Biyolojiye gercekci yaklasimin tek adresi.

Arama Sonuçları..

Toplam 35 kayıt bulundu.

Çevre Kanunu ( Bölüm-2 )

BEŞİNCİ BÖLÜM Cezai hükümler İdari nitelikteki cezalar: Madde 20 – (Değişik: 26/4/2006 – 5491/14 md.) İdarî nitelikteki cezalar şunlardır: a) Ek 4 üncü madde uyarınca emisyon ölçümü yaptırmayan motorlu taşıt sahiplerine 500 Türk Lirası, yönetmeliklerle belirlenen standartlara aykırı emisyona sebep olan motorlu taşıt sahiplerine 1.000 Türk Lirası idarî para cezası verilir. b) Hava kirliliği yönünden önemli etkileri nedeniyle kurulması ve işletilmesi yönetmelikle izne tâbi tutulan tesisleri, yetkili makamlardan izin almadan kuran ve işleten veya iznin iptal edilmesine rağmen kurmaya ve işletmeye devam eden veya bu tesislerde izin almaksızın sonradan değişiklik yapan veya yetkili makamların gerekli gördükleri değişiklikleri tanınan sürede yapmayanlara 24.000 Türk Lirası idarî para cezası verilir. Bu tesislerde emisyon miktarları yönetmelikle belirlenen sınırları aşıyorsa 48.000 Türk Lirası idarî para cezası verilir. İzne tâbi tesisleri, aldıkları izin belgesinde veya yönetmeliklerde öngörülen önlemleri almadan veya yönetmeliklerde belirlenen emisyon standartlarına ve sınırlamalarına aykırı olarak işletenlere 24.000 Türk Lirası idarî para cezası verilir. c) Hava kirliliği yönünden kurulması ve işletilmesi izne tâbi olmayan tesislerin işletilmesi sırasında yönetmelikle belirlenen standartlara aykırı emisyona neden olanlara 6.000 Türk Lirası idarî para cezası verilir. Bu Kanunun ek 9 uncu maddesine aykırı davrananlara 2.000 Türk Lirası idarî para cezası verilir. Bu bendin birinci paragrafında öngörülen fiilin konutlarla ilgili olarak işlenmesi halinde verilecek ceza toplu veya ferdî ısıtılan konutlarda her bağımsız bölüm için 300 Türk Lirasıdır. Bu cezai sorumluluk toplu ısıtılan konutlarda yöneticiye, ferdî ısıtılan konutlarda ise konutu kullanana aittir. d) Hava kirliliği yönünden özel önem taşıyan bölgelerde veya kirliliğin ciddi boyutlara ulaştığı zamanlarda ve yerlerde veya kritik meteorolojik şartlarda yönetmeliklerle öngörülen önlemleri almayan, yasaklara aykırı davranan ya da mahallî çevre kurullarınca bu konuda alınan kararlara uymayanlara bu maddenin (b) ve (c) bentlerinde öngörülen cezalar bir kat artırılarak verilir. Bu fiilin konutlarla ilgili olarak işlenmesi halinde cezai sorumluluk bu maddenin (c) bendinin üçüncü paragrafına göre tespit edilir. e) Çevresel Etki Değerlendirmesi sürecine başlamadan veya bu süreci tamamlamadan inşaata başlayan ya da faaliyete geçenlere yapılan proje bedelinin yüzde ikisi oranında idarî para cezası verilir. Cezaya konu olan durumlarda yatırımcı faaliyet alanını eski hale getirmekle yükümlüdür. Çevresel Etki Değerlendirmesi sürecinde verdikleri taahhütnameye aykırı davrananlara, her bir ihlal için 10.000 Türk Lirası idarî para cezası verilir. f) 11 inci maddeye göre kurulması zorunlu olan atık alım, ön arıtma, arıtma veya bertaraf tesislerini kurmayanlar ile kurup da çalıştırmayanlara 60.000 Türk Lirası idarî para cezası verilir. g) 12 nci maddede öngörülen bildirim ve bilgi verme yükümlülüğünü yerine getirmeyenlere 6.000 Türk Lirası idarî para cezası verilir. h) Bu Kanunun 14 üncü maddesine göre çıkarılan yönetmelikle belirlenen önlemleri almayan veya standartlara aykırı şekilde gürültü ve titreşime neden olanlara, konutlar için 400 Türk Lirası, ulaşım araçları için 1.200 Türk Lirası, işyerleri ve atölyeler için 4.000 Türk Lirası, fabrika, şantiye ve eğlence gürültüsü için 12.000 Türk Lirası idarî para cezası verilir. ı) Bu Kanunda öngörülen yasaklara ve sınırlamalara aykırı olarak ülkenin egemenlik alanlarındaki denizlerde ve yargılama yetkisine tâbi olan deniz yetki alanlarında ve bunlarla bağlantılı sularda, tabiî veya sunî göller ve baraj gölleri ile akarsularda; 1) Petrol ve petrol türevleri (ham petrol, akaryakıt, sintine, slaç, slop, rafine ürün, yağlı atık vb.) tahliyesi veya deşarjı yapan tankerlerden, bin (dahil) gros tona kadar olanlar için gros ton başına 40 Türk Lirası, bin ilâ beşbin (dahil) gros ton arasında olanlara, bu miktar ve ilave her gros ton başına 10 Türk Lirası, beşbin gros tondan fazla olanlara ise, yukarıdaki miktarlar ve ilave her gros ton başına 100 Kuruş, 2) Kirli balast tahliyesi yapan tankerlerden bin (dahil) gros tona kadar olanlar için gros ton başına 30 Türk Lirası, bin ilâ beşbin (dahil) gros ton arasında olanlara bu miktar ve ilave her gros ton başına 6 Türk Lirası, beşbin gros tondan fazla olanlara ise, yukarıdaki miktarlar ve ilave her gros ton başına 100 Kuruş, 3) Petrol türevleri (sintine, slaç, slop, akaryakıt, yağlı atık vb.) veya kirli balast tahliyesi yapan gemi ve diğer deniz vasıtalarından bin gros tona kadar olanlar için gros ton başına 20 Türk Lirası, bin ilâ beşbin (dahil) gros ton arasında olanlara bu miktar ve ilave her gros ton başına 4 Türk Lirası, beşbin gros tondan fazla olanlara ise, yukarıdaki miktarlar ve ilave her gros ton başına 100 Kuruş, 4) Katı atık bırakan veya evsel atıksu deşarjı yapan tanker, gemi ve diğer deniz araçlarından bin (dahil) gros tona kadar olanlar için gros ton başına 10 Türk Lirası, bin ilâ beşbin (dahil) gros ton arasında olanlara bu miktar ve ilave her gros ton başına 2 Türk Lirası, beşbin gros tondan fazla olanlara ise, yukarıdaki miktarlar ve ilave her gros ton başına 40 Kuruş, idarî para cezası verilir. Tehlikeli madde ve atıkların deşarjı durumunda uygulanacak idarî para cezaları, petrol ve türevleri kategorisi esas alınarak on katı verilir. Kirliliğin oluşmasını müteakip gemi veya deniz aracının kendi imkânları ile neden olduğu kirliliği giderdiğinin tespit edilmesi durumunda, idarî para cezası 1/3 oranında uygulanır. Cezanın derhal ve defaten ödenmemesi veya bu hususta yeterli teminat gösterilmemesi halinde, gemiler ve götürülebilen diğer deniz vasıtaları en yakın liman yetkilisine teslim edilerek seyrüseferden ve faaliyetten men edilir. Banka teminat mektubu veya geminin bağlı olduğu kulüp sigortacısı tarafından düzenlenecek teminat mektubu teminat olarak kabul edilir. Yabancı devlet egemenliği altındaki sularda bu devletlerin mevzuatının Türk bayraklı gemiler tarafından ihlali durumunda, ilgili devletin ceza uygulamaması ve Türkiye'nin cezalandırmasını talep etmesi durumunda bu Kanun hükümleri uygulanır. Bu bendin birinci paragrafı dışında, bu Kanun ve bu Kanun uyarınca çıkarılan yönetmeliklere aykırı olarak ülkenin egemenlik alanındaki denizlere ve yargılama yetkisine tâbi olan deniz yetki alanlarına, içme ve kullanma suyu sağlama amacına yönelik olmayan sulara atık boşaltanlara 24.000 Türk Lirası idarî para cezası verilir. Yukarıda öngörülen fiilin konutlarla ilgili olarak işlenmesi halinde her konut ve bağımsız bölüm için 600 Türk Lirası idarî para cezası verilir. Bu cezai sorumluluk, müstakil konutlarda konutu kullanana, diğer konutlarda ise yöneticiye aittir. i) Bu Kanunun ek 8 inci maddesi uyarınca yürürlüğe konulan yönetmelik hükümlerine aykırı davrananlara 1.000 Türk Lirası idarî para cezası verilir. j) Kanunda ve yönetmelikte öngörülen yasaklara veya standartlara aykırı olarak veya önlemleri almadan atıkları toprağa verenlere 24.000 Türk Lirası idarî para cezası verilir. Bu fiilin konutlarla ilgili olarak işlenmesi halinde her konut ve bağımsız bölüm için 600 Türk Lirası idarî para cezası verilir. Bu cezai sorumluluk, müstakil konutlarda konutu kullanana, diğer konutlarda ise yöneticiye aittir. k) Bu Kanunun 9 uncu maddesinin (a) bendinde belirtilen hususlara aykırı olarak biyolojik çeşitliliği tahrip edenlere, (d) bendi uyarınca ilan edilen Özel Çevre Koruma Bölgeleri için tespit edilen koruma ve kullanma esaslarına aykırı davrananlara ve (e) bendinin ikinci paragrafı uyarınca sulak alanlar için yönetmelikle belirlenen koruma ve kullanım usûl ve esaslarına aykırı davrananlar ile (f) bendinde belirlenen esaslara ve yasaklamalara aykırı davrananlara 20.000 Türk Lirası, (e) bendinin birinci paragrafına aykırı davrananlara 100.000 Türk Lirası idarî para cezası verilir. l) Bu Kanunun ek 1 inci maddesinin (c) bendine aykırı olarak anız yakanlara her dekar için 20 Türk Lirası idarî para cezası verilir. Anız yakma fiilinin orman ve sulak alanlara bitişik yerler ile meskûn mahallerde işlenmesi durumunda ceza beş kat artırılır. Bu Kanunun ek 1 inci maddesinin (d) bendi uyarınca tespit edilen esaslara aykırı olarak ülkenin egemenlik alanlarındaki denizlerden ve kazasına tâbi olan deniz yetki alanlarından, akarsular ve göller ile tarım alanlarından belirlenen esaslara aykırı olarak kum, çakıl ve benzeri maddeleri alanlara metreküp başına 120 Türk Lirası idarî para cezası verilir. m) Bu Kanunun ek 2 nci maddesinde öngörülen çevre yönetim birimini kurmayanlara 6.000 Türk Lirası, çevre görevlisi bulundurmayanlara ya da Bakanlıkça yetkilendirilmiş firmalardan hizmet almayanlara 4.000 Türk Lirası idarî para cezası verilir. n) Bu Kanunun 9 uncu maddesi uyarınca belirlenen koruma esaslarına aykırı olarak içme ve kullanma suyu koruma alanlarına, kaynağın kendisine ve bu kaynağı besleyen yerüstü ve yeraltı sularına, sulama ve drenaj kanallarına atık boşaltanlara 48.000 Türk Lirası idarî para cezası verilir. Bu fiilin konutlarla ilgili olarak işlenmesi halinde her konut ve bağımsız bölüm için 1.200 Türk Lirası idarî para cezası verilir. Bu cezai sorumluluk, müstakil konutlarda konutu kullanana, diğer konutlarda ise yöneticiye aittir. Bu alanlarda Kanuna ve yönetmeliklere aykırı olarak yapılan yapılar 3194 sayılı İmar Kanununda belirlenen esaslara göre yıktırılır. o) Bu Kanunun 11 inci maddesinde öngörülen acil durum plânlarını yönetmelikle belirlenen usûl ve esaslara uygun olarak hazırlamayan ve bu plânların uygulanması için gerekli tedbirleri almayan, ekip ve ekipmanları bulundurmayanlar ile yerel, bölgesel ve ulusal acil durum plânlarına uymayanlara 12.000 Türk Lirası idarî para cezası verilir. p) Bu Kanunun 13 üncü maddesinde öngörülen malî sorumluluk sigortasını yaptırmayanlara 24.000 Türk Lirası idarî para cezası verilir. r) Bu Kanunda ve yönetmeliklerde öngörülen usûl ve esaslara, yasaklara veya sınırlamalara aykırı olarak atık toplayan, taşıyan, geçici ve ara depolama yapan, geri kazanan, geri dönüşüm sağlayan, tekrar kullanan veya bertaraf edenlere 24.000 Türk Lirası, ithal edenlere 60.000 Türk Lirası idarî para cezası verilir. s) Umuma açık yerlerde her ne şekilde olursa olsun çevreyi kirletenlere 100 Türk Lirası idarî para cezası verilir. t) Tehlikeli atıkların her ne şekilde olursa olsun ülkeye girişini sağlayanlara ayrı ayrı 2.000.000 Türk Lirası idarî para cezası verilir. u) Tehlikeli atıkları ilgili mercilere ön bildirimde bulunmadan ihraç eden veya transit geçişini yapanlara 2.000.000 Türk Lirası idarî para cezası verilir. v) Bu Kanunda ve ilgili yönetmeliklerde öngörülen yasaklara veya sınırlamalara aykırı olarak tehlikeli atıkları toplayan, ayıran, geçici ve ara depolama yapan, geri kazanan, yeniden kullanan, taşıyan, ambalajlayan, etiketleyen, bertaraf eden ve ömrü dolan tehlikeli atık bertaraf tesislerini kurallara uygun olarak kapatmayanlara 100.000 Türk Lirasından 1.000.000 Türk Lirasına kadar idarî para cezası verilir. y) Tehlikeli kimyasallar ve bu kimyasalları içeren eşyayı bu Kanunda ve ilgili yönetmeliklerde belirtilen usûl ve esaslara, yasak ve sınırlamalara aykırı olarak üreten, işleyen, ithal ve ihraç eden, taşıyan, depolayan, kullanan, ambalajlayan, etiketleyen, satan ve satışa sunanlara, 100.000 Türk Lirasından 1.000.000 Türk Lirasına kadar idarî para cezası verilir. Bu maddenin (k), (l), (r), (s), (t), (u), (v) ve (y) bentlerinde öngörülen idarî para cezaları kurum, kuruluş ve işletmelere üç katı olarak verilir. Bu maddede öngörülen ceza miktarlarını on katına kadar artırmaya Bakanlar Kurulu yetkilidir. Bu maddenin uygulamasında Türk Ceza Kanunu ile diğer kanunların, fiilin suç oluşturması haline ilişkin hükümleri saklıdır. Kuruluş ve işletmelere verilecek idari nitelikte cezalar: Madde 21 – (Mülga: 26/4/2006 – 5491/24 md.) Gemiler için verilecek cezalar: Madde 22 – (Mülga: 26/4/2006 – 5491/24 md.) Fiillerin tekrarı: Madde 23 – (Değişik : 26/4/2006 – 5491/15 md.) Bu Kanunda belirtilen idarî para cezaları, bu cezaların verilmesini gerektiren fiillerin işlenmesinden itibaren üç yıl içinde birinci tekrarında bir kat, ikinci ve müteakip tekrarında iki kat artırılarak verilir. İdari cezalarda yetki: Madde 24 – (Değişik: 26/4/2006 – 5491/16 md.) Bu Kanunda öngörülen idarî yaptırım kararlarını verme yetkisi Bakanlığa aittir. Bu yetki, 12 nci maddenin birinci fıkrası uyarınca denetim yetkisinin devredildiği kurum ve merciler tarafından da kullanılır. Bu Kanunda öngörülen idarî yaptırım kararları Bakanlık merkez teşkilâtında genel müdürler, taşra teşkilâtında il çevre ve orman müdürlerince verilir. Bu Kanunun 12 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca denetim yetkisi verilen kurum ve merciler tarafından verilen idarî para cezalarının yüzde ellisi, bu Kanun uyarınca yapılacak denetimlerle ilgili harcamaları karşılamak ve diğer çevre hizmetlerinde kullanılmak üzere bu kurumların bütçesine gelir kaydedilir, yüzde ellisi ise genel bütçeye gelir kaydedilir. Bu Kanun uyarınca yapılacak denetimlerle ilgili harcamaları karşılamak ve diğer çevre hizmetlerinde kullanılmak üzere, Bakanlık bütçesine, genel bütçeye gelir kaydedilecek idarî para cezaları karşılığı gerekli ödenek öngörülür. İdarî yaptırımların uygulanması, tahsil usûlü ve itiraz(1) Madde 25 – (Değişik: 26/4/2006 – 5491/17 md.) Bu Kanunda öngörülen idarî yaptırımların uygulanmasını gerektiren fiillerle ilgili olarak yetkili denetleme elemanlarınca bir tutanak tanzim edilir. Bu tutanak denetleme elemanlarının bağlı bulunduğu ve idarî yaptırım kararını vermeye yetkili mercie intikal ettirilir. Bu merci, tutanağı değerlendirerek gerekli idarî yaptırım kararını verir. İdarî yaptırım kararı, 11/2/1959 tarihli ve 7201 sayılı Tebligat Kanunu hükümlerine göre idarî yaptırım kararını veren merci tarafından ilgiliye tebliğ edilir. İdarî yaptırım kararlarına karşı tebliğ tarihinden itibaren otuz gün içinde idare mahkemesinde dava açılabilir. Dava açmış olmak idarece verilen cezanın tahsilini durdurmaz. İdarî para cezalarının tahsil usûlü hakkında 30/3/2005 tarihli ve 5326 sayılı Kabahatler Kanunu hükümleri uygulanır. Ceza vermeye yetkili kurum ve merciler tarafından tahsil edilen idarî para cezaları, Maliye Bakanlığından izin alınarak Bakanlıkça bastırılan ve dağıtılan makbuz karşılığında tahsil edilir. Bu Kanuna göre verilecek idarî para cezalarında ihlalin tespiti ve cezanın kesilmesi usûlleri ile ceza uygulamasında kullanılacak makbuzların şekli, dağıtımı ve kontrolüne ilişkin usûl ve esaslar Maliye Bakanlığının görüşü alınarak Bakanlıkça çıkarılacak yönetmelikle belirlenir. Adlî nitelikteki cezalar(1) Madde 26 – (Değişik: 26/4/2006 – 5491/18 md.) Bu Kanunun 12 nci maddesinde öngörülen bildirim ve bilgi verme yükümlülüğüne aykırı olarak yanlış ve yanıltıcı bilgi verenler, altı aydan bir yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Bu Kanunun uygulanmasında yanlış ve yanıltıcı belge düzenleyenler ve kullananlar hakkında 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun belgede sahtecilik suçuna ilişkin hükümleri uygulanır. Bu maddeye göre yargıya intikal eden çevresel etki değerlendirmesine ilişkin ihtilaflarda çevresel etki değerlendirmesi süreci yargılama sonuna kadar durur. Diğer kanunlarda yazılı cezalar: Madde 27 – Bu Kanunda yazılı fiiller hakkında verilecek idari nitelikteki cezalar, bu fiiller için diğer kanunlarda yazılı cezaların uygulanmasına engel olmaz. ALTINCI BÖLÜM Çeşitli Hükümler Kirletenin sorumluluğu: Madde 28 – (Değişik: 3/3/1988 - 3416/8.md.) Çevreyi kirletenler ve çevreye zarar verenler sebep oldukları kirlenme ve bozulmadan doğan zararlardan dolayı kusur şartı aranmaksızın sorumludurlar. ––––––––––––––––––––––– (1) Bu madde başlığı "İdari cezalara itiraz:" iken, 26/4/2006 tarihli ve 5491 sayılı Kanunun 17 nci maddesiyle metne işlendiği şekilde değiştirilmiştir. Kirletenin, meydana gelen zararlardan ötürü genel hükümlere göre de tazminat sorumluluğu saklıdır. (Ek fıkra: 26/4/2006 – 5491/19 md.) Çevreye verilen zararların tazminine ilişkin talepler zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten itibaren beş yıl sonra zamanaşımına uğrar. Teşvik: Madde 29 – (Değişik birinci fıkra: 26/4/2006 – 5491/20 md.) Çevre kirliliğinin önlenmesi ve giderilmesine ilişkin faaliyetler teşvik tedbirlerinden yararlandırılır. Bu amaçla her yılın başında belirlenen teşvik sistemine Bakanlığın görüşü alınmak sureti ile Hazine Müsteşarlığınca yeni esaslar getirilebilir. (Ek fıkra: 26/4/2006 – 5491/20 md.) Arıtma tesisi kuran, işleten ve yönetmeliklerde belirtilen yükümlülükleri yerine getiren kuruluşların arıtma tesislerinde kullandıkları elektrik enerjisi tarifesinin, sanayi tesislerinde kullanılan enerji tarifesinin yüzde ellisine kadar indirim uygulamaya Bakanlığın teklifi üzerine Bakanlar Kurulu yetkilidir. Teşvik tedbirleri ile ilgili esaslar yönetmelikle belirlenir. Bu Kanunda belirlenen cezalara neden olan fiilleri işleyen gerçek ve tüzelkişiler, verilen süre içinde söz konusu yükümlülüklerini yerine getirmedikleri takdirde bu maddede yazılı teşvik tedbirlerinden yararlanamazlar ve daha önce kendileri ile ilgili olarak uygulanmakta olan teşvik tedbirleri durdurulur. Bilgi edinme ve başvuru hakkı(2) Madde 30 – (Değişik: 26/4/2006 – 5491/21 md.) Çevreyi kirleten veya bozan bir faaliyetten zarar gören veya haberdar olan herkes ilgili mercilere başvurarak faaliyetle ilgili gerekli önlemlerin alınmasını veya faaliyetin durdurulmasını isteyebilir. Herkes, 9/10/2003 tarihli ve 4982 sayılı Bilgi Edinme Hakkı Kanunu kapsamında çevreye ilişkin bilgilere ulaşma hakkına sahiptir. Ancak, açıklanması halinde üreme alanları, nadir türler gibi çevresel değerlere zarar verecek bilgilere ilişkin talepler de bu Kanun kapsamında reddedilebilir. Yönetmelikler: Madde 31 – (Değişik: 3/3/1988 - 3416/9 md.) Bu Kanunun uygulanmasıyla ilgili olarak çıkarılacak yönetmelikler, ilgili Bakanlıkların görüşü alınarak Bakanlıkça hazırlanır. Kanunun yüyürürlüğe girmesinden başlayarak en geç beş ay içinde Resmi Gazede yayımlanarak yürürlüğe konulur.(3) Uygulanmayacak Hükümler Madde 32 – (Değişik: 3/3/1988 - 3416/10 md.) Bu Kanuna göre yürürlüğe konulacak yönetmeliklerin yayımından itibaren deniz kirliliğinin önlenmesi hususunda 618 sayılı Limanlar Kanununun 4 ve 11 inci maddeleri gereği yürürlükte bulunan ceza hükümleri ile 1380 sayılı Su Ürünleri Kanununun 3288 sayılı Kanunla değişik geçici 1 inci maddesi hükümleri uygulanmaz. Ek Madde –(Ek: 4/6/1986 - 3301/6 md.; Mülga: 26/4/2006 – 5491/24 md.) –––––––––––––––––––––––––––– (1) Bu madde başlığı "Mahkemece verilecek cezalar:" iken, 26/4/2006 tarihli ve 5491 sayılı Kanunun 18 inci maddesiyle metne işlendiği şekilde değiştirilmiştir. (2) Bu madde başlığı "İdari makamlara başvurma:" iken, 26/4/2006 tarihli ve 5491 sayılı Kanunun 21 inci maddesiyle metne işlendiği şekilde değiştirilmiştir. (3) 26/4/2006 tarihli ve 5491 sayılı Kanunun 22 nci maddesiyle bu maddede yeralan “Çevre Genel Müdürlüğünce” ibaresi “Bakanlıkça” olarak değiştirilmiş ve metne işlenmiştir. Ek Madde 1 – (Ek: 26/4/2006 – 5491/23 md.) Toprağın korunmasına ve kirliliğinin önlenmesine ilişkin esaslar şunlardır: a) Toprağın korunmasına ve kirliliğinin önlenmesine, giderilmesine ilişkin usûl ve esaslar ilgili kuruluşların görüşleri alınarak Bakanlıkça çıkarılacak yönetmelikle belirlenir. b) Taşocağı ve madencilik faaliyetleri, malzeme ve toprak temini için arazide yapılan kazılar, dökümler ve doğaya bırakılan atıklarla bozulan doğal yapının yeniden kazanılmasına ilişkin usûl ve esaslar ilgili kuruluşların görüşleri alınarak Bakanlıkça çıkarılacak yönetmelikle belirlenir. c) Anız yakılması, çayır ve mer'aların tahribi ve erozyona sebebiyet verecek her türlü faaliyet yasaktır. Ancak, ikinci ürün ekilen yörelerde valiliklerce hazırlanan eylem plânı çerçevesinde ve valiliklerin sorumluluğunda kontrollü anız yakmaya izin verilebilir. d) Ülkenin egemenlik alanlarındaki denizlerden, akar ve kuru dere yataklarından, göl yataklarından ve tarım arazilerinden kum, çakıl ve benzeri maddelerin alınması ile ilgili esaslar ilgili kurum ve kuruluşların görüşleri alınarak Bakanlıkça çıkarılacak yönetmelikle belirlenir. Ek Madde 2 – (Ek: 26/4/2006 – 5491/23 md.) Faaliyetleri sonucu çevre kirliliğine neden olacak veya çevreye zarar verecek kurum, kuruluş ve işletmeler çevre yönetim birimi kurmak, çevre görevlisi istihdam etmek veya Bakanlıkça yetkilendirilmiş kurum ve kuruluşlardan bu amaçla hizmet satın almakla yükümlüdürler. Bu konuyla ilgili usûl ve esaslar Bakanlıkça çıkarılacak yönetmelikle belirlenir. Ek Madde 3 – (Ek: 26/4/2006 – 5491/23 md.) Bakanlık, yönetmelikte belirtilen koşulları taşıyanları çevre gönüllüsü olarak görevlendirebilir. Bu görev için ilgililere herhangi bir ücret ödenmez. Görevini kötüye kullandığı tespit edilen çevre gönüllülerinin bu görevleri sona erdirilir. Çevre gönüllülerinin çalışma ve eğitimlerine ilişkin usûl ve esaslar Bakanlıkça çıkarılacak yönetmelikle düzenlenir. Ek Madde 4 – (Ek: 26/4/2006 – 5491/23 md.) Motorlu taşıt sahipleri, egzoz emisyonlarının yönetmelikle belirlenen standartlara uygunluğunu belgelemek üzere egzoz emisyon ölçümü yaptırmak zorundadırlar. Trafikte seyreden taşıtların egzoz emisyon ölçümleri ve standartları ile ilgili usûl ve esaslar Bakanlıkça çıkarılacak yönetmelikle belirlenir. Motorlu taşıt üreticileri de üretim aşamasında yönetmelikle belirlenen emisyon standartlarını sağlamakla yükümlüdür. Ek Madde 5 – (Ek: 26/4/2006 – 5491/23 md.) Bakanlık, bu Kanunla öngörülen ölçme, izleme ve denetleme faaliyetleri ile çevre sorunlarının çözümüne yönelik diğer faaliyetleri yerine getirmek üzere gerekli kurumsal altyapıyı oluşturur. Ek Madde 6 –(Ek: 26/4/2006 – 5491/23 md.) Hava kalitesinin korunması ve hava kirliliğinin önlenmesi için, ulusal enerji kaynakları öncelikli olmak üzere, Bakanlıkça belirlenen standartlara uygun temiz ve kaliteli yakıtların ve yakma sistemlerinin üretilmesi ve kullanılması zorunludur. Standartlara uygun olmayan yakma sistemi ve yakıt üretenlere ruhsat verilmez, verilenlerin ruhsatları iptal edilir. Bakanlıkça, belirlenen temiz hava politikalarının il ve ilçe merkezlerinde uygulanması ve hava kalitesinin izlenmesi esastır. Hava kalitesinin belirlenmesi, izlenmesi ve ölçülmesine yönelik yöntemler, hava kalitesi sınır değerleri ve bu sınır değerlerin aşılmaması için alınması gerekli önlemler ile kamuoyunun bilgilendirilmesi ve bilinçlendirilmesine ilişkin çalışmalar Bakanlıkça yürütülür. Bu çalışmalara ilişkin usûl ve esaslar Bakanlıkça çıkarılacak yönetmelikle belirlenir. Ek Madde 7 – (Ek: 26/4/2006 – 5491/23 md.) Bakanlık, çevre ile ilgili olarak gerekli gördüğü her türlü veri ve bilgiyi, kamu kurum ve kuruluşları ile gerçek ve tüzel kişilerden doğrudan istemeye yetkilidir. Kendilerinden veri ve bilgi istenen tüm kamu kurum ve kuruluşları ile gerçek ve tüzel kişiler bu veri ve bilgileri bedelsiz olarak ve talep edilen sürede vermekle yükümlüdür. Ek Madde 8 – (Ek: 26/4/2006 – 5491/23 md.) İyonlaştırıcı olmayan radyasyon yayılımı sonucu oluşan elektromanyetik alanların çevre ve insan sağlığı üzerindeki olumsuz etkilerinin önlenmesi için usûl ve esaslar, ilgili kurum ve kuruluşların görüşleri alınarak Bakanlıkça çıkarılacak yönetmelikle belirlenir. Ek Madde 9 – (Ek: 26/4/2006 – 5491/23 md.) Kokuya sebep olan emisyonların, yönetmelikle belirlenen sınır değerlerin üzerinde çevreye verilmesi yasaktır. Kokuya sebep olanlar, koku emisyonlarının önlenmesine ilişkin tedbirleri almakla yükümlüdür. Buna ilişkin idarî ve teknik usûl ve esaslar Bakanlıkça çıkarılacak yönetmelikle belirlenir. Geçici Madde 1 – (2872 sayılı Kanunun numarasız geçici maddesi olup teselsül için numaralandırılmıştır.) Bu Kanunda belirtilen ilgili yönetmelikler yürürlüğe konuluncaya kadar gemiler ve diğer deniz taşıt araçlarına 618 sayılı Limanlar Kanununun hükümlerine göre denizlerin kirletilmesi ile ilgili olarak yapılan ceza uygulamasına devam olunur. Geçici Madde 2 – (Ek: 3/3/1988 - 3416/11.md.) Bu Kanunun 12 ve 13 üncü maddelerinde belirtilen ilgili yönetmelikler yürürlüğe konuluncaya kadar, her türlü yakıt, atık, artık ve kimyasal maddenin ithali Çevre Genel Müdürlüğünün bağlı olduğu Devlet Bakanının onayına tabidir. Yürürlük: Madde 33 – Bu Kanun yayımı tarihinde yürürlüğe girer. Yürütme: Madde 34 – Bu Kanun hükümlerini Bakanlar Kurulu yürütür. 9/8/1983 TARİH VE 2872 SAYILI ANA KANUNA İŞLENEMEYEN GEÇİCİ MADDELER 1 - 3/3/1988 tarih ve 3416 sayılı Kanunun Geçici Maddesi: Geçici Madde 1 – Bu Kanunun 6 ncı maddesiyle değiştirilen 2872 sayılı Çevre Kanununun 18 inci maddesinin (b) bendi gereğince Fona ödenmesi gereken meblağ, 1986 yılı için on lira üzerinden alınır. 2 – 26/4/2006 tarihli ve 5491 sayılı Kanunun Geçici Maddeleri: Geçici Madde 1 – Bu Kanun uyarınca ilgili bakanlıkların görüşü alınmak suretiyle Bakanlıkça çıkarılacak yönetmelikler bu Kanunun yürürlüğe girmesinden itibaren en geç bir yıl; Hazine Müsteşarlığı tarafından tespit edilecek sigorta genel şartları ile Hazine Müsteşarlığının bağlı bulunduğu Bakan tarafından onaylanacak tarife ve talimatlar bu Kanunun yürürlüğe girmesinden itibaren en geç bir yıl içinde yayımlanır. Geçici Madde 2 – Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihte faal durumda olan işletmelere bu Kanun ve yönetmeliklerle getirilen ek yükümlülüklerin gerçekleştirilmesi için, yönetmeliklerin yayımlanmasından sonra, Bakanlıkça bir yıla kadar süre verilebilir. 2872 sayılı Çevre Kanununun 9 uncu maddesinin (h) bendine aykırı tesisler, bu Kanunun yayımı tarihinden itibaren bir yıl içerisinde kapatılır. Geçici Madde 3 – Bu Kanunun yürürlüğe girmesinden önce Çevresel Etki Değerlendirmesi Yönetmeliği hükümlerine tâbi olduğu halde, yükümlülüklerini yerine getirmeyenlerden, halihazırda yer seçimi uygun olanlar, bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren altı ay içinde, ilgili yönetmelikler çerçevesinde gerekli yükümlülüklerini yerine getirdiklerini gösterir çevresel durum değerlendirme raporunu hazırlayarak Bakanlığa sunar. İlgili yönetmeliklerde belirlenen şartları sağlayanlar başvuru tarihinden itibaren altı ay içinde karara bağlanır. Çevresel durum değerlendirme raporunu altı ay içinde Bakanlığa sunmayan ya da raporun Bakanlığa sunulmasından itibaren altı ay içerisinde gerekli çevre koruma önlemlerini almayan faaliyetler Bakanlıkça süre verilmeksizin durdurulur. Yürürlükteki mevzuat uyarınca yer seçimi uygun olmayan faaliyetler için ilgili mevzuat hükümlerinin uygulanması esastır. Geçici Madde 4 – Atıksu arıtma ve evsel nitelikli katı atık bertaraf tesisini kurmamış belediyeler ile, halihazırda faaliyette olup, atıksu arıtma tesisini kurmamış organize sanayi bölgeleri, diğer sanayi kuruluşları ile yerleşim birimleri, bu tesislerin kurulmasına ilişkin iş termin plânlarını bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren bir yıl içinde Bakanlığa sunmak ve aşağıda belirtilen sürelerde işletmeye almak zorundadır. İşletmeye alma süreleri, iş termin plânının Bakanlığa sunulmasından itibaren; belediyelerde nüfusu, 100.000’den fazla olanlarda 3 yıl, 100.000 ilâ 50.000 arasında olanlarda 5 yıl, 50.000 ilâ 10.000 arasında olanlarda 7 yıl, 10.000 ilâ 2.000 arasında olanlarda 10 yıl, organize sanayi bölgeleriyle bunların dışında kalan endüstri tesislerinde ve atıksu üreten her türlü tesiste 2 yıldır. Halen inşaatı devam eden atıksu arıtma ve katı atık bertaraf tesisleri için iş termin plânı hazırlanması şartı aranmaz. Tesisin işletmeye alınma süresi bu maddede belirlenen işletmeye alınma sürelerini geçemez. Belediyeler, organize sanayi bölgeleri, diğer sanayi kuruluşları ile yerleşim yerleri bu hükümden yararlanmak için bu Kanunun yayımı tarihinden itibaren üç ay içinde Bakanlığa başvurmak zorundadır. Bu Kanunun 8 inci maddesi ile atıksu altyapı sistemlerinin ve katı atık bertaraf tesisleri kurma yükümlülüğü verilen kurum ve kuruluşların, bu yükümlülüklerini, bu maddede belirtilen süre içinde yerine getirmemeleri halinde; belediyelerde nüfusu 100.000’den fazla olanlara 50.000 Türk Lirası, 100.000 ilâ 50.000 arasında olanlara 30.000 Türk Lirası, 50.000 ilâ 10.000 arasında olanlara 20.000 Türk Lirası, 10.000 ilâ 2.000 arasında olanlara 10.000 Türk Lirası, organize sanayi bölgelerinde 100.000 Türk Lirası, bunların dışında kalan endüstri tesislerine ve atıksu üreten her türlü tesise 60.000 Türk Lirası idarî para cezası verilir. Geçici Madde 5 – Bu Kanuna ekli (1) sayılı listede gösterilen kadrolar iptal edilerek, 190 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin eki (I) sayılı cetvelin Çevre ve Orman Bakanlığına ilişkin bölümünden çıkartılmış, ekli (2) sayılı listede gösterilen kadrolar ise ihdas edilerek, 190 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin eki (I) sayılı cetvelin Çevre ve Orman Bakanlığına ilişkin bölümüne eklenmiştir. Geçici Madde 6 – Bu Kanunda geçen Türk Lirası ibaresi karşılığında, uygulamada 28/1/2004 tarihli ve 5083 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Devletinin Para Birimi Hakkında Kanun hükümlerine göre Ülkede tedavülde bulunan para "Yeni Türk Lirası" olarak adlandırıldığı sürece bu ibare kullanılır. 2872 SAYILI KANUNDA EK VE DEĞİŞİKLİK YAPAN MEVZUATIN YÜRÜRLÜKTEN KALDlRDIĞI KANUN VE HÜKÜMLERİ GÖSTERİR LİSTE Yürürlükten Kaldıran Mevzuatın Yürürlükten Kaldırılan Kanun veya Kanun Hükümleri Tarihi Sayısı Maddesi ______________________________________________ ____________ __________ _________ 2872 sayılı Kanun 4, 5, 6, 7 nci maddeleri ve diğer Ka nunların bu KHK'ye aykırı hükümleri 8/6/1984 KHK222 30 2872 sayılı Kanunun 5 inci maddesi 13/3/1990 KHK-409 12 2872 sayılı Kanunun 4 üncü maddesi 9/8/1991 KHK-443 43 2872 SAYILI KANUNA EK VE DEĞİŞİKLİK GETİREN MEVZUATIN YÜRÜRLÜĞE GİRİŞ TARİHİNİ GÖSTERİR LİSTE Kanun Yürürlüğe No. Farklı tarihte yürürlüğe giren maddeler giriş tarihi KHK-222 — 18/6/1984 3301 — 19/6/1986 3362 — 26/5/1987 3416 — 11/3/1988 KHK-409 — 10/4/1990 KHK-443 — 21/8/1991 4629 –– 1/1/2002 ta- rihinden geçerli olmak üzere 3/3/2001 tarihinde 5177 10 5/6/2004 5216 24 23/7/2004 5491 1, 2, 3, 4,5,9,10,11,12,13,14,15,16,18,20,21,22,23,24,25,26, 28,29,30,31, Ek Madde, 1,2,3,4,5,6,7,8,9, İşlenemeyen Hüküm Geciçi Madde 1,2,3,4,5 ve 6 13/5/2006

