Biyolojiye gercekci yaklasimin tek adresi.

Arama Sonuçları..

Toplam 24 kayıt bulundu.
7.MOLEKÜLER BİYOTEKNOLOJİ BAHAR OKULU

7.MOLEKÜLER BİYOTEKNOLOJİ BAHAR OKULU

Karadeniz Teknik Üniversitesi Biyoloji Kulübü tarafından artık geleneksel hale gelen MOLEKÜLER BİYOTEKNOLOJİ BAHAR OKULU'nun bu yıl 7. sini düzenlemekteyiz.Daha önceki bahar okullarında olduğu gibi deneyimli bir ekip ile yola çıktık ve bugüne kadarki en güzel organizasyonu düzenlemek için hız kesmeden çalışmaya devam ediyoruz.Çeşitli üniversitelerdeki biyoloji öğrenimi alan kişileri ve kendi alanlarında aranan akademisyenleri buluşturan bu etkinliğimizde konuların seçilimine ayrı bir önem verdiğimizi belirtmek isteriz. Şu anda yaklaşık 10 adet sunum olmasını düşünüyoruz. Bu sunumların yanında çeşitli derneklerin, özel şirketlerin, biyoloji öğrenci platformunun tanıtımlarının olacağı bir oturum daha ekleyip bu oturumda geleceğimiz hakkında karşılıklı fikir alışverişi yapmayı planlıyoruz.Bugüne kadar hep gezilerimiz ve sponsorlarımızla katılımcılarımızın takdirini almış olmanın gururu içerisindeyiz. Bu sene de bu iki konuda fark yaratmak için elimizden geleni yaptığımızı bilmenizi isteriz. Yakında internet sitemizde bu konular hakkında ayrıntılı bilgiyi bulacaksınız.Konaklama yeri için çalışmalarımız sürmektedir. Netleştiği taktirde buradan ve internet sitemizden bilgilendirme yapılacaktır.7. Moleküler Biyoteknoloji Bahar OkuluDüzenleme Komitesi

http://www.biyologlar.com/7-molekuler-biyoteknoloji-bahar-okulu

İLERİ ARITMA NEDİR

Dezenfeksiyon:Arıtma tesisi çıkış suyu alıcı ortama verilmeden önce, suda bulunan bakteri ve virüslerin uzaklaştırılması işlemidir. Azot Giderme: Atık suyun içerdiği amonyum iyonları azot bakterileri yardımıyla nitrifikasyon kademesinde önce nitrite ve sonra nitrata dönüştürülür. Daha sonra denitrifikasyon kademesinde anoksik şartlar altında azot gazı halinde sudan uzaklaştırılır. Fosfor Giderme:Fosfor bileşiklerini gidermek için kimyasal ve biyolojik metotlar ayrı ayrı veya birlikte kullanılır. Kimyasal arıtmada kimyasal maddeler kullanılarak yüksek pH değerinde fosfor, fosfat tuzları halinde çöktürülür. Biyolojik metotlarla fosfor arıtımı, biyolojik arıtma sırasında fosfatın mikroorganizmalarca alınması ile sağlanır. Filtrasyon:Biyolojik ve kimyasal arıtma işlemlerinde yeterince giderilemeyen askıda katı maddelerin ve kollidlerin tutulması amacıyla uygulanır. Adsorbsiyon:Suda çözünmüş maddelerin elverişli bir ara yüzeyde toplanması işlemidir. İyon Değiştirme:Endüstriyel atık su arıtımında kullanılan atık su bünyesinde istenmeyen anyon ve katyonların uygun bir anyon ve katyon tipi iyon değiştirici kolonda tutulması işlemidir. Ters Osmoz:Atıksuyun yeniden kullanılabilmesini sağlamak amacıyla, genellikle endüstriyel atık su arıtımında kullanılan çözünmüş anorganik ve organik maddelerin sudan uzaklaştırılması yada geri kazanılması amacıyla yüksek basınç uygulanan bir sistemdir. Ultrafiltrasyon:Yarı geçirgen membranların kullanıldığı ters osmoz işlemine benzeyen basınçlı membran filtrasyon metodudur. Bu yöntemde yağ/su emülsiyonu içerisinde disperse olan yağ damlacıkları ince bir membran yardımı ile filtre edilerek su fazından ayrılır. Ultrafiltrasyondan önce arıtılması düşünülen emülsiyonun bir ön arıtma işlemine tutulmasında fayda vardır. Bu işlem emülsiyon kırma maddeleri ile gerçekleştirilir ve yağ su fazı ayrılır. Soru 1 : Atıksudaki krom nasıl giderilir ? Krom metali +3 ve +6 olmak üzere atıksu içerisinde iki farklı iyon halinde bulunabilir. +6 değerlikli krom mikrobiyolojik faaliyetler için oldukça toksik etki yaratır. +6 değerlikli krom anyon olup, genellikle kromat fromunda olur. Kromu kimyasal olarak gidermek mümkündür. Öncelikle +6 değerlikli kromun +3 değerliğe indirgenmesi gerekir. Daha sonra ise +3 değerlikli krom hidroksit bileşiği olarak çöktürülebilir. +6 değerlikli kromun +3 değerliğe indirilmesi, +4 değerlikli sülfürün bir tank içerisinde pH <3 seviyesinde ve en az 5dk lık bir bekletme süresinde reakisoyona girmesi ile gerçekleştirilir. Tank içerisindeki mikser devri dakikada 2.5 - 3 tur (tank içerisinde) dönecek şekilde olamlıdır. Reakisyonun gerçekleşmesi ORP (Oxidation - Reduction Potential) ile gözlemlenebilir. +4 değerlikli sülfür için Sodyum metabisülfit veya sülfür dioksit gazı kullanılabilir. Daha