Biyolojiye gercekci yaklasimin tek adresi.

Arama Sonuçları..

Toplam 3 kayıt bulundu.
Mikroskop tipleri, patolojide kullanım alanları

Mikroskop tipleri, patolojide kullanım alanları

Mikroskop (16. yy) Lensler ve büyüteçler, Antik Yunan uygarlığında bile biliniyormuş. Ancak onlar bu lensleri yapmayı değil, sadece ortası kenarlarından daha geniş kristallerin etkilerini biliyormuş.

http://www.biyologlar.com/mikroskop-tipleri-patolojide-kullanim-alanlari

MİDYE (BİVALVİA) TÜRLERİ

Alem: Animalia Şube: Mollusca Sınıf: Bivalvia Altsınıflar ve Takımlar Altsınıf Anomalosdesmata Pholadomyoida Altsınıf Heterodonta Cycloconchidae Hippuritoida Lyrodesmatidae Myoida Redoniidae Veneroida Altsınıf Paleoheterodonta Trigonioida Unionoida Altsınıf Protobranchia Nuculoida †Praecardioida Solemyoida Altsınıf Pteriomorphia Arcoida Mytiloida Ostreoida Pterioida Denizlerin kıyıya çok yakın kesimlerinde kayalara ve birbirlerine sıkıca tutunmuş binlerce midye görülebilir. Çenet denen bu kabuk parçaları gerçek midyelerde düz yüzeyli, siyaha yakın koyulukta, oval, birbirine benzer biçim ve iriliktedir. Bünyelerinde bulundurdukları sedef sayesinde zararlı maddelerden kendilerini korumak için onu inciye dönüştürürler. Midyeler sindirim yapmazlar. Yumuşakçalar dalının iki kapaklı yumuşakçalar sınıfından kimi türlere verilen genel ad. Başlıca türleri denizlerde, çok azı da tatlı sularda yaşarlar. Deniz midyelerinin en iyi bilineni yenebilir midye (Mytilus edulus) çoğunlukla büyük nehir ağızlarında ya da yapışacak uygun yer bulduğu kıyılarda büyük ve yoğun topluluklar oluşturur. Midyenin dokuları, kara mavi kabuklarla tamamen örtülüdür.7.7 santim uzunluğunda olabilen bu kabuklar, bisüs lifleri adı verilen saçak biçimindeki ipliklerle gövdeye bağlanmışlardır. Kabukların her biri diğeriyle aynı biçimde olup, bir ön ve bir arka yaklaştırıcı kas aracılığı ile çaprazlamasına ve çok sıkı bir şekilde birbirlerine bağlanmışlardır. Öteki iki kapaklı yumuşakçalarda olduğu gibi midyenin kabukları da birçok katlardan oluşmuştur. En dışta olan periostrakum katının altında, beyaz renkli, biçimsel bir kat, onun da altında sedefli kat vardır. Periostrakum, kabuğa özel rengini verir.Hızla büyüyen midyelerin kabukları da düz siyah ya da çeşitli renkli olurlar. Yoğun topluluklar halinde yaşayanların dıştaki periostrakumları yıpranmış ve aşınmış durumdadır. Mavimsi renkli olan bu midyeler, yapışmış oldukları yüzeyleri kabuk bağlamışçasına kaplarlar. Ölü midyelerin kabukları kendiliğinden açılır. Diğer iki kapaklıların çoğunda olduğu gibi, midye de besinlerini manto boşluğunun büyük bir kısmını doldurmuş olan solungaç kirpikleri aracılığıyle elde eder. Bu kirpiklerin oluşturduğu su akımının içinde bulunan besin parçacıklarıyla beslenir. Midyenin iki solungacı vardır. Kirpiksi bağlarla gevşekçe birleşmiş iki kirpiksi oluşum dizisi olan bu solungaçların her biri, ayağın bir yanında bulunur. Bir solungacı oluşturan iki iplik dizisinin ortasında bir solungaç ekseni yer alır. İplikleri çok uzun olup, tepe kısmında yukarıya doğru kıvrıktır. Su akımını oluşturan kirpikler bitişik ipliklerin arasında yer alırlar. Bunlar düzenli hareketlerle, içinde besin parçacıkları bulunan suyu dalgalandırırlar. Böylece başlayan su akımı, manto boşluğunun bir yanından girip öteki yanından çıkar. Bu sırada, sudaki besin tanecikleri, solungaçların ön yüzeyini kaplayan bir mukus tabakası tarafından tutularak süzülürler. Burada tutulan maddeler mukus tabakasının ön kısmındaki kirpikler tarafından aşağıya, solungaç ipliklerinin uçlarına ve solungaçların serbest kenarlarına doğru sürüklenirler, buradan da ya atılır veya ağıza doğru yönelirler. Mantodan dışarı atılan artık maddeler, birbirlerine bitişik midyelerin arasında çamura benzer bir birikinti oluştururlar. Mukoza tabakası çok küçük tanecikleri yakalamaya uygun yapıda olmakla birlikte seçici değildir. Besinler başka biçimlerde de alınabilir, tanecikler tek tek ağıza doğru taşınırlar ve burada kabarık dudaklar denen labium palpleri yoluyla solungaçlardan geçerler.Buralarda yoğun ve iri taneler oluklarda takılır