http://www.biyologlar.com/cevre-kanunu-bolum-2-

HAYVANLARI KORUMA KANUNU

Kanun No. 5199 Kabul Tarihi : 24.6.2004 BİRİNCİ KISIM Genel Hükümler BİRİNCİ BÖLÜM Amaç, Kapsam, Tanımlar ve İlkeler Amaç MADDE 1. - Bu Kanunun amacı; hayvanların rahat yaşamlarını ve hayvanlara iyi ve uygun muamele edilmesini temin etmek, hayvanların acı, ıstırap ve eziyet çekmelerine karşı en iyi şekilde korunmalarını, her türlü mağduriyetlerinin önlenmesini sağlamaktır. Kapsam MADDE 2. - Bu Kanun, amaç maddesi doğrultusunda yapılacak düzenlemeleri, alınacak önlemleri, sağlanacak eşgüdümü, denetim, sınırlama ve yükümlülükler ile tâbi olunacak cezaî hükümleri kapsar. Tanımlar MADDE 3. - Bu Kanunda geçen terimlerden; a)Yaşama ortamı: Bir hayvanın veya hayvan topluluğunun doğal olarak yaşadığı yeri, b) Etoloji: Bir hayvan türünün doğuştan gelen, kendine özgü davranışlarını inceleyen bilim dalını, c) Ekosistem: Canlıların kendi aralarında ve cansız çevreleriyle ilişkilerini bir düzen içinde yürüttükleri biyolojik, fiziksel ve kimyasal sistemi, d) Tür: Birbirleriyle çiftleşebilen ve üreme yeteneğine sahip verimli döller verebilen populasyonları, e) Evcil hayvan: İnsan tarafından kültüre alınmış ve eğitilmiş hayvanları, f) Sahipsiz hayvan: Barınacak yeri olmayan veya sahibinin ya da koruyucusunun ev ve arazisinin sınırları dışında bulunan ve herhangi bir sahip veya koruyucunun kontrolü ya da doğrudan denetimi altında bulunmayan evcil hayvanları, g) Güçten düşmüş hayvan: Bulaşıcı ve salgın hayvan hastalıkları haricinde yaşlanma, sakatlanma, yaralanma ve hastalanma gibi çeşitli nedenlerle fizikî olarak iş yapabilme yeteneğini kaybetmiş binek ve yük hayvanlarını, h)Yabani hayvan: Doğada serbest yaşayan evcilleştirilmemiş ve kültüre alınmamış omurgalı ve omurgasız hayvanları, ı) Ev ve süs hayvanı: İnsan tarafından özellikle evde, işyerlerinde ya da arazisinde özel zevk ve refakat amacıyla muhafaza edilen veya edilmesi tasarlanan bakımı ve sorumluluğu sahiplerince üstlenilen her türlü hayvanı, j) Kontrollü hayvan: Bir kişi, kuruluş, kurum ya da tüzel kişilik tarafından sahiplenilen, bakımı, aşıları, periyodik sağlık kontrolleri yapılan işaretlenmiş kayıt altındaki ev ve süs hayvanlarını, k) Hayvan bakımevi: Hayvanların rehabilite edileceği bir tesisi, l) Deney: Herhangi bir hayvanın acı, eziyet, üzüntü veya uzun süreli hasara neden olacak deneysel ya da diğer bilimsel amaçlarla kullanılmasını, m) Deney hayvanı: Deneyde kullanılan ya da kullanılacak olan hayvanı, n) Kesim hayvanı: Gıda amaçlı kesimi yapılan hayvanları, o) Bakanlık: Çevre ve Orman Bakanlığını, İfade eder. İlkeler MADDE 4. - Hayvanların korunmasına ve rahat yaşamalarına ilişkin temel ilkeler şunlardır: a) Bütün hayvanlar eşit doğar ve bu Kanun hükümleri çerçevesinde yaşama hakkına sahiptir. b) Evcil hayvanlar, türüne özgü hayat şartları içinde yaşama özgürlüğüne sahiptir. Sahipsiz hayvanların da, sahipli hayvanlar gibi yaşamları desteklenmelidir. c) Hayvanların korunması, gözetilmesi, bakımı ve kötü muamelelerden uzak tutulması için gerekli önlemler alınmalıdır. d) Hiçbir maddî kazanç ve menfaat amacı gütmeksizin, sadece insanî ve vicdanî sorumluluklarla, sahipsiz ve güçten düşmüş hayvanlara bakan veya bakmak isteyen ve bu Kanunda öngörülen koşulları taşıyan gerçek ve tüzel kişilerin teşviki ve bu kapsamda eşgüdüm sağlanması esastır. e) Nesli yok olma tehlikesi altında bulunan tür ve bunların yaşama ortamlarının korunması esastır. f) Yabani hayvanların yaşama ortamlarından koparılmaması, doğada serbestçe yaşayan bir hayvanın yakalanıp özgürlükten yoksun bırakılmaması esastır. g) Hayvanların korunması ve rahat yaşamalarının sağlanmasında; insanlarla diğer hayvanların hijyen, sağlık ve güvenlikleri de dikkate alınmalıdır. h) Hayvanların türüne özgü şartlarda bakılması, beslenmesi, barındırılma ve taşınması esastır. ı) Hayvanları taşıyan ve taşıtanlar onları türüne ve özelliğine uygun ortam ve şartlarda taşımalı, taşıma sırasında beslemeli ve bakımını yapmalıdırlar. j) Yerel yönetimlerin, gönüllü kuruluşlarla işbirliği içerisinde, sahipsiz ve güçten düşmüş hayvanların korunması için hayvan bakımevleri ve hastaneler kurarak onların bakımlarını ve tedavilerini sağlamaları ve eğitim çalışmaları yapmaları esastır. k) Kontrolsüz üremeyi önlemek amacıyla, toplu yaşanan yerlerde beslenen ve barındırılan kedi ve köpeklerin sahiplerince kısırlaştırılması esastır. Bununla birlikte, söz konusu hayvanlarını yavrulatmak isteyenler, doğacak yavruları belediyece kayıt altına aldırarak bakmakla ve/veya dağıtımını yapmakla yükümlüdür. İKİNCİ KISIM Koruma Tedbirleri BİRİNCİ BÖLÜM Hayvanların Sahiplenilmesi, Bakımı ve Korunması Hayvanların sahiplenilmesi ve bakımı MADDE 5. - Bir hayvanı, bakımının gerektirdiği yaygın eğitim programına katılarak sahiplenen veya ona bakan kişi, hayvanı barındırmak, hayvanın türüne ve üreme yöntemine uygun olan etolojik ihtiyaçlarını temin etmek, sağlığına dikkat etmek, insan, hayvan ve çevre sağlığı açısından gerekli tüm önlemleri almakla yükümlüdür. Hayvan sahipleri, sahip oldukları hayvanlardan kaynaklanan çevre kirliliğini ve insanlara verilebilecek zarar ve rahatsızlıkları önleyici tedbirleri almakla yükümlü olup; zamanında ve yeterli seviyede tedbir alınmamasından kaynaklanan zararları tazmin etmek zorundadırlar. Ev ve süs hayvanı satan kişiler, bu hayvanların bakımı ve korunması ile ilgili olarak yerel yönetimler tarafından düzenlenen eğitim programlarına katılarak sertifika almakla yükümlüdürler. Ev ve süs hayvanı ve kontrollü hayvanları bulundurma ve sahiplenme şartları, hayvan bakımı konularında verilecek eğitim ile ilgili usul ve esaslar ile sahiplenilerek bakılan hayvanların çevreye verecekleri zarar ve rahatsızlıkları önleyici tedbirler, Tarım ve Köyişleri Bakanlığı ile eşgüdüm sağlanmak suretiyle, İçişleri Bakanlığı ve ilgili kuruluşların görüşü alınarak Bakanlıkça çıkarılacak yönetmelikle belirlenir. Ticarî amaç güdülmeden bilhassa ev ve bahçesi içerisinde bakılan ev ve süs hayvanları sahiplerinin borcundan dolayı haczedilemezler. Ev ve süs hayvanlarının üretimini ve ticaretini yapanlar, hayvanları sahiplenen ve onu üretmek için seçenler annenin ve yavrularının sağlığını tehlikeye atmamak için gerekli anatomik, fizyolojik ve davranış karakteristikleri ile ilgili önlemleri almakla yükümlüdür. Ev ve süs hayvanları ile kontrollü hayvanlardan, doğal yaşama ortamlarına tekrar uyum sağlayamayacak durumda olanlar terk edilemez; beslenemeyeceği ve iklimine uyum sağlayamayacağı ortama bırakılamaz. Ancak, yeniden sahiplendirme yapılabilir ya da hayvan bakımevlerine teslim edilebilir. Sahipsiz ve güçten düşmüş hayvanların korunması MADDE 6. - Sahipsiz ya da güçten düşmüş hayvanların, 3285 sayılı Hayvan Sağlığı Zabıtası Kanununda öngörülen durumlar dışında öldürülmeleri yasaktır. Güçten düşmüş hayvanlar ticarî ve gösteri amaçlı veya herhangi bir şekilde binicilik ve taşımacılık amacıyla çalıştırılamaz. Sahipsiz hayvanların korunması, bakılması ve gözetimi için yürürlükteki mevzuat hükümleri çerçevesinde, yerel yönetimler yetki ve sorumluluklarına ilişkin düzenlemeler ile çevreye olabilecek olumsuz etkilerini gidermeye yönelik tedbirler, Tarım ve Köyişleri Bakanlığı ve İçişleri Bakanlığı ile eşgüdüm sağlanarak, diğer ilgili kuruluşların da görüşü alınmak suretiyle Bakanlıkça çıkarılacak yönetmelikle belirlenir. Sahipsiz veya güçten düşmüş hayvanların en hızlı şekilde yerel yönetimlerce kurulan veya izin verilen hayvan bakımevlerine götürülmesi zorunludur. Bu hayvanların öncelikle söz konusu merkezlerde oluşturulacak müşahede yerlerinde tutulması sağlanır. Müşahede yerlerinde kısırlaştırılan, aşılanan ve rehabilite edilen hayvanların kaydedildikten sonra öncelikle alındıkları ortama bırakılmaları esastır. Sahipsiz veya güçten düşmüş hayvanların toplatılması ve hayvan bakımevlerinin çalışma usul ve esasları, ilgili kurum ve kuruluşların görüşleri alınarak Bakanlıkça çıkarılacak yönetmelikle belirlenir. Hayvan bakımevleri ve hastanelerin kurulması amacıyla Hazineye ait araziler öncelikle tahsis edilir. Amacı dışında kullanıldığı tespit edilen arazilerin tahsisi iptal edilir. Hiçbir kazanç ve menfaat sağlamamak kaydıyla sadece insanî ve vicdanî amaçlarla sahipsiz ve güçten düşmüş hayvanlara bakan veya bakmak isteyen ve bu Kanunda öngörülen şartları taşıyan gerçek ve tüzel kişilere; belediyeler, orman idareleri, Maliye Bakanlığı, Özelleştirme İdaresi Başkanlığı tarafından, mülkiyeti idarelerde kalmak koşuluyla arazi ve buna ait binalar ve demirbaşlar tahsis edilebilir. Tahsis edilen arazilerin üzerinde amaca uygun tesisler ilgili Bakanlığın/İdarenin izni ile yapılır. İKİNCİ BÖLÜM Hayvanlara Müdahaleler Cerrahi müdahaleler MADDE 7. - Hayvanlara tıbbî ve cerrahi müdahaleler sadece veteriner hekimler tarafından yapılır. Kontrolsüz üremenin önlenmesi için, hayvanlara acı vermeden kısırlaştırma müdahaleleri yapılır. Yasak müdahaleler MADDE 8. - Bir hayvan neslini yok edecek her türlü müdahale yasaktır. Hayvanların, yaşadıkları sürece, tıbbî amaçlar dışında organ veya dokularının tümü ya da bir bölümü çıkarılıp alınamaz veya tahrip edilemez. Ev ve süs hayvanının dış görünüşünü değiştirmeye yönelik veya diğer tedavi edici olmayan kuyruk ve kulak kesilmesi, ses tellerinin alınması ve tırnak ve dişlerinin sökülmesine yönelik cerrahi müdahale yapılması yasaktır. Ancak bu yasaklamalara; bir veteriner hekimin, veteriner hekimliği uygulamaları ile ilgili tıbbî sebepler veya özel bir hayvanın yararı için gerektiğinde tedavi edici olmayan müdahaleyi gerekli görmesi veya üremenin önlenmesi durumlarında izin verilebilir. Bir hayvana tıbbî amaçlar dışında, onun türüne ve etolojik özelliklerine aykırı hale getirecek şekilde ve dozda hormon ve ilaç vermek, çeşitli maddelerle doping yapmak, hayvanların türlerine has davranış ve fizikî özelliklerini yapay yöntemlerle değiştirmek yasaktır. Hayvan deneyleri MADDE 9. - Hayvanlar, bilimsel olmayan teşhis, tedavi ve deneylerde kullanılamazlar. Tıbbî ve bilimsel deneylerin uygulanması ve deneylerin hayvanları koruyacak şekilde yapılması ve deneylerde kullanılacak hayvanların uygun biçimde bakılması ve barındırılması esastır. Başkaca bir seçenek olmaması halinde, hayvanlar bilimsel çalışmalarda deney hayvanı olarak kullanılabilir. Hayvan deneyi yapan kurum ve kuruluşlarda bu deneylerin yapılmasına kendi bünyelerinde kurulmuş ve kurulacak etik kurullar yoluyla izin verilir. Etik kurulların kuruluşu, çalışma usul ve esasları, Tarım ve Köyişleri Bakanlığı ile Sağlık Bakanlığının ve ilgili kuruluşların görüşleri alınarak Bakanlıkça çıkarılacak yönetmelikle belirlenir. Deney hayvanlarının yetiştirilmesi, beslenmesi, barındırılması, bakılması, deney hayvanı besleyen, tedarik eden ve kullanıcı işletmelerin tescil edilmesi, çalışan personelin nitelikleri, tutulacak kayıtlar, ne tür hayvanların yetiştirileceği ve deney hayvanı besleyen, tedarik eden ve kullanıcı işletmelerin uyacağı esaslar Tarım ve Köyişleri Bakanlığınca çıkarılacak yönetmelikle belirlenir. ÜÇÜNCÜ BÖLÜM Hayvanların Ticareti ve Eğitilmesi Hayvanların ticareti MADDE 10. - Satılırken; hayvanların sağlıklarının iyi, barındırıldıkları yerin temiz ve sağlık şartlarına uygun olması zorunludur. Çiftlik hayvanlarının bakımı, beslenmesi, nakliyesi ve kesimi esnasında hayvanların refahı ve güvenliğinin sağlanması hususundaki düzenlemeler Tarım ve Köyişleri Bakanlığınca çıkarılacak yönetmelikle belirlenir. Yabani hayvanların ticaretine ilişkin düzenlemeler Bakanlıkça çıkarılacak yönetmelikle belirlenir. Ev ve süs hayvanlarının üretimini ve ticaretini yapanlar, annenin ve yavrularının sağlığını tehlikeye atmamak için gerekli anatomik, fizyolojik ve davranış karakteristikleri ile ilgili önlemleri almakla yükümlüdür. Hayvanların ticarî amaçla film çekimi ve reklam için kullanılması ile ilgili hususlar izne tâbidir. Bu izne ait usul ve esaslar ilgili kuruluşların görüşü alınarak Bakanlıkça çıkarılacak yönetmelikle belirlenir. Bir hayvan; acı, ıstırap ya da zarar görecek şekilde, film çekimi, gösteri, reklam ve benzeri işler için kullanılamaz. Deney hayvanlarının ithalat ve ihracatı izne tâbidir. Bu izin, Bakanlığın görüşü alınarak Tarım ve Köyişleri Bakanlığınca verilir. Hasta, sakat ve yaşlı durumda bulunan veya iyileşemeyecek derecede ağrısı veya acısı olan bir hayvanı usulüne uygun kesmek ya da ağrısız öldürme amacından başka bir amaçla birine devretmek, satmak veya almak yasaktır. Eğitim MADDE 11. - Hayvanlar, doğal kapasitesini veya gücünü aşacak şekilde veya yaralanmasına, gereksiz acı çekmesine, kötü alışkanlıklara özendirilmesine neden olacak yöntemlerle eğitilemez. Hayvanları başka bir canlı hayvanla dövüştürmek yasaktır. Folklorik amaca yönelik, şiddet içermeyen geleneksel gösteriler, Bakanlığın uygun görüşü alınarak il hayvanları koruma kurullarından izin alınmak suretiyle düzenlenebilir. DÖRDÜNCÜ BÖLÜM Hayvanların Kesimi, Öldürülmesi ve Yasaklar Hayvanların kesimi MADDE 12. - Hayvanların kesilmesi; dini kuralların gerektirdiği özel koşullar dikkate alınarak hayvanı korkutmadan, ürkütmeden, en az acı verecek şekilde, hijyenik kurallara uyularak ve usulüne uygun olarak bir anda yapılır. Hayvanların kesiminin ehliyetli kişilerce yapılması sağlanır. Dini amaçla kurban kesmek isteyenlerin kurbanlarını dini hükümlere, sağlık şartlarına, çevre temizliğine uygun olarak, hayvana en az acı verecek şekilde bir anda kesimi, kesim yerleri, ehliyetli kesim yapacak kişiler ve ilgili diğer hususlar Bakanlık, kurum ve kuruluşların görüşü alınarak, Diyanet İşleri Başkanlığının bağlı olduğu Bakanlıkça çıkarılacak yönetmelikle belirlenir. Hayvanların öldürülmesi MADDE 13. - Kanunî istisnalar ile tıbbî ve bilimsel gerekçeler ve gıda amaçlı olmayan, insan ve çevre sağlığına yönelen önlenemez tehditler bulunan acil durumlar dışında yavrulama, gebelik ve süt anneliği dönemlerinde hayvanlar öldürülemez. Öldürme işleminden sorumlu kişi ve kuruluşlar, hayvanın kesin olarak öldüğünden emin olunduktan sonra, hayvanın ölüsünü usulüne uygun olarak bertaraf etmek veya ettirmekle yükümlüdürler. Öldürme esas ve usulleri Bakanlıkça çıkarılacak yönetmelikle belirlenir. Yasaklar MADDE 14. - Hayvanlarla ilgili yasaklar şunlardır: a) Hayvanlara kasıtlı olarak kötü davranmak, acımasız ve zalimce işlem yapmak, dövmek, aç ve susuz bırakmak, aşırı soğuğa ve sıcağa maruz bırakmak, bakımlarını ihmal etmek, fiziksel ve psikolojik acı çektirmek. b) Hayvanları, gücünü aştığı açıkça görülen fiillere zorlamak. c) Hayvan bakımı eğitimi almamış kişilerce ev ve süs hayvanı satmak. d) Ev ve süs hayvanlarını onaltı yaşından küçüklere satmak. e) Hayvanların kesin olarak öldüğü anlaşılmadan, vücutlarına müdahalelerde bulunmak. f) Kesim hayvanları ve 4915 sayılı Kanun çerçevesinde avlanmasına ve özel üretim çiftliklerinde kesim hayvanı olarak üretimine izin verilen av hayvanları ile ticarete konu yabani hayvanlar dışındaki hayvanları, et ihtiyacı amacıyla kesip ya da öldürüp piyasaya sürmek. g) Kesim için yetiştirilmiş hayvanlar dışındaki hayvanları ödül, ikramiye ya da prim olarak dağıtmak. h) Tıbbî gerekçeler hariç hayvanlara ya da onların ana karnındaki yavrularına veya havyar üretimi hariç yumurtalarına zarar verebilecek sunî müdahaleler yapmak, yabancı maddeler vermek. ı) Hayvanları hasta, gebelik süresinin 2/3’ünü tamamlamış gebe ve yeni ana iken çalıştırmak, uygun olmayan koşullarda barındırmak. j) Hayvanlarla cinsel ilişkide bulunmak, işkence yapmak. k) Sağlık nedenleri ile gerekli olmadıkça bir hayvana zor kullanarak yem yedirmek, acı, ıstırap ya da zarar veren yiyecekler ile alkollü içki, sigara, uyuşturucu ve bunun gibi bağımlılık yapan yiyecek veya içecekler vermek. l) Pitbull Terrier, Japanese Tosa gibi tehlike arz eden hayvanları üretmek; sahiplendirilmesini, ülkemize girişini, satışını ve reklamını yapmak; takas etmek, sergilemek ve hediye etmek. ÜÇÜNCÜ KISIM Hayvan Koruma Yönetimi BİRİNCİ BÖLÜM Mahallî Hayvan Koruma Kurulları Teşkilât, Görev ve Sorumluluklar İl hayvanları koruma kurulu MADDE 15. - Her ilde il hayvanları koruma kurulu, valinin başkanlığında, sadece hayvanların korunması ve mevcut sorunlar ile çözümlerine yönelik olmak üzere toplanır. Bu toplantılara; a) Büyükşehir belediyesi olan illerde büyükşehir belediye başkanları, büyükşehire bağlı ilçe belediye başkanları, büyükşehir olmayan illerde belediye başkanları, b) İl çevre ve orman müdürü, c) İl tarım müdürü, d) İl sağlık müdürü, e) İl millî eğitim müdürü, f) İl müftüsü, g) Belediyelerin veteriner işleri müdürü, h) Veteriner fakülteleri olan yerlerde fakülte temsilcisi, ı) Münhasıran hayvanları koruma ile ilgili faaliyet gösteren gönüllü kuruluşlardan valilik takdiri ile seçilecek en çok iki temsilci, j) İl veya bölge veteriner hekimler odasından bir temsilci, Katılır. Kurul başkanı gerekli gördüğü durumlarda konuyla ilgili olarak diğer kurum ve kuruluşlardan yetkili isteyebilir. İl hayvan koruma kurulu sekretaryasını, il çevre ve orman müdürlüğü yürütür. Kurul, çalışmalarının sonucunu, önemli politika, strateji, uygulama, inceleme ve görüşleri Bakanlığa bildirir. İllerde temsilciliği bulunmayan kuruluş var ise il hayvan koruma kurulları diğer üyelerden oluşur. Kurul, kurul başkanı tarafından toplantıya çağrılır. İl hayvan koruma kurulunun çalışma esas ve usulleri Bakanlıkça çıkarılacak yönetmelikle belirlenir. İl hayvanları koruma kurulunun görevleri MADDE 16. - Hayvanları koruma kurulu münhasıran hayvanların korunması, sorunların tespiti ve çözümlerini karara bağlamak üzere; av ve yaban hayvanlarının ve yaşama alanlarının korunması ve avcılığın düzenlenmesi hususlarında alınmış olan Merkez Av Komisyonu kararlarını göz önünde bulundurarak; a) Hayvanların korunması ve kullanılmasında onların yasal temsilciliği niteliği ile bu Kanunda belirtilen görevleri yerine getirmek, b) İl sınırları içinde hayvanların korunmasına ilişkin sorunları belirleyip, koruma sorunlarının çözüm tekliflerini içeren yıllık, beş yıllık ve on yıllık plân ve projeler yapmak, yıllık hedef raporları hazırlayıp Bakanlığın uygun görüşüne sunmak, Bakanlığın olumlu görüşünü alarak hayvanların korunması amacıyla her türlü önlemi almak, c) Hazırlanan uygulama programlarının uygulanmasını sağlamak ve sonuçtan Bakanlığa bilgi vermek, d) Hayvanların korunması ile ilgili olarak çeşitli kişi, kurum ve kuruluşların il düzeyindeki faaliyetlerini izlemek, yönlendirmek ve bu konuda gerekli eşgüdümü sağlamak, e) İlde kurulacak olan hayvan bakımevleri ve hayvan hastanelerini desteklemek, geliştirmek ve gerekli önlemleri almak, f) Yerel hayvan koruma gönüllülerinin müracaatlarını değerlendirmek, g) Hayvan sevgisi, korunması ve yaşatılması ile ilgili eğitici faaliyetler düzenlemek, j) Bu Kanuna göre çıkarılacak mevzuatla verilecek görevleri yapmak, İle görevli ve yükümlüdür. İKİNCİ BÖLÜM Denetim ve Hayvan Koruma Gönüllüleri Denetim MADDE 17. - Bu Kanun hükümlerine uyulup uyulmadığını denetleme yetkisi Bakanlığa aittir. Gerektiğinde bu yetki Bakanlıkça mahallin en büyük mülkî amirine yetki devri suretiyle devredilebilir. Denetim elemanlarının nitelikleri ve denetime ilişkin usul ve esaslar ile kayıt ve izleme sistemi kurma, bildirim yükümlülüğü ile bunları verecekler hakkındaki usul ve esaslar Bakanlıkça çıkarılacak yönetmelikle belirlenir. Yerel yönetimler, ev ve süs hayvanları ile sahipsiz hayvanların kayıt altına alınması ile ilgili işlemleri yapmakla yükümlüdürler. Yerel hayvan koruma görevlilerinin sorumlulukları MADDE 18. - Özellikle kedi ve köpekler gibi sahipsiz hayvanların kendi mekânlarında, bulundukları bölge ve mahallerde yaşamaları sorumluluğunu üstlenen gönüllü kişilere yerel hayvan koruma görevlisi adı verilir. Bu görevliler, hayvan koruma dernek ve vakıflarına üye ya da bu konuda faydalı hizmetler yapmış kişiler arasından il hayvan koruma kurulu tarafından her yıl için seçilir. Yerel hayvan koruma görevlileri görev anında belgelerini taşımak zorundadır ve bu belgelerin her yıl yenilenmesi gerekir. Olumsuz faaliyetleri tespit edilen kişilerin belgeleri iptal edilir. Yerel hayvan görevlilerinin görev ve sorumluluklarına, bu kişilere verilecek belgelere, bu belgelerin iptaline ve verilecek eğitime ilişkin usul ve esaslar Bakanlıkça çıkarılacak yönetmelikle belirlenir. Yerel hayvan koruma görevlileri; bölge ve mahallerindeki, öncelikle köpekler ve kediler olmak üzere, sahipsiz hayvanların bakımları, aşılarının yapılması, aşılı hayvanların markalanması ve kayıtlarının tutulmasının sağlanması, kısırlaştırılması, saldırgan olanların eğitilmesi ve sahiplendirilmelerinin yapılması için yerel yönetimler tarafından kurulan hayvan bakımevlerine gönderilmesi gibi yapılan tüm faaliyetleri yerel yönetimler ile eşgüdümlü olarak yaparlar. ÜÇÜNCÜ BÖLÜM Hayvanların Korunmasının Desteklenmesi Mali destek MADDE 19. - Ev ve süs hayvanlarının korunması amacıyla bakımevleri ve hastaneler kurmak; buralarda bakım, rehabilitasyon, aşılama ve kısırlaştırma gibi faaliyetleri yürütmek için, başta yerel yönetimler olmak üzere diğer ilgili kurum ve kuruluşlara Bakanlıkça uygun görülen miktarlarda mali destek sağlanır. Bu amaçla Bakanlık bütçesine gerekli ödenek konulur. Bu ödeneğin kullanımına ilişkin esas ve usuller, Maliye Bakanlığının olumlu görüşü alınmak suretiyle Bakanlıkça çıkarılacak yönetmelikle belirlenir. DÖRDÜNCÜ BÖLÜM Diğer Hükümler Eğitici yayınlar MADDE 20. - Hayvanların korunması ve refahı amacıyla; yaygın ve örgün eğitime yönelik programların yapılması, radyo ve televizyon programlarında bu konuya yer verilmesi esastır. Türkiye Radyo ve Televizyon Kurumu ile özel televizyon kanallarına ait televizyon programlarında ayda en az iki saat, özel radyo kanallarının programlarında ise ayda en az yarım saat eğitici yayınların yapılması zorunludur. Bu yayınların % 20'sinin izlenme ve dinlenme oranı en yüksek saatlerde yapılması esastır. Radyo ve Televizyon Üst Kurulu görev alanına giren hususlarda bu maddenin takibi ile yükümlüdür. Trafik kazaları MADDE 21. - Bir hayvana çarpan ve ona zarar veren sürücü, onu en yakın veteriner hekim ya da tedavi ünitesine götürmek veya götürülmesini sağlamak zorundadır. Hayvanat bahçeleri MADDE 22. - İşletme sahipleri ve belediyeler hayvanat bahçelerini, doğal yaşama ortamına en uygun şekilde tanzim etmekle ve ettirmekle yükümlüdürler. Hayvanat bahçelerinin kuruluşu ile çalışma usul ve esasları Tarım ve Köyişleri Bakanlığının görüşü alınmak suretiyle Bakanlıkça çıkarılacak yönetmelikle belirlenir. Yasak ve izinler MADDE 23. - Bu Kanun kapsamında olan ev ve süs hayvanlarının ticaretinin yapılması, ithalatı ve ihracatı ile her ne şekilde olursa olsun, ülkeden çıkarılması ve sokulması ile ilgili her türlü izin ve işlemlerde Bakanlığın görüşü alınmak kaydıyla Tarım ve Köyişleri Bakanlığı yetkilidir. Tarım ve Köyişleri Bakanlığının ilgili birimlerince, yıl içinde yapılan ithalat ve ihracat ile ilgili bilgiler Bakanlığa bildirilir. Koruma altına alma MADDE 24. - Bu Kanunun hayvanları korumaya yönelik hükümlerine aykırı hareket eden ve bu suretle bulundurduğu hayvanların bakımını ciddi şekilde ihmal eden ya da onlara ağrı, acı veya zarar veren kişilerin denetimle yetkili merci tarafından hayvan bulundurması yasaklanır ve hayvanlarına el konulur. Söz konusu hayvan yeniden sahiplendirilir ya da koruma altına alınır. DÖRDÜNCÜ KISIM Cezai Hükümler BİRİNCİ BÖLÜM İdari Para Cezası Verme Yetkisi, Cezalar, Ödeme Süresi, Tahsil ve İtiraz İdarî para cezası verme yetkisi MADDE 25. - Bu Kanunda öngörülen idarî para cezaları bu Kanunun 17 nci maddesinde belirtilen denetime yetkili merci tarafından verilir. İdari para cezalarına itiraz MADDE 26. - İdarî para cezalarına karşı cezanın tebliği tarihinden itibaren onbeş gün içinde idare mahkemesine dava açılabilir. Davanın açılmış olması idarece verilen cezanın yerine getirilmesini durdurmaz. Bu konuda idare mahkemelerinin verdiği kararlar kesindir. İdarî para cezalarının ödenme süresi ve tahsili MADDE 27. - İdarî para cezalarının ödenme süresi cezanın tebliği tarihinden itibaren otuz gündür. Ceza vermeye yetkili merciler tarafından, Bakanlıkça bastırılan ve dağıtılan makbuz karşılığında verilen para cezaları, ilgilileri tarafından mahallin en büyük mal memurluğuna yatırılır. Yatırılan paranın % 80'i ilgili belediyeye takip eden ay içinde aktarılır. Bu para, tahsisi mahiyette olup amacı dışında kullanılamaz. Bu Kanuna göre verilecek idarî para cezalarında kullanılacak makbuzların şekli, dağıtımı ve kontrolü ile ilgili esas ve usuller yönetmelikle belirlenir. Öngörülen süre içinde ödenmeyen para cezaları, gecikme zammı ile birlikte 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun hükümlerine göre tahsil edilir. Cezalar MADDE 28. - Bu Kanun hükümlerine aykırı davrananlara aşağıdaki cezalar verilir: a) 4 üncü maddenin (k) bendinin ikinci cümlesi hükmüne aykırı davrananlara, hayvan başına ikiyüzellimilyon lira idarî para cezası. b) 5 inci maddenin birinci, ikinci, üçüncü ve altıncı fıkralarında öngörülen hayvanların sahiplenilmesi ve bakımı ile ilgili yasaklara ve yükümlülüklere uymayan ve alınması gereken önlemleri almayanlara hayvan başına ellimilyon lira, yedinci fıkrasında öngörülen yükümlülük ve yasaklara uymayanlara hayvan başına yüzellimilyon lira idarî para cezası. c) 6 ncı maddenin birinci fıkrasına aykırı hareket edenlere hayvan başına beşyüzmilyon lira idarî para cezası. d) 7 nci maddede yazılan cerrahi amaçlı müdahaleler ile ilgili hükümlere aykırı davrananlara hayvan başına yüzellimilyon lira idarî para cezası. e) 8 inci maddenin birinci fıkrasında yazılı, bir hayvan neslini yok edecek müdahalede bulunanlara hayvan başına yedibuçukmilyar lira idarî para cezası; ikinci, üçüncü ve dördüncü fıkralarına uymayanlara hayvan başına birmilyar lira idarî para cezası. f) 9 uncu maddede ve çıkarılacak yönetmeliklerinde belirtilen hususlara uymayanlara hayvan başına ikiyüzellimilyon lira; yetkisi olmadığı halde hayvan deneyi yapanlara hayvan başına birmilyar lira idarî para cezası. g) 10 uncu maddede belirtilen hayvan ticareti izni almayanlara ve bu konudaki yasaklara ve yönetmelik hükümlerine aykırı davrananlara ikimilyarbeşyüzmilyon lira idarî para cezası. h) 11 inci maddenin birinci fıkrasındaki eğitim ile ilgili yasaklara aykırı davrananlara birmilyarikiyüzellimilyon lira, ikinci fıkrasına aykırı davrananlara hayvan başına birmilyarikiyüzellimilyon lira idarî para cezası. ı) 12 nci maddenin birinci fıkrasına aykırı hareket edenlere hayvan başına beşyüzmilyon lira; ikinci fıkrasına aykırı hareket edenlere hayvan başına birmilyarikiyüzellimilyon lira idarî para cezası. j) 13 üncü madde hükümlerine aykırı davrananlara, öldürülen hayvan başına beşyüzmilyon lira idarî para cezası, aykırı davranışların işletmelerce gösterilmesi halinde öldürülen hayvan başına birmilyarikiyüzellimilyon lira idarî para cezası. k) 14 üncü maddenin (a), (b), (c), (d), (e), (g), (h), (ı), (j) ve (k) bentlerine aykırı davrananlara ikiyüzellimilyon lira idarî para cezası; (f) ve (l) bentlerine aykırı davrananlara hayvan başına ikimilyarbeşyüzmilyon lira idarî para cezası verilir, kesilmiş ve canlı hayvanlara el konulur. l) RTÜK’ün takibi sonucunda 20 nci maddeye aykırı hareket ettiği tespit edilen ulusal radyo ve televizyon kurum ve kuruluşlarına maddenin ihlal edildiği her ay için beşmilyar lira idarî para cezası. m) 21 inci maddeye aykırı hareket edenlere hayvan başına ikiyüzellimilyon lira idarî para cezası. n) 22 nci maddeye uymayanlara, hayvanat bahçelerinde kötü şartlarda barındırdıkları hayvan başına altıyüzmilyon lira idarî para cezası. o) 23 üncü maddeye aykırı hareket edenlere hayvan başına ikimilyarbeşyüzmilyon lira idarî para cezası. Bu maddenin (b) bendinde atıfta bulunulan 5 inci maddenin birinci, ikinci ve beşinci fıkraları ile (o) bendi dışında kalan fiillerin, veteriner hekim, veteriner sağlık teknisyeni, hayvan koruma gönüllüsü, hayvan koruma derneği üyeleri, hayvan koruma vakfı üyeleri, hayvan toplama, gözetim altına alma, bakma, koruma ile görevlendirilmiş olan kişilerce işlenmesi halinde verilecek ceza iki kat artırılarak uygulanır. Bu maddede yazılı idarî para cezaları, her takvim yılı başından geçerli olmak üzere, o yıl için 4.1.1961 tarihli ve 213 sayılı Vergi Usul Kanununun mükerrer 298 inci maddesi hükümleri uyarınca tespit ve ilân edilen yeniden değerleme oranında artırılarak uygulanır. BEŞİNCİ KISIM Çeşitli, Son ve Geçici Hükümler BİRİNCİ BÖLÜM Çeşitli Hükümler Birden fazla hükmün ihlâli MADDE 29. - Bu Kanunda suç olarak öngörülen fiiller başka kanunlara göre de suç ise, en ağır cezayı gerektiren kanun hükümleri uygulanır. Fiili ile bu Kanunun birden fazla hükmünü ihlal edenlere daha ağır olan ceza verilir. Fiillerin tekrarı MADDE 30. - Bu Kanunda, ceza hükmü altına alınmış fiillerin tekrarı halinde para cezaları bir kat, daha fazla tekrarı halinde üç kat artırılarak verilir. İKİNCİ BÖLÜM Son ve Geçici Hükümler Saklı hükümler MADDE 31. - 4915 sayılı Kara Avcılığı Kanunu, 3285 sayılı Hayvan Sağlığı ve Zabıtası Kanunu, 4631 sayılı Hayvan Islahı Kanunu ile 1380 sayılı Su Ürünleri Kanunu hükümleri saklıdır. GEÇİCİ MADDE 1. - Bu Kanunun 14 üncü maddesinin (l) bendinde belirtilen hayvanlardan, yurda bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce sokulmuş olanların sahipleri; üç ay içerisinde hayvan koruma kurullarına bildirimde bulunarak bunları kayıt altına aldırmak; altı ay içerisinde kısırlaştırarak kısırlaştırıldıklarına ilişkin belgeleri il hayvan koruma kurullarına teslim etmek zorundadırlar. GEÇİCİ MADDE 2. - Bu Kanun gereğince çıkarılması gerekli bulunan yönetmelikler, Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren bir yıl içinde hazırlanır. Yürürlük MADDE 32. - Bu Kanun yayımı tarihinde yürürlüğe girer. Yürütme MADDE 33. - Bu Kanun hükümlerini Bakanlar Kurulu yürütür.

