Biyolojiye gercekci yaklasimin tek adresi.

Arama Sonuçları..

Toplam 3 kayıt bulundu.

SİNEKLERİ BAYILTMA İŞLEMİ (ETERİZASYON)

Kontrollü çaprazlama deneylerinde kullanılacak olan sineklerin çeşitli fenotipik özelliklerini önceden belirlemek gerekir. Bu nedenle canlı sinekler bayıltma işlemine tabi tutulur. Bu amaçla iki farklı gaz; eter ve CO2 uygundur. Fakat gerekli ekipmanı daha basit olduğu için sınıf deneylerinde eter kullanmak daha avantajlıdır. Eter kullanımındaki temel prensip sinekleri kısa bir süre için eter buharına maruz bırakmaktır. Etere maruz bırakma süresi oldukça kısa olmalıdır. Çünkü sinekleri anestezi etmek, kısırlaştırmak ya da ölümlerine neden olmak arasında çok kısa bir süre vardır. Kısırlaşan sinekler döl vermemeleri ile tanınabildikleri halde ölen sinekler kolayca tanınırlar. Çünkü fazla eter buharının etkisi ile ölen sineklerin kanatları thoraxtan ayrılarak 45°'lik bir hal alır. Bacaklar aşırı kasılmadan dolayı gergin uzanırlar ve vücut kıvrılarak hareketsiz kalır. Eterizasyon işlemi için bayıltma şişesine, etere ve pamuğa ihtiyaç vardır. Kültür şişelerinden bayıltma şişelerine sineklerin aktarılmasında hızlı ve dikkatli olmak gerekir. (1) Yumak haline getirilmiş pamuk üzerine birkaç damla eter damlatılarak bayıltma şişesinin ağzına kapatılır. (2) Kültür şişesinde bulunan sineklerin şişenin tabanında toplanması için bir kağıt destesi üzerine vurulur. (3) Kültür şişesinden pamuk tıpa çıkarılarak ağzı, bayıltma şişesinin ağzı üzerine getirilir. Burada şişelerin durumunu korumasına dikkat edilmelidir. Çünkü meydana gelecek küçük bir açıklıktan sinekler kaçabilirler. (4) Sineklerin dikey durumda olan şişelerden alttaki şişeye düşmesi için alttaki şişe bir kağıt destesi üzerine hafifçe vurulur. Böylece sinekler bayıltma şişesinin içine düşerler. (5) Her iki şişe birbirinden ayrılır ve hemen kültür şişesine tıpası tekrar kapatılırken bayıltma şişesine de üzerine eter damlatılmış pamuk tıpa kapatılır. Yaklaşık 1-2 dakika sonra sinekler eter buharının etkisiyle bayılırlar. Bu anestezik uygulamadan sonra sinekler normal havaya alınır ve stereo mikroskop altında tabanına beyaz kağıt yapıştırılmış bir petri kabı içinde ya da beyaz fayans üzerinde yumuşak bir sulu boya fırçası kullanılarak incelenirler. Sinekler bu şekilde 10-15 dakika kadar kalabilirler. Anestezi etkisinin geçmesiyle hareket etmeye başlayan sinekler eğer gerekirse içine konuldukları petri kabunda tekrar bayıltılabilirler. Ölüm durumunda bazı fenotipik karakterler değişebileceğinden inceleme ve sayım işlemlerine alınmamalıdır. Ölen, işe yaramayan ya da kullanılmayan sinekler morga atılır. UYARI: Eter ve hava karışımı patlayabilir. Eterin kaynama noktası yaklaşık 35 °C'dir. Eter güçlü bir narkotiktir. Çalışma ortamında yeterince temiz havanın bulunması önemlidir. Eter, zehirli peroksidazın meydana gelmesini engellemek için kahverengi şişelerde saklanmalıdır. Solumamalı ve etrafında ateş yakılmamalıdır. UYARI: Bayıltma işlemi sırasında sinekler doğrudan etere maruz bırakılmamalıdır.

