Biyolojiye gercekci yaklasimin tek adresi.

Arama Sonuçları..

Toplam 7 kayıt bulundu.

Gal oluşumu,çeşitleri ve gal oluşumuna sebep olan böcekler

GAL NEDİR? Gal, bitki dokularının yaralanması sonucu mikroorganizma enfeksiyonu veya özellikle böcek ve akarların yumurta bırakması sonucunda oluşan anormal gelişmedir. Evrimsel olarak, geçmişte, böcekler, bitkileri değişik şekillerde yerken, bir kısmı iletim demetlerini tahrip ederek bitkinin ölümüne neden olmaktaydı. Büyük bir olasılıkla bitkiler, bu zarardan korunmak için gal oluşumunu başlatmışlardır. Böylece böcekleri belirli bir bölgeye hapsetmeyi başarmışlardır. Galleri, bu sefer böcekler bir koza gibi gelişmelerinin bir parçası olarak kullanmaya başlamışlardır. Böceğin çıkardığı salgılardan (beta indolik asit) dolayı gal olan bitki kısımlarına diğer bir parazitin yerleşmesi olanaksızdır. Çünkü gal civarındaki belirli bir bölgeye immunize olmuştur. Bitki kurusa dahi galin bulunduğu kısım yaşamına bir süre daha devam eder. Her ne kadar bu ilişki bir parazitizmden simbiyozise dönmüş gibi gözükürse de bu birliktelikten bitki çoğunluk zararlı çıktığı için bir simbiyozis kavramı içerisinde değerlendirilmemektedir. Oluşan galleri tanımlarken galin meydana geldiği yere ve ya şekline göre bir isimlendirme yapılır; kabarcık galleri, tomurcuk galleri, küçük top galler, erinoz, çiçek galleri, meyve galleri, yaprak galleri, yaprak lekeleri, meşe elmaları, kese galleri, roly-poly galleri, kök galleri, rozet galleri, yaprak sapı ve ya sürgün galleri gibi.   Galler yaprak ya da gövdede basit şişlikler halinde olabileceği gibi, bitkinin anatomik yapısında oldukça karmaşık yapıda da olabilir. Fakat her zaman gal yapıcılarına özgü bir yapıdadır. Yani galler, gal yapan türe özgü ölçülere, biçime ve renge sahiptirler. Daha çok yaprak, gövde ve çiçekteki galler böcek ve akarlar tarafından meydana getirilir. Galler bitki hücrelerinin anormal gelişmeleriyle ortaya çıkar. Böcek ve akarların beslenme ve yumurta bırakma süresince meydana gelen uyarılara tepki olarak gal dokuları meydana gelir. Bu uyarıları kısaca, Bitki dokuları içine bırakılan yumurtalardan salınan bir sıvı Bitki dokuları içindeki ve ya üstündeki böcek ya da akarların varlığı Böcek ve ya akar tükürükleri Böcek salgıları şeklinde özetleyebiliriz. Böcek ve akarların beslenme ve yumurta bırakması süresince kimyasal bir sekresyon gözlenir. Bu kimyasal maddeler bitki büyüme hormonları gibi davranıp bitki dokusunu gal oluşumuna teşvik eder. Böceklerin beslenirken mekaniksel olarak bitkiye verdikleri zarardan dolayı da gal oluşabilir. Gal yapıcılar, konakçının dokularına yumurtalarını bırakır. Yumurtalar açılır ve meristematik hücrelerle ve ya büyüme bölgeleriyle ilişkide olan küçük larvalar ortaya çıkar.Bu sırada gal büyümeye başlar. Galler, aşırı hücre çoğalması(hyperplasia) ve onu takiben hücre büyümesinin(hipertrofi) sonucudur. Galler;başlıca böcekler, akarlar, nematodlar, bakteriler ve mantarlar tarafından şekillendirilirler. Böcekler; Cynipidleri, Psylidleri, Aphidleri, Thripleri, Güve kurtçuklarını ve kın kanatlıları kapsar. Gal yapıcılara genel olarak ‘’cecidozoa’’ denir. Bunlar salgıladıkları enzimlerle bitkide hipertrofiye ve ya hiperplaziye neden olurlar. Psyllidler ve ya sıçrayıcı bitki bitlerinin çitlembik üzerinde meme başı şeklinde oluşturdukları galler en iyi bilinenlerindendir. Gal yapan aphidler, adelgidler ve ya pamuksu aphidler öncelikle yapraklarını dökmeyen ağaçlara etki eden grubu kapsar. En çok bilinen adelgid, Colorado’daki Cooley ladin gal adelgididir. Bunlar kozalağımsı galleri ladinler üzerinde meydana getirir. Gal yapan aphidlerin meydana getirdiği en göze çarpan galler, kavak ve kavak türleri üzerinde meydana gelen çeşitli gövde ve petiol galleridir. Diğer gal aphidleri, dişbudak, titrek kavak ve kavak üzerinde göze çarpacak derecede yaprak bükülmelerine sebep olurlar. Bunlara pseudo-gal denir. Gal yaban arıları gal yapan böcekler grubunun en büyük üyesidir. Gal yaban arıları odunsu bitkilerde geniş çaplı galler meydana getirir. Galler, gövde ve yapraklar üzerinde tüylü ve yosunludur. Genelde tüm böcekl galleri meşe ve ya güller üzerinde bulunup gal yaban arıları tarafından meydana getirilir. Gal sinekleri bazı kavaklarda ve titrek kavağın yeni sürgünlerinde gelişir.Dairesel şişlikler meydana getirirler. Galler;başlıca böcekler, akarlar, nematodlar, bakteriler ve mantarlar tarafından şekillendirilirler. Böcekler Cynipidleri, Psylidleri, Aphidleri, Thripleri, Güve kurtçuklarını ve kın kanatlıları kapsar. Gal yapıcılara genel olarak ‘’cecidozoa’’ denir. Bunlar salgıladıkları enzimlerle bitkide hipertrofiye ve ya hiperplaziye neden olurlar. Psyllidler ve ya sıçrayıcı bitki bitlerinin çitlembik üzerinde meme başı şeklinde oluşturdukları galler en iyi bilinenlerindendir. Gal yapan aphidler, adelgidler ve ya pamuksu aphidler öncelikle yapraklarını dökmeyen ağaçlara etki eden grubu kapsar. En çok bilinen adelgid, Colorado’daki Cooley ladin gal adelgididir. Bunlar kozalağımsı galleri ladinler üzerinde meydana getirir. Gal yapan aphidlerin meydana getirdiği en göze çarpan galler, kavak ve kavak türleri üzerinde meydana gelen çeşitli gövde ve petiol galleridir. Diğer gal aphidleri, dişbudak, titrek kavak ve kavak üzerinde göze çarpacak derecede yaprak bükülmelerine sebep olurlar. Bunlara pseudo-gal denir. Gal yaban arıları gal yapan böcekler grubunun en büyük üyesidir. Gal yaban arıları odunsu bitkilerde