sonra ayrı bir tank içerisinde pH değeri kireç veya kostik ile 8.5 a getirilir. Böylece atıksu içerisindeki krom hidroksit olarak tabana çöker. Soru 2 : Ağır Metaller nasıl giderilir ? Atıksudan ağır metal giderimi yüksek pH ta hidroksit çöktürmesi esasına dayanır. Ağır metal olarak adlandırabileceğimiz bakır, çinko, nikel ve kurşun ortalama olarak pH 10 - 11 aralığında kireç veya kostik yardımıyla atıksudan bertaraf edilebilir. Soru 3 : Sülfat nasıl arıtılır ? Atıksu içerisindeki sülfat özellikle asit ile uğraşan fabrikalarda (akü fabrikaları) oldukça büyük problemdir. Sülfat değerleri akü fabrikalarında 13000 - 15000 mg/lt ye kadar çıkabilmektedir. İSKİ kanala deşarj yönetmeliğinde sülfat parametresi için 1700 mg/lt sınırı vardır. Lakin bu sınırın sağlanması pek çok zaman mümkün olmamaktadır. Sülfat giderimi için Baryum Klorür en bilinen kimyasaldır. Gerekli baryum klorür miktarının tespiti için jar test çalışmaları yapılmaldır. Soru 4 : Biyolojik arıtma tesislerinde Çamur Kabarması (Bulking) olarak adlandırılan olay nedir ve nasıl kontrol edilir ? Çamur kabarması basit olarak filanmentli organizmaların aşırı miktarda bulunmasıdır. Bu organizmalar biolojik flokların zayıf bağlanmasına ve dolayısıylada çamurun çökmeyip tam tersi kabarmasına yol açar. Aktif çamur prosesindeki filamentli organizmalar ağırlıkı olarak Filamentli bakteri, Actinomycetes ve fungi den oluşmaktadır. Çamur kabarmasını engellemek için kullanılan yaygın metotlar geri dervir çamur hattına klor veya hidrojen peroksit ilavesi, havalandırma tankındaki Çözünmüş Oksijen konsantrasyonun değiştirilmesi, F:M oranını artırmak için geri devir yapılan noktaların değiştirilmesi, Azot ve Fosfor gibi temel besi maddelerin ilave edilmesi, veya selektör kullanımıdır. Soru 5 : Atıksu Arıtma Tesisleri (biyolojik) kokar mı ? Evet arıtma tesisleri kokar. Önemli olan en az koku oluşumune izin verilmesidir. Atıksu arıtma tesislerinin kokmasının en büyük sebebi sistem içerisindeki çamurun stabil olmamasından kaynaklanır. Sistemden kaynaklanan fazla çamurun bertarafı için ayrı bir stabilizasyon ünitesi yoksa arıtma tesisi kokar. Dolayısıyla arıtma tesisinden kaynaklanan kokuyu azaltmak için Çamur Stabilizasyon Ünitesi gerekir. Yada ortam kokusu için ayrı bir arıtma (gaz arıtımı) düşünülebilir. Soru 6 : Paket Atıksu Arıtma tesisi ne demek ? Paket atıksu arıtma tesisi evsel veya endüstriyel nitelikli atıksular için dizayn edilebilen özellikle küçük debilere yönelik taşınabilir tipte, kompakt yapıya sahip modüler arıtma sistemleridir. Genellikle Çelik Konstrüksiyon veya Polipropilenden imal edilirler. “ Siz paket arıtma yapıyormusunuz?” . Evet biz paket arıtma sistemleri yapıyoruz. Ayrıntılı bilgi için AKTİFPAK ve KİMPAK sayfalarına bakınız. Soru 7 : Atıksu Arıtma Tesisi kaça mal oluyor ? Benim ........de tekstil üzerine çalıştığım küçük bir atölyem var ? Atıksu Arıtma tesisinin maliyetinin hesplanabilmesi için öncelilkli olarak atıksuyun debisi, atıksuyun özellikleri, arıtma tesisinin yapılacağı yer, tesisin betonarme, çelik konstrüksiyon veya polipropilen hangi malzemeden yapılacağının netleştirilmesi gerekir. Soru 8 : Evsel Atıksu arıtıldıktan sonra içilebilir mi ? Evsel atıksular patojen yönünden oldukça zengin sulardır. Evsel atıksu arıtma tesisleri çıkışında genellikle dezenfeksiyon üniteleri bulunur ve atıksuya klor eklenir. Klorun dezenfeksiyon gücü % 99.9 dur. Klora alternatif olarak farklı dezenfektanların kullanılması durumunda bu rakam % 99.999 a kadar çıkabilir. Fakat arıtılmış suda bile milyonlarca virüsün olduğu düşünülürse bu dezenfeksiyonun arıtılmış su için yeterli olmayacağı aşikar olacaktır. Dünyada sayılı olmakla beraber bbirkaçyerde (Amerikada) evsel atıksu arıtma tesislerinin çıkışı yüksek teknolojili sistemlerle dezenfekte edildikten sonra vatandaştan alınan imzalı kağıt neticesinde içme suyu şebeke hattına geri basılmaktadır. İçme suyu kıtlığı yaşanan yerlerde bu durum doğal olarak karşılanabilir. Soru 9 : Biyolojik Arıtma Tesislerinde faaliyet gösteren mikroorganizmaların resimleri var mı ? Biyolojik arıtmalarda bulunan bakterilerin resimleri aşağıda verilmiştir ; Rotifier1 - Rotifier2 - Rotifier3 - Nematode - Nematode2 - Serbest Yüzen Ciliate - Filamentli Bakteri (Çamur Kabarmasına Neden Olan) - Suctoria - Stalked Ciliate

