Biyolojiye gercekci yaklasimin tek adresi.

Arama Sonuçları..

Toplam 8 kayıt bulundu.

Bir Haftada 67 Dinozor!

Dinozorların gelişimsel biyolojisini ayrıntlarıyla incelemek isteyen paleontologlar için, bir haftada tam 67 dinozor iskeletini eksik gedikleriyle de olsa tamamlayacak kadar fosil elde etmek, bulunmaz bir şans olsa gerek. Bu dinozor hazinesi Gobi Çölü’nde; hazine avcıları da ABD ve Moğolistan’dan bilim insanları. Buna tümüyle şans demek belki de hata olur; çünkü bilimcileri bölgeye çeken, geçen yıl da burada ortaya çıkarılan 30 iskelet. Bu şekilde yaklaşık 100 Psittacosaurus (yüzü papağanı andıran, küçük bir dinozor) iskeleti elde edilmiş oluyor. Psittacosaurus, 120 milyon yıl kadar önce Erken Kretase döneminde yaşamış, “papağan kertenkelesi” olarak da adlandırılan otçul bir dinozor. Araştırmacıların, özellikle de Psittacosaurus fosili savında olmalarnın nedeni, sayılarının fazlalığı, yani zengin bir örnek çeşitliliği sunabilecek olmaları. Amaç, iskeletler arasındaki farklılıkları karşılaştırmak ve gelişim sırasında gerçekleşen değişiklikleri incelemek. Fosiller, şu anda Moğolistan’ın Bilim ve Teknoloji Üniversitesi’ne kaldırılmış, ancak Amerikalı araştırma ortaklarının kullanımına da açık durumda.