http://www.biyologlar.com/sinekleri-bayiltma-islemi-eterizasyon

HÜCRE SOLUNUMU - ATP sentez şekiller

ATP sentez şekilleri : A-)Substrat düzeyinde fosforilasyon : ADP molekülü yüksek enerji potansiyeline sahip molekülle direkt ilişkiye girer.Solunumun glikoliz ve krebs evrelerinde görülür. ADP+fosfoenol pirüvat pirüvat+ATP B-)Oksidatif fosforilasyon : Enerji verici besin maddelerinin yıkımından oluşan yüksek enerjili elektronların mitokondrilerde ETS’den oksijene iletilirken ATP’nin sentezlenmesidir.O2’li solunumda görülür. C-)Fotofosforilasyon : Işık enerjisi ile ADP’ye fosfat bağlanmasına denir.Klorofile sahip hücrelerde fotosentezde meydana gelir. D-)Kemosentetik fosforilasyon : Kemosentez reaksiyonlarında açığa çıkan enerji ile ATP sentezi yapılmasıdır.Kemosentetik bakteriler gerçekleştirir. Bir hücrede endergonik ve ekzergonik reaksiyonlar vardır. Endergonik reaksiyon =Enerji gerektiren reaksiyonlardır.(Protein sentezi ,Hücre bölünmesi,Aktif taşıma ,Fotosentez) Ekzergonik reaksiyonlar=Enerji veren reaksiyonlardır.(Hücre solunumu) HÜCRE SOLUNUMU Hücrelerde organik besin monomerlerinin enzimler yardımı ile parçalanması ve bu sırada açığa çıkan enerji ile ATP sentezlenmesine Hücresel solunum denir. O2’siz Solunum (Fermantasyon) : Organik besin maddelerinin O2 kullanılmadan yıkılarak enerji üretilmesine denir.Fermantasyon olayının tamamı hücrenin stoplazmasın da meydana gelir. Gerçek solunum denklemi C6H12O6+6O2+6H2O > 6CO2+12H2O Sadeleştirilmiş solunum denklemi C6H12+6O2 >6CO2+6H2O C6H12O6+6O2+6H2O > 6CO2+12H2O+38ATP+ISI O2’siz yolla enerji eldesi bakterilerin büyük bir bölümünde maya mantarlarında,omurgalıların çizgili kaslarında ve bazı tohumlarda gerçekleşir. Fermantasyon iki kademeden oluşur. a-)Glikoliz b-)Son ürün Glikoliz reaksiyonları : Glikozun prüvik asite kadar parçalanması reaksiyonlarına Glikoliz denir.Bu reaksiyonlar hem O2’li hem de O2’siz solunumun başlangıç kısmını oluşturur. Her canlı hücre glikoliz olayını gerçekleştirebilir.Bütün canlılarda glikoliz safhasında görev yapan enzimler aynıdır.Pirüvik asitden sonra kullanılan enzimler farklı türlerde farklılık gösterir.Bunun için fermantasyonun son ürünleri canlı türlerinde farklılık gösterir.Pasif haldeki glikoz moleküllerinin aktifleşerek reaksiyona girebilmesi için canlıların vücut ısısı yetersizdir.Bunun için aktivasyon enerjisi olarak ATP harcanır. S-ATP sentezi için gerekli enerji nereden alınır. C-Elektronların ortama bıraktığı enerjiden alınır. S-ETS’de elektronların aktarım sırası rast gelemidir. C-ETS elamanları birbirlerinden elektron alma ve bir sonrakine elektron verebilme yeteneklerine göre dizilmiş olup elektronların aktarım sırası bu sıraya göre gerçekleşir. S –Elektronlar neden doğruda son elektron alıcısı oksijen ile birleşmez. C-Elektronların başlanğıc da yüksek enerjili olmaları nedeniyle doğrudan oksijen ile birleşmesi yüksek düzeyde enerjinin aniden açığa çıkmasına neden olurdu ki bu da canlıya önemli derecede zarar verirdi. NAD ve FAD hidrojen ve elektron taşıyıcı koenzimler olup ilk elektron alıcı NAD’dır. ETS elamanlarının özellikleri : NAD,FAD ve CoQ organik yapılı koenzimler olup H ve elektron taşırlar.Yapılarında vitamin vardır.Sitokromlar ise yapısında demir bulunan kofaktörler olup sadece elektron taşırlar. Glikozun aktifleşmesi için 2 molekül ATP gereklidir. Glikoliz sonucu : a-) 4 molekül ATP b-) 2 molekül NADH2 c-) 2 molekül pirüvik asit (Pürivat) Son ürünlerin oluşması : Pirüvik asit her canlı türünde en uygun artık maddeye dönüştürülerek vücut dışına atılır.Bu dönüşümü sağlayan enzimlerde farklıdır.Bu kademelerde ATP harcanmaz ve oluşmaz. 