yapısı,kök ve kök yüzey alanıdır.Bitkiler kökleri ile daha fazla ve daha verimli su emilimi yapmak için ana kökten yanal(lateral) pozisyonda çıkan yan kökler ve kök epiderma hücreleri tarafından geliştirilen kök tüyleri sayesinde kök yüzey alanını genişlemesini sağlarlar.Geliştirilen bu mekanizmalar sayesinde bitkinin su emilim(Absorbsiyonu) kapasitesi...

    https://www.biyologlar.com/suyun-kok-tarafindan-emilimiabsorbsiyonu-ve-mobilizasyonu
  • Bitkilerde Beslenme ve Nutrient Elementler

    Bitkiler hayatlarını normal bir şekilde sürdürebilmeleri için metabolizmalarına almaları gereken temel elementler vardır.Bitki metabolizmasında olmazsa olmaz olan bu elementlerin eksikliğinde bitkilerde potansiyel gelişim bozukluklarına davetiye çıkar ve ilerleyen süreçlerde bitki ölümüyle sonuçlanabilir.Bitkilerdeki bu temel elementlere 'Nutrient Elementler' denir. Nutrient elemenler...

    https://www.biyologlar.com/bitkilerde-beslenme-ve-nutrient-elementler
  • Azot ve fosforun su bünyesindeki değişimleri

    Hücrelerin yaşamı için gerekli olan fosfat, çeşitli organik formlara bağlı olan ortofosfat bileşikleri şeklinde organik dokuda bulunur. Bu bağların en önemli işlevi enerji transformasyonudur. Azot için biyokimyasal istek bilindiği gibi aminoasit oluşumu içindir. Bunlar protein ve enzimlerin sentezi için gereklidir. Azot ve fosfatın transformasyonunu 3 ayrı alana ayırabiliriz: • Su bünyesine girme • Su da metabolik reaksiyonlar • Sistemden taşınma Fosfat ve azot;...

    https://www.biyologlar.com/azot-ve-fosforun-su-bunyesindeki-degisimleri
  • Helicobacter pylori hakkında bilgi

    Helicobacter pylori (Helikobakter pilori- Hp) mide ve duodenum'um çeşitli alanlarında yerleşen, gram (-), mikroaerofilik bir bakteridir. Yerleştiği yerlerde kronik enflamasyona neden olur. Bu kronik enflamasyon sonucunda duodenum ülseri, mide ülseri ve mide kanseri gelişebilir. Önceleri Campylobacter pylori olarak adlandırılan bu bakteri, yapılan birçok araştırmanın sonucunda 1989 yılında Camplobacter ailesine ait olmadığına karar verilmiş ve kendi adıyla anılan...

    https://www.biyologlar.com/helicobacter-pylori-hakkinda-bilgi
  • Suda çözünmüş oksijen saptama yöntemleri

    Sularda çözünmüş oksijen belirlenmesinde iki farklı yöntem kullanılmaktadır. Bunlardan ilki Winkler yöntemi, ikincisi ise Oksijenmetre kullanılarak yapılan ölçümlerdir. • Winkler yöntemi Yöntemin esası, çözünmüş oksijenin alkali ortamda Mn (II) iyonları ile mangan hidroksitleri oluşturmasına dayanmaktadır. Oluşan çökelek veya tortu, asitlerle çözündüğünde, Mn-hidroksitlere eşdeğer düzeyde Mn (III) iyonları oluşur. Bu iyonların sodyum tiyosülfat ile...

    https://www.biyologlar.com/suda-cozunmus-oksijen-saptama-yontemleri
  • Mikrobiyolojinin Tarihçesi ve tarihi gelişimi

    Ilk Çaglarda Ilk insanlar, hayatin baslangici, doga, dogal olaylar (yagmur, kar, dolu, simsek, yildirim, gök gürültüsü, zelzele, su taskinlari, vs.), ay, dünya, yildizlar, günes, bulasici hastaliklar ve ölüm gibi kavramlar üzerinde fazlaca durmuslar, içinde bulundugu veya yakin iliskide olduklari toplumlarin törelerine göre bazi izahlar ve yorumlar yapmislar ve bunlara inanmislardir. Çözümleyemedikleri konularda, bunlari, insan veya doga üstü kuvvetlere, ilâhlara, cinlere ve...