http://www.biyologlar.com/bir-haftada-67-dinozor

Y-DNA (BABA TARAFINDAN) HAPLOGRUPLAR

Bugün genellikle Doğu ve Güney Afrika’da, özellikle Sudan, Angola ve Namibia (Khoisan)’da bulunan bu haplogruba az da olsa Batı Avrupa’da rastlanmaktadır. Bunların, Roma İmparatorluğu döneminde köle olarak getirilen Nubian’ların torunları olduğu tahmin edilmektedir. B Haplogrubu 50.000 yıl önce M60 mutasyonu ile oluştu. Afrika’da geniş bir alana dağılan bu grup Bayaka ve Mbuti pigmileri arasında da görülür. A ve B tipik Afrika haplogruplarıdır. C ve D haplogrupları Afrika kıtası dışına çıkan ilk erkekler olduğundan, Afrikalı olmayan herkesin atalarıdırlar. En çok sorulan sorulardan biri de haplogrupların saç ve deri rengi gibi dış görünüşleridir. Haplogruplara göre sarışınlık veya esmerlik belirlenemez. Çünkü göz, ten, saç rengi gibi özellikler otozomal genler tarafından belirlenir. Ancak bu konuda sadece tahmin yürütülebilir. Örneğin, Y-DNA Haplogrubu A veya B olan birisinin zenci olma ihtimali yüksektir, çünkü bunlar Afrika’nın yerlileridir. Ancak bu gruplardan pekala bir albino da doğabilir. Dolaysıyla dış görünüşe bakarak haplogrup hakkında tahminde bulunmak yanıltıcı olabilir. CT Haplogrubu M168 ve M294 mutasyonları ile oluştu. C Haplogrubuna paralel hareket eden (M174) D Haplogrubu‘nun torunları bugün hala Tibet, Tacikistan ve Güney Asya’da (Hindistan hariç) aynı hat üzerinde yaşamaktadırlar. Daha sonra bunlardan bir grup Japonya’ya göç etti, birkaç bin yıl önce de başka bir grup Moğolistan’dan Tibet’e gitti. Kısmen bugünkü güney Kazakistan’da da bulunan bu genetik grubun Orta Asya’da önemli bir etkisi yoktur. C Haplogrubu Orta Asya açısından daha önemlidir. M168’den ayrılan bu grup, Arap Yarımadası’ndan sahil boyunca İran, Hindistan, Polinezya ve Avustralya’ya kadar gitti. Hatırlarsanız Orta Asya’ya 4 giriş rotasını incelemiştik. Sahil hattını kullandıkları için Asya’da çok geniş bir coğrafyaya yayılma imkanı elde eden C haplogrubu, Sibirya, Moğolistan, Kore, Kazakistan, Mançurya, Vietnam, Avustralya ve Filipinler dahil pek çok yerde görülmektedir. Hatta Bering’den Kuzey Amerika’ya geçmişlerdir. Na-dene ve Batı Kanada yerlileri %25 oranında bu geni taşımaktadır. C3 Haplogrubu tipik Moğol genidir. 20 bin yıl önce ortaya çıkan, Cengiz Han’ın da içinde bulunduğu bu haplogrup az da olsa Avrupa’ya da yayılmıştır. Bugün yeryüzünde Cengiz Han’ın soyundan gelen 16 milyon erkek olduğu tahmin edilmektedir. (M89) F Haplogrubu 45-50 bin yıl önce Orta Doğu’da oluştu. Bir bölümü Orta Doğu’da yerleşen bu grubun bir kolu da Orta Asya steplerine kadar ulaştı. Küçük bir grup ise kuzeye, Anadolu ve Balkanlara gitti. F’den M69 mutasyonu ile ayrılan H Haplogrubu her ne kadar bir Hint grubu olsa da büyük olasılıkla 30.000 yıl önce Orta Asya’nın güneyinde doğdu. Bugün sadece Hindistan’da görülmekle birlikte, Avrupa’daki Romani (Gypsy, Çingene) halkının %50 den fazlası bu gruptandır. Bunun nedeni Hindistan’dan göçmüş olmalarıdır. 40.000 yıl önce İran veya Güney Asya’da (M9) K Haplogrubu, ondan da (M45) P Haplogrubu 35.000 yıl önce Orta Asya’da doğdu. Bugün Batı Avrupa, Rusya ve Orta Asya’da yaşayan insanların büyük bölümünün ortak atası işte bu M45’tir. Üst paleolitik çağın başlangıcı olan bu dönem, hem neandertalların yok olması, hem de homo sapienslerin bütün yeryüzüne dağılması açısından önemlidir. Artık yeryüzünde insanoğlunun hakimiyeti başlamıştır. 