http://www.biyologlar.com/ileri-aritma-nedir

Preparat Hazırlama Tekniği

Preparat Hazırlama Tekniği

Preparat TekniğiMikroskopta gözlem yapabilmek için objelerin mikroskopta incelenebilecek hale getirilmesi gerekir. İncelenecek objenin kesit (enine, boyuna, kazıttı vb.) alınması lam yerleştirilmesi gerekiyorsa boyanması işlemlerine preparasyon denir. Preparasyon objenin mikroskopta incelenebilecek hale getirilmesi işlemlerini kapsar Preparasyon kesit alma işlemleri eski tip jiletlerle yapılır. Jilet 2 parçaya ayrılarak kullanılır. Bütün haldeki jilet kullanıcıya zarar verebilir. Jiletin çok keskin olduğu unutulmamalı kazalara karşı dikkatli çalışılması gerekir. Diğer önemli malzemeler ise lam ile lameldir. Özellikle lamel çok ince olduğunda dikkatli kullanılmalıdır. Lamel kutusun açılırken lamellerin dağılmamasına dikkat edilmelidir. Aksi söylemedikçe tüm objeler genelde su içinde incelenir. Rapor ve laboratuar defterine de inceleme ortamı (İ. O.=) su diye yazılmalıdır. Alınan objenin ışık geçirebilecek kadar ince olması gereklidir. Lamın ortasına bir damla su damlatılır. Damlanın üzerine obje yerleştirilir. Yerleştirilen objenin üstüne şekil 1 gösterildiği gibi lamel 45 derecelik bir açı ile yavaş kapatılır. Su miktarı fazla ise kurutma kağıdı kullanılarak fazla suyun uzaklaştırılması sağlanır. Şekil 1. Lam ve lamelin kapatılması 1-lam üzerine bir damla su koyun 2-objeyi koyun 3-lameli 45 dere ile bir kenara doğru yavaşça kapatın 4-fazla suyu kurutma kağıdıyla çekin Olası hatalar Bazen lamel kapatıldığında ortam sıvısı su yada boya lamel kenarından taşarak üzerine çıkar. Bu durumda sıvı fazlası, kurutma kağıdı ile yanlardan alınabilir bazı durumlarda ise yeni bir preparat hazırlamak daha iyi sonuç verebilir. Bazen de lamelin altında hava kabarcıkları oluşur. Oluşan bu hava kabarcıkları mikrsokopta büyük parlak mavi küreler olarak görülür. Hava kabarcığı olan bir preparat hatalı olarak kabul edilir. Hava barcıklarını nedeni, ortam sıvısının yetersiz kullanılması veya lamelin lam üzerine yavaşça yerleştirilmesi yerine hızla ve yukarıdan kapatılmasından olur. Lanın kenarında büyük bir hava boşluğu varsa lamın kenarından küçük bir damla ortam sıvısı ekleyiniz ve boşluğu kapatmaya çalışınız, veya yeni bir preparat hazırlayınız. Örnek lamel altında kıvrılmış durumdaysa, lam ve lameli ayırarak düzgün yayılmasına özen göstererek yeniden hazırlamalıdır. Şekil 2.Preparat hazırlanmasında su konulması ve 45 dereceacıyla prepatın kapatılması Preparatın Boyanması Mikroskopik örneklerini boyama amacıyla pek çok farklı boya kullanılabilir. Kullanılan boyaların pek çoğu anilin maddelerdir. Yaygın olarak kullanılan başlıca iki tür boya vardır. Eozin gibi asit boyalar, hücrenin stoplazma gibi bazik bölümlerini daha iyi boyarlar. Aseto karmin veya metilen mavisi gibi bazik boyalar, hücrenin çekirdek gibi asit yapılarını boyamaya daha uygundur. Bu tür boyalar da hücredeki zıt yüklü yapılarla reaksiyona girebilen renklendirilmiş bir iyon vardır. Bu nedenle metilen mavisi, hücrenin asitli yapılarıyla birleşebilen bazik bir boya olarak sınıflandırılmıştır. Bakterilerin çoğu bazik boyalar ile boyanır. Negatif yüklü hücre yapıları ve pozitif yüklü renkli iyonlar arasında iyonik bağlar oluşmaktadır. Bunlardan başka, sadece hücre içindeki belli bazı kimyasal maddeler ile birleşen özel boyalar vardır. Bu boyalar kullanıldığında, bu kimyasal maddelerden oluşan yapıların yerini saptamak mümkün olur. Vital boyalar Hareketli ‘siller’ gibi canlı bir hücrenin canlı hücre yapılarını boyayarak göstermek isterseniz, yaygın olarak kullanılan boyaların çoğunun, hücreyi derhal öldüreceğini unutmayın. Bununla birlikte bazı boyalar ‘vital boyalar’ olarak, kullanılabilir. Hücre, bu boyaların moleküllerini yavaş yavaş alacak ve üzerinde çalışılmasını mümkün kılacak şekilde bir süre canlılığını koruyacaktır. Alınan kesit yada obje ince ve saydam ise daha iyi bir renk kontrastı elde etmek için boyanabilir. Ayrıca örneğin yapısında olan bazı kimyasal maddelerin yerlerini göstermek hedeflene yapı yada hücreleri diğer hücre ve yapılardan ayırt etmek içinde boyama işlemi yapılabilir. Örneğin iyot (logul) hücre içinde ve dışında nişasta ile koyu mor renk verir. Metilen mavisi özellikle hayvansa dokularda çekirdeği boyar, Floru glisin bitkisel dokularda lignin dayına hücreleri kırmızı renkte boyar. Bir örneği boyamanın en basit yolu boya ile yıkamaktır. Objeyi direk olaral lam üzerinde boyaya maruz bırakmaktır. Lamelin ortasına bırakılan bir damla boyanın içine direk olarak kesit yada obje konur. Preparat tekniğine uygun olarak kapatılır. Fazla boya kurutma kağıdıyla çekililir. Bu yöntemde lameli kapatmadan önce örnek doğrudan bir damla boya içine yerleştirilebilir. (Boyama çözeltisi ortam sıvısı olarak kullanılır İ.O.= boya) Başka bir yöntemde hazırlana preparatın bir köşesinden lam üzerine bir damla boya damlatılır. Kurutma kağıdı kullanarak lamelin diğer tarafından boyayı emdirilir (şekil 2). Boyanın tüm objenin ulaşması için lamel boyunca boya kurutma kağıdı kullanılarak yürütür. Şekil 3. Boya tekniği.Hazırlana preparat önce düşük büyütmede incelenir. Gereken kısım görüntü alanın ortasına getirilerek 40 büyütmede ayrıntılar incelenir. Bazı durumlarda 40 büyütme yapmadan gereken kısımlarda gözlenebilir. Yapılan prepatın mikroskop üzerine sıvı bırakmamasına dikkat edilmelidir. Bu durum oluşması (mikroskop tablasına sıvı bulaşması varsa) durumunda mutlaka mikroskop bezi ile dikkatlice temizlenmelidir Şekil 4. Hazırlanan preparatın mikroskop görüntüsü.Preparatın mikroskop görüntüsünde yerinin belirlenmesinde oklu okülerden faydalanır. Oklu oküler görüntü alanı içinde okülerin döndürülmesi ve preparatın mikroskop tablasında kaydırılmasıyla istenen hücre yada yapıların işaretlenmesinde kullanılır. Oklu oküleri olmayan mikroskoplarda hedef yapılar görüntü alanın tam ortasına ve ya saat 12 yönünde getirilir. Bu şekilde farlı iki gözlemcinin aynı hedef yapıya bakmaları kesinleşir. IŞIK MİKROSKOBUNUN KULLANIMI1.  Mikroskobun ışığını açın, preparat tablasını aşağı indirin ve en küçük büyüten objektifi devreye sokun.2.  Preparatı lamel üstte olacak şekilde tablaya yerleştirin.3.  Yandan bakarak makrovidayla objektifleri aşağı indirin / preparat tablasını yukarı kaldırın.4.  Okülerden bakarken makrovida ile objektiflerileri kaldırarak görüntüyü netleştirin.5.  Daha büyük büyüten objektife geçerken objektifin yerine oturduğundan emin olun.6.  40X objektif ile inceleme yaparken ince netlik ayarını mikrovida ile yapın.7.  Büyük büyüten objektif devrede iken makrovida ile asla oynamayın.8.  Preparatı tabla üzerinde hareket ettirirken bir elinizle de mikrovida ile netliğin sürekliliğini sağlayın.9.  Lamel ile kapatılmış preparatları en çok 40X büyüten objektifle inceleyin. 100X büyüten objektifin immersiyon yağı ile kullanılacağını unutmayın.10.Preparat değiştireceğiniz zaman mutlaka en küçük büyüten objektifi devreye sokun.11.İncelemeniz bittiğinde en küçük büyüten objektifi devreye soktuktan sonra preparatı çıkarın sonra mikroskobun fişini çekin ve üstünü örtün. Kaynak: http://uguner.trakya.edu.tr/genelbiyo/Destek-2.html   Arş. Gör. Dr.  Utku Güner Trakya Üniversitesi Fen- Edebiyat Fakültesi Biyoloji Bölümü

http://www.biyologlar.com/preparat-hazirlama-teknigi

IŞIK MİKROSKOBUNUN KULLANIMI

1. Mikroskobun ışığını açın, preparat tablasını aşağı indirin ve en küçük büyüten objektifi devreye sokun. 2. Preparatı lamel üstte olacak şekilde tablaya yerleştirin. 3. Yandan bakarak makrovidayla objektifleri aşağı indirin / preparat tablasını yukarı kaldırın. 4. Okülerden bakarken makrovida ile objektiflerileri kaldırarak görüntüyü netleştirin. 5. Daha büyük büyüten objektife geçerken objektifin yerine oturduğundan emin olun. 6. 40X objektif ile inceleme yaparken ince netlik ayarını mikrovida ile yapın. 7. Büyük büyüten objektif devrede iken makrovida ile asla oynamayın. 8. Preparatı tabla üzerinde hareket ettirirken bir elinizle de mikrovida ile netliğin sürekliliğini sağlayın. 9. Lamel ile kapatılmış preparatları en çok 40X büyüten objektifle inceleyin. 100X büyüten objektifin immersiyon yağı ile kullanılacağını unutmayın. 10.Preparat değiştireceğiniz zaman mutlaka en küçük büyüten objektifi devreye sokun. 11.İncelemeniz bittiğinde en küçük büyüten objektifi devreye soktuktan sonra preparatı çıkarın sonra mikroskobun fişini çekin ve üstünü örtün.