    https://www.biyologlar.com/mikrobiyolojinin-tarihcesi-ve-tarihi-gelisimi
  • Mitokondrial Kalıtım

    Eğer nükleus bir kadından alınmış ve o kadının yumurta hücresine aktarılmışsa, klonun vericiye tamamen benzeyeceğini söyleyebiliriz. Ama nükleus başka bir kişiden alınmış örneğin erkekten alınmışsa ve bu nükleus bir kadının yumurta hücresine aktarılmışsa klon nükleus vericisine benzemeyebilir Bunun sebebi nükleus dışında kalıtım materyali içeren organların yani mitokondrinin bulunması, ayrıca bireyin erken gelişiminde yumurta ile taşınan maternal...

    https://www.biyologlar.com/mitokondrial-kalitim
  • HÜCRE KÜLTÜRÜ BESİYERİ VE SOLUSYONLAR

    Hücre kültürü besiyerleri laboratuar ortamında hücrelerin normal metabolik aktivitelerini sürdürebilmeleri için gerekli olan mikroçevreyi sağlayan besleyici solusyonlardır. Hücre kültürü besiyerleri içeriklerindeki aminoasit, karbonhidrat, vitamin ve iyonlarla hücrelerin gelişimini desteklerler. Laboratuar ortamında hücrelerin çoğaltılabilmesi için uygun pH sıcaklık ve nemin sağlanması çok önemlidir. Hücre kültürü besiyerleri içeriklerindeki iyonlarla gerekli...

    https://www.biyologlar.com/hucre-kulturu-besiyeri-ve-solusyonlar
  • Bakteri Genetiği

    Canlıların tüm özelliklerinin, kalıtsal olarak nesilden nesile aktarıldığı öteden beri bilinen bir gerçektir. Yaşamın temel maddeleri kabul edilen nükleik asitler (DNA=deoxyribonucleic acid, RNA=ribonucleic acid) üzerinde yapılan incelemeler, kromozom haritalarının çizilerek, özellikle mikroorganizmalar arasındaki ilişkilerin ortaya konmasında, tüm canlıların sayısız özellik ve biyolojik fonksiyonlarının açıklanmasında yardımcı olmuştur. Çalışmalar...

    https://www.biyologlar.com/bakteri-genetigi-1
  • Suda Biyolojik parametri tespiti

    İçme ve kullanma suyunun güvenirliği belirlemek için, atıksuların işlendikten sonra çevreye bırakılmadan önce, standartları sağlayıp sağlamadığını kontrol etmek için bakteriyolojik testler yapılır. Sularda bulunabilecek tek veya çok hücreli patojen organizmaların miktarı bu testler ile belirlenir. En çok rastlanan patojen türleri koli basili ve streptokoktur. Koliformlar üniversal indikatör organizmalardır. Ancak koliformların varlığı patojenlerin mutlak...

    https://www.biyologlar.com/suda-biyolojik-parametri-tespiti
  • Başlıca Plasmidler ve Özellikleri

    Bakterilerde, karakterleri çok değişik olan doğal plasmidler bulunmaktadır. Taşıdıkları özel genlere dayalı olarak bunları 6 grup altında incelemek mümkündür. 1) F plasmidi (fertilite faktörü, F faktörü, seks faktörü) 2) Rezistenslik plasmidleri (R plasmidleri, R faktörleri) 3) Virulens plasmidleri 4) Bakteriyosin plasmidleri 5) Metabolik plasmidler 6) Büyük plasmidler F plasmid (F Faktörü, Seks Faktörü) F faktörü (fertilite faktörü) en iyi E. coli K 12...

    https://www.biyologlar.com/baslica-plasmidler-ve-ozellikleri
  • KALBİN (COR) ANATOMİSİ