geniş çaplı galler meydana getirir. Galler, gövde ve yapraklar üzerinde tüylü ve yosunludur. Genelde tüm böcekl galleri meşe ve ya güller üzerinde bulunup gal yaban arıları tarafından meydana getirilir. Gal sinekleri bazı kavaklarda ve titrek kavağın yeni sürgünlerinde gelişir.Dairesel şişlikler meydana getirirler. GAL OLUŞTURAN TÜRLER NELERDİR ? Bitkilerde gal oluşturan akarlar Eriophyidae familyasına dahildirler. Bu familyanın tamamı bitkilerde parazittir, ancak gelişmeleri için canlı bitki dokularına ihtiyaç duyduklarından diğer gal yapıcılar kadar bitkiye zarar vermezler. Görünüşleri iğ şeklinde ve gözle görülemeyecek kadar küçük akarlardır. Diğer akarlardan farklı olarak tüm yaşamları boyunca iki çift bacağa sahiptirler. Bu akarlar kışı ergin dişiler olarak ağaç kabuklarındaki yarıklarda geçirirler. Böyle dişilere deutogyne denir. Baharda erginler açılan tomurcuklara hareket ederler ve burada beslenmeye başlarlar.Beslenmeleriyle birlikte bitkide deformasyonlar oluşur ve akarın beslenmeye devam edip, yumurtasını bırakabileceği kese ve ya galler oluşur. Bu arada erkek akarların yaşadığı keseler yaprak yüzeyinde dağılmış durumdadır. Erkek ve dişi birey arasında çiftleşme olmaz. Erkek spermatoforlarını yaprak yüzeyine bırakır ve dişi bunları toplayarak döllenme gerçekleşir. Dişi yumurtalarını gallerin içine bırakır. Bir ay içinde her dişi 80 kadar yumurta bırakır. Yumurtalar bir hafta içinde açılır ve nimfler gelişmelerini tamamlayabilmek için galin içinde kalmaya devam eder. Yumurtadan ergine kadar iki safhadan geçerler. Olgunluğa erişen akarlar ortaya çıkarlar ve yeni yaprakları istila ederler. Ağustos başında gal akarları hibernasyona çekilirler. Gal oluşturan Eriophyidler beslenme sonucu her türe özgü olan ve türler arasında farklılık gösteren lokal bitki deformasyonlarına sebep olurlar. Galler konusunda yapılan araştırmalarda, her bir türün bu tip büyüme tepkileri oluşturmak için bitkiye özel bir büyüme regülatörü vermesi gerektiği düşünülmektedir. Bu bileşimi bilinmeyen, ancak bitkilere verildiğinde yaprakların rengini, hücrelerin büyüme düzenini bozan, sayayla ilgili olan kimyasal maddelerle yapılan çalışmalarda Eriophyes elangatus Hodgkiss akçaağaçta yaprakların üst yüzeyinde koyu kırmızı erineler meydana getirirken, E. Modestus Hodgkiss yine akçaağaçta yaprağın alt yüzeyinde yeşil erineleri meydana getirdiği gözlenmiştir. Akarların oluşturduğu galler, salgılanan büyüme regülatörleri tarafından bozulan epidermal hücrelerden meydana gelmektedir. Her bir galin belirli sınırları vardır. Hepsinde ortak olan özellik eriophyid gallerin çıkış deliği bulundurmasıdır. Erineler, Eriophyidae familyasındaki bir çok türün beslenmesi sonucu oluşan erinose da denilen keçemsi yapılardır. Yaprağın üst yüzeyine doğru meydana gelen şişkinliğin iç kısmında bulunurlar. Çıkış delikleri olan gallerin aksine, tüy kümeleri içersinde akarların barınmasını sağlarlar. Erineler çok sınırlı yamalar halinde olabildiği gibi yaprak ya da petiol yüzeyinin çoğunu kaplar şekilde olabilir. Yapraklarda galler oluşturarak veya galeriler açarak zararlı olan böcek türleri; Tracys minutus (L.) (Coleoptera-Buprestidae), Rhynhaenus salicis (L.) (Curculionidae), Phylloctnistis saligna Z. (Lepidoptera-Phyllocnistidae), Pontania proxima (Lep.) (Hymonoptera- Tenthredinidae). Cecidomyiidae familyasının pek çok türü bitkilerde gal meydana getirir. Bitkinin kök kısımları dışında yumru halinde gal oluştururlar. Çok defa belirli bitki türlerinde hatta bitkinin belirli yerlerine özelleşmişlerdir. Gal oluşumuna larvarın tükrük salgısı önemli rol oynamaktadır. Mekanik uyanlarla birlikte bitkinin o bölgesinin hızlı büyümesi sağlanır. Agrobacterium tumefaciens (Smith and Town.) Conn – Rhizobium rhizogenes (Riker et al.)Conn Agrobacterium tumefaciens; bakteriyel hastalık etmeni dikototiledon bitkilerde, özellikle elma, seftali, armut, kiraz, bağ ve güllerde gal oluşumuna neden olmaktadır. Hastalık bitkilerin toprak üstü aksamlarında ( kök boğazına yakın yerlerde) tipik olarak büyük tümör benzeri sikinliklerden (gal) dolayı bu ismi almıştır. Okaliptüs gal arısı Leptocybe invasa Fisher & LaSalla, okaliptüslerin yeni zararlısıdır. Eucalyptus camaldulensis ve E. grandis’lerin taze sürgün ucunda bulunan yaprak orta damarı, yaprak sapı ve sürgünlerde tipik gal (ur) meydana getirmektedir. Spongospora subterranea (Wallr.) Lagerh. fungal hastalık etmeni olup, patates yumru ve köklerinde görülmektedir. Colemerus vitis :Asma yapraklarında emgi sırasında kabarcık meydana getirir. Eriophyes erineus: Ceviz yapraklarının alt yüzeyinde dikdörtgen şekilde keçemsi tüyler oluşturur. Eriophyes brachytarsus :Ceviz yapraklarında oluşturulan galler keçe şeklindedir. Bu galler 3-6 mm. büyüklüğündedir. Olgunlaştıkça kırmızı renk alır. Phytoptus leavis: Kızılağaç yapraklarında boncuk şeklinde galler oluşturur. Dıştan parlak görülür. Phytoptus similis: Kayısı ve zerdali yapraklarının kenarlarında cep ve külah şeklinde yeşil ve ya kırmızı galler görülür. Boncuk şeklinde gallerin içinde şişkin papillalar vardır. Phytoptus tiliae: Ihlamur ağacı yapraklarında oluşturduğu galler çivi şeklindedir. Eriophyes parulmi: Karaağaç yapraklarında parmak şeklinde galler oluşur. Phytoptus avellanae: Fındık kozalak uyuzu olarak bilinir. Eriophyes elangatus: Akçaağaç yaprağının üst yüzeyinde koyu kırmızı renkli erine oluşturur. Eriophyes triplacis: Meşe ağacında ince papillalardan olusan erine meydana