http://www.biyologlar.com/hayvanlari-koruma-kanunu

İklim için toprak, toprak için iklim

İklim için toprak, toprak için iklim

Birleşmiş Milletler,  TEMA Vakfı’nın toprak gündemini kabul etti:İklim için toprak, toprak için iklim9-15 Kasım tarihleri arasında Erozyonla Mücadele Haftası'nı kutlayan TEMA Vakfı, "Toprak ve İklim" arasındaki ilişkilere dikkat çekmek için tüm Türkiye'de gönüllülerinin katılımıyla yürüyüş ve etkinlikler düzenleyecek. TEMA bu sene, yaklaşık 25 yıldır mücadelesini verdiği toprak hedeflerinin Birleşmiş Milletler tarafından da kabul edilmiş olmasını kutluyor.TEMA Vakfı, bu yıl Erozyonla Mücadele Haftası'nda "Toprak ve İklim" arasındaki ilişkilere dikkat çekecek. İklim ile toprağın birbiri ile çok yakından ilgili doğal varlıklar olduğunun altını çizen TEMA Vakfı Genel Müdürü Doç. Dr. Barış Karapınar, atmosferde meydana gelen iklim olaylarının, toprak oluşumuna ve doğal erozyona neden olduğunu hatırlattı. TEMA Vakfı Genel Müdürü “İnsan faaliyetlerinin bir sonucu olarak atmosfere salınan sera gazları, iklim değişikliğinin temel nedenidir. Ormanların yok edilmesi, tarım topraklarının amaç dışı ve yanlış kullanımı sera gazlarını artırıp iklim değişikliğine katkı sağlamaktadır. Geri etki olarak ise iklim değişikliği hızlandırılmış erozyona ve toprak bozumuna neden olmaktadır. Bu olumsuz etkileşim, toprak, gıda ve orman varlıklarımızı doğrudan tehdit ediyor. Her bireyi, hem toprağın korunması hem de iklim değişikliğine neden olan kömür ve diğer fosil yakıtlara dayalı enerji tüketiminin engellenmesi için yerel ve ulusal yönetimlerden taleplerde bulunmaya çağırıyoruz” dedi. TEMA Vakfı’nın toprak gündemi son dönemde Birleşmiş Milletler tarafından da kabul edildi. Birleşmiş Milletler’in Çölleşmeyle Mücadele Sözleşmesi 12. Taraflar Konferansı Ekim ayında Ankara'da yapıldı. Konferansa tüm dünyadan gelen sivil toplum örgütlerinin odak noktası TEMA Vakfı’ydı. Konferans sonunda geçtiğimiz ay Birleşmiş Milletler Sürdürülebilir Kalkınma Hedefleri kapsamında kabul edilen tüm dünyada arazi bozunumu sıfırlanması hedefi Taraflar Konferansı tarafından kabul edildi. Böylece TEMA'nın yaklaşık 25 yıldır mücadelesini verdiği toprak hedefleri Birleşmiş Milletler tarafından da kabul edilmiş oldu.TEMA Vakfı, tüm Türkiye’de gönüllüleriyle birlikte bir hafta boyunca Toprağa Saygı Yürüyüşleri, tanıtım ve bilgilendirme stantları ve eğitim etkinlikleri düzenleyerek toprağın korunması ve iklim değişikliği ile mücadele edilmesi için harekete geçme çağrısı yapacak.TEMA Vakfı’nın önerileriErozyonla mücadele içinTEMA Vakfı, topraktaki karbonu korumak ve toprağın karbon tutma kapasitesini artırmak için erozyonla mücadele için şunları öneriyor:•Toprağa örtücü bitkiler ekilmesi•Damla sulama benzeri uygulamalara öncelik verilmesi•Toprak sürümünün en aza indirilmesi, çok çeşitli ürün ekilmesi, mono-kültür tarım yapılmaması•Atmosfere en büyük sera gazını salan alan olan sentetik gübre ve tarım kimyasalları yerine organik gübre kullanılması ve kompost üretilmesi•Mera ve ormanların korunması•Anız yakılmaması ve toprak üzerindeki ölü bitkilerin toprağa dönmesine izin verilmesi, böylece, bitkilerin depoladığı karbonun toprağa dönerek hem toprağı örtmesinin sağlanması hem de karbonun atmosfere dönmesinin engellenmesi•Bilinçsiz şehirleşmenin önüne geçilmesi. Toprağın asfalt veya betonla mühürlenmesine engel olunmasıİklim değişikliğiyle mücadele için•Bilinçli tüketim yapılması ve karbon ayak izinin küçültülmesi.•Enerji verimliliği yüksek elektrikli araçlar kullanılması.•Yenilenebilir enerjiye geçilmesi.•Toplu taşıma ve bisiklet kullanılması, kısa mesafelerin yürünmesi. Kaldırımların ve bisiklet yollarının iyileştirilmesi için talepte bulunulması.•Daha az uçak kullanılması.•Demiryolu ulaşımı yatırımlarının artırılması.•Çöplerin azaltılması, ambalajlı ürün satın alınmaması, geri dönüşüm yapılması.Editöre Not:Toprak ve iklim ilişkisi nedir?İklim ile toprak birbiri ile çok yakından ilgili doğal varlıklardır. Atmosfer ile toprak birbiri arasında gaz alışverişi yapmaktadır ve bu süreçler karbon döngüsünün önemli bir parçasıdır. Toprak, okyanuslardan sonra dünyanın en büyük karbon yutağıdır; ancak karbonun toprakta kalma zamanı ve biyolojik çeşitliliğe yönelik yaptığı katkı toprağı en önemli depo yapmaktadır. Diğer yandan atmosferde meydana gelen iklim olayları, toprak oluşumunu ve doğal erozyonu sağlar. İnsan faaliyetlerinin bir sonucu olarak atmosfere salınan sera gazları, iklim değişikliğinin temel nedenidir. Yine insan faaliyetlerinin sonucunda gerçekleşen, bu faaliyetlere olanak sağlayan arazi kullanımı, diğer arazi bozunumu türleri yanında hızlandırılmış erozyona neden olmaktadır. Yani toprağın yanlış kullanımı ve kaybı atmosfere daha fazla sera gazının salımına neden olur. Sorunun kökeninde insanın doğanın hâkimi olduğu düşüncesi ile biçimlenen üretim biçimleri ve tüketim alışkanlıkları yer almaktadır. Ancak sürdürülebilir bir dünya için insan ekonomik faaliyetlerinin, toplumun bir alt kümesi olduğu ve toplum ve ekonominin doğanın belirleyeceği bir taşıma kapasitesi ve yenilenme süresinin sınırladığı çerçevede gerçekleşmesi gerektiği ortaya konmaktadır. Türkiye Çöl Olmasın                                                                                                                     TEMA Vakfıhttp://www.tema.org.tr