35-40 bin yıl önce Orta Asya’ya yerleşen K ve P gruplarının Türklerin en eski ataları olduğunu biliyoruz. Orta Asya’dan Avrupa’ya giden N ve R haplogrupları Avrupa’daki 10 ana Y-kromozom grubundan en önemlileridir. Bu gruplar 30 bin yıl boyunca Avrasya’ya yayılarak aralarında Rus, Alman, Fransız, İngiliz ve Finlerin de bulunduğu Avrupalı milletleri oluşturdular. Yani Slavlar, İskandinav ve Baltık milletleri, Anglo-Sakson, Germen, Kelt ve diğer bütün Avrupa ırkları ile Türklerin soyu 30 bin yıl geriye gittiğimizde aynı atalara dayanıyor. P Haplogrubu Q ve R gibi en yaygın iki haplogrubun atası olan P’nin bugünkü nüfusu çok azdır. En çok Amerikan yerlilerinde görülen bu grup, Chipeway yerlilerinde %63 oranında bulunmaktadır. P grubuna Avrupa’da çok az rastlanır. Bunların Hun ve Moğol seferleriyle Avrupa’ya gelen Türkler olduğu düşünülmektedir. Hiçbir değişikliğe uğramadan, 35 bin yıl önceki ile aynı M45 genetik marker’ını taşıyan bir kişi Kazakistan’da tespit edilmiştir. Dr. Spencer Wells tarafından Almaty-Bişkek arasındaki evinde ziyaret edilen bu şahsın dedeleri 35 bin yıl boyunca aynı bölgede yaşamışlardır. R1 Haplogrubu başta Orta Asya olmak üzere oldukça geniş bir coğrafyaya yayılmıştır. 30 bin yıl önce P’den M207 mutasyonu ile ayrılan R büyük olasılıkla Güney Asya, Kuzey Kafkasya veya Doğu Avrupa’da doğdu. Bugün, Batı Avrupa ve Amerika Birleşik Devletleri’nde dış görünüşüne göre insanlar tanımlanırken şöyle ifade edilir: - Kafkasyalı (Caucasian): Beyaz ırk, yani sarışın ve kumrallar. - Esmer (Hispanic): Güney Amerika, İspanya ve diğer Akdeniz havzasında görülen esmerler. - Asyalı (Asian): Uzak Doğulu, çekik gözlüler. - Afrikalı (African): Siyahi, Afrika asıllılar. Beyaz Kafkasyalı (White Caucasian) olarak adlandırılan grup, bizim bildiğimiz anlamda sadece Çerkez, Gürcü ve Çeçen gibi Kafkas halklarıyla sınırlandırılmaz. Rusya, Amerika veya başka bir yerde doğan bütün beyaz ırklar Kafkasyalı olarak tanımlanır. Bunun sebebi Alman bilim adamı Johann F. Blumenbach’ın 18. Yüzyılda ortaya atmış olduğu teoridir. Blumenbach’a göre Avrupalı beyaz ırklar Kafkasya’dan çıkmıştır. Avrupa’ya yerleşen ilk insanlar olan Cro-Magnon’ların da bu beyaz Kafkasyalılar olduğu teorisinden dolayı zaman içinde bütün beyazlara Kafkasyalı denmiştir. İşte bu anlamda beyaz ırkların büyük bir bölümünü oluşturan y-DNA haplogrupları R1a ve R1b’dir. R1a Haplogrubu R1a daha çok Doğu Avrupa’da, özellikle Slav ırklarında %50’den fazla bulunmaktadır. 19.000-26.000 yıl önce R1’den ayrılan bu grubun ilk nerede doğduğu tam olarak bilinmiyor. Balkanlar’da görülen R1a çeşitliliğinin nedeni 5.000 yıldır Avrasya steplerinden gelen göçler olabilir. Dolaysıyla Balkan Yarımadası’nda doğmuş olma ihtimali zayıftır. İlk çıkış yeri hakkındaki bir diğer teori Pakistan ve Kuzey Batı Hindistan’dır. Bu bölgedeki çeşitlilik ise nüfus fazlalığından kaynaklanmaktadır. Unutulmamalıdır ki, Pakistan ve diğer Hint halklarının toplam nüfusu Çin’den fazladır. Dolaysıyla R1a’nın ilk doğum yeri için en uygun alternatif, Güney Sibirya veya Orta Asya’dır. R1a’nın hızlı yayılmasının nedeni atların erken evcilleştirilmesi, bronz silahlar ve at arabalarıdır. Özbek, Türkmen, Uygur, Tatar gibi Türk boylarında R1b ve R1a’nın toplamı, nüfusun neredeyse yarısını (%40-50) oluştururlar. Hatta Başkırlarda bu oran tavan yapar, %80 bazı bölgelerde %90’a ulaşır. Tipik Avrupalı gruplar R1a ve R1b’nin binlerce yıldır Orta Asya’da da yaşıyor olması, Tarım havzasında (Uygur, Şincan veya Doğu Türkistan) bölgesinde bulunan sarışın Avrupalı kadın ve erkek mumyaların da orijinini açıklamamızı sağlıyor. Bugüne kadar pek çok antropolog bunların Orta Asya’ya Bronz Çağında (7000-5200 yıl önce) göç eden Avrupalılar olduğunu düşünüyordu. 