getirir. Eriophyes mackiei: Meşe ağacında yaprakların alt ve ya üst yüzeyinde yeşil ve parlak renkli erineler oluşturur. Eriophyes calaceris: Akçaağaç yapraklarının üst yüzeyinde renkli erineler oluşturur. Acalitus fagarinea: Kayın ağacı yapraklarında sarı erineler meydana getirir. Eriophyes tristriatus: Ceviz yaprağı gal akarı olarak bilinir. Yaprağın alt ve üst yüzeyinde ana damar etrafında küre biçimli urlar meydana getirir. Bazen meyve ve meyve sapında da bu urları görmek mümkündür. Eriophyes triradiatus: Söğüt zararlısı olarak bilinir. Meydana gelen galler üzüm salkımı ve ya mısır püskülü gibidir. Phytoptus pyri: Armut yaprak uyuzu olarak bilinir. Başta armut olmak üzere elma, ayva ve bunların bazı yabani formlarında zararlıdır. Ülkemizde bolca bulunur. Acalitus phloecoptes. Erik tomurcuk akarı olarak bilinir. Başlıca konukçuları erik ve badem ağaçlarıdır. Tetraspinus (=Platoculus) pyramidicus: Dağ diş budağı yaprak kabarcık akarı olarak bilinir. Erineum tipi galler oluşur. Aceria negundi: Akçaağaç gal akarıdır. Akçaağaç yapraklarının alt yüzünde içi beyaz keçemsi tüylerle dolu baskılanmış küçük yuvarlaklıklara neden olur. Eriophyes sheldoni: Turunçgil tomurcuk akarıdır. Meyvede şekil bozukluğuna ve deformasyona, yaprakta rozetleşmeye neden olur. Eriophyes oleae: Zeytin tomurcuk akarıdır. Özellikle genç zeytin ağaçlarında zararlı olmaktadır. Yaprakların bükülüp bodurlaşmasına, sürgünlerin kurumasına neden olurlar. KUŞ BURNU BİTKİSİNDE GAL YAPAN BÖCEKLER ; GALLER NASIL KONTROL ALTINA ALINABİLİR Galler nadirende olsa ciddi zararlara yol açabilirler. Gal bir kere şekillenmeye başladımı büyük olasılıkla durdurulması imkansızdır. Ancak yeni büyüme aşamasındayken spreylerle kontrol altına alınabilir. İnce dal ve tomurcuklar oxythoquinox veya carbaryl ile baharın ılık günlerinde spreylenebilir. Bu işlem yaprak tomurcuklarının yeni çıkmaya başladığı nisan ayında yapılabilir. Gal yapan böcekleri kontrol ettiği sanılan birçok insektisit ve akarisite rağmen bunların kullanımı yersiz ve sonuçsuzdur. Fakat kullanılması zorunlu ise yetişkin yumurtaları gal içine bırakmadan önce kullanılmalıdır. İnsektisitle kontrol genelde kullanmaya elverişli değildir. Çünkü: ·Çoğu zaman zarar çok önemli olmayabilir. Parazitler normal olarak gelişmiş ve gal yapıcılarının populasyonu ciddi bir hasar meydana gelmeden bastırmış olabilir. ·Uygulamanın doğru zamanı gal şekillenmeye başlamadan önce yetişkin canlıları kontrol etmede gereklidir. ·Özellikle büyük ağaçlarda çevresel kontaminasyonlar ve harcamalar hesaplanamaz. Gövdede ve geniş dallarda meydana gelen bazı Galler özenle seçilmiş ve tahrip edilebilir. Diğer bir kontrol şekli biyolojik kontroldür. Bir çok arı gal yapan böceklerin parazitidir ve gal şekillenmesini kısıtlarlar. Doğal düşmanı tarafından rahatsız edilen gal yapıcı delikten dışarı çıkar ve gali terk eder. Boşalan yere küçük örümcekler, yararlı böcekler, karıncalar, bazı larvalar veya parazitik arılar yerleşir. Bu nedenle yaşlı galler zararlı böceklerle beslenen yararlı organizmalara barınak olmuş olur. GALLERDEN NASIL YARARLANILABİLİR Gallerden elde edilen başlıca ürün tannik asittir. Bu madde insektisit yapımında kullanılır. En kaliteli mürekkep gallerden elde edilir. Bu konuda Avrupa ve Asya’daki meşelerde bulunan Aleppo (smyrna) galeri en bilinenlerdendir.Bazı ülkelerde yiyecek olarak kullanılır. Yakın doğuda ‘’pomme de sauge’’ aromatik ve asidik tadı nedeniyle değerlendirilir. Amerika’da ufak siyah galler çiftlik hayvanlarının başlıca gıdasıdır. Çünkü % 64 karbonhidrat ve %9’dan fazla protein içerir. Ayrıca galler renkleri ve şekilleri nedeniyle ülkemizde de olmak üzere birçok yerde çiçek aranjmanında kullanılır. Kumaş boyası elde etmede kullanılan gallerde vardır. Eğer galler demir sulfatla kombine edilirse siyah boya, tek başlarına ise gri renk boya verirler. Aleppo (Cynips tinctoria) galleri Yunanlılardan beri kullanılmaktadır. Derinin bitkisel tabaklanmasında kullanılır. Çin aleppo galerinin üretim ve dağıtımında dünyada %95’lik yer kaplar. Galler %50-75 gallotannin, %2-3 gallik asit ve %2 ellogic asit ve glukoz, eter ve nişasta içerir. SONUÇ Galerin bitkiye bir çok zararı olduğu gibi diğer canlılarada pek çok yararı vardır. Besin olarak kullanıldığı gibi boya sanayinde, deri sanayide ve çiçek sektörüdede kullanılmaktadır.Ancak bunlardan dolayı bitkiye verdiği zarar göz ardı edilemez. Galli yapraklar diğer yapraklardan önce dökülmektedir. Meyvedeki zararı ise; meyveye çürük görünümü verir ve meyveler kullanışsız hale gelir. Gövde ve dallarda iletim demetleri kurur. Yeni çıkan sürgün ve filizlerde oluşan galler büyümeyi engeller. Bu nedenle gal oluşmadan önce tedbir alınması gerekir. KAYNAKLAR Demirsoy, A., 1999. Yaşamın Temel Kuralları, Omurgasızlar/Böcekler, Entomoloji. ISBN:975-7746-02-9, Sh:272-274, 6. Baskı Ege Üniversitesi, Ziraat Fakültesi, ‘Bitki Zararlısı Akarlar’ Yüksek Lisans Ders Notları. Jeppson, L.R., Keifer, H.H., Baker, E.M.,1975. Mites ınjurious to economic plants. University of California Pres, 614 s. Madanlar, N., 1991. İzmir ilinde turunçgillerde bulunan Acarina türleri ve populasyon yoğunluklarının saptanması üzerine araştırmalar. E.Ü. Fen Bilimleri Enstitüsü, Bitki Koruma Anabilim Dalı, Basılmamış Doktora Tezi, 258 s. Madanlar, N., 1992. İzmir ve çevresinde turunçgil bahçelerindeki akar türlerinin durumu. Türkiye II. Entomoloji Kongresi (28-31 Ocak 1992, Adana) Bildirileri, 683-691.    