http://www.biyologlar.com/isik-mikroskobunun-kullanimi

Duyu Organları

Yaşadığımız çevreyi algılamada insana yardımcı olan vücut kısımlarına duyu organları denir.Çevremizde olan değişiklikler almaç(Reseptör) denen sinir hücreleri ile alınır. 1.Tat ve koku Tat duyusu Dil, ağız boşluğuna hareket yeteneği sayesinde çiğneme,yutma ve konuşmaya yardımcı olur.Dil çizgili kastan yapılmış olan bir organ olup epitel doku ile örtülüdür.Dilin üzerindeki epitel hücreleri mitozla bölünerek reseptör hücrelerini , reseptör hücreleri de tat alma tomurcuklarını oluşturur.Bu tat alma tomurcukları dil üzerinde papilla denilen yapılarda bulunur. İnsanda dört çeşit tat alıcı bulunmaktadır.Bunlar tuzlu ,tatlı,acı , ve ekşiye karşı duyarlıdır.Dilin orta kenarları tuzlu , uç kısmı tatlı, arka kısmı acı ve barka kenarları ise ekşi tatları ayırt eder. Koku duyusu Burnun içini epitel doku örter.Epitel dokuda koku alma hücreleri ve mukus salgılayan goblet hücreleri bulunur.Burunda hava hem temizlenir hem nemlenir. Her iki burun boşluğunun üstünde, koku reseptörlerinin bulunduğu sarı bölge bulunur.Birer sinir hücresi olan reseptörlerin genişlemiş dendritlerine koku çomakçıkları denir.Koku reseptörlerinin aksonları, kalbur kemiğini geçer ve üzerinde bulunan koku soğancığına girer.Koku veren maddeler mukus içerisinde çözünerek koku reseptörlerini uyarırlar. Koku alma duyusu çabuk yorulur.Kuvvetli ve devamlı olarak aynı koku alınırsa alıcılar yorgun düşebilir.Bu koku hissedilmez olur. 2.Dokunma ve Dokunma ile ilgili duyular Derimiz üst deri ve alt deri olmak üzere iki tabakadan oluşur. a.Üst Deri (epidermis):Çok tabakalı yassı epitel dokusundan ibarettir.Bu hücreler içlerinde keratin birikmesinden ötürü ölüdürler.Üst derinin alt kısmında canlı olan malpighi tabakası bulunur.Burada deriye rengi veren melanin sentezlenir. b.Alt Deri (dermis): Üst derinin altında yer alan canlı tabakadır.İnsan derisinde duyular mekanik reseptörler ile alınır.Sinir uçları alt derinin uç kısmına ve içine dağılmışlardır.Bunlara duyu cisimciği denir.Bunların içerisindeki hücreler dokunduğumuz cisimlerin sıcaklık ve soğukluk (krause ve ruffini cisiciği) sertlik ve yumuşaklık (meissner cisimciği ve merkel diskleri) basınç (pacini cisimciği) ve ağrı gibi etkileri alır. Melanin vücudu güneşin zararlı etkilerinden korur.Güneşin etkisiyle deri altındaki bir kısım yağlar D vitamini haline dönerler. 3.Görme Görmeyi sağlayan yapılar,ışık almaçları,göz merceği ve sinirlerdir. Koruyucu yapılar ise kaşlar,göz kapakları,kirpikler,göz yaşı bezleri, yağ bezleri ve kaslardır. Gözün yapısında dıştan içe doğru üç tabaka bulunur. a.Sert tabaka (sklera):Göz yuvarlağını en dıştan saran beyaz tabakadır. Sert tabakanın ön tarafı hafifçe ileriye doğru şişkin ve cam gibi saydamlaşmıştır. Işığı kıran bu kısma saydam tabaka (kornea) denir. b.Damar tabaka (koroid):Sert tabakanın altında bulunur.Gözü besleyen kan damarları bakımından zengindir. Damar tabaka , gözün ön tarafında düzelerek irisi yapar.İris gözün rengini verir.İrisin ortasında , ışığın girmesini sağlayan küçük bir delik vardır.Buna göz bebeği denir.Göz bebeği iristeki düz kaslar sayesinde bol ışıklı ortamlarda küçülür, karanlıkta büyür. İris ve göz bebeğinin arakasında ince kenarlı bir mercek olan göz merceği bulunur.Mercek, göz bebeğinden giren ışınların kırılarak ağ tabakası üzerine düşmesini sağlar.Mercek, bu bağlar ve kaslar sayesinde kalınlaşır yada inceleşir. Böylece uzak yada yakındaki cisimlerin görme ayarı yapılır.Buna göz uyumu denir. Gözde iki odacık bulunur.Saydam tabak ile iris arasındaki boşluğa ön oda, göz merceği ile iris arasındaki boşluğa arka oda denir.Mercekle ağ tabaka arasında kalan kısım, camsı cisim denilen berrak ve jelatinimsi bir madde ile doludur. c.Ağ tabaka (retina):Göz yuvarlağının en içte bulunan tabakasıdır.Bu tabakada ışığı alan , ışık almaçları (fotoreseptörler) ve ağ gibi dağılmış sinirler bulunur.Işık almaçlarından siyah-beyaz renkleri algılayan hücreler çubuk şeklinde; renkleri algılayan hücreler ise koni şeklindedir. Göz sinirlerinin gözden çıktığı bölgede almaç bulunmadığı ve görüntü oluşmadığı için buraya kör nokta (İki göz birlikte kullanılarak aşılır.)denir. Saydam tabaka ile göz merceğinden geçen eksenin, gözün arka bölümünde retinayı kestiği yerde çukur bir bölge vardır.Burada ağ tabaka daha incedir ve sarı benek adını alır. Görme olayı Işık ışınları saydam tabakada kırıldıktan sonra,göz bebeğinden içeri girerek merceğe gelir.Göz merceği ışığı bir kez daha kırar.Kırılan bu ışınların camsı cismi geçtikten sonra ağ tabaka üzerinde ters bir görüntü meydana getirir.Bu şekilde ağ tabakaya gelen ışınlar çomak ve koni hücrelerini uyarır.Bu hücreler ışığa bir tepki olarak, görme sinirleriyle beyne gönderilen uyartıları başlatır. Üç tip renk konisinden bir veya ikisi bulunmaz ise yeşil ve kırmızı renkler tam ayrılamaz. Bu hastalığa renk körlüğü (daltonizm) denir. Göz kusurları Miyopluk:Gözün önden arkaya olan çapının normalden uzun veya göz merceğinin normalden daha şişkin olmasıyla doğan bir kusurdur.Bu tip bozukluklarda görüntü ağ tabakanın önüne düşer.Bunun sonucu olarak uzaktaki cisimler iyi görünmez.Kalın kenarlı mercekler kullanmakla bu kusurlar düzeltilebilir. Hipermetropluk:Gözün önden arkaya olan çapının normalden kısa veya mercek normalden daha ince olduğu zaman ortaya çıkar.Bu tip bozuklukta görüntü ar tabakasının arkasında oluşur.Uzağı gördükleri yakını göremezler. İnce kenarlı mercekler kullanmakla bu kusurlar giderilebilir. Astigmatlık:Saydam tabaka ve göz merceği yüzeyinin kavislenmesinden ortaya çıkar.Böyle kişilerde gelen ışınlar bir noktada toplanamayacağından cismin görüntüsü bozuk ve bulanık olur.Görüntüyü netleştirmek için, düzensiz olarak sıkıştırılmış silindir mercekli gözlükler kullanır. Presbitlik:Yalandıkça göz merceğinin esnekliği kaybolarak gözün uyum yapma yeteneği azalır.Bu gibi kişilerde ışık az kırılacağından görüntü retinanın arkasında oluşur.Böyle kişiler 40 cm’den yakını göremezler.İnce kenarlı mercekle düzeltilir. Şaşılık:Göz yuvarlağını hareket ettiren kasların, normalden uzun yada kısa olmasından oluşur.Gözler farklı eksenlere bakar.Ameliyatla düzeltilir. Göz tansiyonu:Gözde ön ve arka odanın içinde bulunan sıvının salgılanması ve boşaltılması arasında bir denge vardır.Bu denge bozulursa basınç artarak göz tansiyonu oluşur. 4.İşitme ve Denge Kulak dış, orta ve iç kulak olmak üzere üç ana kısımda incelenir. a.Dış kulak:Ses dalgalarını toplayıp orta kulağa iletmeye yarar.Kulak kepçesi,kulak yolu ve kulak zarı dış kulağı meydana gelir. b.Orta kulak:Orta kulakta şekillerine göre adlandırılan çekiç,örs ve üzengi kemikleri bulunur.Çekiç kemiği kulak zarına, üzengi kemiği ise , iç kulak başlangıcındaki oval pencereye bağlanır.Orta kulak ayrıca oval pencerenin alt kısmında yer alan yuvarlak pencere ile de ilişkilidir.Orta kulak östaki borusu denilen ince bir kanalla yutağa bağlanır. c.İç kulak:Dışları kemik yapılı,içleri zar yapılı dolambaç ve torbalardan meydana gelmiştir.Oval penceresinin iç kulağa bakan tarafındaki iç kulak boşluğuna dalız denir.Dalız orta yerinden boğumlanarak üstte tulumcuk (utrikulus), altta kesecik (sakkulus) olarak adlandırılan torbaları oluşturur. Tulumcuk yarım daire kanalları ile kesecik salyangoz ile birleşmiştir. Tulumcuk ve kesecik içinde otolit denilen küçük kristaller bulunur.Denge bozulursa bu kristaller kenarlardaki almaçlara dokunur ve uyartı oluşur. İç kulağın bu kısmı vücudun dengesini sağlamakla görevlidir. Dolambacın işitme ile ilgili kısmı kendi etrafında iki buçuk defa helezon şeklinde kıvrılmıştır.Bu kısma salyangoz (Kohlea) denir.Üst kanal (vestibular kanal) oval pencereye bağlıdır.İçi perilenf sıvısıyla doludur. Orta kanal (kohlear kanal) içi endolenf sıvı ile dolu olan kısımdır.Asıl işitmeyi sağlayan korti organı bu kanalda yer alır.Alttaki kanal (timpanik kanal) ise yuvarlak pencereye bağlıdır.İçi perilenf sıvısı ile doludur. İşitmenin olabilmesi için kulak kepçesi tarafından toplana ses dalgalarının kulak yolunu geçerek, kulak zarını titreştirmesi gerekmektedir.Kulak zarında oluşan titreşimler orta kulaktaki çekiç, örs ve üzengi kemiklerine yükseltilerek akatırılır.Üzengi kemiği bu titreşimleri oval pencere yoluyla perilenfe geçirir. Vestibular ve timpanik kanalda oluşan bu basınç , zarlar üzerindeki korti hücrelerini ve kohlear kanaldaki endolenfi titreştirir.Bu titreşimleri alan korti hücreleri impulsları beynin işitme merkezlerine ileterek ses olarak algılanmasını sağlar.