http://www.biyologlar.com/iklim-icin-toprak-toprak-icin-iklim

TEMA’dan doğa eğitimlerine destek çağrısı

TEMA’dan doğa eğitimlerine destek çağrısı

TEMA Vakfı, çocukların yaşamı doğadan öğrenmesi için, tüm Türkiye’yi 3464’e mesaj göndererek "Yaşamı Keşfediyorum" projesini desteklemeye davet etti. Hedef 81 ilde, 400 öğretmen, 10 bin ilkokul öğrencisi.Okul öncesinden liseye kadar eğitim sisteminin her basamağı için doğa eğitim programları geliştiren ve 81 ildeki temsilcileri ve gönüllüleri aracılığıyla uygulayan TEMA Vakfı, “Yaşamı Keşfediyorum” projesi için ulusal yardım kampanyası başlattı. TEMA Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Deniz Ataç, “Tüm Türkiye’yi geleceğin doğa hakları savunucularının yetişmesi için ‘Yaşamı Keşfediyorum’u desteklemeye davet ediyoruz. ‘Yaşamı Keşfediyorum’ doğadan öğrenmeye dayalı bir eğitim projesi. Destek olmak isteyen herkesi 3464'e TEMA yazıp SMS göndererek 8 TL katkıda bulunmaya ya da TEMA Vakfı’na bağış yapmaya çağırıyoruz” dedi.TEMA Vakfı’nın Milli Eğitim Bakanlığı ile iş birliği içinde, Milli Eğitim müfredatına uygun olarak ilkokul öğrencileri için hazırladığı eğitim programlarının bir parçası olan “Yaşamı Keşfediyorum” projesine destek kampanyası 2015-2016 Eğitim-Öğretim yılı sonuna kadar devam edecek. Öğretmenlere destekleyici materyaller gönderilecek. Eğitimlerin çoğu doğada ve açık alanda bulunmayı teşvik eden etkinliklerden oluşuyor. 32 adet etkinlikten oluşan eğitim programı toprak, hava, su ve biyolojik çeşitlilik konularını içeriyor.Doğa eğitimleri ruhsal ve fiziksel gelişim sağlıyorTEMA Vakfı eğitim programlarının doğa haklarının korunduğu bir geleceği kazanmak anlamını taşıdığını belirten TEMA Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı, “Doğayı deneyimleyen çocuklar doğal sistem ve süreçleri anlayarak büyürler. Ancak eğitimlerin en az bunun kadar önemli bir faydası daha var. Uzmanlar, doğa eğitimlerinin çocukların gelecekte çözüm odaklı, yaratıcı, yenilikçi ve doğa ile özdeşlik kurabilen bireyler olmalarına da katkıda bulunduğunun altını çiziyor” dedi. Çocukların giderek hareketsiz ve doğadan kopuk bir yaşam biçimini benimsemesi şişmanlık ve obezite gibi fizyolojik ve algı/duyu dünyalarının zayıflaması, dikkat bozukluğu ve depresyon gibi ruhsal sorunlar yaşama olasılıklarını artırıyor. Bunun sonucunda doğayı tanımayan, kendisini onun bir parçası olarak görmeyen, doğaya kayıtsız bir nesil yetişiyor. Çocuğun ruhsal ve fiziksel gelişimi için doğa ve açık alan aktivitelerinin çok büyük bir önemi bulunuyor” şeklinde konuştu.Desteklemek içinKampanyaya 3464'e TEMA yazıp SMS göndererek 8 TL katkıda bulunabilir ya da TR74 0006 4000 0011 0351 3018 31 banka hesabına dilediğiniz miktarda bağış yaparak destek verebilirsiniz. Kampanya ve eğitimler hakkında www.tema.org.tr adresinden ayrıntılı bilgi alabilirsiniz.Türkiye Çöl Olmasın  http://www.tema.org.tr

http://www.biyologlar.com/temadan-doga-egitimlerine-destek-cagrisi

TEMA Vakfı 2016’da da umut yeşertecek

TEMA Vakfı 2016’da da umut yeşertecek

Gönüllülük odaklı bir halk hareketi olan TEMA Vakfı'nın her yıl düzenlediği Saha Koordinasyon Toplantısı İstanbul’da yapıldı. “Bu Topraklarda Umut Yeşertiyoruz” sloganı altında 20-23 Ağustos tarihleri arasında İstanbul’da buluşan 52 ilden 275 TEMA gönüllüsü, TEMA Vakfı Yönetim Kurulu üyeleri ve çalışanları geçen yıl (2014-2015) yapılan etkinlikleri değerlendirerek gelecek yılın (2016) planlarını belirledi.Toprak Dede ve Yaprak Dede’den moral desteğiTEMA Vakfı Kurucu Onursal Başkanı ve Yaprak Dede A. Nihat Gökyiğit toplantıya ilk gününde katılarak, Kurucu Onursal Başkan ve Toprak Dede Hayrettin Karaca ise ikinci gün yapılan internet bağlantısı ile Türkiye'nin dört bir yanından gelen il, ilçe temsilcileri ve gönüllülerle buluştu. Ataç: Gücümüzü gönüllülerimizden alıyoruzAçılış konuşmasını yapan TEMA Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Deniz Ataç, TEMA Vakfı'nın gücünü gönüllülerinden alan bir sivil toplum örgütü olduğunu hatırlatarak sözlerine başladı. Türkiye'de faaliyetlere gönüllü katılım seviyesinin düşük olduğuna dikkat çeken Ataç, "Buna rağmen geçtiğimiz yıl gönüllülerimizin katılımlarıyla yıllık bazda Vakfımızın gönüllü kazanımı rekorunu kırdık" dedi. Konuşmasında 2014 – 2015 faaliyet yılında hayata geçirilen projeler hakkında bilgiler aktaran Ataç, Vakfın gelecek yılki genel hedeflerini gönüllülerle paylaştı. Bugüne kadar yapılan çalışmalarda gönüllülerin desteğinin çok önemli olduğunu belirten Ataç, tüm gönüllülere katkıları için teşekkür etti.Yeni katılan gönüllülere teşekkürTEMA Vakfı temsilci ve gönüllü sorumlularının doğa koruma mücadelesinde kapasitelerinin gelişimine yönelik bilgiler verilen Saha Koordinasyon Toplantısı'nda yeni katılan gönüllülere özel tanışma töreni düzenlendi. Toplantıda belgesel gösterimi, proje panayırı, yılın fotoğrafı oylaması ve tekne gezisi ile gönüllülerin motivasyonu güçlendirildi.Prof. Dr. Acar Baltaş değerlerle yaşamayı anlattıProf. Dr. Acar Baltaş’ın "Değerlerle Yaşamak" başlıklı sunumu ise toplantıya katılanların büyük ilgisini çekti. Değerlerin hayattaki önemine değinen Prof. Dr. Baltaş, ortak değerlerin  bir kurum için de sürdürülebilir güvenilirlik ve itibar sağladığını anlattı.Türkiye Çöl Olmasın                                                                                                                     TEMA Vakfı http://www.tema.org.tr

http://www.biyologlar.com/tema-vakfi-2016da-da-umut-yesertecek

Yalovalı çevreciler haklı çıktı

Yalovalı çevreciler haklı çıktı

Yalova’da kömürlü termik santral kurmak isteyen AKSA Akrilik Kimya A.Ş’nin, bölgede santral istemeyen çevrecilere açtığı 20 bin TL’lik tazminat davası reddedildi.

http://www.biyologlar.com/yalovali-cevreciler-hakli-cikti

Son ağaç mı, bardağı taşıran son damla mı?

Son ağaç mı, bardağı taşıran son damla mı?

Taksim’in göbeğindeki ofisimiz bir kaç saat öncesine kadar kuşatma altındaydı. Tarihi Gezi Parkı’nın yıkımını barışçıl şekilde protesto eden herkes gibi biz de polisin kullandığı orantısız güçten nasibimizi almıştık.

http://www.biyologlar.com/son-agac-mi-bardagi-tasiran-son-damla-mi

2013 Dünya Biyolojik Çeşitlilik Günü, Tehlikedeki Iğdır Aras Nehri Kuş Cenneti’nde Kutlandı

2013 Dünya Biyolojik Çeşitlilik Günü, Tehlikedeki Iğdır Aras Nehri Kuş Cenneti’nde Kutlandı

“Su ve Biyolojik Çeşitlilik” Temalı 2013 Dünya Biyolojik Çeşitlilik Günü, Tehlikedeki Iğdır Aras Nehri Kuş Cenneti’nde Kutlandı Aras Nehri Kuş Cenneti’nde Dünya Biyolojik Çeşitlilik Günü 6 ülkeden düzinelerce katılımcı ile kutlandı. Türkiye’deki kuş türlerinin yarısından fazlasının kaydedildiği ve binlerce canlıyı barındıran Aras Nehri Kuş Cenneti’nin korunması için KuzeyDoğa Derneği tarafından başlatılan imza kampanyası tam Dünya Biyolojik Çeşitlilik Günü’nde 8000 destekçiyi geçti. KuzeyDoğa Derneği 22 Mayıs Dünya Biyolojik Çeşitlilik Günü’nü Aras Nehri Kuş Cenneti’nde uzman ve gönüllüleri, Güney Afrika, Ingiliz ve Alman kuş gözlemcileri ve Aras Vadisi sakinlerinin katılımı ile kutladı. Kuyucuk Gölü’ndeki kuş halkalama çalışmaları esnasında ise ilk kez ender yeşil arıkuşu halkalandı. Dünya Biyolojik Çeşitlilik Günü 2013 yılı konusu “Su ve Biyolojik Çeşitlilik” olarak belirlenmiş, bu çerçevede tüm dünyada ve ülkemizde çeşitli etkinliklerle kutlanmıştır. Iğdır’ın Tuzluca ilçesi Yukarı Çıyrıklı Köyü yanında yer alan Aras Nehri Kuş Cenneti’nde de KuzeyDoğa Derneği tarafından kuş halkalama çalışmaları, alan tanıtımı ve kuş gözlem etkinliği ile gerçekleştirilmiştir. Su ve biyolojik çeşitliliği en iyi simgeleyen alanlardan Aras Nehri Kuş Cenneti’nde 2006 yılından beri Doç. Dr. Çağan Şekercioğlu liderliğinde yapılan çalışmalar sayesinde 247 tür kuş kaydedilmiş ve toplamda 50,000’e yakın kuş halkalanmıştır. Bu da alanın bu kuşlar açısından ne kadar önemli olduğunu ve yıllar geçtikçe binlerce kuşun daha bu alanı kullanmaya devam edeceğini ortaya koymaktadır. Biyolojik çeşitlilik ve insan yaşamı açısından bu denli önemli olan bu alan “ Su ve biyolojik çeşitlilik” temalı dünya biyolojik çeşitlilik günü kutlamalarının olduğu bu günlerde yapılması planlanan Tuzluca Barajı’nın suları altında yok olma tehdidi ile karşı karşıya. Iğdır’ın markası ve ekoturizm merkezi haline gelen Aras Nehri Kuş Cenneti, 2013 yılı Dünya Biyolojik Çeşitlilik Günü’nde de binlerce kilometrelik yolculukları sonrası göçmen türlerini ve 6 ülkeden konuklarını ağırladı. Almanya’dan Aras Nehri Kuş Cenneti’ni ziyarete gelen kuş gözlem grubunun başkanı Jurgen Berg tüm ekibin alana hayran kaldığını ve buradan ayrılmanın zorluğunu yaşadıklarını, bu cennetin güzelliğini ve önemini gittikleri yerlerde paylaşacaklarını ifade etti. Aras Nehri Kuş Cenneti’nde KuzeyDoğa Derneği tarafından gerçekleştirilmekte olan kuş halkalama çalışmalarını yerinde inceleyen, bu konuda bilgi alan ekip, alanda kuş gözlemi yaparak keyifli zaman geçirdi. Ekibin gözlemlediği türlerden bazıları şöyle; Gökkuzgun, Guguk kuşu, Kara alınlı örümcekkuşu, Tarla Çintesi, Benekli sinekkapan, Poyraz kuşu, Angıt, Saz delicesi. KuzeyDoğa Derneği gönüllülerinin eşlik ettiği keyifli kuş gözleminin ardından muhteşem gün batımını da izleyen ekip gün sonunda mutlu bir şekilde alandan ayrıldı. Aras Nehri Kuş Cenneti’ni kurtarmak için KuzeyDoğa Derneği tarafından başlatılan kampanyayı desteklemek, bu cennet ve burada yaşam bulan binlerce canlının yaşamını sürdürmesine katkı sağlamak için: Türkçe: www.arasikurtar.org İngilizce: www.savearas.org

http://www.biyologlar.com/2013-dunya-biyolojik-cesitlilik-gunu-tehlikedeki-igdir-aras-nehri-kus-cennetinde-kutlandi

Şimdi iklim için harekete geçme zamanı!

İklim değişikliğini durdurmak ve “başka bir dünya mümkün” demek için dünyanın altı kıtasındaki 140’tan fazla ülkeden gelen yüzlerce insan 29 Haziran’da ’Kadıköy’de olacak.

http://www.biyologlar.com/simdi-iklim-icin-harekete-gecme-zamani

Kuzay Doğa Derneği Kış Ortası Sukuşu Sayımı (KOSKS) Sonuçlarını Açıkladı

Kuzay Doğa Derneği Kış Ortası Sukuşu Sayımı (KOSKS) Sonuçlarını Açıkladı

KuzeyDoğa Derneği’nin her yıl Kars, Ardahan ve Iğdır illerinin sulak alanlarında yapmış oldukları kış ortası sukuşu sayım sonuçları belli oldu. Kış ortası sukuşu sayımları (KOSKS) her yılın Ocak ve Şubat aylarında, sukuşlarının mevsimsel göç hareketlerinin en az olduğu ve sulakalanlarda bir araya geldikleri zamanlarda gerçekleştirilmektedir. Böylelikle sayım yapılan her sulakalanda her yıl aynı noktalardan yapılan standart sayımlar, uzun dönemde kuşların nüfus dinamiklerinin analiz edilmesinde kullanılabilmekte, o yıla dair mevsimsel verilerin kuşlar üzerindeki etkileri anlaşılabilmektedir. KuzeyDoğa Derneği 2008 yılından beri bu üç ildeki alanlarda düzenli sayımlar yapmaktadır. KuzeyDoğa ekibi gönüllüleriyle beraber bu sene toplam 7 farklı sulak alanda sayım yaptılar. Bu alanlar Çıldır Gölü, Aygır Gölü, Kura Nehir Boyu, Kuyucuk Gölü, Aras Nehri Boyu, Karasu-Aralık Sazlıkları ve Çalı Gölü. Bu alanlardan Kuyucuk Gölü, Aygır Gölü ve Çalı Gölü tamamen donduğundan bu alanlara sadece gidilmiş, fakat hiç sukuşu görülmemiştir. Diğer alanlarda ise 24 türden toplam 804 kuş sayılmıştır. Önceki yıların aksine Iğdır’da bulunan Karasu-Aralık sazlıklarının da yoğun geçen kış nedeniyle kısmen donduğu gözlendi. Fakat yine en çok sukuşu bu alanda sayıldı.Görülen türler arasında en dikkat çekici kuş Büyük Karabaş Martı oldu. Büyük Karabaş Martı daha çok ülkemizin batı kesiminde kış aylarında gözlenen bir tür. Ancak Iğdır’ın Karasu- Aralık sazlıkları gibi kışın donmayan ufak sulak alanlarda görmek mümkün. Bu büyük karabaş martının Türiye’nin en doğusundan ilk kaydı. Her sene olduğu gibi bu sene de en çok sayılan kuş Sakarmeke (Fulica atra) oldu. İkinci en çok görülen kuş türü ise Küçük Batağan (Tachybaptus ruficollis), üçüncü ise Çamurcun (Anas crecca) Ördeği.  Sayımlar esnasında ziyaret edilen Tuzluca çöplüğünün ise halen kış aylarında kızıl ve kara akbabaların uğrak yeri olduğu ve birçok akbabanın yiyeceğin iyice azaldığı bu aylarda çöplükten beslendiği de görüldü. 2008 Ocak ayında üç farklı akbaba türünden toplam 60 birey alanda görülürken bu sene yaklaşık 15 birey kara ve kızıl akbaba sayıldı. Eski sayımların aksine kara akbaba sayısının kızıl akbabadan daha fazla olduğu da görüldü. http://www.kuzeydoga.org

http://www.biyologlar.com/kuzay-doga-dernegi-kis-ortasi-sukusu-sayimi-kosks-sonuclarini-acikladi