http://www.biyologlar.com/gal-olusumucesitleri-ve-gal-olusumuna-sebep-olan-bocekler

Fitoterapi

Fitoterapi

Yunanca Phyton (Bitki) ile Therapeia (Tedavi) kelimelerinden oluşan Fitoterapi, hastalıkların taze veya kurutulmuş bitkiler ve onların doğal ekstreleri ile tedavi edilmesi yöntemine verilen addır.

http://www.biyologlar.com/fitoterapi

Organik Tarım Nedir?

Hiçbir şekilde yapay (kimyasal) gübre, ilaç ve hormon kullanılmaz. Ürün miktarı değil, kalite önceliklidir. Her türlü kaynaktan en ekonomik şekilde yararlanmak amaçlanır. Anlaşmalı üreticiler tarafından uygulanır. Müfettişlerce kontrol edilir. Ürünlerin tüketime sunulması için sertifika alınması mutlaka gereklidir. İngiltere'de organik, Almanya'da ekolojik, Fransa'da biyolojik tarım olarak isimlendirilen, ayrıca alternatif tarım ya da anlaşmalı üretim olarak da ifade edilen organik tarım, 20. yüzyılın başlarında İngiltere'de ortaya çıkmıştır. İnsanların kendilerini ve çevrelerini koruma isteği yanında, temiz ürünlere duyulan bu talebi fark eden girişimcilerin çabalarıyla hızla gelişerek büyümüştür. ABD ve Avrupa'daki organik tarımcılar, yerel ve ülkeler düzeyinde bir araya gelerek, 1974 yılında Uluslararası Organik Tarım Faaliyetleri Federasyonu (IFOAM)'nu kurmuşlardır. Organik tarımın yıllık %20-30 büyüme ile gelecekteki on yılda dünya ticaret hacmindeki payının 11 milyardan 100 milyar US dolarına yükseleceği tahmin edilmektedir. Organik Tarımın İlke ve Kuralları: Organik tarım, 1. Doğa ile uyumlu bir şekilde üretim, 2. Kapalı sistem, 3. Ekim nöbeti olmak üzere, Bu üç ana ilkeye bağlı kalmak kaydıyla her ülke ya da bölgenin koşullarına göre değişebilmekte ve şu koşullara uyulması gerekmektedir: Organik tarım yapacak bir işletme yalnızca bir üretim dalında değil tüm üretim dallarında organik tarıma geçmelidir. İşletme içindeki toprak-bitki-hayvan ve insan arasında olan çevrim doğal kökenli hammaddelerle, mümkünse işletme içinden ya da en yakınından sağlanmalıdır. Gübrelemede hayvan gübresi, kompost ya da yeşil gübre gibi organik gübreler kullanılmalıdır. Bitki tür ve çeşitleri ile hayvanların seçiminde o bölgenin ekolojisi ve dayanıklılıklarına bakılarak, uyumlu, üstün nitelikli tür, çeşit ve ırklar seçilmelidir. Bitki sağlığını korumak amacıyla, biyoteknik, mekanik ve kültürel önlemler alınmalı, erken uyarı sistemleri ile tümden savaş yolu seçilmeli, hayvanlara koruyucu aşı yapılmalıdır. Toprağı korumak ve enerji tasarrufu sağlamak için en uygun toprak işleme yöntemi kullanılmalı, çok sayıda toprak işlemeden kaçınılmalı, toprak-su kaynakları korunup, aşınıma karşı önlemler alınmalı, petrol ve benzeri kaynaklar yerine güneş ve rüzgar enerjisi gibi doğal kaynaklar tercih edilmelidir. İşletmedeki hayvanların verimli ve uzun ömürlü olması; bunun için de hayvan barınaklarının sağlıklı, beslenmesinin ise mümkünse işletme içi ürünlerle yapılması, yemlere kimyasal maddelerin katılmaması, hayvan ırklarının ıslah edilmesi gerekmektedir. Tarım işletmelerinde dinlendirici etki yapacak şekilde peyzaj düzenlemeleri yapılmalıdır. Baklagilleri de içine alan, yöreye uygun bitkilerle ekim nöbetine gidilmeli, karışık (çoklu) ekim sistemi uygulanmalıdır. Bu yöntem, toprağı dinlendirmesi yanında bitki sağlığı açısından da yararlar sağlamaktadır. Özetle, organik tarım, bir ürünün ekim-dikiminden başlayarak sonrasında da hiçbir uygulama yapılmaksızın kendi halinde bırakılması olmayıp, gelecekte ortaya çıkacak gereksinimlere yönelik dikkat, bilgi ve özveri isteyen, kontrol ve sertifikasyona bağlı bir tarım üretim yöntemidir. Niçin Organik Tarım? Çevre dostu bir üretim tarzı olan organik tarım, çevre kirliliğinin önlenmesi, kaynakların geri dönüşümle kazanımı, temiz ve kaliteli gıda üretimini olanaklı ve sürekli kılacaktır. Dayanıklı tür ve çeşitlerin seçilmesi ve üretime kazandırılması ile organik tarımın önemli bileşenlerinden biri olan doğal kaynaklarımız verimli kullanılacak, biyolojik çeşitliliğimiz korunmuş olacaktır. Dışsatım yoluyla ülkemize döviz girdisi, üreticiye alternatif bir gelir kaynağı olma şansı doğacaktır. Değişen tüketici taleplerinin içinde organik ürünlere olan talebin karşılanabilmesi, tüketicilerin organik ürünlerle tanışmaları, bilinçlenmeleri sağlanmış olacaktır. Genel Organik Tarım Bilgileri 1- EKOLOJIK TARIM NE DEMEKTIR? Ekolojik Tarım , sağlıklı gıdalar üretmek, doğanın dengesini bozmamak amacıyla bitkisel ve hayvansal üretimin uygun ekolojilerde, kültürel tedbirler , biyolojik mücadele ve doğal gübreleme yoluyla gerçekleştirilmesi öneren, üretimde sadece miktar artışını değil aynı zamanda ürün kalitesinin de yükselmesini amaçlayan alternatif bir üretim şekli olarak tanımlanabilir. Ekolojik tarım bir metot olmaktan ziyade aynı zamanda bir felsefi düşünce veya inanç tarzı olarak benimsenmelidir.FAO ve Avrupa Birliği tarafından konvansiyonel (yoğun) tarıma alternatif olarak kabul gören bu üretim şekli "Bio", "Bio-Dinamik" , "Organik" olarak adlandırılmaktadır. Ekolojik tarım geleneksel tarıma, eskiye dönüşü simgelemez , aksine ekosistemin ve üretimle ilgili tekniklerin bilinmesi ile uygulanabilen bir çalışmadır. 2- EKOLOJİK TARIMA GEÇİŞ SEBEPLERI Dünya nüfusunun hızla artması ve beraberindeki teknolojik gelişmeler insanları tarımsal üretimde birim alanda en kısa sürede mümkün olan en fazla verimi elde etmeye yöneltmiştir. Bitkileri ve hayvanları hızla büyütmek, zararlı böcekleri öldürmek ve hastalıkları önlemek için sentetik kimyasal ilaçlar bol miktarda ve her sene daha fazla arttırılarak kullanılmaya başlanmıştır. Yediğimiz her meyvede böcek ilacı kalıntıları bulunma olasılığı çok yüksektir ve bu kalıntıları yıkayarak çıkarmamıza imkan yoktur. Bu yüzden örneğin, İngiliz hükümeti çocuklara verilmeden önce meyvelerin soyulmasını tavsiye ediyor. Avrupa, çocuklar toksik maddelere yetişkinlerden daha fazla duyarlı olduğu için, bebek maması üretiminde kullanılan besin maddelerinin böcek ilaçlarıyla ilaçlanmasını yasaklamıştır. Hayvanların yemine katılan ilaçların örneğin, ineğin sütüne geçtiği ve sütten de bu sütle beslenen insanlara geçtiği araştırmalar sonucu ortaya çıkartılmıştır. 