    Kalp koni şeklindedir. Kalbin tabanına basis cordis denir. Basis cordis'te kalbe giren çikan oluşumlar (damarlar) bulunur. Kalbin ön sol tarafa doğru yönelmiş tepesine apex cordis denir. Apex cordis’i ventriculus sinister yapar. Kalbin dört yüzü vardır. Kalbin sternum , m.transversus thoracis ve costa'larla komşu olan öndeki yüzüne facies sternocostalis (facies anterior) denir. Kalbin diyaphragma ile komşu olan arka alttaki yüzüne facies diyaphragmatica (facies inferior)...

    https://www.biyologlar.com/kalbin-cor-anatomisi
  • Alg Kültür ortamının zenginleştirilmesi ve kullanılan besin ortamları

    A. Makro elementler: • Azot(N): Hücrede aminoasitlerin dolayısıyla proteinlerin yapımında rol oynar. Bu bakımdan önemli bir maddedir. • Fosfor(P): Fitoplankton hücrelerinde ATP, nükleik asit, fosfolipidlerin yapısında yer aldığından önemli ve gereklidir. • Karbon(C): Karbon taşıyan organik maddelerin kuru ağırlığının%50’si karbondur ve bu nedenle fitoplankton hücreleri fotosentez sırasında çok miktarda karbon tüketirler. Bu karbonda CO2’den sağlanır. ...

    https://www.biyologlar.com/alg-kultur-ortaminin-zenginlestirilmesi-ve-kullanilan-besin-ortamlari
  • Mikroorganizma hakkında bilgi

    Mikroorganizma hakkında bilgi

    Bir mikroorganizma (Yunanca mikrós; "küçük" ve ὀργανισμός, organismós; canlı "organizma"'dan gelmektedir.) veya mikrop (genellikle çıplak gözle görülemeyecek kadar küçük anlamında) mikroskobik bir organizmadır.

    https://www.biyologlar.com/mikroorganizma-hakkinda-bilgi
  • Gözün yapısı göz anatomisi

    Gözün yapısı göz anatomisi

    Fotoğraf makinasının yapısı, insan gözüne benzetilmiştir. Gözde ışığın içeri girmesine imkan veren ve karanlıkta genişleyip aydınlıkta daralan göz bebegi (iris), gelen ışınların odaklanmasını sağlayan mercek (Iens) ve arkada çok duyarlı film gibi görev yapan sinir tabakası (retina) vardır. Göz merceği ile odaklaştırılan görüntü sinir tabakasını uyarır.Bu görüntü göz siniri yoluyla beynimizin arka kısımlarındaki görme merkezine ulaştırılır....

    https://www.biyologlar.com/gozun-yapisi-goz-anatomisi
  • KORNEA NEDİR

    a. Önden bakıldığında vertikal olarak 10.6 mm., horizontal olarak 11.7 mm. uzunluğundadır. Santral kalınlığı 0.52 mm,. perifer kalınlığı 1 mm. dir. b. 5 tabakadan oluşur : Dıştan içe epitelyum (çok katlı yassı), Bowman tabakası, stroma (% 90), Descemet membranı ve endotelyum (tek katlı). c. Stroma uniform çaplı, düzenli dizilimli kollajen lameller, keratositler ve esas maddeden oluşur. d. Hasara uğradığında epitel rejenere olurken, Bowman tabakası ve endotel...

    https://www.biyologlar.com/kornea-nedir
  • GÖRMEDE VİTAMİN A SİKLUSU

    1. Retinoidler aköz solüsyonlarda çözünmeyen hidrofobik moleküllerdir. Retinol ve retinallar, hücre lipid membranlarında çözünür ve hasara uğratırlar. En az toksik formları esterlerdir. 2. Vitamin A beta-karoten şeklinde alınır. Beta-karoten, iki all-trans retinol molekülü içerir. Retinol esterleştirilerek KC de depolanır. 3. RPE inde all-trans retinol, bir dizi işlemle 11-cis retinale dönüşür. Bu molekül dış segmente girerek, özel bir proteinle (rodopsin, koni...