ABD National Geographic Derneği Yönetim Kurulu, Kars ve Iğdır’ı Keşfetti

ABD National Geographic Derneği Yönetim Kurulu, Kars ve Iğdır’ı Keşfetti

KuzeyDoğa Derneği Başkanı Doç. Dr. Çağan Şekercioğlu’nun 2011 yılında National Geographic Dergisi tarafından Yılın Kâşifi seçilmesinden sonra, Şekercioğlu’nun davetiyle National Geographic Derneği Keşif ve Araştırma Komitesi yönetim kurulu, KuzeyDoğa Derneği’nin çalışmalarını ve Kars ve Iğdır’ın doğasını, tarihini ve kültürünü görmek için ilk kez Doğu Anadolu’ya geldi. Yönetim kurulu gezisi ile ilgili olarak, National Geographic yardımcı başkanı (executive vice president) Terry Garcia şunları söyledi: “Kars ve Iğdır’da gördüğümüz yaban hayatı ve doğa güzelliğinden son derece etkilendik. Bilim adamlarından oluşan ekibimiz muhteşem bir zaman geçirdi ve bölgenin insanları ve doğasını şimdi daha da takdir ettik.”National Geographic Araştırma, Keşif ve Doğa Koruma Yardımcı Başkanı Dr. John Francis ise “Doç. Dr. Çağan Şekercioğlu ve KuzeyDoğa Derneği’nin bölgedeki araştırma ve doğa koruma çalışmaları olağanüstü. Şekercioğlu, bölge halkını motive etmede ve doğa koruma çalışmalarını ulusal ve uluslararası platforma taşımada çok yetenekli, enerjik ve yaratıcı bir doğa koruma bilimci” dedi.1 Haziran’da Kars’a varan 45 kişilik heyet, KuzeyDoğa Derneği tarafından hazırlanan program kapsamında uçaktan iner inmez Doğu Anadolu’nun ilk ve tek Ramsar alanı ve 2009 Avrupa’nın Seçkin Turizm Cenneti (EDEN) Kuyucuk Gölü’ne götürüldü. Önce Kuyucuk Kuş Halkalama ve Eğitim Merkezi’nde Uzman Biyolog Sedat İnak liderliğinde çalışan KuzeyDoğa ekibi ve gönüllüleriyle tanıştı. Daha sonra ikiye ayrılan grup, dernek başkanı Doç. Dr. Çağan Şekercioğlu ve dernek projeler koordinatörü Önder Cırık rehberliğinde göl kenarında kuş gözledi. 2009 yılında KuzeyDoğa Derneği danışmanlığında Kars valiliği tarafından yapılan Türkiye’nin ilk doğa koruma amaçlı adası Erden Adayı da gören ziyaretçiler, daha sonra Kuyucuk Yönetim Planı kapsamında yapılan kuş gözlem kulesine çıkarak nesli dünya ölçeğinde tehlike altında olan ve Kuyucuk Gölü’nde üreyen bir çift dikkuyruk ördeğini büyük ilgiyle izlediler. Güneş batarken ziyaretçilerin şerefine Kuyucuk Gölü kenarında bir resepsiyon verildi. Kafkas Üniversitesi Rektörü Sayın Prof. Dr. Sami Özcan ve Arpaçay Kaymakamı Sayın Can Aksoy da resepsiyona katılarak National Geographic ekibine “Hoş geldiniz” dedi. Resepsiyon sonunda Kuyucuk Köyü’nde hazırlanan yöresel akşam yemeğine geçildi. Madımak çorbası, hengel ve cağ kebabı yiyen konuklar, yemek bitiminde kamp ateşi etrafında ısındılar. Sarıkamış’ta kalan ekip ertesi gün KuzeyDoğa Derneği’nin Iğdır’da yaptığı çalışmaları görmek üzere Aras Vadisi’ne hareket etti. Yol üzerinde Çalı Gölü’nde de üreyen bir çift dikkuyruk ördeği daha gördüler. Ağrı Dağı ve Aras vadisine hayran kalan ekip, bol bol fotoğraf çekti. Tuzluca’da küçük akbabaları araştıran KuzeyDoğa Derneği bilim koordinatörü Uzman Biyolog Emrah Çoban ve yaban hayatı uzmanı Lexo Gavaleshvili’den küçük akbabalarla ilgili bilgi aldılar. Alandaki 4 küçük akbabayı seyreden National Geographic ekibi, bir saat içinde nesli dünya ölçeğinde tehlikede olan  iki kuş türünü izlemiş oldu. Ekip, Tuzluca civarındaki yer şekillerine de hayran kaldı. Daha sonra Aras Kuş Araştırma ve Eğitim Merkezi’ne geçen National Geographic ekibi, orada Uzman Biyolog Yakup Şaşmaz liderliğinde çalışan KuzeyDoğa Derneği ekibi ve gönüllüleriyle tanıştıktan sonra halkalanmış iki büyük kamışçını, kındıra kamışçınını, alaca sinekkapanı ve ibibiği doğaya bıraktı. Halkalama ekibiyle sohbet eden National Geographic yönetim kurulu üyeleri, Yukarı Çıyrıklı köylüleri tarafından ikram edilen çayı içtikten sonra köyde verilen yemeğe geçtiler. Köylüler tarafından açık havada, kazanlar içinde ve odun ateşinde yapılan köy yemekleri, büyük bir kayısı ağacı altında oturan National Geographic ekibinden büyük takdir topladı. İlinin doğasına ve kültürüne sahip çıkan Iğdır milletvekili Sayın Sinan Ogan da Yukarı Çıyrıklı köyüne gelerek National Geographic ekibini karşıladı. Aras Kuş Araştırma ve Eğitim Merkezi’ni de ziyaret eden Ogan, bölgenin doğal zenginliği hakkında Doç. Dr. Çağan Şekercioğlu’ndan bilgi aldı. Sayın milletvekili, Iğdır’ın en önemli doğal alanlarından olan Aras Vadisi Sulak Alanı ve Karasu-Aralık Sazlıklarının koruma statüsü kazanması, korunması ve yönetim planlarının yapılması için meclis ve cumhurbaşkanlığı nezdinde girişimlerde bulunacağını ve bu alanların korunması için elinden geleni yapacağını belirtti. Sayın milletvekilinin ziyaretinden önce Aras’ta ilk defa yakalanan çalı bülbülü halkalandıktan sonra Ogan tarafından tekrar doğaya bırakıldı. Daha sonra köye geçen Ogan, National Geographic ekibiyle köy yemeği yedi. Ziyaretleri ve Iğdır ilini tüm dünyaya tanıttıkları için National Geographic Derneği Yönetim Kurulu’na ve doğa koruma, yaban hayatı araştırma ve biyokültürel turizm çalışmaları nedeniyle de KuzeyDoğa Derneği’ne teşekkür etti. Aras vadisi ziyaretinden sonra ekip Kars’ın önemli tarihi ve kültürel değeri Ani Ören yerini ziyaret etti. Alanda yaklaşık 4 saat geçiren National Geographic ekibi, Ani Harabelerine hayran kaldı. Akşamüzeri ise Sarıkamış-Allahüekber Dağları Milli Parkı’nı ziyaret etmek için Kızılçubuk vadisine gittiler. Ekip üyeleri, milli park bünyesinde bulunan orman, çayır, dağ ve akarsu ekosistemlerinin oluşturduğu peyzajlardan adeta büyülendiler. 7 kilometrelik Şehitlik Yürüyüş Parkurunu yürümek istediler, fakat programlarında yeterli zaman olmadığı için parkuru yürüyemediler ve çok pişman oldular. Akşam yemeği için otellerine dönen ekip KuzeyDoğa Derneği Başkanı Doç. Dr. Çağan Şekercioğlu’nun yapmış olduğu “Türkiye’nin İlk Yaban Hayatı Koridoru” sunumunu izlediler. Gece geç saatlerde, yaklaşık 15 kişilik bir grup ayı gözlemi için Sarıkamış çöplüğüne hareket etti. Daha Sarıkamış’ı çıkarken çayırlarda 3 yavrusuyla gezen bir dişi bozayı gören ekip dakikalarca bu güzel manzarayı izledi. Yavrulardan biri annesinin sırtında giderken, diğeri ise süt emdi. Ekip üyeleri çöplükte daha da yakından bir yaban domuzu ve iki bozayıyı izleme fırsatı buldular. 3 Haziran sabahı Kars’taki tarihi yapıları da gezdikten sonra Kars’tan ayrıldılar.Ekibin ziyareti boyunca KuzeyDoğa Derneği gönüllüleri Prof. Dr. Zati Vatansever, Doç. Dr. Erdoğan Uzlu ve Uzman Tıp Doktoru Banu Arslan ekibe eşlik ederek tüm lojistik ve olası sağlık problemleri için KuzeyDoğa Derneği’nin yanında oldular.National Geographic’in Kars ve Iğdır ziyaretleri konusunda KuzeyDoğa Derneği Başkanı ve Utah Üniversitesi Biyoloji Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Çağan Şekercioğlu şunları söyledi:“Haziran 2011’de National Geographic Kâşifi ödülünü almak için Washington DC’ye gittiğimde, National Geographic Yönetim Kurulu gezisinin Türkiye’de yapılması konusunda kendileriyle konuştum. Kars ve Iğdır’a gelmeleri gerektiğini vurguladım ve Doğu Anadolu’nun muhteşem doğası, yaban hayatı ve misafirperver köy kültürünü görmeleri konusunda onları ikna ettim. Yönetim Kurulu gezisinin kalanı arkeolojik alanlara odaklı olduğundan, onlar da Doğu Anadolu’nun doğasını ve köylerini tecrübe etme fikrini çok beğendiler. Aylar süren ve çok detaylı bir hazırlık süreci sonunda, programımız dakika dakika belirlendi. Yönetim kurulu gelmeden önce, National Geographic Türkiye bir belgesel çekim ekibi yolladı ve bu ekip Kars’ın Kuyucuk Gölü ve Sarıkamış Ormanları ile Iğdır’ın Aras Nehri ve Tuzluca bozkırları gibi bölgenin önemli doğa alanlarında tanıtım çekimleri yaptı. Kars ve Iğdır’ın yöneticileri, il jandarma komutanlıkları, Kafkas Üniversitesi, Kuyucuk ve Yukarı Çıyrıklı köyleri ve KuzeyDoğa Derneği ekibinin özverili desteğiyle kusursuz, macera dolu ve çok başarılı bir gezi gerçekleşti. İki gün içinde 50 kişilik ekip Kuyucuk Gölü’nden Tuzluca’nın bozkırlarına, Aras Nehri’nden Sarıkamış ormanlarına kadar bölgenin önemli doğa alanlarını gördüler, Kars ve Iğdır’ın köylerinde yöresel yemekler yediler ve halkın misafirperverliğine tanık oldular. Unutulmaz bir macera yaşadıklarını söyleyen National Geographic ekibi, Kars ve Iğdır’ı dünyanın gündemine taşıyacaklarını vurguladılar. Görüldüğü gibi, Kars ve Iğdır’da doğa araştırma ve doğa koruma faaliyetlerinin devam etmesi, bölgenin dünya çapında tanınması, doğa turizmi ve bölge halkı için de çok önemlidir.” http://www.kuzeydoga.org

http://www.biyologlar.com/abd-national-geographic-dernegi-yonetim-kurulu-kars-ve-igdiri-kesfetti

Soma’nın zeytinlik davası, hepimizin davası

Soma’nın zeytinlik davası, hepimizin davası

Greenpeace, zeytinlikleri termik santral için acele kamulaştırılan Soma Yırca Köyü sakinleri ile birlikte hukuk mücadelesi başlattı.