http://www.biyologlar.com/duyu-organlari

Transgenik Bitkilerin Ekiliş Alanları

Transgenik Bitkilerin Ekiliş Alanları

Gelişmiş ülkelerdeki araştırma-geliştirme çalışmaları içinde biyoteknoloji konusunda önemli ilerlemeler kaydedilmiştir. Bunun sonucunda, gen aktarımlı (transgenik) bitkiler son zamanlarda üzerinde en çok konuşulan bitki grubunu oluşturmaktadır. Özellikle ABD'de yapılan araştırmalar sonucunda mısır, pamuk, patates ve soyada transgenik çeşitler elde edilmiş, ekim alanlarının belirli bir bölümünde bu bitkiler ekilir hale gelmiştir. Herbisite dayanıklılık, en yaygın transgenik uygulamadır. Herbisite dayanıklılık soya, mısır, kanola ve pamuk gibi genetiği değiştirilmiş temel ürünlerin tümünde mümkündür. İlk herbiside dayanıklı şeker pancarı 2005 yılında ABD, Kanada ve Filipinler'de onaylanmıştır. Herbisite dayanıklı pirinç ve buğday halen geliştirilmektedir, ancak kullanıma girmemiştir. Genel uygulama glyphosate (Roundup TM) veya glufosinate-ammonium (Liberty TM) herbisitlerine karşı yapılması şeklindedir. Çizelge 2' de de görülebileceği gibi dünya çapında 90 milyon hektar transgenik bitki ekili alanın % 71' i bu bitkilerden oluşmaktadır (James, 2005). GDO ürünlere aktarılan özellikleri 3 grup altında topladığımız zaman genel olarak en fazla aktarılan özelliğin herbisite dayanıklılık (% 59) olduğunu görmekteyiz. % 28 oranında böcek ve virüse dayanıklılık özelliği kazandırılan ürünler olduğu halde kaliteye yönelik özelliklerin aktarılması % 13 gibi düşük bir seviyede kalmıştır. GDO’ lu Ürünlerin Etiketlenmesi Gen teknolojisi ile üretilmiş organizmalardan üretilen ya da bunların eklenmiş olduğu gıdaların etiketlenmesi konusunda dünyada farklı rejimler uygulanmaktadır. Çizelge 7’ de, Avrupa Birliği dâhil bazı ülkelerde bu tip gıdalar için etiketleme zorunluluğu bulunduğu halde Kanada, A.B.D ve Hong Kong' da belirli koşullarda etiketleme yapıldığı, bu arada düzenleme bulunmayan ülkelerin de olduğu görülmektedir. Etiketleme zorunluluğu, pazarlanan ürün içerisindeki GDO oranına göre de değişim göstermektedir. Avusturalya, Yeni Zelanda ve Avrupa Birliği' nde % 1 ve daha fazla GDO içeren gıda ürünleri için etiketleme zorunluluğu olmasına karşın, Japonya' da bu oran % 5' tir. Güney Kore' de ise ürünün içerisindeki ilk beş maddede (the top 5 ingredients), GDO oranının % 3 ve üzeri olması durumunda etiketleme zorunludur (Jurgens, 2006). Polen Kaçışı, Mesafeler ve Konvansiyonel Ürünle Genetiği Değiştirilmiş (GD) Ürünün Birlikte Yetiştirilebilirliği (Coexistence) İspanya’ da çiftçi tohum ekimine hazırlık, arazinin bakımı, hasat edilmiş arazinin işlenmesi gibi işlemler sırasında GD tohum tedarikçisi ve çiftçi arasında sözleşmeye bağlanmış yükümlülüklere sıkı sıkıya uymalıdır. Diğer araziler ile GD ürün üretilen araziler arası 50 metre güvenlik mesafesi bırakılmak zorundadır. Konvansiyonel ürünlerin çiçeklenme süresince kazara oluşacak çapraz bulaşmayı önlemek için GD ürünlerin tahmin edilen çiçeklenme zamanı beyan edilmelidir. Tüm bunlara ek olarak, dört sıra konvansiyonel mısır ekilmiş bir tampon bölge, GD polen tuzağı gibi işlev görecektir (Kalla, 2005). Danimarkalı GD çiftçisi, komşularına izin verilmiş bir GD ürün yetiştirme niyeti olduğuna dair bilgi vermelidir. Bu bilgilendirme resmi bir tescil olarak sunulur. GD üreticisi aynı zamanda, hangi GD ürünü üretiyor olursa olsun yasal bir zorunluluk olan "GDO lisansı" alabilmek için GD üreticilerine özel bir eğitim almak zorundadır. Danimarka tohum sanayii, bazı GD ürünlerde (kanola, çim ve yonca gibi) ayrıştırma toleransının % 0,1 seviyesinde olması dolayısı ile teknik sorunlar öngördüğü için bu ürünleri geçici olarak durdurmuştur (Kalla, 2005). Almanya'da, % 0,9'dan daha az GD içeren ürün teslim etmek için bir sözleşme imzalamış olan GD-dışı ürün üreten çiftçi, sözkonusu üründe eşik seviyenin aşılması durumunda, GD üretim yapan komşu çiftçileri Alman yasalarına göre ortak sorumlu gösterebilir. İzin verilmiş GD ürünlerle ilgili olası kaza durumunda sözleşme şartlarından doğan yükümlülükler, GD üreticisi çiftçi tarafından karşılanır. GD üreticisi çiftçi, elinden gelenin en iyisi ile tüm güvenlik önlemlerini almış, tüm ayrıştırma protokollerini uygulamış olsa da kaza durumunda sözleşme şartlarından doğan yükümlülükleri karşılamak zorundadır (Kalla, 2005). SONUÇ Yeşil devrim, tarımsal üretimde kantitatif ve kimi zaman kalitatif açıdan geçen 100 yılda büyük ilerlemeler sağlanmasına sebep olmuştur. Bunun ardından