1-)Etil alkol fermantasyonu : Bira mayası (bakteri) ve maya mantarlarında (Fungi) ve şarap bakterilerinde görülür. Glikoz 2 Pirüvat 2 Asetaldehit 2Etil alkol CO2 > 2NADH2 > 2NAD Pirüvik asit CO2 kaybederek,Asetaldehide dönüşür.Buda NADH2’nin hidrojenlerini tutarak etil alkole dönüşür.Bu reaksiyonda serbest kalan NAD glikolizde tekrar kullanılabilir. Glikoz+2 ATP > 2 CO2+ 2Etil alkol+4 ATP+Isı Enzimler Bu canlılarda fermantasyon ürünleri üremeyi durdurucu etki yapar.Bira mayasının ortamdaki alkol oranı % 18’i geçerse üremesi engellenir. 2-)Laktik asit fermantasyonu : Omurgalıların çizgili kaslarında ve yoğurt bakterilerinde olur. Glikoz > 2 Pirüvat > 2 Laktik asit(C3H6O3) 2NADH2 2 NAD İnsanda çizgili kas hücrelerinde oksijensiz solunum,oksijen yetmezliğinde gerçekleştirilir.Bu durumda ortamda pirüvik asit birikimi olur.Hücrelerde pirüvik asit (pirüvat) PH’ı düşürür ve bu madde stoplazma dışına çıkamaz. UYARI : Memeli hayvanlardan olan At’larda laktik asit üretimi olmadığı için yorgunluk hissi oluşmaz. Pirüvat NADH2’nin hidrojenlerini tutarak laktik asite dönüşür.Yoğurt bakterileri süt şekerini fermente ederek laktik asit yaparlar.Az miktarda oluşan laktik asit kasın daha iyi çalışmasını sağlar.Fakat fazla birikirse kasın sertleşmesine ve kasılamamasına neden olur.Laktik asit hücre stoplazmasından kana geçer ve kanın PH’ını düşürür ve beyne giderek yorgunluk hissi verir. Laktik asit kalpte karaçiğerde ve yeterli O2 varlığında kas hücrelerinde yeniden prüvik asite dönüştürülür.Karaçiğer ve kas hücrelerinde glikozda üretilebilir yani dönüştürülebilir.Pirüvat da yeniden mitokondriye girerek enerji üretimi gercekleşir. Glikoz+2ATP >2C3H6O3 (Laktik asit)+4ATP Enerji kazancının az olması O2’nin kullanılmaması,monomerlerine tam olarak parcalanamamasından kaynaklanır. Glikojen bittiği zaman karaciğer diğer organik bileşikleri glikoza dönüştürür.Dönüşüm de yağ asidi ,gliserol,aa’ler kullanılır.Buna glikoneogenezis denir. Protein Karbonhidrat Yağ Oksijensiz solunum Oksijenli solunum 1-Bazı bakteriler ,tohumlar , omurgalıların çizgili kaslarında görülür. 1-Bütün ökaryotik canlılar, bazı bakteriler ve mavi yeşil alglerde görülür. 2-Stoplazma da gerçekleşir 2-Stoplazma ve mitokondride olur. 3-Net 2 ATP elde edilir. 3-Net 38 ATP üretilir. 4-Sonuçta etil alkol,laktik asit,asetik asit,CO2 gibi artık ürünler oluşur. 4-Sonuçta CO2,H2o ve NH3 gibi inorganik artık ürünler oluşur. 5-Sadece substrat düzeyinde fosforilasyon meydana gelir. 5-Substrat ve oksidatif fosforilasyon meydana gelir. 6-Enerji verimliliği % 2-10 kadardır. 6-Enerji verimliliği % 40 kadardır. O2’li Solunum : Karbonhidrat,yağ ve proteinlerin O2’ile parçalanması ve ATP sentezlenmesi olayına denir. O2’li solunumun 3 kademesi vardır. 1-Glikoliz (Stoplazmada görülür) (O2’li ve O2’siz solunumda görülür) 2-Krebs çemberi (Mitokondride görülür) (O2’li solunumda görülür.) 3-Oksidatif fosforilasyon (Mitokondride görülür)(O2’li solunumda görülür) Krebs çemberi : Üretilen pirüvik asitler oksijen varlığında ortama birer tane CO2 ve H2 vererek asetik asite parçalanır.Asetik asit kısa adı CoA olan bir enzim ile bağlanarak asetil CoA oluşur.Bu arada açığa çıkan hidrojenler NAD tarafından tutularak NADH2 üretimi yapılır. 