http://www.biyologlar.com/somanin-zeytinlik-davasi-hepimizin-davasi

Best Buddies Turkey <b class=red>Gönüllüleri</b>ni Arıyor

Best Buddies Turkey Gönüllülerini Arıyor

Zihinsel engelli bireylerle, engeli olmayan gönüllülerin arkadaş olmasını sağlayan uluslararası sivil  toplum kuruluşu Best Buddies, 2011’den itibaren Türkiye’de de çalışmalara başladı. Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Ban Ki-Moon’un eşi Ban Soon Taek’in de yakından takip ettiği Best Buddies Turkey Projesi ile ilgili Proje Koordinatörü Sercan Duygan  sorularımızı yanıtladı. MT: Best Buddies projesinden bahsedebilir misiniz? Best Buddies, 1989 yılında Amerika Birleşik Devletleri Georgetown Üniversitesi’nde Anthony Kennedy Shriver tarafından kurulan, uluslararası bir sivil toplum kuruluşu. Best Buddies Turkey, bu uluslararası programın 50. uygulama noktası olarak 2011 yılında çalışmalarına başladı. Alternatif Yaşam Derneği, Best Buddies Turkey’i yürütmek için Best Buddies merkezi tarafından akredite edilen kuruluş. Bu proje Türkiye’de AYDER tarafından yürütülüyor. Dernek, maddi ve manevi projenin arkasında yer alıyor. Program zihinsel engelli bireylerle, bu engeli olmayan gönüllüleri arkadaş yapıyor. Amacı, toplumdaki zihinsel engelli bireyleri oldukları gibi kabul etme ve kabul görme yolunda adım atılmasına aracı olmak. Kurucusu, Amerika Birleşik Devletleri Başkanı John F. Kennedy’nin kız kardeşi, Engelli Olimpiyatları’nı (Special Olympics) hayata geçiren, Eunice Kennedy Shriver’ın oğlu olan Anthony Kenndey Shriver, program için en çok “farklı yeteneklerdeki insanların arkadaşlık programı” tanımını sevdiğini söylüyor. Best Buddies içerisinde 7 program var, bunlar: Ortaokul, Lise, Üniversite, Vatandaşlık, İlham Verici Hikayeler, E-buddy ve İşçilik. Türkiye’de bu aşamada ilk dördünü işletiliyoruz. Başvurunuz okul düzeyinde ise okul programında, okul dışındaysa vatandaşlık programında yer alıyorsunuz. MT:  Siz projeye nasıl dahil oldunuz? Ben Türkiye’de Sosyal Tasarımcı olarak uzun yıllardır çalışıyorum. Sosyal Tasarım kavramı, bir sosyal etki projesinin ihtiyaç ve dinamikleri üzerinden tasarlanmasını, desteklenmesini ya da yürütülmesini kapsıyor. Alternatif Yaşam Derneği’nin (AYDER) Başkanı olan Ercan Tutal, AYDER Best Buddies merkezi ile anlaşıp akredite kuruluş olma onayını alınca, projenin Türkiye’de uygulamaya alınmasını benden rica etti. Yaklaşık 18 aydır Best Buddies Turkey Proje Koordinatör’lüğünü yürütüyorum. Tabi Sosyal tasarım başlığı sadece bu konuyla ilgili olmadığı için, diğer çalışmalarımın paralelinde projeye devam ediyorum,.O çalışmaların da çoğu zaten insan odaklı sosyal etkiler barındırıyor. MT: Proje kapsamındaki faaliyetlerinizden bahsedebilir misiniz? Best Buddies Projesi, toplum için bir sosyal dahil etme çalışması, bu haliyle eşleştirme yani Buddy’lerinizi tanıdıktan sonra onlarla yaptığınız herşey aslında ikiniz arasında geçiyor yani bizden bağımsız oluyor. Dışarıda, evinizde, işyerinizde ya da okulunuzda bireysel ve ya kurum olarak bir aktivite düzenleyebiliyorsunuz. Pek tabii ki Best Buddies olarak bizler de organizasyonlar yapıyoruz. Best Buddies ayı olarak kutlanan Mart ayında Babylon Taksim’de büyük katılımlı bir konser düzenledik. Konserde Social Inclusion Band sahne aldı ve neredeyse tüm Buddy’ler bir arada eğlendiler. Bu gecede “2012 yılının En İyi Buddy Hikayesi” ödüllerini de dağıttık. Yazılmış ya da resmedilmiş hikayeler arasından seçim yapıldı. Yeni başladığımız bir çalışma Best Buddies Çerçeve Projesi, bu çerçeve içine gönüllü kuruluş çalışanlarını alıp, fotoğraf çekiyoruz. İlk fotoğrafı Best Buddies Turkey’i ziyaret eden Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Ban Ki-Moon’un eşi Ban Soon Taek ile çektik. MT: Buddy edinmek isteyenler nasıl bir yol izlemeli? Sorumlulukları neler? Bize www.bestbuddiesturkey.org adresindeki bilgileri okuduktan sonra, turkey@bestbuddies.org adresine bir e-posta atarak başvurabilirler. Başvuran herkese bir form yolluyoruz. Engeli olan ya da olmayan herkes aynı formu dolduruyor. Başvuran Buddy’lerle yüz yüze görüşüyoruz. Görüşmeler sonunda ekibimiz toplanıyor ve tüm başvuruları yaş, oturdukları yer, ilgi alanları ve kısmen cinsiyetlerine göre eşleştiriyoruz. Burada seçim yok, sadece bir başvuru ile yakın kriterlerede bir başka başvuru olması eşleştirme için yeterli. Bu sebeple eşleştirilemeyenler bekleme listesine alınıyor. Bu projede her buddy’nin aynı sorumluluğu var. Zihinsel engelli gönüllülerle, bu engeli olmayan gönüllüler, arkadaşlıklarını 1 akademik yıl sürdürmeyi taahüt ediyorlar. Eşleşen Buddy’ler haftada en az bir kez telefon, sosyal medya ve kısa mesaj ile iletişim kuruyor ve ayda en az iki kez yüzyüze görüşüyorlar. Program bu haliyle bir koruma programı değil, herkes kendisinden sorumlu, engelli aileleri ve başvuru yaşı 18 altında olan gönüllülerin ailelerinden muvaffakatname alıyoruz. En küçük 13 yaşında bir kişi programa katılabiliyor. Best  Buddies merkezi bu yıl bu yaşı 8’e çekmeyi planlıyor. İlkokullarda da arkadaşlık programı başlatılması için ilk adımı attılar. MT: Türkiye'de bu projeye yeteri kadar ilgi gösteriliyor mu? Diğer ülkelerle karşılarştırdığınızda neler söyleyebilirsiniz? Türkiye’de algı sorunu ciddi boyutta önemli, iki taraf için de durum böyle. İki taraf derken engellileri ve ailelerini bir taraf, engeli olmayanları diğer taraf olarak belirtiyorum. Engelli aileleri haliyle yıllardır yapılan haksızlıkların ve ayrımcılığın geldiği bir noktada sabırlarını yitiriyorlar, onlara da hak vermek lazım zira bence çoğu sabırlarının son noktasını da aşmış durumdalar. Galata Kulesi’nin dibinde yapılan bir engelli festivalinde, hala yerel halkın engellileri istemeyen tavırlarına, üstelik şehrin göbeğinde maruz kalabiliyorlar. Bir diğer yandan engeli olmayanlar, engellileri görünce, bizim başımıza gelmesin, allah korusun ve yazık gözüyle bakıyorlar. Bu eşitlikçi bir anlayışa götürmüyor bizi. Pozitif ayrımcılığın yapılmadığı ve bunun yanında da engellileri olduğu gibi kabul edilen algının Türkiye’de oturtulması zaman alacak. Yurt dışındaki algılar ileri boyutlarda. Biz engellilerin hangi yeteneği ile faydalı bir üretim yaparız diye düşünülüyor. Bir ayırımcılık yapmanız, kanun ve sosyal yaklaşımlardaki farkındalıkla düzenlenmiş durumda. Bir alışveriş merkezine gidiyorsunuz, 20-30 engelli araç park yeri, biz de sembolik 3-4 park yeri onlara da hala engeli olmayanların park ettiğini görüyoruz. Tek tek bunlarla mücadele etmek çok yorucu. Ancak dediğim gibi bu tek taraflı değil, ikitarafın da adım atması lazım, engellinden utanmayan birey, aile, toplum ve engeli verime dönüştürecek bir yapılanma, çalışma ve toplumsal algı bütünlüğü gerekiyor. Bir diğer konu, Best Buddies’e daha çok engeli olmayanlar başvuruyor. Bir engelli başvuru açığımız var. Bunun nedenlerine bakınca, engelli ailelerinin aşırı korumacı yapısı ön plana çıkıyor. Bulundukları yaşam dinamiklerinin dışında bir adım atmak istemiyorlar, yeni bir çalışma gelince; “İlk birileri yapsın da görelim!” diye yaklaşıyorlar. Cesaretleri tabii yıllardır içi boş çalışmalarda tüketilmiş ailelerin. Best Buddies 24 yıldır dünyada 700.000’in üzerinde gönüllü ile yürüyen, dünya çapında içerikli ve sistemi kurgulanmış, temelleri sağlam bir proje.İşte bu haliyle toplumsal algıda çok yönlü dönüşümün yolunu açabilecek, ciddi bir adım Türkiye için. MT: Projeye daha cok kimler dahil olmak istiyor? Örneğin sağlık sektörü çalışanları ya da hekimlerden ilgi var mı? Projeye ilk başta okullar ilgili, zira bir çok sosyal çalışma yapmak durumunda olan yeni özel kolejler var. Bunu uluslararası bir proje ile birleştirmek istiyorlar. Bir diğer katılımcı grup, kurumsal hayatın içerisinde, firma faydasından öteye çalışma yapma imkanı bulamayan ve kendini toplum için sorumlu hisseden bireyler. Sağlık sektöründen bir başvuru almadık, ancak bazı sağlık üzerine çalışan firmaların çalışanları,halihazırda bizim başka engelli projelerinin gönüllüleri. Bu demek oluyor ki yakında Best Buddies’e de başvuranlar olacaktır.Bir kaç psikolog ya da öğrenci programda gönüllü başvurusu yaptı, hatta eşlenip Buddy olanlar var. MT: Bu proje kapsamındaki hedefleriniz neler? İlgi duyanlar size nasıl ulaşabilirler? Best Buddies projesi Kanada’da 250 okulda var, biz ilk yıl 3 okulu uygulamaya aldık. Bu sayıyı dünya standarlarında yükseltmek istiyoruz. Bize bir çok başka ilden başvuru var, İstanbul dışında programın yürütülmesini arzu ediyoruz. Bunun için her ilde örgütlenmek gerekli, ilk yıl bu yönde bir açılım yapılması, programın anlaşılma süreci ve yaşanan tecrübelere paralel bize, Best Buddies merkezi tarafından önerilmedi. Ancak gelecek yıldan sonra bu planı işletmek istiyoruz. Diğer yandan bunu başarmak için, şehir bazında destekler alma gereği var, neticede yeni ilde bir kurum çalışması yapılacak. Ortalama bazı kalemlerin mali olarak karşılanması gerekliliği var, Best Buddies’i İzmir’de kurmak istediğinizde bir ofisiniz, en az 2 çalışanınız, iletişim, ulaşım  giderleriniz oluşuyor.Biz zaman içinde bu yönde destekleri de alacağımızdan şüphe etmiyoruz. Zira bir pozitif program, çok net bir sosyal algı dönüşümü, deneyimlenmiş ve uygulanmış bir altyapı, tüm bunların yanında sınırsız bir bilgi desteği, hem merkezden hem de diğer ülke Best Buddies organizasyonlarından bize geliyor. Bize ulaşmak içinse sitemizi ziyaret en hızlı ve kolay olanı;www.bestbuddiesturkey.org internet sitemiz, bunun yanında Batı Ataşehir’de bulunan ofisimize de gelip görüşme yapabilirsiniz.Bu e-Posta adresi istenmeyen posta engelleyicileri tarafından korunuyor. Görüntülemek için JavaScript etkinleştirilmelidir. adresine bir e-posta atarak başvurabilirler. Başvuran herkese bir form yolluyoruz. Engeli olan ya da olmayan herkes aynı formu dolduruyor. Başvuran Buddy’lerle yüz yüze görüşüyoruz. Görüşmeler sonunda ekibimiz toplanıyor ve tüm başvuruları yaş, oturdukları yer, ilgi alanları ve kısmen cinsiyetlerine göre eşleştiriyoruz. Burada seçim yok, sadece bir başvuru ile yakın kriterlerede bir başka başvuru olması eşleştirme için yeterli. Bu sebeple eşleştirilemeyenler bekleme listesine alınıyor. Bu projede her buddy’nin aynı sorumluluğu var. Zihinsel engelli gönüllülerle, bu engeli olmayan gönüllüler, arkadaşlıklarını 1 akademik yıl sürdürmeyi taahüt ediyorlar. Eşleşen Buddy’ler haftada en az bir kez telefon, sosyal medya ve kısa mesaj ile iletişim kuruyor ve ayda en az iki kez yüzyüze görüşüyorlar. Program bu haliyle bir koruma programı değil, herkes kendisinden sorumlu, engelli aileleri ve başvuru yaşı 18 altında olan gönüllülerin ailelerinden muvaffakatname alıyoruz. En küçük 13 yaşında bir kişi programa katılabiliyor. Best Buddies merkezi bu yıl bu yaşı 8’e çekmeyi planlıyor. İlkokullarda da arkadaşlık programı başlatılması için ilk adımı attılar. MT: Türkiye'de bu projeye yeteri kadar ilgi gösteriliyor mu? Diğer ülkelerle karşılarştırdığınızda neler söyleyebilirsiniz? Türkiye’de algı sorunu ciddi boyutta önemli, iki taraf için de durum böyle. İki taraf derken engellileri ve ailelerini bir taraf, engeli olmayanları diğer taraf olarak belirtiyorum. Engelli aileleri haliyle yıllardır yapılan haksızlıkların ve ayrımcılığın geldiği bir noktada sabırlarını yitiriyorlar, onlara da hak vermek lazım zira bence çoğu sabırlarının son noktasını da aşmış durumdalar. Galata Kulesi’nin dibinde yapılan bir engelli festivalinde, hala yerel halkın engellileri istemeyen tavırlarına, üstelik şehrin göbeğinde maruz kalabiliyorlar. Bir diğer yandan engeli olmayanlar, engellileri görünce, bizim başımıza gelmesin, allah korusun ve yazık gözüyle bakıyorlar. Bu eşitlikçi bir anlayışa götürmüyor bizi. Pozitif ayrımcılığın yapılmadığı ve bunun yanında da engellileri olduğu gibi kabul edilen algının Türkiye’de oturtulması zaman alacak. Yurt dışındaki algılar ileri boyutlarda. Biz engellilerin hangi yeteneği ile faydalı bir üretim yaparız diye düşünülüyor. Bir ayırımcılık yapmanız, kanun ve sosyal yaklaşımlardaki farkındalıkla düzenlenmiş durumda. Bir alışveriş merkezine gidiyorsunuz, 20-30 engelli araç park yeri, biz de sembolik 3-4 park yeri onlara da hala engeli olmayanların park ettiğini görüyoruz. Tek tek bunlarla mücadele etmek çok yorucu. Ancak dediğim gibi bu tek taraflı değil, ikitarafın da adım atması lazım, engellinden utanmayan birey, aile, toplum ve engeli verime dönüştürecek bir yapılanma, çalışma ve toplumsal algı bütünlüğü gerekiyor. Bir diğer konu, Best Buddies’e daha çok engeli olmayanlar başvuruyor. Bir engelli başvuru açığımız var. Bunun nedenlerine bakınca, engelli ailelerinin aşırı korumacı yapısı ön plana çıkıyor. Bulundukları yaşam dinamiklerinin dışında bir adım atmak istemiyorlar, yeni bir çalışma gelince; “İlk birileri yapsın da görelim!” diye yaklaşıyorlar. Cesaretleri tabii yıllardır içi boş çalışmalarda tüketilmiş ailelerin. Best Buddies 24 yıldır dünyada 700.000’in üzerinde gönüllü ile yürüyen, dünya çapında içerikli ve sistemi kurgulanmış, temelleri sağlam bir proje.İşte bu haliyle toplumsal algıda çok yönlü dönüşümün yolunu açabilecek, ciddi bir adım Türkiye için. MT: Projeye daha cok kimler dahil olmak istiyor? Örneğin sağlık sektörü çalışanları ya da hekimlerden ilgi var mı? Projeye ilk başta okullar ilgili, zira bir çok sosyal çalışma yapmak durumunda olan yeni özel kolejler var. Bunu uluslararası bir proje ile birleştirmek istiyorlar. Bir diğer katılımcı grup, kurumsal hayatın içerisinde, firma faydasından öteye çalışma yapma imkanı bulamayan ve kendini toplum için sorumlu hisseden bireyler. Sağlık sektöründen bir başvuru almadık, ancak bazı sağlık üzerine çalışan firmaların çalışanları,halihazırda bizim başka engelli projelerinin gönüllüleri. Bu demek oluyor ki yakında Best Buddies’e de başvuranlar olacaktır.Bir kaç psikolog ya da öğrenci programda gönüllü başvurusu yaptı, hatta eşlenip Buddy olanlar var. MT: Bu proje kapsamındaki hedefleriniz neler? İlgi duyanlar size nasıl ulaşabilirler? Best Buddies projesi Kanada’da 250 okulda var, biz ilk yıl 3 okulu uygulamaya aldık. Bu sayıyı dünya standarlarında yükseltmek istiyoruz. Bize bir çok başka ilden başvuru var, İstanbul dışında programın yürütülmesini arzu ediyoruz. Bunun için her ilde örgütlenmek gerekli, ilk yıl bu yönde bir açılım yapılması, programın anlaşılma süreci ve yaşanan tecrübelere paralel bize, Best Buddies merkezi tarafından önerilmedi. Ancak gelecek yıldan sonra bu planı işletmek istiyoruz. Diğer yandan bunu başarmak için, şehir bazında destekler alma gereği var, neticede yeni ilde bir kurum çalışması yapılacak. Ortalama bazı kalemlerin mali olarak karşılanması gerekliliği var, Best Buddies’i İzmir’de kurmak istediğinizde bir ofisiniz, en az 2 çalışanınız, iletişim, ulaşım giderleriniz oluşuyor.Biz zaman içinde bu yönde destekleri de alacağımızdan şüphe etmiyoruz. Zira bir pozitif program, çok net bir sosyal algı dönüşümü, deneyimlenmiş ve uygulanmış bir altyapı, tüm bunların yanında sınırsız bir bilgi desteği, hem merkezden hem de diğer ülke Best Buddies organizasyonlarından bize geliyor. Bize ulaşmak içinse sitemizi ziyaret en hızlı ve kolay olanı;www.bestbuddiesturkey.org internet sitemiz, bunun yanında Batı Ataşehir’de bulunan ofisimize de gelip görüşme yapabilirsiniz. http:/www.medical-tribune.com.tr" onclick="window.open('/Zihinsel engelli bireylerle, engeli olmayan gönüllülerin arkadaş olmasını sağlayan uluslararası sivil toplum kuruluşu Best Buddies, 2011’den itibaren Türkiye’de de çalışmalara başladı. Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Ban Ki-Moon’un eşi Ban Soon Taek’in de yakından takip ettiği Best Buddies Turkey Projesi ile ilgili Proje Koordinatörü Sercan Duygan sorularımızı yanıtladı. MT: Best Buddies projesinden bahsedebilir misiniz? Best Buddies, 1989 yılında Amerika Birleşik Devletleri Georgetown Üniversitesi’nde Anthony Kennedy Shriver tarafından kurulan, uluslararası bir sivil toplum kuruluşu. Best Buddies Turkey, bu uluslararası programın 50. uygulama noktası olarak 2011 yılında çalışmalarına başladı. Alternatif Yaşam Derneği, Best Buddies Turkey’i yürütmek için Best Buddies merkezi tarafından akredite edilen kuruluş. Bu proje Türkiye’de AYDER tarafından yürütülüyor. Dernek, maddi ve manevi projenin arkasında yer alıyor. Program zihinsel engelli bireylerle, bu engeli olmayan gönüllüleri arkadaş yapıyor. Amacı, toplumdaki zihinsel engelli bireyleri oldukları gibi kabul etme ve kabul görme yolunda adım atılmasına aracı olmak. Kurucusu, Amerika Birleşik Devletleri Başkanı John F. Kennedy’nin kız kardeşi, Engelli Olimpiyatları’nı (Special Olympics) hayata geçiren, Eunice Kennedy Shriver’ın oğlu olan Anthony Kenndey Shriver, program için en çok “farklı yeteneklerdeki insanların arkadaşlık programı” tanımını sevdiğini söylüyor. Best Buddies içerisinde 7 program var, bunlar: Ortaokul, Lise, Üniversite, Vatandaşlık, İlham Verici Hikayeler, E-buddy ve İşçilik. Türkiye’de bu aşamada ilk dördünü işletiliyoruz. Başvurunuz okul düzeyinde ise okul programında, okul dışındaysa vatandaşlık programında yer alıyorsunuz. MT: Siz projeye nasıl dahil oldunuz? Ben Türkiye’de Sosyal Tasarımcı olarak uzun yıllardır çalışıyorum. Sosyal Tasarım kavramı, bir sosyal etki projesinin ihtiyaç ve dinamikleri üzerinden tasarlanmasını, desteklenmesini ya da yürütülmesini kapsıyor. Alternatif Yaşam Derneği’nin (AYDER) Başkanı olan Ercan Tutal, AYDER Best Buddies merkezi ile anlaşıp akredite kuruluş olma onayını alınca, projenin Türkiye’de uygulamaya alınmasını benden rica etti. Yaklaşık 18 aydır Best Buddies Turkey Proje Koordinatör’lüğünü yürütüyorum. Tabi Sosyal tasarım başlığı sadece bu konuyla ilgili olmadığı için, diğer çalışmalarımın paralelinde projeye devam ediyorum,.O çalışmaların da çoğu zaten insan odaklı sosyal etkiler barındırıyor. MT: Proje kapsamındaki faaliyetlerinizden bahsedebilir misiniz? Best Buddies Projesi, toplum için bir sosyal dahil etme çalışması, bu haliyle eşleştirme yani Buddy’lerinizi tanıdıktan sonra onlarla yaptığınız herşey aslında ikiniz arasında geçiyor yani bizden bağımsız oluyor. Dışarıda, evinizde, işyerinizde ya da okulunuzda bireysel ve ya kurum olarak bir aktivite düzenleyebiliyorsunuz. Pek tabii ki Best Buddies olarak bizler de organizasyonlar yapıyoruz. Best Buddies ayı olarak kutlanan Mart ayında Babylon Taksim’de büyük katılımlı bir konser düzenledik. Konserde Social Inclusion Band sahne aldı ve neredeyse tüm Buddy’ler bir arada eğlendiler. Bu gecede “2012 yılının En İyi Buddy Hikayesi” ödüllerini de dağıttık. Yazılmış ya da resmedilmiş hikayeler arasından seçim yapıldı. Yeni başladığımız bir çalışma Best Buddies Çerçeve Projesi, bu çerçeve içine gönüllü kuruluş çalışanlarını alıp, fotoğraf çekiyoruz. İlk fotoğrafı Best Buddies Turkey’i ziyaret eden Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Ban Ki-Moon’un eşi Ban Soon Taek ile çektik. MT: Buddy edinmek isteyenler nasıl bir yol izlemeli? Sorumlulukları neler? Bize www.bestbuddiesturkey.org adresindeki bilgileri okuduktan sonra, turkey@bestbuddies.org adresine bir e-posta atarak başvurabilirler. Başvuran herkese bir form yolluyoruz. Engeli olan ya da olmayan herkes aynı formu dolduruyor. Başvuran Buddy’lerle yüz yüze görüşüyoruz. Görüşmeler sonunda ekibimiz toplanıyor ve tüm başvuruları yaş, oturdukları yer, ilgi alanları ve kısmen cinsiyetlerine göre eşleştiriyoruz. Burada seçim yok, sadece bir başvuru ile yakın kriterlerede bir başka başvuru olması eşleştirme için yeterli. Bu sebeple eşleştirilemeyenler bekleme listesine alınıyor. Bu projede her buddy’nin aynı sorumluluğu var. Zihinsel engelli gönüllülerle, bu engeli olmayan gönüllüler, arkadaşlıklarını 1 akademik yıl sürdürmeyi taahüt ediyorlar. Eşleşen Buddy’ler haftada en az bir kez telefon, sosyal medya ve kısa mesaj ile iletişim kuruyor ve ayda en az iki kez yüzyüze görüşüyorlar. Program bu haliyle bir koruma programı değil, herkes kendisinden sorumlu, engelli aileleri ve başvuru yaşı 18 altında olan gönüllülerin ailelerinden muvaffakatname alıyoruz. En küçük 13 yaşında bir kişi programa katılabiliyor. Best Buddies merkezi bu yıl bu yaşı 8’e çekmeyi planlıyor. İlkokullarda da arkadaşlık programı başlatılması için ilk adımı attılar. MT: Türkiye'de bu projeye yeteri kadar ilgi gösteriliyor mu? Diğer ülkelerle karşılarştırdığınızda neler söyleyebilirsiniz? Türkiye’de algı sorunu ciddi boyutta önemli, iki taraf için de durum böyle. İki taraf derken engellileri ve ailelerini bir taraf, engeli olmayanları diğer taraf olarak belirtiyorum. Engelli aileleri haliyle yıllardır yapılan haksızlıkların ve ayrımcılığın geldiği bir noktada sabırlarını yitiriyorlar, onlara da hak vermek lazım zira bence çoğu sabırlarının son noktasını da aşmış durumdalar. Galata Kulesi’nin dibinde yapılan bir engelli festivalinde, hala yerel halkın engellileri istemeyen tavırlarına, üstelik şehrin göbeğinde maruz kalabiliyorlar. Bir diğer yandan engeli olmayanlar, engellileri görünce, bizim başımıza gelmesin, allah korusun ve yazık gözüyle bakıyorlar. Bu eşitlikçi bir anlayışa götürmüyor bizi. Pozitif ayrımcılığın yapılmadığı ve bunun yanında da engellileri olduğu gibi kabul edilen algının Türkiye’de oturtulması zaman alacak. Yurt dışındaki algılar ileri boyutlarda. Biz engellilerin hangi yeteneği ile faydalı bir üretim yaparız diye düşünülüyor. Bir ayırımcılık yapmanız, kanun ve sosyal yaklaşımlardaki farkındalıkla düzenlenmiş durumda. Bir alışveriş merkezine gidiyorsunuz, 20-30 engelli araç park yeri, biz de sembolik 3-4 park yeri onlara da hala engeli olmayanların park ettiğini görüyoruz. Tek tek bunlarla mücadele etmek çok yorucu. Ancak dediğim gibi bu tek taraflı değil, ikitarafın da adım atması lazım, engellinden utanmayan birey, aile, toplum ve engeli verime dönüştürecek bir yapılanma, çalışma ve toplumsal algı bütünlüğü gerekiyor. Bir diğer konu, Best Buddies’e daha çok engeli olmayanlar başvuruyor. Bir engelli başvuru açığımız var. Bunun nedenlerine bakınca, engelli ailelerinin aşırı korumacı yapısı ön plana çıkıyor. Bulundukları yaşam dinamiklerinin dışında bir adım atmak istemiyorlar, yeni bir çalışma gelince; “İlk birileri yapsın da görelim!” diye yaklaşıyorlar. Cesaretleri tabii yıllardır içi boş çalışmalarda tüketilmiş ailelerin. Best Buddies 24 yıldır dünyada 700.000’in üzerinde gönüllü ile yürüyen, dünya çapında içerikli ve sistemi kurgulanmış, temelleri sağlam bir proje.İşte bu haliyle toplumsal algıda çok yönlü dönüşümün yolunu açabilecek, ciddi bir adım Türkiye için. MT: Projeye daha cok kimler dahil olmak istiyor? Örneğin sağlık sektörü çalışanları ya da hekimlerden ilgi var mı? Projeye ilk başta okullar ilgili, zira bir çok sosyal çalışma yapmak durumunda olan yeni özel kolejler var. Bunu uluslararası bir proje ile birleştirmek istiyorlar. Bir diğer katılımcı grup, kurumsal hayatın içerisinde, firma faydasından öteye çalışma yapma imkanı bulamayan ve kendini toplum için sorumlu hisseden bireyler. Sağlık sektöründen bir başvuru almadık, ancak bazı sağlık üzerine çalışan firmaların çalışanları,halihazırda bizim başka engelli projelerinin gönüllüleri. Bu demek oluyor ki yakında Best Buddies’e de başvuranlar olacaktır.Bir kaç psikolog ya da öğrenci programda gönüllü başvurusu yaptı, hatta eşlenip Buddy olanlar var. MT: Bu proje kapsamındaki hedefleriniz neler? İlgi duyanlar size nasıl ulaşabilirler? Best Buddies projesi Kanada’da 250 okulda var, biz ilk yıl 3 okulu uygulamaya aldık. Bu sayıyı dünya standarlarında yükseltmek istiyoruz. Bize bir çok başka ilden başvuru var, İstanbul dışında programın yürütülmesini arzu ediyoruz. Bunun için her ilde örgütlenmek gerekli, ilk yıl bu yönde bir açılım yapılması, programın anlaşılma süreci ve yaşanan tecrübelere paralel bize, Best Buddies merkezi tarafından önerilmedi. Ancak gelecek yıldan sonra bu planı işletmek istiyoruz. Diğer yandan bunu başarmak için, şehir bazında destekler alma gereği var, neticede yeni ilde bir kurum çalışması yapılacak. Ortalama bazı kalemlerin mali olarak karşılanması gerekliliği var, Best Buddies’i İzmir’de kurmak istediğinizde bir ofisiniz, en az 2 çalışanınız, iletişim, ulaşım giderleriniz oluşuyor.Biz zaman içinde bu yönde destekleri de alacağımızdan şüphe etmiyoruz. Zira bir pozitif program, çok net bir sosyal algı dönüşümü, deneyimlenmiş ve uygulanmış bir altyapı, tüm bunların yanında sınırsız bir bilgi desteği, hem merkezden hem de diğer ülke Best Buddies organizasyonlarından bize geliyor. Bize ulaşmak içinse sitemizi ziyaret en hızlı ve kolay olanı;www.bestbuddiesturkey.org internet sitemiz, bunun yanında Batı Ataşehir’de bulunan ofisimize de gelip görüşme yapabilirsiniz. http://www.medical-tribune.com.tr

http://www.biyologlar.com/best-buddies-turkey-gonullulerini-ariyor

Çevre sağlıktır

Çevre sağlıktır

Geçen hafta ofisimizde tatlı bir telaş vardı. Kömür kampanyası ekibi ve gönüllülerimizle birlikte heyecanla beklediğimiz bir toplantıya daha, en iyi şekilde ev sahipliği yapabilmek için oradan oraya koşturduk.

http://www.biyologlar.com/cevre-sagliktir

Göç Büyülüyor, Ancak Kuşların Yaşadıkları Alanlar Tehlike Altında

Göç Büyülüyor, Ancak Kuşların Yaşadıkları Alanlar Tehlike Altında

Dünya Kuş Gözlem Günü, Dünya Kuşları Koruma Kurumu (BirdLife International) öncülüğünde her yıl dünyada yüzlerce ülkede Ekim ayının ilk hafta sonunda gerçekleştirilen etkinliklerle kutlanan bir organizasyondur. Doğadaki kuşların güzelliklerini ve büyüsünü insanlara keşfetme imkânı sunan mükemmel bir fırsattır. 2012 yılı Dünya Kuş Gözlem Günü “Göçün Büyüsü” temasıyla kutlandı. Her yıl milyarlarca kuş beslemek, üremek ve nesillerini devam ettirmek için düzenli olarak göç ediyorlar. Binlerce kilometrelik yolları özgürce uçarak nesillerini devam ettirmek için mücadele veriyorlar. Dünya Kuş Gözlem Günü, Avrupa’da 18 yıldır, Türkiye'de ise 2004 yılından bu yana, Ekim ayının ilk hafta sonu Dünya Kuşları Koruma Kurumu'nun ortağı olan sivil toplum kuruluşları ve kuş gözlemciler tarafından çeşitli etkinliklerle kutlanıyor. 2006 yılından bu yana KuzeyDoğa Derneği, Kars Kafkas Üniversitesi’yle beraber Dünya Kuş Gözlem Günü’nü Kars, Iğdır ve Ardahan’daki kuş gözlem ve halkalama faaliyetleriyle kutluyor. Her yıl Kars Kuyucuk Gölü, etkinliklerde en çok kuş sayılan yer olarak rekor kırıyor. KuzeyDoğa Derneği ve Kafkas Üniversitesi Kuş Araştırma ve Eğitim Merkezi, 2012 Dünya Kuş Gözlem Günü faaliyetlerinde tekrar Türkiye rekorlarını kırdı. KuzeyDoğa ve Kafkas Üniversitesi uzmanları 78 türden 17.741 kuşu Kars Kuyucuk Gölü’nde ve Iğdır Tuzluca Yukarı Çıyrıklı köyü Aras nehri kenarında saydı. Dünya Kuş Gözlem Günü etkinliklerinde en çok kuş 41 türden 16.469 kuşla Kars Kuyucuk Gölü’nde sayılırken, Türkiye’de en çok kuş türünün görüldüğü alan ise 52 türle, Iğdır Tuzluca Yukarı Çıyrıklı köyü Aras nehri sulak alanı oldu. Aras Kuş Halkalama ve Eğitim Merkezi’ndeki Kuş Gözlem Günü etkinliğini Kafkas Üniversitesi Doktora Öğrencisi ve KuzeyDoğa Derneği Halkama uzmanı Sedat İnak sorumluluğunda, Berkan Demir, Michael Hansen, Kayahan Ağırkaya’nın katılımı ile gerçekleşirken, Kuyucuk gölünde kuş sayımını Bilgenur Baloğlu, Ken Burton, Gabriel Cozzi ve Mustafa Özer yaptı. Utah Üniversitesi öğretim üyesi ve KuzeyDoğa Derneği başkanı Doç. Dr. Çağan Hakkı Şekercioğlu, Dünya Kuş Gözlem Günü ile ilgili olarak şunları söyledi: En çok sayılan 3 kuş türü, Kuyucuk Gölü’nde 8050 sakarmeke, 3500 angıt ve 1750 kaşıkgaga iken Aras Kuş Halkalama ve Eğitim Merkezinde ise 700 sığırcık, 63 küçük karga ve 49 tarla çintesi en fazla sayılan kuşlar oldu. Kafkas Üniversitesi, Kars ve Iğdır İl Çevre ve Orman müdürlüklerinin destek verdiği kutlamalarda, KuzeyDoğa Derneği gönüllülerine yönelik sulakalan restorasyonu, kuş halkalama ve kuş sayım teknikleri ile ilgili eğitimler de gerçekleştirildi. Her sene Dünya Kuş Gözlem Günü’nde Türkiye’de en çok kuş türünün siyildiği Kars Kuyucuk Gölü’nde daha önceki yıllara göre daha az kuş sayıldı. Normalde bu zamanlarda golde 30,000 civarında kuş olur ve 40.000’i geçtiği de oldu. Yani normal şayilerin yaklaşık yarısı gözlendi. 227 kuş türu kaydettiğimiz Kuyucuk Golü, su an son 10 yılın en düşük seviyesinde ve golün su kaybı, kuş sayesini da etkilemiş. Bundan endişeliyiz. Kars valiliğinin desteğiyle golde yaptığımız Türkiye’nin ilk kuş üreme adaşı anakarayla birleşmiş ve üzerindeki bitkileri, fidanları ve kuş yuvalarını inekler yok etmiş. %96 bitki kaybı var ve gecen seneki 179 kuş yuva yerinden geriye bir tane kalmış. Doğu Anadolu’nun tek Ramsar alanı ve Avrupa Seçkin Turizm Cenneti olan Kuyucuk Golü, taban suyunun pompalarla çekilmesi ve kaynak suyunun çevre köylerde kullanılmasından dolay yeterince su almıyor. Gole Kars Çayı’ndan su aktarmak ise mümkün değil çünkü Kars’tan gecen Kars Çayı’na kanalizasyon ve atıklar karışıyor. Bu suyu Kuyucuk Gölü’ne vermek, golü oldurur. Tek çare Kuyucuk Golü havzasındaki doğal su kaynaklarının aşırı tüketiminin durdurulması. Dünya Kuş Gözlem Günü’nde Türkiye’de en çok kuş türünün görüldüğü alan olan Aras nehri sulak alanı ise, tamimiyle yok olmak üzere. Aras Nehri Yukarı Çıyrıklı sulak alanında tespit edilen 240 kuş türü, Türkiye kuş türlerinin yarısından fazla. 200 kat daha büyük olan Van Gölü’nde bile 212 kuş türü tespit edilmiş. Ama Doğu Anadolu’nun en zengin sulak alanlarından olan Aras Nehri Yukarı Çıyrıklı sulak alanı korunmuyor ve Tuzluca barajının altında kalma tehlikesi yaşıyor. Orman ve Su İşleri Bakanımız (Veysel Eroğlu) ve Iğdır milletvekili Sinan Oğan, 5 Haziran Dünya Çevre Günü'nde TBMM’de buranın korunacağı sözünü verdiler. Fakat proje devam ediyor. KuzeyDoğa Derneği bu alandaki Aras Kuş Araştırma ve Eğitim Merkezi’nde, 2006 yılından 2012 yılı başına kadar 164 türden yaklaşık 40,000 kuş halkaladı. Ülkemizde bulunan toplam 468 kuş türünün üçte birinden fazlası Aras vadisinde halkalanmış oldu. Bu da Aras nehri vadisi sulak alanının Türkiye’de kuşlar açısından ne kadar zengin ve Serhat şehrimiz Iğdır’ın kuş çeşitliliği açısından en önemli illerimizden biri olduğunu gösteriyor. Aras vadisinin sadece göç mevsiminde değil, kış aylarında da Doğu Anadolu’daki kuşlar için doğal bir sığınak olduğunu öğrendik. 30 Ağustos 2012’de Türkiye'de ilk kez, Afrika-Hindistan kökenli 'şikra' adlı ufak atmaca türünü halkalayarak kayıtlara geçirdik. Türkiye'nin 469. kuş türü oldu. 2006 yılından bu yana Aras İstasyonu’nda halkalanan kuşlar, şimdiye kadar Güney Kıbrıs, Macaristan, Ukrayna ve Zambiya’da bizim gibi başka kuş araştırmacılarının ağlarına yakalandı. Aynı şekilde, İsrail, Rusya ve Güney Afrika’da halkalanan kuşlar ise merkezimizde yeniden yakalandı. Merkezde halkalanan kuşların 3 kıtadaki ülkelerden geri bildiriminin gelmiş olması, 6 yıldır çalıştığımız bölge olan Aras vadisinin kuşlar için ne kadar önemli olduğunu gösteriyor.   Bu büyük önemine, kuş türü zenginliğine ve KuzeyDoğa Derneği’nin hazırladığı rapor ve başvurulara rağmen, Aras istasyonun yer aldığı 10 kilometrekarelik Aras Nehri sulak alanının herhangi bir koruma statüsü bulunmuyor ve hatta resmi olarak sulakalan olarak bile kabul edilmiyor. Öte yandan Aras nehri üzerine kurulan barajlar, nehir yatağından alınan kum ve çakıllarla vadinin ekosistemi her geçen gün daha da bozuluyor. Şimdi de tüm bu alan Tuzluca Barajı’nın suları altında yok olmak üzere ve bu baraj, göç eden kuşların çok önemli bir vahasını yok edecek. Bu vadiden göç eden ve kışın Kars, Ardahan, Erzurum ve Van platolarında şiddetli kışlar geçerken bu vadiyi adeta doğal bir sığınak olarak kullanan milyonlarca kuşu kurtarmak istiyorsak bir an önce vadiyi korunan alan ilan etmeli ve bu kuşların kullandığı yaşam alanlarını korumalıyız. Aksi takdirde diğer kaybedilen pek çok alanımız gibi Aras vadisi, dolayısıyla da kuşlar yok olacak. Bu nedenle ulusal sulakalan komisyonumuzun bir an önce bu alanın koruma sınırlarını çizip alana bir koruma statüsü vermesi gerektiğini buradan dile getiriyorum”. http://www.kuzeydoga.org