2007’de Çin hükümetinin izin vermesiyle Dr. Spencer Wells tarafından yapılan DNA testleri, bu mumyaların baba tarafından R1a1a grubuna ait olduğunu ortaya koydu. Anne tarafından ise yine Orta Asyalı olan mt.DNA ‘C’ haplogrubuna ait olduğu tespit edilen bu insanların bölgeye sonradan gelen Avrupalılar olduğu teorisi böylece çürütülmüş oldu. Artık arkeologlar bu halkı Avrupalı değil Tocharian (Tokaryan) olarak adlandırıyorlar. Tokaryan dili ise Hint-Avrupa dil grubuna giriyor. R1b Haplogrubu R1b Batı Avrupa’daki en kalabalık gruptur. R1b’nin doğum yeri tam olarak tespit edilmiş değil. Bulunan en eski formlar Kafkasya ve yakın doğudadır. Büyük olasılıkla Orta Doğu’nun kuzeyinde doğmuş, neolitik çağda Kuzey Anadolu ve Kafkasya’ya hareket etmiştir. İrlanda ve Bask bölgesinin %80’inden fazlasını R1b’nin oluşturduğunu biliyoruz. Ayrıca Başkortistan (Başkırya) ve Ural bölgesinde %50, Türkmenistan’da %35 gibi önemli oranlarda bulunması ilginçtir. Zaman içinde Doğu Avrupa’da kalan R1b iyice azalmış olsa da Orta Asyalı Türk halklarının genlerinde hala önemli bir yer tutmaktadır. R1b Bugün hala Kuzey Batı Çin Uygurlarında %20, Nepal Newa halkında %11, Afgan Hazara halkında %35 oranında bulunmaktadır. Pontik steplerinde, Kuzey Kafkasya’da 6.000 yıl önce R1a ve R1b gruplarının birlikte yaşadığı tahmin ediliyor. Batıda Don ve Dniester kıyılarına yerleşenlerin daha çok R1b, doğuda Volga ve Ural bölgesinde yaşayanların ise R1a grubundan oldukları söylenebilir. R1b’nin Kuzey Doğu Anadolu veya Kafkasya’da uzun zaman yaşamış olması Maykop kültürü ile ilişkisini düşündürmektedir. Tekerleği ilk defa Kuzey Kafkasya’daki bu bronz çağı kültürünün kullandığı sanılmaktadır. İlk metal el aletleri ve silahlar Kuzey Kafkasya’da yapıldı. Dünyanın en eski kılıcı Maykop kültürüne ait bir kurganda bulunmuştur. Hem at arabalarının icadı, hem de kılıç gibi silahların yapılması Kafkas halklarına büyük bir avantaj sağladı. Karşılarına çıkan toplulukları kolayca yenerek Batı Avrupa ve Anadolu’ya yayıldılar. Bu Kafkas halkları daha çok R1b ve G2a gruplarından olup kuzeyde R1a’ya da rastlanmaktadır. Volga-Ural bölgesinde icat edilen tekerlekli at arabalarının Hititler tarafından da kullanıldığı bilinmektedir. Demek ki, R1 grupları Kafkasya’dan güneye, Doğu Anadolu’ya girerek kültürlerini Orta Doğu ve Balkanlara taşıdılar. Tarihçiler ve arkeologlar Hint-Avrupa göçlerinin bir işgal mi yoksa barışçıl bir yayılma mı olduğunu uzun zaman tartıştılar. Yayılma teorisini ileri sürenler, R1b’yi Batı Avrupa’nın yerlileri, R1a’yı ise Hint-Avrupalılar olarak tanımladılar. Ancak R haplogrubunun Orta Asya’da doğmuş olması bu teoriyi çürüttü. R2 ise sadece Güney Asya’da bulunmaktadır. Batı Avrupa nüfusunun %80’i R1b olmasına rağmen oldukça farklı dış görünüş tipleri vardır. Bunun nedeni, atlı arabalarla ve süvari birlikleriyle düşmanlarına üstünlük sağlayan savaşçıların kendilerinden çok daha kalabalık toplumları yenerek bölge halkına üstünlük kurmalarıdır. Çok eşliliğin yaşandığı eski çağlarda galip gelen taraf savaş esiri cariyeler de edindiği için, bir erkeğin nesli pek çok kadından devam