ve daha küçük tanecikler oluklardan geçip ağıza gelirken, dışarı atılırlar.Kıyılardan toplanan midyeler fazla sıkışık durumda bulunduklarından ve düzensiz beslendiklerin çoğunlukla iyi gelişmemişlerdir.Bunlar toplanıp bol miktarda plankton bulunan acı suya konulurlarsa, hızla büyüdükleri görülür. Ticari amaçlarla kurulan midye yataklarında bu yöntem uygulanır. Avrupa'nın bazı kıyılarında midyelerin yapıştıkları bölgelerde çalılar yerleştirilir ve midyeler, bisüs iplikleriyle bunlara yapışırlar, böylece, pazarlamak amacıyla toplanmalarında kolaylık sağlanmış olur. Bu yöntem Fransa'da çok kullanılmaktadır. Yenebilir midye, yumurtalarını mart ile haziranın ilk günleri arasında döker. Döllenmenin en yoğun olduğu günlerin ayın dolunay ve yeni ay biçiminde bulunduğu zamana rastlaması ilginçtir. Döllenecek gözeler denize serbestçe, gelişigüzel saçılırlar.Bunlar bazen o kadar çokturlar ki suyun rengi süt gibi olur. Döllenmiş yumurtadan veliger adı verilen kirpikli bir plankton larvası çıkar. Veliger larvasının kirpiklerinin çıkış yeri velum adı verilen bir yüzme lopudur. Larvanın ayağı büyüdükçe velumun küçüldüğü görülür. Larva genellikle haftalar sonra hem velum sayesinde yüzebilir, hem de ayak aracılığı ile sürünerek ilerleyebilir. Pediveliger adını alan bu larva evresi sırasında, hayvan yerini seçer ve yerleşir, ancak burada sürekli olarak kalmaz. Bir ilk gelişme devresinden sonra, yapıştığı yerden ayrılır. Kıyıya yönelik su akımlarının, yardımıyla, ergin midyelerin bulunduğu yuva bölgelerine ulaşır ve burada yerleşir. Yuva bölgeleri, besin parçacıklarının bol olarak bulunduğu yerlerdir. Besini bol olan yuva bölgelerinde çok sayıda midyenin toplanması sonunda artan yoğunluk, olumsuz sonuçlara yol açabilir. Midye topluluğunun çok yoğun olduğu durumlarda kimi midyelerin boğuldukları, kimilerinin de iyi gelişmedikleri görülür. Sudaki tuz oranının düşüklüğü de midyelerin gelişmesini etkiler. Tuz oranı düşük olan sularda yaşayan midyeler iyi gelişemezler. Midyelerin çoğunun bağırsaklarında Mytilicola adında bir asalak bulunur. Bu, küçük kırmızı bir kopepoddur. Manto boşluğunda sık rastlanan bir başka ortak yaşayışlı canlı da Pinnotheres pisum adında küçük bir yengeçtir. Türleri Denizkulağı (Haliotis): adını kabuk şeklinden alır. Suyosunları ile beslenir. Zebra midyesi (Dreissena polymopha): boyu 2-5 cm'dir. Doğal yaşam alanı Hazar Denizi ve Karadeniz'dir. Bakteriler ve su yosunlarıyla beslenir. Kabuğundaki desen nedeniyle zebra midyesi olarak adlandırılır. Dev midye (Tridacna gigas): en büyük midyedir. Boyu 150 cm, ağırlığı 250 kg kadar olabilir. Suyosunlarıyla Türkiye denizlerinde yoktur. Mavi midye (Mytilus edulis): iki parçalı mavimsi siyah bir kabuğu vardır. Boyları 5-20 cm'dir. Yaşam süreleri 15'yıla yakın olabilir. 40 m'yi bulan derinliklerde yaşarlar. Besinlerini suyu süzelerek alırlar ve bir saatte 1,5 litre suyu süzebilirler. Tarak midyesi (Pecten maximus): iki parçalı, yelpaze şeklinde, üzerinde oluklar bulunan bir kabuğu vardır. Mikroorganizmalarla beslenir. Boyu 2,5-15 cm'dir. Kıyıdan başlayarak 250 m derinliğe kadar yaşayabilirler. Türkiye denizlerinde yoktur. Kelebek midyesi (Donax variabilis): boyu 1,5-2,5 cm'dir. İki parçalı bir kabuğu vardır. Deniz kıyısında, dalgalı yerlerde yaşar. Bunun nedeni bu bölgelerin oksijen ve besin açısından zengin olmasıdır. Sürüklenmemek için kendini kuma gömer. Mikroorganizmalarla beslenir. Türkiye denizlerinde yoktur. Pina: kürek şeklinde, açık kahverengi bir kabuğu vardır. Kabuğunun sivri ucundan deniz tabanına gömülür. Mikroorganizmalarla beslenir. Ayrıca pinalardan inci çıkabilir. Çin şapkası (Patella caerulea), palette olarak da bilinir, ayrıca yem olarak da kullanılır.  

http://www.biyologlar.com/midye-bivalvia-turleri

<b class=red>Pudu</b> - Küçük Geyik Türleri

Pudu - Küçük Geyik Türleri

Pudular geyikgiller (Cervidae) familyasından Güney Amerika'ya özgü bir cins dir. Söz konusu cins, dünyanın en küçük geyikleri olup, bir tavşandan biraz daha büyüktür.

http://www.biyologlar.com/pudu-kucuk-geyik-turleri

 
3WTURK CMS v6.03WTURK CMS v6.0