1996 yılında İngiltere'de yürütülen araştırmalarda piyasadaki sütün üçte birinde böcek ilacı "lindane"in kalıntılarına rastlanmıştır. Bu kalıntılar zamanla vücut yağlarında birikerek tümör oluşumuna, kadınlarda göğüs kanserine sebep olabildiğini gösteriyor. Besin maddesi olarak etinden faydalandığımız hayvanların yem ve sularına, hastalık ve parazitlerden korunabilmeleri için, düzenli olarak antibiyotik konuluyor. Araştırmalar antibiyotik kalıntılarının insana geçtiğini, vücudumuzda dirençsiz bakterileri öldürerek, güçlü ve zararlı bakterilerin çoğalmasına sebep olduğunu ve bu yüzden hastalandığımızda kullandığımız antibiyotiklerin etkisiz hale geldiğini görüyoruz. Ekmek,bisküvi,bebek maması, pizza ve diğer hazır yemekler vazgeçemeyeceğimiz yiyecekler ve bunların yarısından fazlası genleri değiştirilmiş ekinlerden yapılıyor. Doğrudan beslendiğimiz bitkilerin yanında transgenik bitkilere dolaylı yollardan da maruz kalıyoruz. Etiyle beslendiğimiz hayvanlara yem olarak verilen soy ve mısırın da genleri değiştiriliyor. Genleri değiştirilen bitkilerin sağlığımıza zararları olup olmadığı ve uzun vadeli etkileri, çevreye ne derece zarar verebilecekleri henüz kesin olarak bilinmiyor. Bu bitkilerin ne derece güvenli olduğunu ancak zaman gösterecek ve bu arada biz tüketiciler dev bir genetik deneyin kobayları olmaya devam edeceğiz. Sonuç olarak ekolojik sistemde canlı olarak kabul ettiğimiz toprağı ve yer altı suları kirletilmiş,bu sularla beslenen bitkiler hayvan ve insanlar da zehirlenmeye başlanmıştır. Çevre kirliliği artarak doğal denge tahrip edilmiştir. Bugün pek çok ülkede aşırı oranda kimyasallar kullanılmaktadır. Bu olumsuzluklar karşısında artan gelir seviyesi ile birlikte başta eğitim seviyesi yüksek ülkelerde temiz çevre anlayışı da artmıştır. Dolayısıyla toprağın fiziki ve verimlilik durumunun dikkate alınması, konvansiyonel tarımda girdi maliyetlerinin artmasına rağmen verimin düşmesi,aile ve gelecek nesillerin sağlığı ile ilgili endişeler, hormonlu ve genleriyle oynanmış ürünlerin albenili fakat lezzetsiz olması ayrıca kullanımı ile ilgili sağlığımızı kötü etkileyecek sonuçlar ekolojik tarıma geçiş için en önemli nedenler olarak sıralanabilir. 3- EKOLOJIK TARIM ILKELERI Ekolojik tarım 3 ana ilke üzerine inşa edilmiştir 1. Doğa ile uyumlu şekilde üretim 2. Kapalı sistem tarım 3. Ürün münavebesi Hayvansal Üretimlerde: 1. Hayvan sağlığını korumayı, sağlıklı hayvan besleme ile sağlamak mümkün olduğunca işletmenin kendi ürünleri ve yem bitkileri ile besleme yapmak, yemlere kimyasal maddeler(antibiyotikler, kilo aldırıcı katkı maddeleri) kullanmamak 2. Doğaya aykırı olmayan damızlık seçimi 3. Uygun ahır koşulları, araziye uygun sayıda hayvan yetiştirme (1 hektar için 1 büyükbaş hayvan) 4. Kapalı işletme dolaşımı yolu ile hayvancılık yapmak amaçlanmalıdır. Bitkisel Üretimlerde: Gübrelemede , kolay çözünene mineral gübrelerin kullanımından vazgeçip bunun yerine, * İşletmenin kendi gübrelerini kullanma (hayvansal gübre, kompost) * Özenli toprak işleme, gereğinden fazla toprak işlemden kaçınma * Yeşil gübreleme ve münavebe ile toprağın verimliliğini muhafazayı ön planda tutma, * Bitki gübreleme yerine toprağın gübrelenmesi hedeflenmelidir. İlaçlamada kimyasal-sentetik-insektisit, fungusit ve herbisit kullanımından vazgeçip yerine; * Dayanıklı, sağlıklı tohum ve bitki çeşitlerinin seçimi * Ekolojiye uygun tarım yapılması * Bitkinin ve toprağın verimliliğini ve direncini arttırıcı doğal bitki ekstraktlarından elde edilen ürünleri kullanma * Yabancı ot kontrolünde, mekanik yöntemler, temiz tohum, münavebe ve doğru ekim dikim metodu, zamanı ve aralık-mesafeleri kullanma * Hastalık ve zararlılara karşı biyolojik kontrol yöntemlerini uygulama * Faydalı böceklerden-predatör- yararlanma * Semptom mücadelesi yerine nedenlerini araştırma 4- EKOLOJİK TARIMLA İLGİLENEN ÇİFTÇİLER TOPRAKLARINI NE ŞEKİLDE GÜBRELERLER? Stratejileri sağlıklı toprak ve bitkilerin her zaman hastalık ve böceklere karşı daha dirençli olacağıdır. Organik çiftçiler sentetik gübre ve böcek ilacı yerine çürümüş organik maddeler (kompost), bitki kabukları, doğal mineralleri ve doğal gübreleri kullanırlar. Toprağı böcek ve hastalıklardan korumak için sık sık toprağı altüst etmek, doğal bitki yağları kullanmak, zararsız böceklerin zararlı olanlara karşı kullanımı tercih edilir. 5- EKOLOJIK TARIMIN KONVANSIYONEL TARIMA GORE EKONOMİK AVANTAJLARI NELERDIR? a) Üretici geliri ürüne bağlı olarak ortalama %10 artmaktadır. b) Üreticinin tüm ürünün alınması garanti edilmektedir. c) Organik ürünlerin ihraç fiyatı diğer ürünlerden %10-20 oranında yüksektir. d) Organik ürünler ihracatı ile ülkemiz tarım ürünleri ihracatı için ilave bir kapasite yaratılmaktadır. e) Özel bilgi isteyen organik tarım modeli Ziraat Mühendisleri için yeni istihdam sahaları yaratmaktadır. 6- DUNYADA EKOLOJIK TARIMIN GELISIMI NASILDIR? A)AVRUPA'DA EKOLOJİK TARIM VERİLERİ ,(1997-1999 verileri) ALMANYA: Ekolojik ürünlerin toplam gıda maddeleri içindeki payı %1.2 olduğu ve orta vadede %5-10 büyüme hızını sürdüreceği bildirilmektedir. Yıllık satış tutarının ise 1 milyar 750milyon ABD doları olduğu hesaplanmaktadır.İşletme sayısı 6465 olup işlenen alan 327.329 hektardır. AVUSTURYA: 19.433 ekolojik tarım işletmesi ile dünya lideri konumundadır. Toplam 299.199 hektarlık alan üzerinde üretim yapılmaktadır. Hayvansal üretimde 338000 büyükbaş, 99000 küçükbaş ve 270000 kanatlı hayvan varlığı bilinmektedir. BELÇİKA: 291 tarım işletmesi ile 6418 hektar alanda ekolojik tarım uygulanmaktadır. DANİMARKA: Danimarka'da ekolojik ürünler içinde en büyük pay %15 ile süt ürünlerine aittir. Süpermarketlerde satılan ekolojik ürün sayısı 700'ün üzerinde olup, 2000 yılında pazar payının %20'ye ulaşması, tüm ekili alanların %7'sinin ekolojik üretime geçeceği bildirilmektedir. FİNLANDİYA: 2000 yılı itibariyle ülkedeki tüm tarım işletmelerinin %12,5'nin ekolojik üretime geçeceği hesaplanmaktadır. FRANSA: 3.750 işletmede 98.000 hektar üzerinde sebze yoğunluklu ve daha çok ülkenin güney ve batısında yapılmaktadır. Yıllık satış tutarı 770 milyon dolar dolayında gerçekleşmiştir. HOLLANDA: 1972 yılından itibaren gelişmekte olan ekolojik tarım 97 yılında 681 işletmeye ve 13539 hektar alana ulaşmıştır. İNGİLTERE: Meyve ve sebze yetiştiriciliği açısından kayda değer bir üretim olmamasına rağmen, ekolojik dana eti,kuzu eti ve süt yüksek kalitededir. 900 kadar işletme ile 70000 hektar alanda üretim yapılmaktadır. İSVEÇ: Son verilere göre işletme sayısı 114000 civarında olup, işletme sayısı 3000 kadardır. Ekolojik üretimde hayvansal ürünler ve tahıllar lokomotif rolü oynamaktadır. Ayrıca kök sebze, patates, mantar,üzümsü meyveler önemli ürünlerdir. Halen İsveç'te marketlerde satılan 1500 farklı ürün bulunmaktadır. İSVİÇRE: Öncü ülkelerden birisidir. 70.000 hektar alanda ekolojik tarım yapılmaktadır. Sertifikalı işletme sayısı 4.400. İZLANDA: Halen lahana, havuç, sera ürünleri (domates,hıyar),arpa, süt, dana ve kuzu eti, yumurta ekolojik olarak üretilmektedir. İTALYA: Ekolojik ürünler içinde meyveler ve özellikle zeytinyağı ile turunçgiller başta gelmekte, tahıllar ise ikinci önemli grubu oluşturmaktadır. Toplam ekolojik ürünün % 43'ü ihraç edilmektedir. İşetme sayısı 13.937 işlenen alan 276070 hektar. İSPANYA: Mevcut iklim koşullarına bağlı olarak zengin üretim çeşitliliği vardır. Tahıllar, zeytin, kuru meyveler, turunçgiller, sebzeler, tropik meyveler ve bunların işlenmesi ile ekmek ,şarap, meyve suları, konserve ve çocuk mamalarını saymak mümkündür. İşletme sayısı 2161, işlenen alan 103735 hektardır. PORTEKİZ: En önemli ürün zeytindir. Sebze ve meyve üretimi kıyı bölgelerde önem kazanmaktadır. Tıbbi ve aromatik bitkilere ise giderek artan bir ilgi vardır. Toplam 9190 hektar üretime açıktır. YUNANİSTAN: Başlangıcı 1980 yılındadır. Kuş üzümü,zeytinyağı,şarap, tahıl, kivi, pamuk en önemli ürünleridir. %75'i ihraç edilirken kalanı iç pazarda tüketilmektedir. İç pazarda beyaz koyun peyniri ve bala ilgi oldukça fazladır. İşletme sayısı 1065, 5269 hektar. B)AMERİKA KITASINDA EKOLOJİK TARIM AMERİKA:1997 yılı verilerine göre 4.2 milyar dolarlık ekolojik ürün pazarlanmıştır ve yıllık büyüme çok hızlı bir şekilde artmaktadır.