2Pirüvik asit > 2 Asetil CoA+2CO2+2NADH2 Pirüvik asitin asetil CoA ya dönüştüğü reaksiyonlar glikoliz veya krebs devri reaksiyonlarına dahil olmayıp ara bir reaksiyondur.Bu reaksiyonlar mitokondride gerçekleşir. Solunum sonucu oluşan 12 molekül suyun 6 molekülü krebs devrinde kullanılır.Glikoliz evresinde oluşan Pirüvatın mitokondri içerisindeki matrixe geçip O2’li solunuma katılabilmesi için Asetil CoA ya dönüşmesi gerekir.Ortamda O2 varsa pirüvat,Asetil CoA ya döndürülür. Sonuçta = 4 CO2,6 NADH2,2 FADH2 , 2 ATP üretilir(Substrat düzeyinde). NADH2 kendi başına enerji değildir.Enerji haline dönüşmesi ,ATP üretiminin yapılabilmesi için NADH2’nin taşıdığı yüksek enerjili elektronlerın ve hidrojenin ETS ye aktarılması gerekir. ETS ( Elektron taşıma sistemi) : Yükseltgenme yolu ile ETS ‘de ATP sentezlenmesine Oksidatif fosforilasyon denir.Bu safhada görev yapan NAD( nikotin amid adenin dinüklleotid) ,FAD (Flavin adenin di nükleotid),koenzim ve stokromlar(Sit-b, Sit-c, Sit-a , Sit –a3) gibi elektron alıcıları yukarıda olduğu gibi elektron çekme özelliğine göre mitikondrinin iç zarında yer alırlar. ETS’de bir NADH2 kullanımı sonucu : 3 ATP ve H2O üretilir.Bir atom oksijen tüketilir. ETS’de bir FADH2 kullanımı sonucu : 2 ATP ve H2O üretilir.Bir atom oksijen tüketilir. NAD ile koparılan hidrojenler ETS’ne en üst basamaktan girdiklerinden NADH2’den 3 ATP, FAD ile koparılanlar ETS’ne bir alt basamaktan girdiğinden dolayı FADH2’den 2 ATP sentezlenir. UYARI: 1 glikoz yakılırsa 690000 kalori açığa çıkar. 1 glikoz,organizmada yakılırsa 277400 kalori açığa çıkar.Geri kalan enerji ısı olarak serbest bırakılır. 277400 kal.=38 ATP oluşturulur.(ATP ADP+P+7300 kal.) C6H12O6+6O2+6H2O > 6CO2+12 H2O Değişik kademelerden ayrılan 24 hidrojen enerji yüklü elektronlarını Elektron taşıma sistemine (ETS) verip iyon haline geçer. Solunum katsayısı= Verilen CO2 Solunumda kullanılan maddenin Alınan O2 cinsine göre solunum katsayısı değişebilir. 277400 = % 40 Enerji verimi ortaya çıkar. 686000 Enerjinin geri kalan % 60’lık kısmı ise canlıların vüçüdünda ısı enerjisine dönüştürülür. Oksijenli solunumda meydana gelen % 40 lık enerji veriminin sebebi ise ,glikozun oksijen sayesinde CO2 ve H2O’ya kadar parçalanması sonucu üretilen enerji miktarının fazla olmasıdır. NOT : Yağ asitleri,gliserol,aminoasitler ve karbonhidratlar farklı sayıda karbon taşıdıkları için farklı sayılarda ATP üretilmesine sebep olurlar. Solunumda ATP üretiminin hesaplanması karbon sayısına ve reaksiyona hangi basamaktan katıldığına bakılarak yapılır. 4C’lu Aminoasitler krebsden,3C’lu Aminoasitler Pirüvatdan,2C’lu aminoasitler Asetil Co-a’dan solunuma katılırlar. 2C’lu yağ asitleri Asetil Co-a’dan ,3C’lu Gliserol Prüvatdan solunuma katılırlar. Glikoz, galaktoz ve fruktoz Glikoza dönüşerek katılırlar. Görevi biten 24 H ile O2 birleşir ve su oluşur.O2’li solunum reaksiyonlarında 6H2O açığa çıktığı gösterilir.Çünkü diğer 6H2O mitokondride tutlarak enzimlerin aktive edilmesinde kullanılır. Sonuçta ETS’ler de toplam 34 ATP elde edilir.Bu durumda ETS’ler oksijenli solunumda en fazla ATP üretilen yerlerdir.Ayrıca 12 H2O oluşurken dışarıdan alınan 6 O2’de harcanır. Oksijenli solunum(Glikoliz+Krebs+ETS) ATP Net Kazanç Stoplazma Glikoliz Substrat düzeyinde fosforilasyonla Oksidatif fosforilasyonile (2NADH+H) 4H Aktivasyon İçin 4 6 -2 8 ATP Mitokondri Pirüvat Asetil CoA Oksidatif fosforilasyonile (2NADH+H) 4H 6 6 ATP Krebs Çemberi ve ETS Substrat düzeyinde fosforilasyonla Oksidatif fosforilasyonla (2FADH+H) 4H Oksidatif fosforilasyonla (6NADH+H) 12H 2 4 18 24 ATP Toplam Substrat düzeyinde fosforilasyonla Aktivasyon için 10 NADH+H 24 H 2 FADH+H 6 -2 34 38 ATP 277.400 Kalori

http://www.biyologlar.com/hucre-solunumu-atp-sentez-sekiller


 
3WTURK CMS v6.03WTURK CMS v6.0