    https://www.biyologlar.com/gormede-vitamin-a-siklusu
  • FOTOTRANSDÜKSİYON

    1. Karanlıkta dış segmente pasif olarak sodyum akımı mevcuttur. Sodyum iç segmentten aktif olarak dışarı atılır. Bu olaya karanlık akımı denir. 2. Fototransdüksiyonda ilk aşama ışık etkisiyle 11-12-cis bağının kopmasıdır. Bu olay opsini aktive eder. Aktif opsin, diğer bir membran proteini trandusini aktive eder. Bu da PDE enzimini aktive ederek, cGMP yi nonsiklik formuna çevirir. 3. Karanlıkta dış segmentte yüksek cGMP düzeyleri bulunur. Bu düzey sodyum...

    https://www.biyologlar.com/fototransduksiyon
  • FOTORESEPTÖR ELEKTROFİZYOLOJİSİ

    1. Fotoreseptörde ışığa karşı uyarıcı (depolarize) bir cevaptan çok inhibe (hiperpolarize) edici bir cevap oluşur. Böylece saldıkları nörotransmitter miktarı azalır. 2. Membran potansiyeli -80 mV ile +20 mV arasındadır. Koniler geniş bir aksiyon potansiyeli aralığını muhafaza ederler. Rodlar daha düşük düzeylerde doymuş durumlarda kalırlar. 3. Retinada oksijen tüketimi karanlıkta oldukça artar. Bu durum sayıca fazla rod metabolizmasını yansıtır. Koniler hem...

    https://www.biyologlar.com/fotoreseptor-elektrofizyolojisi
  • TRANSPLANTASYON İMMÜNOLOJİSİ VE TARİHÇESİ

    İmmünoloji İnsan İmmün (Bağışılık) sistemi zararlı olan organizmaları vücuttan uzaklaştırmaktadır. Bu sistem, vücudumuzun yaklaşık iki trilyon hücresini koruyan, antibadi ve sitokinler üreten hareketli askerleridir. Virüs, bakteri ve tümör hücreleri veya transplante edilmiş hücreler gibi yabancı ya da vücuda ait olmayan hücrelerle koordineli bir biçimde hızlıca çok yönlü bir atağa geçmektedir. Her ne kadar çevre immün cevabı stimüle etse de,...

    https://www.biyologlar.com/transplantasyon-immunolojisi-ve-tarihcesi
  • TRANSPLANTASYON ve İMMÜN YANIT

    MHC gen bölgesi 6. kromozom (6p21.31) üzerinde yerleşmiş olup, yaklaşık olarak 4 Mbp lik bir yer kaplar. En uzun haplotype (110-160 kb) DR53 grup haplotiplerdir. Jan Klein 1977 yılında Sınıf I, II ve III olmak üzere ilk tanımlamayı yapmıştır. Günümüzde HLA sınıf III’ e ait olan bölgenin telomerik ucundaki 0.3 Mbp kısmın sınıf IV bölgesi olarak isimlendirilmesi önerilmektedir. Klasik HLA antijenleri sınıf I geni icindeki HLA-A, -B, -C bölgesinde ve Sınıf II...

    https://www.biyologlar.com/transplantasyon-ve-immun-yanit
  • HAYVANLARDA ve İNSANLARDA ÜREME

    I. HAYVANLARDA ÜREME Gerek omurgalılarda gerekse omurgasızlarda üreme organlarına gonad denir. Genellikle dişi organ ovaryum, erkek organ testis olarak adlandırılır. Omurgasız hayvanların bazılarında cinsiyet ayrılmamış olup, bir birey hem erkek hem de dişi organı bulundurur. Böyle hayvanlara hermafrodit denir. * A. OMURGASIZ HAYVANLARDA ÜREME · Süngerlerde özel bir üreme organı yoktur. Vücudun birçok yerindeki hücreler (mezenşim tabakasındaki amipsi...

    https://www.biyologlar.com/hayvanlarda-ve-insanlarda-ureme
  • Doku Mühendisliği

    Doku Mühendisliği

    Doku mühendisliği son yıllarda Estetik Plastik ve rekonstrüktif Cerrahi alanında önemli bir uğraş konusu haline gelmiştir.

    https://www.biyologlar.com/doku-muhendisligi
3WTURK CMS v8.1