(2000 yılı tahmini 6.6 milyar dolar) Üretilen ürünler arasında meyve, sebze,baklagiller, tahıllar et ve süt gibi hayvansal besinler ile pamuk ve lif gibi maddelerde yer almaktadır. ARJANTİN: Ekolojik tarıma 1990 yılında başlanmasına rağmen ürün çeşitliliği ve ürün kalitesi çok hızlı bir artış göstermektedir. Ana Pazar dış ülkelerdir. Tahıllar, baklagiller, taze meyve, tıbbi bitkiler,et ve hayvansal gıdalar, çay, bal, tekstil,marmelat ve meyve konsantresi gibi işlenmiş ürünler en çok üretilenlerdir. Ana pazara AB ülkeleri ve ABD'dir. KANADA:Yapılan bir araştırmada tüketicilerin %25-50 arasında bir fiyat farkını ödemeye hazır olduklarını göstermiştir. Ülkede tüketilen ekolojik ürünlerin %49.3'ünü sebze, %14.7'sini meyve, %10'unu et, %7.4'ünü tahıllar ve %3.5'ini süt ürünleri oluşturmaktadır. C)AKDENİZ ÜLKELERİNDE EKOLOJİK TARIM İSRAİL:Ekolojik üretimde kibbutzlar önemli görevler almaktadır. Üretimin çoğu dış pazara yöneliktir. Önemli ekolojik ürünler, taze meyve-sebze, yumuta, tavuk,turunçgiller, süt ve süt ürünleri olarak sayılabilir. MISIR:Halen Mısır'da 3000 hektar üzerinde bir alanda kontrol ve sertifikalı olarak ekolojik üretim yapılmakta ve gerek iç gerekse dış pazarda satışa sunulmaktadır. Üretilen ürünler arasında pamuk,buğday, patatesi soğan, sarımsak, sebze, meyve, tıbbi ve aromatik bitkiler, süs bitkileri, kına, et ve süt gibi hayvansal gıda maddeleri yer almaktadır. D)AVUSTRALYA VE YENİ ZELANDA 1995 verilerine göre işletme sayısı 1430 olup, 335.000 hektar üzerinde ekolojik tarım yapılmaktadır. Üretimde %75'lik payı bahçe bitkileri (turunçgiller, kavun, muz, patates, havuç gibi) almaktadır. Tıbbi bitkiler ve tahıllar diğer önemli ürünlerdir. 7-TÜRKİYE'DE EKOLOJİK TARIMIN BAŞLANGICI VE GELİŞİMİ ÜRETİLEN ÜRÜNLER Avrupa orijinli firmaların talebiyle ekolojik tarım ülkemizde 1984-1985 yıllarında geleneksel ihraç ürünlerimizden kuru incir ve üzüm ile Ege Bölgesi'nde başlamış daha sonra kuru kayısı, fındık gibi ürünlerle farklı bölgelere yayılmıştır.Türkiye'deki ekolojik tarım hareketini sağlıklı bir şekilde gerçekleştirmek amacıyla 1992 yılında Ekolojik Tarım Organizasyonu (ETO) Derneği kurulmuştur. Dernek , takip eden yıllarda toplantı, eğitim ve yayım çalışmalarına başlamıştır. Yasal çerçeve ise 1994 yılında "Bitkisel ve Hayvansal Ürünlerin Ekolojik Metotlarla Üretilmesine İlişkin Yönetmelik" in yayımlanması ile çizilmiş ve sorumluluk Tarım ve Köyişleri Bakanlığı'na verilmiştir. Yurdumuzda yetiştirilen ekolojik ürün sayısı, üretici sayısı ve üretim alanları 1994 yılından sonra hızlı bir artış göstermiştir.1998 verilerine göre üretici sayısı 8.302, 25.501,46 Ha alanda çalışmaktadır. Toplam üretim 91.240,36 Ton'dur.Üretilen başlıca ürünler şunlardır: KURU VE KURUTULMUŞ MEYVELER: Üzüm, İncir,Kayısı,Dut , Zerdali, Erik, Kiraz, Armut, Elma, Antep Fıstığı, Badem, Ceviz, Çam Fıstığı,Fındık, Kestane, Domates, Fasulye YAŞ MEYVE: Limon, Mandalin, Erik,Şeftali,Vişne,Zeytin,Ahududu,Çilek SEBZE: Biber,Kabak,Pırasa,Soğan,Sarımsak, Maydanoz, Ispanak TARLA BİTKİLERİ: Anason, Arpa, Buğday, Çeltik, Yulaf, Yerfıstığı, Susam, Mısır,Mercimek,Nohut,Haşhaş,Pamuk TIBBİ BİTKİLER: Adaçayı,Defne,Kapari, Kekik, Kimyon, Termiye DİĞERLERİ: Gül yağı, Gül suyu,Bal, Pelit, Zeytin yağı 8-TÜRKİYE'DE EKOLOJİK TARIM SİSTEMİNİN İŞLEYİŞİ NASILDIR? Ekolojik tarımın işleyişi aşağıda maddeler halinde verilmiştir. 01)İthalatçı firmanın organik ürün talebi üzerine, ihracatçı firma organik ürün üretmeyi kabul eden üreticiyi ithalatçı firmanın kabul ettiği veya analaşmalı olduğu kontrol kuruluşuna teklif eder. Ülkemizden organik ürün ihraç eden bazı yabancı firmalrın burada temsilcileri vardır, ve buralarda çalışan mühendisleri üreticileri seçmekte, aynı zamanda onlara danışmanlık hizmeti sunmaktadırlar. 02)Kontrol kuruluşunun elemanları, ihracatçı tarafından önerilen üreticileri ziyaret eder, ve aşağıdaki sorulara cevap arar Tarımsal işletmede hangi ürünleri yetiştirdiği Organik tarım yapacağı arazinin kaç parselden ibaret olduğu Toplam arazi büyüklüğü ve organik tarım yapılacak arazi büyüklüğü İşletmede hayvancılık faaliyeti yürütülüyor mu, varsa hayvanların cinsleri ve sayısı Organik tarımı yapılacak üründe daha önce uygulanan kültürel işlemler Son 3 yıldır yetiştirdiği ürünlerde kullandığı gübreler ve uygulama zamanı Hasat miktarı, hasat zamanı ve hasattan sonra uyguladığı işlemler Organik tarımı yapacağı ürünün bulunduğu tarla/bahçede başka bir bitki kültürünün bulunup bulunmadığı. 03)Bu sorular ile işletme hakkında bir bilgi sahibi olunduktan sonra üreticilerin tarla/ bahçesinden toprak, yaprak ve meyve numuneleri alınarak kimyasal madde-gübre-ilaç) analizine tabii tutulur, üreticinin arazisi ziyaret edilerek organik tarım yapılacak parselleri çizilir, komşu bahçede yapılan bir ilaçlamanın bulaşma tehlikesinin olup olmadığı belirlenir, su ağızları ve depoları incelenir. 04)Olumlu netice alınan parseller ve ürünler için üreticiler ile ihracatçılar arasında sözleşme yapılır. 05)Üretici tarla/bahçesinde hiçbir kimyasal gübre, ilaç, hormon kullanmayacağını ve ihracatçının görevlendireceği ziraat mühendislerinin tavsiyelerineuyacağını taahhüt eder. 06)İhracatçı, üreticiye her türlü teknik yardımı sağlayacağını ürünün tümünü alacağını ve ürüne ek prim vereceğini taahhüt eder. 07) İthalatçı ve ihracatçı firmalar tarafından ortak kabul görmüş kontrol kuruluşunun elemanları, üreticiyi ilaçlama, gübreleme, hasat ve kurutma gibi kritik evrelerde ihracatçıyı ise işleme ve depolama gibi işlemler sırasında habersiz olarak ziyaret eder. Kontrol kuruluşu üretici ve ihracatçıyı tüm safhalarda inceleme hakkına sahiptir. 08)Kontrol kuruluşunun uzmanlarının direktifleri doğrultusunda üretilen ürünlerin organik ürün standartlarına uygun olması halinde ilk ve ikinci yıllara ait "geçiş döneminde organik", üçüncü yıla ait mahsul "tam organik" olarak nitelendirilir. 09)Kontrol kuruluşunca organik olarak üretildiği belgelenen ürünler ithalatçı tarafından kabul görmüş sertifika kurulunca gerekli analizlere tabi tutulduktan sonra sertifikalandırılarak satışa sunulur. 