genetik mühendislik kapsamında canlı organizmanın DNA' sında doğrudan değişiklikler yapma gündeme gelmiş, araştırmalar bu konuya yoğunlaşmıştır. Ülkemizde de bu alanda sınırlı da olsa önemli çalışmalar yapılmaktadır. Aralık 2006 tarihine kadar 26 özel şirket ve kurumun, 21 bitki türünde, yoğunluk mısır (39), pamuk (19) ve kanolada (15) olmak üzere 121 genetiği değiştirilmiş varyete geliştirdiği saptanmıştır. Dünya genelinde oluşturulan bu yeni varyetelerin tüketici haklarını koruma amaçlı etiketlenmesi üç farklı şekilde olmaktadır. Buna göre Avrupa Birliği, Avustralya/Yeni Zelanda, Rusya, Japonya, Çin, Kore, Tayland ve Malezya' da tam olarak düzenlenmiş zorunlu etiketleme rejimi; Kanada, ABD, Hong Kong' ta çeşitli düzenleyici ve gönüllü yaklaşımlardan oluşan etiketleme rejimi uygulanırken Filipinler ve Singapur' da herhangi bir etiketleme rejimi belirlenmemiş ve uygulanmamaktadır. Bu çalışmanın sonucunda, Türkiye koşullarında şu an üretimi ve satışı yasak olan genetiği değiştirilmiş tarımsal ürünlerin ithal edilmemesi için gümrük kapılarında kontrol edilecek tür, varyete çeşitleri ve üretici kurum ve firma isimleri netleştirilmiştir. Bu çalışmadan da anlaşılacağı gibi ülkemizde genetik değişime uğradığı sanılan hıyar, biber, fındık, gibi birçok bitki türünde genetik değişim yapılmamıştır ve/veya bu türlerin ticari olarak satışı yapılmamaktadır. Bunun yanı sıra tütünde nikotin içeriğini azaltma gibi kalite yönünde yapılan bazı genetik değişimlerin insan sağlığına zararları konusu gözden geçirilmeli; insektisitlerin daha az miktarda kullanılması ve böylece hem gıda güvenliği hem de çevre sağlığı açısından iyi olabilecek yönde genetik değişimlerin, iyi veya kötü olduğu konusu daha detaylı incelenmelidir. Çalışma sonunda görülmektedir ki tarımsal ürünlerde genetik değişime izin veren ülkelerde alt yapısı kuvvetli denetim sistemleri oluşturulmuştur ve genetiği değiştirilmiş ürünler uzun süreli denetimlerden geçtikten sonra onaylanmakta ve uygun şekilde etiketlenmektedir. Globalleşen dünyada gerek araştırma geliştirme, gerekse üretim ve tüketim amaçlı genetiği değiştirilmiş ürünlerin kullanımı gelecekte Türkiye' nin de önünde durmaktadır. Ülkemizde her ne kadar GDO içerikli gen kaynağı kullanımı yasak olsa da gümrüklerde yeterli denetim mümkün olamamakta, analiz yapabilmek için akredite laboratuvarlara ulaşılamamaktadır. Tarımsal ürünlerin uygun alt yapıya haiz sistemler ile denetimden geçirilerek yine uygun şekilde etiketlenmesi ile tüketici haklarının korunması en öncelikli konudur. Bu bağlamda Avrupa Birliği' ne uyum sürecinde bulunduğumuz bu dönemde, GDO denetleme ve onay yöntemi AB yönetmelikleri ile uyumlulaştırılmalı; EFSA ile koordineli çalışmalar yürütülerek genetiği değiştirilmiş tarımsal ürünler konusunda gıda güvenliği riskleri asgariye indirilip tüketicilere güvenli gıda temin etme imkânı sunulmalıdır. Bu bağlamda Türkiye’ de, özellikle ithal edilen genetik değişime uğramış ürünlerin ülkeye kabulü sırasında detaylı analizler yapabilecek kontrol laboratuvarlarının kurulması ve yapılan kontrollerin sonucuna göre hangi düzeyde genetiği değişmiş ürünlerin kabul veya red edileceğini tanımlayan yönetmelikler oluşturulması gerekmektedir. Buna göre yapılmış olan bu çalışma sürekli güncel tutularak ürünlere göre risk seviyeleri belirlenmeli, kontroller bu çerçevede yürütülerek etkinlikleri arttırılmalıdır. Bütün bu hususların ışığında, “Ulusal Biyogüvenlik Yasası” nın bir an önce çıkarılması önemli bir zorunluluk olarak ortaya çıkmaktadır.

http://www.biyologlar.com/transgenik-bitkilerin-ekilis-alanlari

İp Deneyi

Farklı düzlemlerde yer alan objelerin mikroskoptaki görüntülerinin farklı olduğunu göstermek amacıyla, açık ve koyu renkli iki iplik parçasının üst üste konarak mikroskopta incelenmesi. Farklı düzlemlerdeki görüntülerin farklı mikroskop görüntüsüne sahip olduğunu anlamak için önce mikroskop tablasında bulunan ve üst üste bindirilmiş olan siyah ve beyaz ipliklerden sadece üsttekini netleştirin. Bu takdirde altta kalan ipliğin netleşmediğini göreceksiniz. Şimdi alttaki ipliği netleştirin. Bu durumda da üstteki ipliğin netleşmediğini göreceksiniz. Her iki renkteki ipliği de görmek için, mikroskobunuzun mikrovidasını aşağı-yukarı doğru yavaşça döndürmeniz gerekecektir. Farklı düzlemlerdeki objelerin farklı görüntülerde olduğunun anlaşılması size dokuların kesitlerindeki veya tek hücreli organizmalardaki, yapıların yerlerini anlamanıza yardımcı olacaktır.