etmiştir. Bu sebeple, R1b grubundan olmalarına rağmen, anne tarafına ait genlerden dolayı farklı dış görünüşler oluşmuştur. I Haplogrubu Avrupa’daki en eski gruptur. Orta Doğulu IJ’den 25.000 yıl önce ayrılmıştır. Avrupa’da doğan tek grup olan I, büyük olasılıkla F ve C ile birlikte Cro-Magnon’ların haplogrubudur. I2a, en çok Bosna-Hersek’te (%65) I1 ise İskandinavya’da (%45) görülür. Daha sonra dört ana alt gruba ayrılmıştır. I1, 17.000 yıl önce Güney Doğu Avrupa’da doğdu. I1, I2a, I2b ve I2c gruplarına Türkiye’de az rastlanır. I haplogrubu, özellikle I2a Türkiye ve Kuzey Irak Kürtlerinde %20 oranında görülmektedir. G Haplogrubu 30.000 yıl önce Orta Doğu veya Trans Kafkasya’da doğdu. O dönemde yarı göçebe hayat tarzı hüküm sürüyordu. Buzul çağı sona erip ilk defa Bereketli Hilal’de tarım başladığında bu grup çiftçiliği öğrendi. Tahminen 12.000 yıl önce güney Kafkasya’da koyun ve keçileri evcilleştiren bu insanların bir bölümü 9-6 bin yıl önce Anadolu üzerinden Avrupa’ya göç etti. İskitlerin R1a ve G1 grubundan olduğu biliniyor. İskitler ve Sarmatyanların soyundan olduğu kabul edilen Osetya halkı (Rusya ve Gürcistan içinde) daha çok G2a grubundandır. C. Scott Littleton’a göre Kamelot yuvarlak masa şövalyelerinin bazıları İskitlerdendi. Kral Artur ve kutsal kase efsanesinin kaynağının da İskit kültürü olduğunu belirtmektedir. E1b1b (eski adı E3b) Haplogrubu Afrika’dan en son göçle çıkan haplogruptur. Bu grup Türkiye’de %10’dan fazla görülmektedir. 26.000 yıl önce Afrika’da doğmuş ve Orta Doğu’ya yayılmıştır. E1b’nin Avrupa’ya ne zaman girdiği tam olarak belli değildir. Tahminen neolitik çağ sonu veya bronz çağı başında göçler oldu. Sahra çölü 20.000 yıl önce kurak idi. 12.000 yıl önce buzul çağı sonunda yağmurlarla yaşanılabilir bir alan haline geldi. 6.000 yıl önce de tekrar çölleşmeye başlayarak bugünkü durumuna dönüştü. İşte Kuzey Afrika’daki bu sert iklim değişiklikleri nedeniyle kıta dışına birkaç dalga göç olmuştur. T Haplogrubu 30.000 yıl önce Asya’da oluşan bu grubun doğum yeri tam olarak bilinmemektedir. Avrupa’da az görülen T grubuna en çok Doğu Afrika’da Aden körfezi sahillerinde ve Doğu Hindistan’da rastlanmaktadır. İtalya ve Yunanistan’da %7, Türkiye’de %3 oranında bulunmaktadır. T grubunun daha çok Güney Kafkasya, Irak ve Güney İran’da görülmesi nedeniyle Sümerler ve Elamitlerle ilişkili olduğu düşünülmektedir. Kıbrıs, Sicilya, Tunus’ta bu gruba fazla rastlanmasının sebebi Fenikelilerin Akdeniz’e yayılmaları olabilir. L Haplogrubu 30.000 yıl önce K’dan ayrılan L grubu daha çok Pakistan ve Hindistan’da bulunmakla beraber, Türk, Kürt ve İranlılarda %4 oranında görülür. Kuzey Batı Hindistan’a ait olan bu grubun insanları Orta Doğu, Ermenistan, Anadolu, Balkanlar ve İtalya’ya kadar gitmişlerdir. Bunların ticaret için batıya giden Hintliler olduğu sanılıyor. Ayrıca, Orta Doğu ve Hindistan arasında kurulan Selçuklular, Sasaniler ve Roma İmparatorluğu gibi devletler döneminde bu Hintlilerin batıyla ilişki kurmuş olmaları mümkündür. J Haplogrubu Bugün yeryüzünde en etkin birkaç haplogruptan birisi, pek çok açıdan belki de en önemlisidir. J1 ve J2 sadece nüfus olarak fazla olmasından değil, hem bulunduğu stratejik coğrafya, hem de Orta Doğu’da gerçekleştirmiş olduğu etkiler nedeniyle insanlık tarihinde önemli rol oynamıştır. 