10) Organik üretim kurallarına uymayan üreticiler projeden çıkarılır. Ülkemizin konum itibariyle çok farklı ekolojik koşullara sahip olması, organik ürünler açısından biyolojik zenginlik ve dolayısıyla avantaj olarak görülmektedir. Diğer taraftan bazı yörelerimizde tarımda sentetik girdilerin fazlaca kullanımı toprağın kirlenmesine neden olmuştur. Ancak özellikle Güneydoğu Anadolu ve Doğu Anadolu ekolojik tarım ve hayvancılık açısından çok uygun haldedir. Doğu Anadolu Türkiye yüzölçümünün %19,6'sını kapsar ve nüfusun %10'ununu barındırır. Ekonomi büyük oranda hayvancılığa bağlıdır. Bu bölgede tarla bitkilerinden pamuk, susam, çeltik, buğday, çavdar, yulaf, mısır, fasulye, mercimek, nohut, ayçiçeği ve soya bitkilerinin ekolojik yöntemlerle üretim potansiyeli bulunmaktadır. Ayrıca mikroklima özelliği gösteren alanlarda domates, patlıcan, biber, kavun,karpuz, hıyar, taze fasulye, havuç, bezelye, kayısı, kiraz, vişne, ceviz, badem ve erik yetiştirilebilir. Güneydoğu Anadolu Projesi (GAP) ise ülkemiz için büyük önem taşımaktadır. Tamamlandığında 13 ayrı enerji ve sulama amaçlı proje devreye girerek, toplam 1.656.627 ha arazi tarıma kazandırılmış olacaktır. Pamuk, çeltik, yonca, yağlı tohumlar ve benzeri bazı ürünlerde Türkiye toplam üretimi katlanarak artacak ve ekonomiye çok büyük katkısı olacaktır. Ayrıca projelerin yaratacağı istihdam kapasitesi de göz önünde bulundurulmalıdır. Tabi ki başarı için çiftçinin yönlendirilmesine ve bilgi aktarımına ihtiyaç bulunmaktadır. Tüm bunların yapılması ile Türkiye'nin gelecekte ekolojik tarımda , hayvancılıkta ve ekolojik işlenmiş ürünlerde söz sahibi olabileceğini tahmin etmek zor değildir. 9-ORGANİK ÜRÜNLER ve KULLANILAN TANIMLAR SERTİFİKALI ORGANİK ÜRÜN NE DEMEKTİR? Sertifikalı ürün ekimden hasada kadar geçen sürede, sertifika vermeye yetkili bağımsız bir kuruluşça, önceden sıkı bir şekilde tespit edilmiş üniform standardlara göre kontrol altında üretimi sağlanmış ürün demektir. Sertifikalandırma, bu iş için eğitilmiş personel tarafından periyodik aralıklarla yapılan kontrolle gerek çiftçi ve gerekse daha sonraki aşamalarda ürünü işleyen kişilerin belli standartlara uyması sonucunda yapılır. Bu testler ürünün yetiştiği toprak ile sulama suyu başta olmak üzere tüm işlemleri kapsamaktadır. Bu şekilde yetişmiş ve etiketlenmiş ürün gerçek organik üründür. Avrupa ülkelerinde kontrol ve sertifikasyon yetkisi olan kuruluşlardan bazıları şunlardır; BAF, BLIK, BIOPARK, Bioagricoop, CAE, CRAE, Ecocert, FREILAND, Demeter, DINATUR, ECOCERT, DIO, IMO, INAC, IOFGA, Naturland, Organic Food Federation, Organic Trust, RDI, UOF. Ülkemizde yasada belirtilen koşulları yerine getirerek Tarım ve Köy İşleri Bakanlığından onay almış yabancı kuruluşlar şunlardır; BCS(Almanya), Bioagricoop (Italya), ECOCERT (Fransa), IMO(İsviçre),INAC (Almanya). FOAM NEDİR? IFOAM'IN AMAÇLARI VE STANDARDLARI NELERDİR? 1970'li yılların başlarına kadar her ülke ekolojik tarım konusundaki çalışmalarını bağımsız olarak sürdürürken, 1972 yılında kurulan IFOAM (International Federation of Organic Agriculture Movements) Uluslar arası Organik tarım Hareketleri Federasyonu'nun organizasyonu altında toplanmışlardır.IFOAM'in kuruluşunun temel felsefesi organik tarım hareketinin ihtiyaç duyduğu hizmetlerin uluslar arası tek bir organizasyon altında birleşmesinde yatmakla birlikte, yenilemeyen doğal kaynakların kullanımını minimuma indiren gıda üretim metotlarının kullanılması yoluyla organik tarımı geliştirmektir. IFOAM, tüm dünyada ekolojik üretime ilişkin kuralları ilk olarak tanımlayan ve yazıya döken kuruluştur. Temel ilkeler olarak gerçekleştirilen kurallar dizini 1998 yılında IFOAM standartları olarak modifiye edilmiş ve genel kurul tarafından kabul edilerek yürürlüğe girmiştir. Kuruluş, AB,Birleşmiş Milletler Tarım Gıda Örgütü (FAO), Dünya ticaret Organizasyonu (WTO), Uluslar arası Doğa Koruma Birliği (IUCN) gibi uluslar arası kuruluşlarla da ekolojik üretimle ilgili sıkı bir işbirliği yapmaktadır. Federasyonun amaçları aşağıda özetlemiştir. 1-Bilgi ve düşüncelerin üyeler arasında değişimini sağlamak 2-Halkı bilgilendirmek 3-Organik tarım hareketini uluslar arası düzeyde çeşitli kuruluşlar, delegasyonlar nezdinde temsil etmek 4-Uluslararası üretim, işlem ve ticari standartların gözden geçirilmesi veya oluşturulmasını sağlamak IFOAM'a halen 140 ülkeden yaklaşık 750 civarında firma ve organizasyon üyedir.IFOAM aşağıdaki standartları organik tarımla uğraşan çiftçilerden benimsemesini istemiştir. 1-Yeterli miktarda ve yüksek besleyici değeri olan kaleli gıda maddesi üretmek 2-Doğaya hükmetmek yerine doğal sistemlerle uyum içinde çalışmak 3-Bitki ve yaban hayatını yeniden canlandıracak bir tarım sistemini desteklemek 4-Çiftçilere yeterli gelir temin etmek ve emniyetli çalışma ortamı sağlamak 5-İşletme sistemin bir yaşam tarzı olarak ele alarak çok geniş bir perspektif içinde düşünmek ORGANİK ÜRÜNLERİ SATIN ALMADA NEDEN TERCİH ETMELİYİZ? Öncelikle kişisel sağlığınız, çocuk ve bebekleriniz için önemlidir. Yapılan araştırmalar çocukların yetişkinlere göre kimyasalların kötü etkilerine en az 4 kat daha fazla açık olduklarını göstermektedir. Dolayısıyla bugün bizim yapacağımız bilinçli seçim yarınki geleceğimizi doğrudan etkileyecektir. Organik olarak yetiştirilen ürünler yapay renk koku ve tatlandırıcı içermedikleri için albenileri azdır fakat doğal lezzetleri bugün birçok kişi için vazgeçilmezdir. Bugün yurtdışındaki birçok ünlü lokantanın tercihi organik ürünlerdir. Doğal çevrenin korunması için önemlidir. Böcek ilaçları, ve diğer kimyasallar yer altı su rezervlerimizin zehirlerken toprağın canlı kısmını da öldürürler. Organik ürün çiftçiliği küçük aile işletmeleri ile kooperatifleri koruduğundan ülke ekonomisine getirisi fazladır. ORGANİK ÜRÜNLERİN DAHA PAHALI OLDUĞU DOĞRU MU? Konvansiyonel tarımda olduğu gibi ürün yetiştirme, hasat, nakliye ve stoklama maliyetleri organik tarımda da aynı olmasına rağmen yoğun işçilik gerektirir. Organik Tarımda toprak koruma yöntemleri , zararlı otlarla ve böceklerle mücadele kimyasal yöntemlerin kullanımından daha pahalıdır ve bu masraf mevsimsel olarak değişir. Ayrıca organik tarım çiftçilerinin bundan ayrı olarak birde uymak zorunda oldukları sertifikalandırma masrafları vardır. Avrupa'da organik gıdaların yaklaşık %50-60 daha pahalı olmasına rağmen ülkemiz iç pazarında satılmakta olan mamuller organik gıdaları tanıtmak amacıyla en fazla %30-35 oranında pahalı tutulmaya çalışılmaktadır. ORGANİK ÜRÜNLERİN GELECEĞİ NASIL VE NE HIZDA BÜYÜYOR? Halen 70 ülkede 600 tane birlik bulunmaktadır ve ziraat sektöründe en hızlı büyüyen bölümdür. Almanya, Avusturya, Belçika, Danimarka, Finlandiya, Hollanda, Norveç,İsveç,İsviçre ve İngiltere üniversite düzeyinde organik tarım konusunda ders verilmekte olan ülkelerdir. Bunların haricinde birçok ülkede süresi 6 ay ile 3 yıl arasında değişen kurslar düzenlenmektedir.