http://www.biyologlar.com/ip-deneyi

IŞIK MİKROSKOBUNUN KULLANIMI

1. Mikroskobun ışığını açın, preparat tablasını aşağı indirin ve en küçük büyüten objektifi devreye sokun. 2. Preparatı lamel üstte olacak şekilde tablaya yerleştirin. 3. Yandan bakarak makrovidayla objektifleri aşağı indirin / preparat tablasını yukarı kaldırın. 4. Okülerden bakarken makrovida ile objektiflerileri kaldırarak görüntüyü netleştirin. 5. Daha büyük büyüten objektife geçerken objektifin yerine oturduğundan emin olun. 6. 40X objektif ile inceleme yaparken ince netlik ayarını mikrovida ile yapın. 7. Büyük büyüten objektif devrede iken makrovida ile asla oynamayın. 8. Preparatı tabla üzerinde hareket ettirirken bir elinizle de mikrovida ile netliğin sürekliliğini sağlayın. 9. Lamel ile kapatılmış preparatları en çok 40X büyüten objektifle inceleyin. 100X büyüten objektifin immersiyon yağı ile kullanılacağını unutmayın. 10.Preparat değiştireceğiniz zaman mutlaka en küçük büyüten objektifi devreye sokun. 11.İncelemeniz bittiğinde en küçük büyüten objektifi devreye soktuktan sonra preparatı çıkarın sonra mikroskobun fişini çekin ve üstünü örtün.

http://www.biyologlar.com/isik-mikroskobunun-kullanimi-1

Mikroskobun Kullanılısı

Mikroskop incelemeye uygun bir sekilde yerlestirilir. Hareket ettirilmeden ısık ayarı yapılır. En küçük objektif eksen üzerinde çevrilerek okülerden bakılıp görüs alanı en aydınlık olacak sekilde ayarlanır. Preparat tabla üzerine yerlestirilir. Preparattaki obje, mikroskop deliğine gelecek sekilde ayarlanır. Makrometrik vida ile objektif preparata yaklastırılır. Okülerden bakarken makrometrik vida geri çevrilerek mikroskop tüpü yavasça yukarıya kaldırılır. Dokuların görünmeye basladığı anda makrometrik vida bırakılarak mikrometrik vida ile görüntü netlestirilir. Preparat daha fazla büyütülerek incelenmek isteniyorsa, revolver çevrilerek daha büyük bir objektif preparat üzerine getirilir. Mikrometrik vida ile netlestirilir. Görüntünün derinliği hakkında bir fikre sahip olmak için mikrometrik vida öne arkaya hareket ettirilerek bakılmalıdır. Görüntünün netliği, objektifin cisme en uygun mesafeye kadar yaklastırılmasıyla birlikte, aynı zamanda kesite gelen ısığın da uygun bir sekilde ayarlanmasına bağlıdır. Isık iyi ayarlanamazsa görüntü bulanıktır. Bu durumda mikroskop lambasının ayarını kontrol etmek gerekir. Ayrıca kondansatör ve diyaframın da kontrol edilmesi gerekmektedir. Özellikle çok ince ve seffaf kesitlerin incelenmesinde diyafram uygun sekilde ayarlanmalıdır. Mikroskop hiçbir zaman zorlanmamalıdır. Mikrometrik vidanın bir yönde dönmesi durduğu takdirde, mikroskop tablası makrometrik vida ile asağı indirilmeli ve mikrometrik vida ters yönde bir müddet bosaltıldıktan sonra tekrar görüntü elde edilmeye çalısılmalıdır. Mikroskopta hava kabarcıklarının bulunmadığı bölgeler incelenmeli veya incelenecek bölge hava kabarcıklarından kurtarılmalıdır. Objektif yukarı kaldırılmadan preparat alınmamalı ve preparat alınırken objektife değdirilmemelidir. Aynalı mikroskoplarda, ısık kaynağı olarak gün ısığı veya floresan kullanıldığında aynanın düz tarafı, lamba kullanıldığında ise aynanın çukur tarafı kullanılmalıdır. Mikroskobun Bakımı Pratik çalısmalara baslamadan önce ve çalısmalar bittikten sonra optik kısımlar çok yumusak ve yıkanmıs bir tülbent ile silinmelidir. Mekanik kısımlar ise yine yumusak bir toz bezi ile silinmelidir. Mikroskop tozdan, reaktiflerden ve asit buharlarından korunmalıdır. Mikroskop tüpünün içine toz girmemesi için tüpün üst ucunda daima bir oküler bulunmalıdır. Eğer objektiflere reaktif bulasmıssa önce ıslak, sonra kuru bir tülbent ile silinmelidir. Belirteçle hazırlanmıs preparatla çalısırken mikroskop tablası düz tutulmalıdır, aksi halde tablanın eğimi nedeniyle reaktif akabilir ve mikroskop tablası kirlenip bozulabilir. Okülerin merceklerinin kirli olup olmadığı mikroskoba bakılarak kolayca anlasılır. Oküler olduğu yerde çevrilirken kirlilikler de hareket ediyorsa, kirliliğin okülerden geldiği anlasılır. Mikroskobun isi bittikten sonra en küçük objektif görüs noktasında olmak üzere ayarlanmalı, örtüsü örtülmelidir.

http://www.biyologlar.com/mikroskobun-kullanilisi

Biyofizik

A lm. Biophysik (f.), Fr.biophysique (f.), İng. biophysics. Fiziki prensipleri, metodları ve aletleri canlı organizmalarla ilgili çalışmalarda kullanan ilim dalı. Fizikte olduğu gibi biyofizikteki ilerlemeler de bu konuda hassas sistemlerin kullanılmasıyle başlamıştır. Biyofiziğin ilk branşı, gözün optik sisteminin incelenmesiyle ortaya çıkmıştır. Gözün merceğinin karakteristiği, retina tabakasında görüntünün meydana gelmesi ve görüntünün netleştirilmesi olayları bütünüyle biyofizik ile ilgili problemlerdir. Canlı sistemlerin tam manasıyle bilinemediği geçmiş yıllarda, fiziksel çalışmaların canlıya uygulanamayacağı düşünülmekteydi. Yirminci yüzyıl ortalarında yapılan bir seri keşif, bu düşünceleri değiştirdi. Bu keşifler, sinirdeki iletim mekanizmasının, kas kasılmasının, irsi (genetik) olayların, virus yapısının açıklanması olarak sayılabilir. Bu sistemler çok yerde biyofiziksel çalışmalarla açıklanabilir. Biyofiziğin bölümleri: Günümüz biyofiziğinde üç ana bölüm bulunmaktadır. Bunlardan birisi "Moleküler ve Hücresel Biyofizik"tir. Bu bölüm, hücrenin hayatiyetini devam ettirebilmesi için gerekli olan moleküler parçaların özelliklerini inceler. Bu moleküler parçalar; nükleik asitler, proteinler, polisakkaritler olarak sayılabilir.Moleküler ve hücresel biyofizikteki metodlarda elektron mikroskobu, ultrasantrifüjler, X ışını kırıcı aletler (yoğunluk ve kütleye göre ayırım yapmak için) kullanılır. Bu metodlar ayrı birer dal olarak üzerinde durulan konular olup bu sahada birçok araştırmacı çalışmaktadır. İyonlaştırıcı ışınlar bu konulardan birisi olup bu ışınlar (X ışınları) hem teşhiste (röntgen filimleri) ve hem de tedavide (lösemiler ve bazı kanser tipleri) kullanılır. Biyofizik çalışmalarında bir diğer bölüm de "Fizyolojik Biyofizik" olup canlı sistemin görev yapan organlarını incelemektedir. Görme, işitme, temas duyusu, sinir sistemi vs. bu bölümün araştırma alanına girer. Bu alanda çalışanlar özel yapılmış ve oldukça karmaşık elektronik aletler kullanırlar. Biyofiziğin üçüncü ve hızla gelişmekte olan kolu "Biyofizikte Kullanılan Aletlerin Düzenlenmesi" ile ilgilidir. Bilgiler arttıkça, araştırmalarda kullanılan aletlerin karmaşıklığı ve teferruatı da buna paralel olarak artmaktadır. Aletlerin düzenlenmesi ve alet sistemlerinin kurulması bu sebepten biyofiziğin ayrı bir kolu haline gelmiştir. Biyofizikle ilgili çalışmalar ABD, Rusya ve Kanada gibi ileri tekniğe sahip ülkelerin üniversitelerinde büyük araştırma grupları tarafından sürdürülmektedir. Biyofizikçiler endüstride, üniversitelerde ve tıbbi araştırmalarda, mühim görevlerde çalışmaktadırlar. Bunlar için en önemlisi tıbbi araştırmalardaki biyofizikçilerin katkısıdır. Biyofizikte yapılan çalışmalarla, pekçok biyolojik olayı fiziksel prensiplerle açıklamak mümkün olmuştur. Biyofiziğin en yeni konusu, duyular yardımıyla yapılan haberleşmenin fizik kuralları ile açıklanmasıdır.