30 bin yıl önce, büyük ihtimalle Arap Yarımadası’nda doğmuş olan bu grup sadece Semitik (Arap ve Yahudi) ırkların atası olmakla sınırlı değildir. Türkiye, Kafkasya, İran ve Orta Asya’ya kadar uzanan geniş coğrafyada nüfusun büyük bölümünü oluşturmaktadır. Levant ve Bereketli Hilal’de tarımı 12.000 yıl önce ilk defa J’nin torunları başlatmıştır. İnsanlık tarihi açısından dönüm noktası olan bu gelişme, avcılıktan yerleşik hayata geçilmesine neden olmuş, ilk köyler kurulmuş, eski Mısır ve Mezopotamya uygarlıkları böylece başlamıştır. Bugün Türkiye’de yaşayan halkın üçte birini oluşturan J1 ve J2 haplogrupları, sayıca diğer bütün gruplardan açık ara öndedir. N Haplogrubu Orta Asya ve Türkler için en önemli iki gruptan biri olan N grubu NO’dan 15-20 bin yıl önce doğdu. Orta Asyalı Türkler daha en başından beri birbirinden uzak akraba iki topluluktan oluşmaktaydı. Ön-Türklerin kurduğu devletlerde Q ve N, Orta Asya’da yaşayan R1a, R1b, C ve O gruplarıyla karışık halde bulunuyorlardı. N haplogrubunu Türkler için önemli kılan bir diğer husus, çoğunluğunu oluşturduğu Finlandiya, Estonya, Yakut ve diğer Kuzey Sibirya halklarının hepsinin Ural-Altay grubundan dilleri konuşuyor olmalarıdır. N grubu bu yönüyle belki de tektir. Bugün hala yüksek oranlarda görüldüğü Sibirya ve Kuzey Doğu Avrupa ön-Türklerin de ilk yerleşim alanlarıdır. Bunlar M.Ö. 600-700 yıllarında güneye inerek Moğolistan ve Orta Asya steplerine girdiler. Q Haplogrubu 15 ila 20 bin yıl önce P’den ayrıldı ve kendisiyle aynı dönemde doğan R1 ve N haplogruplarıyla Orta Asya’nın ilk yerlilerini oluşturdu. R1 yukarıda açıkladığımız gibi dünyanın dört bir yanına dağıldı, bugün Hint-Avrupa dil grubunu konuşan Avrupalıların genetik grubu olarak kabul edilir. Diğer taraftan N daha çok Ural dillerini konuşanlara ait bir genetik gruptur. Q ise tamamen Hunlara ait haplogrup olarak bilinir. Bir diğer deyişle Q tamamen Türklere has bir gruptur. Amerikan yerlilerini istisna edersek, Q grubundan olup ta Türk olmayan bir millet yoktur. Çünkü Q insanlarının tamamı hem Orta Asya doğumludur hem de bugün hala Türk dili lehçelerini konuşmaktadırlar. 1500 yıl önce kavimler göçü ile Hunlar Avrupa’ya yayılana kadar Q grubu Orta Asya’da yaşamaya devam etmiştir. İşte bu göçler ile Batı Avrupa’ya gelen Hunlar, sayıları az olsa da Avrupa’da varlıklarını hala devam ettirmektedirler. Hunların ilk önce Macaristan’a yerleştikleri biliniyor. Onların baskısıyla batıya gitmek zorunda kalan Germenlerin ataları, Goth, Ostrogot, Vizigot ve Vandallar Roma İmparatorluğu’nun çöküşüne sebep olmuşlardır. Roma kaynakları, Hunların küçük ve elit gruplar halinde Germenlerden oluşan orduları yönettiğini belirtmektedirler. Müttefikleri Goth’larla birlikte İskandinavya’ya kadar giden Hunlar, Macaristan’dan sonra en çok Norveç ve İsveç’e yerleşmişlerdir. Q’nun Batı Avrupa’ya nasıl gelmiş olabileceğine dair ikinci senaryo, Ural dillerini konuşan N haplogrubu ile birlikte Sibirya’dan hareket etmiş olmaları yönündedir. Ancak bu olasılık zayıftır, çünkü Ural haplogrubu olan N1c1 ve Q’ye Finlandiya’da çok az rastlanır. Bir üçüncü alternatif, Q grubunun Avrupa’ya13. Yüzyılda Cengiz Han’ın orduları içinde gelmiş olabilecekleri ihtimalidir. Moğol orduları C3, G, O, Q, N ve R1a gruplarından oluşuyordu. Ayrıca Moğol istilasından kaçan Kuman ve Kıpçakların da batıya göç ettiklerini biliyoruz, ancak Orta Avrupa ve İskandinavya’ya kadar ulaşmaları zor göründüğünden en kuvvetli teori birinci alternatif, yani 5. Yüzyılda gerçekleşen kavimler göçüdür.