http://www.biyologlar.com/organik-tarim-nedir-1

Köpeklerin sınıflndırılması ve varyason

Kangal, Akbaş ve Anadolu çoban köpeğinin ayrı ırklar olup olmadığı mevzuu tartışmalıdır ve Türkiye'deki otoritelerce Kangal'ın dünyada safkan bir ırk olarak tanınması için çalışmalar yapılmaktadır. Bu konu ile ilgili bir tartışma henüz askıda kalmalıdır.  Köpeğe benzeyen türleri ve tilkiye benzeyen türleri köpekgiller ailesi içerisinde iki ayrı kol altında toplamak amacı ile Vulpini ve Canini adında iki oymağa ayrılırlar. Ancak buna rağmen Canini oymağında (asıl köpekler) tilkiye benzeyenler ve Vulpini oymağında da (asıl tilkiler) köpeklere benzeyenler bulunur. Yeleli kurt (Chrysocyon brachyurus) Çöl tilkisi (Vulpes zerda), köpekgiller ailenin en küçüğü. Köpek (Canis lupus familiaris) Afrika yaban köpeği (Lycaon pictus) Oymak Vulpini Cins ; Vulpes Kızıl tilki (Vulpes vulpes) Bengal tilkisi (Vulpes bengalensis) Afgan tilkisi (Vulpes cana) Güney Afrika tilkisi (Vulpes chama) Korsak tilkisi (Vulpes corsac) Tibet tilkisi (Vulpes ferrilata) Cüce tilki (Vulpes macrotis) Soluk tilki (Vulpes pallida) Kum tilkisi (Vulpes rueppelli) Ova tilkisi (Vulpes velox) Çöl tilkisi (Vulpes zerda) Cins ; Alopex Kutup tilkisi (Alopex lagopus) Cins ; Urocyon Boz tilki (Urocyon cinereoargenteus) Ada boz tilkisi (Urocyon littoralis) Cins ; Otocyon İri kulaklı tilki (Otocyon megalotis) Oymak ; Canini Cins Dusicyon Falkland tilkisi (Dusicyon australis) Cins; Pseudalopex And tilkisi (Pseudalopex culpaeus) Arjantin gri tilkisi (Pseudalopex griseus) Darvin tilkisi (Pseudalopex fulvipes) Pampa tilkisi (Pseudalopex gymnocercus) Peru çöl tilkisi (Pseudalopex sechurae) Brezilya dövüş tilkisi (Pseudalopex vetulus) Cins: Atelocynus Kısa kulaklı tilki (Atelocyon microtis) Cins: Cerdocyon Yengeç yiyen tilki (Cerdocyon thous) Cins: Speothos Çalı köpeği (Speothos venaticus) Cins: Chrysocyon Yeleli kurt (Chrysocyon brachyurus) Cins: Nyctereutes Rakun köpeği (Nyctereutes procyonoides) Cins: Cuon Asya yaban köpeği (Cuon alpinus) Cins: Lycaon Afrika yaban köpeği (Lycaon pictus) Cins: Canis Kurt (Canis lupus), Köpek ve Dingo dahil Kızıl kurt (Canis rufus) Kır kurdu (Canis latrans) Altın çakal (Canis aureus) Kara sırtlı çakal (Canis mesomelas) Çizgili çakal (Canis adustus) Habeş kurdu (Canis simensis) Kangal bir türdür... Aynı türdeki canlılar arasında mutasyon yada çevresel etkiler sonucunda oluşan farklılıklara varyasyon adı verilir. Örnek İnsanda varyosyon örnekleri: - Saç rengi - Göz rengi - Boy uzunluğu - Vücut ağırlığı - Kan basıncı - Kırmızı yeşil renk körlülüğü - Bitişik kulak memesi

http://www.biyologlar.com/kopeklerin-siniflndirilmasi-ve-varyason

Tilki

Tilki

Fotoğraf: Mustafa GÜR

http://www.biyologlar.com/tilki

Uzun Kulaklı Çöl Tilkisi - Vulpes <b class=red>zerda</b> Hakkında Bilgi

Uzun Kulaklı Çöl Tilkisi - Vulpes zerda Hakkında Bilgi

Çöl tilkileri; latince adı Vulpes zerda dır. Bu tilkiler Fennek tilkisi olarak da adlandırılırlar, köpekgiller (Canidae) familyasının en küçük mensuplarındandır.

http://www.biyologlar.com/uzun-kulakli-col-tilkisi-vulpes-zerda-hakkinda-bilgi

Dünyadaki En Güzel  Tilki Türleri

Dünyadaki En Güzel Tilki Türleri

Tilkilerin çok sevimli canlılar olduğunu hepimiz biliyoruz. Sizlere en güzel ve en çarpıcı tilki türlerinden bazıların tanıtacağımızı düşünüyoruz!

http://www.biyologlar.com/dunyadaki-en-guzel-tilki-turleri

 
3WTURK CMS v6.03WTURK CMS v6.0