http://www.biyologlar.com/biyofizik

İnsan Saçı, Hayvan Kürkü, Kuş Tüyü ve Sürüngen Pulunun Kökeninin Aynı Olduğu <b class=red>Netleşti</b>

İnsan Saçı, Hayvan Kürkü, Kuş Tüyü ve Sürüngen Pulunun Kökeninin Aynı Olduğu Netleşti

İnsan saçı, kuş tüyü ve sürüngen pulu birbirlerinden oldukça farklı görünür. Geçtiğimiz günlerde tamamlanan bir çalışmada ise bu yapıların hepsinin aynı ortak atadan evrildikleri bir kez daha ortaya kondu.

http://www.biyologlar.com/insan-saci-hayvan-kurku-kus-tuyu-ve-surungen-pulunun-kokeninin-ayni-oldugu-netlesti

Halk İçin Rüzgâr Türbini – Röportaj

Halk İçin Rüzgâr Türbini – Röportaj

Dünyanın birçok yerinde enerji ihtiyacının karşılanması için fosil yakıtlara bağlı enerji üretimi en çok başvurulan yöntemlerden birisi.

http://www.biyologlar.com/halk-icin-ruzgr-turbini-roportaj

Tuz Yerine Yosun Kullanılabilir mi?

Tuz Yerine Yosun Kullanılabilir mi?

Yapılan araştırmalara göre, günümüz insanı gereksinim duyduğundan çok daha fazla tuz tüketiyor.

http://www.biyologlar.com/tuz-yerine-yosun-kullanilabilir-mi

Genetiği Değiştirilmiş Organizmalar: Genel Bakış, Ürünlere Örnekler ve Dikkat Edilmesi Gereken Sorunlar

Genetiği Değiştirilmiş Organizmalar: Genel Bakış, Ürünlere Örnekler ve Dikkat Edilmesi Gereken Sorunlar

Genetiği Değiştirilmiş Organizmalar (GDO) ile ilgili tartışmalar aralıklarla gündeme gelse de, bu tartışmalardan yola çıkarak gerçek anlamıyla bilimsel bir algının halk arasında yaratılmasının oldukça güç olduğu görülmektedir.

http://www.biyologlar.com/genetigi-degistirilmis-organizmalar-genel-bakis-urunlere-ornekler-ve-dikkat-edilmesi-gereken-sorunlar

Genom gözünden insanın tarihsel yolculuğu

Genom gözünden insanın tarihsel yolculuğu

Geçtiğimiz ay Nature dergisinde ard arda yayınlanan üç makale modern insanın son 200 bin yıl içindeki yolculuğuna dair bilgilerimizi derinleştiriyor: Bulunamayan davranış genleri, tutunamayan göçmenler...

http://www.biyologlar.com/genom-gozunden-insanin-tarihsel-yolculugu

Dinozor kolları kuş kanatlarına nasıl dönüştü?

Dinozor kolları kuş kanatlarına nasıl dönüştü?

Kuşların dinozorların soyağacının bir kolundan evrimleştiği bilinmesine rağmen, uçabilme adaptasyonu evrim biyologlarını düşündürmeye devam ediyor.

http://www.biyologlar.com/dinozor-kollari-kus-kanatlarina-nasil-donustu

DNA Molekülü Hücre İçinde Hangi Kılıklara Girer?

DNA Molekülü Hücre İçinde Hangi Kılıklara Girer?

Bir DNA’ya ne zaman kromozom denir? Kardeş kromatit ne demektir ve kromozomdan farkı nedir? DNA’yı daha iyi anlamak için netleştirmemiz gereken bu kavramlara bir bakalım.

http://www.biyologlar.com/dna-molekulu-hucre-icinde-hangi-kiliklara-girer

Kriyojenik Yöntemle Dondurulmuş Beyin Nakli Yapılabilir

Kriyojenik Yöntemle Dondurulmuş Beyin Nakli Yapılabilir

Son yıllarda tıptaki gelişmeler zihnimizin sınırlarını zorluyor ve imkansız kavramını yeniden irdeliyor.

http://www.biyologlar.com/kriyojenik-yontemle-dondurulmus-beyin-nakli-yapilabilir

Genomik Tarihinin Zaman Tüneli

Genomik Tarihinin Zaman Tüneli

Bu zaman tünelinde, genomik alanında gerçekleşen kilit olayları tarih sıralaması ile görüyoruz. Genetik araştırmalarındaki bu önemli aşamaları anımsayalım.

http://www.biyologlar.com/genomik-tarihinin-zaman-tuneli

İngiltere plastik mikro tanecikleri yasaklıyor

İngiltere plastik mikro tanecikleri yasaklıyor

İngiltere plastik mikro taneciklerin yasaklanmasıyla ilgili bugüne kadar alınmış en güçlü karara imza attı. Bu; çevremiz için çok büyük bir haber.

http://www.biyologlar.com/ingiltere-plastik-mikro-tanecikleri-yasakliyor

Kan Kanseri (Lösemi)

Kan Kanseri (Lösemi)

Lösemi, kan hücrelerinin özellikle de akyuvarların normalin üzerinde çoğalması ile kendini gösteren bir kanser türüdür.

http://www.biyologlar.com/kan-kanseri-losemi

Ekolojik Fırsat: Adaptif Yayılmanın Tetikleyicisi

Ekolojik Fırsat: Adaptif Yayılmanın Tetikleyicisi

Ekolojik fırsat, türlerin farklılaşmasında hayati bir öneme sahip olup adaptif yayılmanın başlamasında anahtar bir rol oynamaktadır.

http://www.biyologlar.com/ekolojik-firsat-adaptif-yayilmanin-tetikleyicisi

Lityum Bunamaya Karşı Koruyucu Etki Yapıyor Olabilir mi?

Lityum Bunamaya Karşı Koruyucu Etki Yapıyor Olabilir mi?

Yapılan bir araştırmanın sonuçlarına göre, içme suyunda bulunan lityum yoğunluğunun yüksekliği ile bunama (demans) gelişim riskinin düşmesi arasında bağlantı olabilir.

http://www.biyologlar.com/lityum-bunamaya-karsi-koruyucu-etki-yapiyor-olabilir-mi


 
3WTURK CMS v6.03WTURK CMS v6.0