http://www.biyologlar.com/y-dna-baba-tarafindan-haplogruplar

Nesli Tükenen Bitki ve Hayvanlar

Nesli Tükenen Bitki ve Hayvanlar

Bilim çevrelerinin en iyimser tahminlerine göre, 20-30 yıl içinde dünyadaki canlı türlerinin beşte biri, soylarının tükenme tehlikesi altında bulunuyor.

http://www.biyologlar.com/nesli-tukenen-bitki-ve-hayvanlar

Bir dinozor yumurtası ne kadar sürede çatlıyordu?

Bir dinozor yumurtası ne kadar sürede çatlıyordu?

Görsel açıklaması: Araştırmacılar, dinozor Hypacrosaurus’un fosilleşmiş bir embriyosunu inceledi. © Darla Zelinitsky’nin izniyle.

http://www.biyologlar.com/bir-dinozor-yumurtasi-ne-kadar-surede-catliyordu

Dev Yumurtanın İçinde ‘Bebek Ejderha’ Dinozoru Bulundu

Dev Yumurtanın İçinde ‘Bebek Ejderha’ Dinozoru Bulundu

“Louie Bebek” olarak bilinen fosil dinozor embriyosu, artık yeni bir tür olarak tanımlandı. Bu embriyo, Beibeilong sinensis adındaki dinozor türüne ait.

http://www.biyologlar.com/dev-yumurtanin-icinde-bebek-ejderha-dinozoru-bulundu

Yeni Keşfedilen Dinozor Türü, Modern Kuşlar Gibi Tünüyordu

Yeni Keşfedilen Dinozor Türü, Modern Kuşlar Gibi Tünüyordu

Moğolistan çölleri, uzun yıllardır, çok geniş bir dinozor türü ağına yataklık etmesi ile ve bu türlere ait fosilleri tertemiz bir şekilde oldukça detaylı olarak koruması ile biliniyor. Mike Skrepnick

http://www.biyologlar.com/yeni-kesfedilen-dinozor-turu-modern-kuslar-gibi-tunuyordu

<b class=red>Moğolistan’da</b> Uçan En Büyük Dinozorlardan Biri Bulundu

Moğolistan’da Uçan En Büyük Dinozorlardan Biri Bulundu

Moğolistan’da bulunan ve kanat açıklığı yaklaşık 10 metre olan yeni bir Teruzor, büyük olasılıkla yavru dinozorlarla besleniyordu. Teruzor illüstrasyonu. İllüstrasyon: Studio 252MYA, Joschua Knüppe

http://www.biyologlar.com/mogolistanda-ucan-en-buyuk-dinozorlardan-biri-bulundu

Makas Benzeri Dişlere Sahip Yeni Dinozor Keşfedildi

Makas Benzeri Dişlere Sahip Yeni Dinozor Keşfedildi

Paleontologlar, 70 milyon yıl önce yaşadığına inandıkları “makas benzeri dişlere” sahip yeni bir dinozor türü keşfetti. Yeni keşfedilen dinozorun diş fosilleri, oldukça büyük olduklarını gösterdi. F: Lukas Panzarin

http://www.biyologlar.com/makas-benzeri-dislere-sahip-yeni-dinozor-kesfedildi

 
3WTURK CMS v6.03WTURK CMS v6.0