http://www.biyologlar.com/goc-buyuluyor-ancak-kuslarin-yasadiklari-alanlar-tehlike-altinda

Kök Hücre Nakli ve Hakkında Genel Bilgiler

Kemik iliği/kök hücresi nedir? Kemik iliği / kök hücresi, kemik iliği ve kan hücrelerini üreten hücrelere denir. Kan hücreleri dokulara oksijen taşıyan ya da mikroplara karşı vücudu savunan ve kanamadan koruyan hücrelerden oluşur. Kemik iliğinin çalışmaması durumunda kan hücrelerinde azalma olmakta ve hastanın hayatı tehlikeye girmektedir. Kemik iliği/kök hücre nakli nedir? Kök hücre nakli, önce hastanın kemik iliği tamamen veya kısmen boşaltılarak, doku grubu uyumlu ve tamamen sağlıklı bir kişiden alınan kök hücrelerinin buraya yerleşmesi, çoğalması ve sonuçta habis ve selim birçok hastalıkların ortadan kaldırılması işlemlerinin tümüne denilir. Nakil amacıyla kullanılan kök hücreler kemik iliğinden, kandan veya göbek kordonundan elde edilebilir. Nakil işlemi için başlangıçta sadece kemik iliğinden kök hücre elde edildiğinden işlem geleneksel olarak kemik iliği nakli olarak adlandırılmışsa da kemik iliği dışında da kök hücre elde edilebildiğinden günümüzde hematopoetik (kan yapıcı) kök hücre nakli (HKHN) deyimi tercih edilmektedir. Kök hücre nakli bazı habis kan hastalıkları ve kemik iliği yetmezlikleri ile doğumsal kan hastalıklarının tedavisinde başvurulan yöntemlerden biridir. Hastaya başka birisinden kan yapıcı kök hücre verilerek yapıldığında allojeneik kök hücre nakli, kendi kök hücrelerinden yapıldığında otolog kök hücre naklinden söz edilir. Hastaya hangi tip nakil yapılacağı hastalığın tipine veya mevcut durumuna göre karar verilir. Alıcı –verici arası uyum ne düzeyde olmalıdır? Başkasından yapılan nakillerde öncellikle tam uyumlu, tam uyumlu (8/8) verici yok ise tama yakın (7/8 veya 9/10) veya kısmi (yarı yarıya uyum=haploidentik) doku uyumlu vericilerden yararlanılır. Bu kişiler öncelikle aile bireyleri veya uygun aile bireyi vericisi yok ise akraba olmayan vericiler olabilir. Göbek bağı kanından yapılan nakillerde ise uyum 6/6, 5/6 veya 4/6 düzeyinde olabilir. Ancak burada seçim de ek olarak bankalardaki kordon kanlarının hücre miktarı, saklanma yılı vb başka özellikler ile HLA uyumu birlikte değerlendirilir. Nakil için Kök Hücreler Nasıl Elde Edilir? Nakil amacıyla kullanılan kök hücreler üç kaynaktan elde edilir: Kemik iliği, kandan veya göbek kordonu. Allojeneik kök hücre nakillerde yukarıdaki kök hücre kaynaklarına hangisinin kullanılacağı hastanın altta yatan hastalığı, hastalık durumu, verici özellikleri ve verici tercihine göre belirlenir. Otolog nakillerde (kendinden olan) tercih edilen kök hücre kaynağı genellikle kandan elde edilir. Hastanın kendi kanından kök hücre toplanacaksa otolog nakillerde, hastadan kök hücreler hastalığın en uygun olduğu dönemde, eğer allojeneik nakilse sağlıklı vericiden toplanır. Kök hücreleri kana çıkarabilmek için tek başına büyüme faktörü 4-6 gün süreyle uygulanır. Hastadan otolog nakillerde kök hücre toplamadan önce kemoterapi de kullanılabilir. Otolog nakillerde toplanan hücreler aylar hatta yıllarca nakil gününe kadar nakil merkezinin ilgili biriminde özel yöntemlerle saklanır. Allojeneik nakillerde genelde hücreler hemen nakledilir. Mevcut Sistemde Verici (Donör) Saptama Yöntemi Allojeneik kök hücre nakli yapılacak hastalar için halen aile içi verici taramasında uygun verici saptanamaz ise genişletilmiş aile taraması (aile dışı akrabalar) için 25- 30’a kadar kişi sosyal güvence kapsamında testlere tabi tutulabilmektedir. Bu tarama sırasında da bulunamaz ise uygun verici için önce kayıtlı ulusal veriler arasından uygun verici olup olmadığına bakılır. Ulusal kayıtlarda da verici saptanmaması durumunda uluslararası doku bilgi bankalarına başvurulmakta ve tarama yapılabilmektedir. Akraba dışı verici taraması için naklin yapılacağı merkez tarafından ülkemizde bulunan tarama merkezlerinden birine nakil merkezi tarafından başvuru yapılmaktadır. Ülkemizde toplam 2 adet tarama merkezi vardır. Birincisi İstanbul Üniversitesinde TRİS ve diğeri Ankara Üniversitesinde TRAN’dır. Bu merkezler aynı zamanda kök hücre bağışçılarının da kayıtlarını yapan gönüllü verici merkezlerine sahiptir. Yine bu Tıp Fakültelerinin bünyesinde Avrupa Immunogenetik Derneği tarafından akredite doku tiplendirme laboratuvarlarında gönüllülerin tiplendirilmesi gerçekleştirilmektedir. Tüm bu verici belirleme giderleri sosyal güvence altında gerçekleşmekte fakat ulusal veri sistemine kayıtlı donör sayısı yeterli olmadığından ülke içinden verici bulma olasılığı düşük olup, uluslararası taramalar ise hem zaman alıcı olmakta hem de muhtemelen genetik farklılıklar nedeniyle uluslararası taramada her hasta için uygun verici belirlenememesine yol açmaktadır. Ülkemizdeki gönüllü vericilerin sayıları www.bmdw.org dan izlenebileceği gibi www.kokhucrebagisla.com adresi de bilgi için kullanılabilir. Donör Adayı Olmak İsteyenler İçin Gerekli Bilgiler Nasıl akraba dışı kök hücre vericisi olunur? 18 ile 55 yaş arası, en az 50 kg ağırlığındaki her sağlıklı kişi kök hücre vericisi olabilir. Bu koşulların sağlanması, kişinin belirli sağlık niteliklerini taşıdığı anlamına gelmektedir. Böylece yapılan bağış da nitelikli olacak ve doğal olarak hastaya yapılan kök hücre naklinin başarıyla sonuçlanma şansı yükselecektir. Donör (verici) adaylarının özellikle bulaşıcı hastalık, bağışıklık sistemi hastalıklarına sahip olmaması gerekmektedir. Verici adayı olanlar doku tipi özelliklerine bağlı olarak binde bir veya milyonda bir olasılıkla gereksinimi olan bir hastaya uygun bulunabilirler. Bu nedenle kayıt sisteminde yıllarca kalmaları gerekebilir. Bu nedenle verici olmak isteyenlerin sisteme kayıt aşamasında en fazla 50 yaşında olması istenir. Gönüllü vericiden kayıt sırasında neler talep edilir? Gönüllü vericiden 5ml’lik küçük iki tüp kan örneği alınır ve kendisi tarafından Kemik İliği/Kök Hücre bilgilendirilmiş onam formu doldurulur. Vericinin kanı incelendikten (hastalar ile uyumu belirleyecek olan doku tiplendirilmesi testleri) sonra kişi Akraba Dışı Doku bankasına gönüllü verici olarak kaydedilir. Bu son derece pahalı olan testlerin bedeli genel sağlık sigortası kapsamında karşılanmamaktadır. Ancak TRAN da DPT ve Ankara Üniversitesi destekli bir proje kapsamında gönüllülerin doku tiplendirilmeleri halen yapılabilmektedir. Bu konudaki güncel bilgiler www. kokhucrebagisla.com dan izlenebilir. Gönüllü verici kaydı bulunan kişinin bir hastayla uyumlu bulunması durumunda ne olur? Gönüllü verici kaydı bulunan kişilerin doku grupları Akraba dışı verici tarama merkezlerine gelen hasta başvuruları ile bilgisayar ortamında eşleştirilir eğer uyumlu bulunan bir verici saptanırsa Akraba Dışı Gönüllü Verici merkezi tarafından kendilerine ulaşılır. Eğer gönüllü birey hala bağışlamayı kabul ediyor ve sağlık durumu buna uygun ise daha ileri tetkik için çağırılır. Bu ileri tetkiklerin yapılmasının nedeni doku tipleme testlerinin istenen düzeyde değilse genişletilmesi ve bu arada da bir kez daha çalışılarak doğrulatılmasıdır. . En uygun olan vericinin belirlenmesini takiben, sağlıklı olduğunu kanıtlamak için muayene ve tetkikler başlatılır. Ancak her zaman hastalar bu kadar şanslı olmayabilir. Dünyadaki 20 milyona yakın gönüllü arasında bile uygun (10/10, 8/8, 7/8 veya 9/10) birisi bulunamayabilir. Bu durumda doku uyumunun tam olması gerekmeyen kaynaklar olan göbek kordon bağı, anne-baba gibi ebeveynler den kök hücre temin edilebilir . Ancak bu nakillerin başarı oranları doku uyumu tam kardeş veya akraba dışı vericiler kadar yüksek değildir. Kemik iliği / kök hücresini nasıl vereceksiniz? Akraba dışı verici tarama merkezinin saptadığı adaylardan en uygun olanının hastanın nakil doktorları belirledikten sonra, ilik bankasına hastaları için uygun buldukları kök hücre kaynağını bildireceklerdir. Bu kemik iliği veya kan olabilir. Ancak son karar verici adayınındır. Kök hücre elde etmek için kemik iliği ya da kan kök hücrelerinin nasıl elde edildiği bilgilendirilmiş onamda yer alır. Bu farklı seçenekler aşağıda da özetlenmiştir. Kemik iliği nasıl alınır? Ameliyathanede steril koşullarda, genel anestezi altında yapılır. Vericinin leğen kemiğinden özel iğneler aracılığı ile alınan kemik iliği bir-iki torbaya aktarılır. Yani işlem herhangi bir operasyon ve dikiş gerektirmemektedir. Ancak işlem sırasında vücuttan eksilen kanı yerine koymak için verici adayının kendisinden bir(kaç) hafta önce alınan kan bu sırada kendisine geri verilir. Bazen kan bankasından ek kan istemi gerekebilir. Çevre kanından kök hücre nasıl toplanır? Yukarıdaki tarif edilen klasik kemik iliği alım yöntemi dışında artık daha sık kullanılan bir yöntem daha vardır. Bu yöntemde 4-6 gün süreyle kök hücreleri kana çıkaran ve cilt altına günde iki kez uygulanan bir ilaç uygulaması yapılır. Daha sonra trombosit bağışı yapar gibi kemik iliği hücreleri bir makine aracılığı ile kandan toplanmaktadır. Bu işlem bir veya iki gün boyunca her biri 2 saate yakın sürebilir. Anestezi gerektirmez. Kordon kanı kaynaklı kök hücre nasıl elde edilir? Kordon kanı kaynaklı kök hücreler doğum esnasında bebeğin göbek kordonundan elde edilir. Allojeneik kök hücre nakli için kullanılmak üzere kordon kanı bankalarında saklanır. Kordon kanı nakillerinde de doku uyumu aranmaktadır. Kordon kanı nakline genellikle doku uygun akraba veya akraba dışı vericisi olmayanlarda tercih edilmektedir. Doğumlar sırasında çöpe atılan bu çok önemli kök hücre kaynağının değerlendirilmesi ve bankalarda saklanması ile yukarıda tanımlanan işlemlere gerek kalmadan çok hızlı bir şekilde kök hücre nakline gidilebilir. Ancak bu ürünün hacminin çok az olması kısıtlayıcı bir özelliktir. Halen ülkemizde akraba dışı kullanım amacıyla kordon kanı bankacılığı sadece Ankara Üniversitesi Kordon Kanı Bankasında yapılmaktadır (BMDW kodu: T1CB). Bu son derece pahalı işlem için şimdilik sağlanan DPT projesi kapsamında ücret alınmamaktadır. Bu banka henüz Sağlık Bakanlığından aldığı ruhsat gereği sadece Ankara Tıp, Hacettepe Tıp ve Zekai Tahir Burak Doğum hastanesinden kordon kanı bağışı kabul etmektedir. Vericilerden hangi sıklıkta kök hücre vermesi istenebilir? Vericinin bir kez kök hücre verdikten sonra Akraba dışı doku bankasında kayıtlı olarak kalması ya da kalmaması kendi seçimine bağlıdır. Bir kez bağış yaptıktan sonra yine bağış yapılmasında sağlık açısından bir sakınca bulunmamaktadır. Bazı durumlarda bağış yapılmış hastanın nakil sonrası hastalığının yetersiz düzelmesi, nüks etmesi ya da verilen hücrelerin tutmaması durumunda vericiden yeniden bağış yapması istenebilir. Gönüllü kök hücre bağışı yapmanın vericiye etkileri neler olabilir? Kemik iliği veya kandan kök hücre alımı nedeniyle doğabilecek, iş gücünü etkileyebilecek herhangi bir sorun bildirilmemiştir. Genellikle kemik iliğinin iğnelerle alındığı bölgelerde hafif ağrılar hissedilebilir. Vericilerin çoğu müdahaleden sonra kendilerini hastaneden hemen ayrılacak kadar iyi hissederler. Küçük bir bölümü ise ertesi gün hastaneden ayrılırlar. Vericinin kemik iliği verildikten sonra birkaç gün yoğun beden hareketleri gerektiren davranışlardan uzak durması önerilir. Kansızlık oluşursa bunun tedavisi verilir. Kandan kök hücre toplandığında ise genellikle işlemden sonra hastanede yatış gerekmemektedir. Tüm vericilerin bağıştan 3, 6 ve 12 ay sonra sağlık kontrolleri yapılır. Gönüllü verici kaydı olan kişinin fikir değiştirmesi durumunda ne olur? Verici olarak kayıt edilmiş olsa bile hiç kimse kök hücre bağışlaması konusunda zorlanamaz. Uygunluk belirlendikten sonra vericinin fikir değiştirmesi hastada büyük bir heyecan panik hatta üzüntüye yol açacaktır. Tabi ki hastanın başka verici bulunamaması nedeniyle tedavisinin sürdürülememesi ve hayatını kaybetmesi olasılığı da vardır. Bu nedenle baştan doku tiplendirilmesi amacıyla kan örneği verirken ilerde vazgeçme olasılığı yüksekse son derece zor temin edilen kaynakları heba etmemek için iyi düşünerek sisteme kaydolunmalıdır. Gönüllülerin kim için bağışta bulunacakları bilgisi nakil üzerinden en az bir yıl geçmeden ve alıcı ve vericilerin onayı olmadan tarama ve gönüllü verici merkezleri dışına çıkarılamaz. Ülkemizde aşağıda yer alan iki merkezde gönüllü kök hücre vericisi kaydı, bağışı ve doku bilgi bankacılığı gerçekleştirilmektedir.

http://www.biyologlar.com/kok-hucre-nakli-ve-hakkinda-genel-bilgiler

Küçük Akbaba, 7.5 Ayda 20,000 Km Yol Katetti

Küçük Akbaba, 7.5 Ayda 20,000 Km Yol Katetti

KuzeyDoğa Derneği, Ağustos 2012’de Orman ve Su İşleri Bakanlığı Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü’nün sağladığı vericiler ve Utah Üniversitesi’nin desteğiyle dünyada nesli tehlike altında olan (Endangered) küçük akbabalara (Neophron percnopterus) Türkiye’de ilk defa uydu vericisi takarak saat saat takibe almayı başardı. Küçük akbabaların zorlu Afrika göç yolculuğu bitti ve üç akbabadan IĞDIR, 22 Eylül’de ayrıldığı Tuzluca’daki Aras Nehri Kuş Cenneti’ne 5 Nisan’da geri döndü. Ancak göç esnasında birçok tehlike atlatan küçük akbabaların bu sefer de üreme alanları Kars-Iğdır Aras Nehri Kuş Cenneti barajla yok olma tehlikesi altında. Türkiye’deki kuş türleri arasında dünya çapında soyu en hızlı tehlikeye girmiş tür olan küçük akbabalar, bir darbe de Türkiye’den yiyerek bir daha geri geldiklerinde yaşam alanlarını sular altında bulabilirler.Proje lideri, KuzeyDoğa Derneği Başkanı ve Utah Üniversitesi Biyoloji Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Çağan H. Şekercioğlu şunları söyledi: “KuzeyDoğa Derneği Bilim Koordinatörü Uzman Biyolog Emrah Çoban ve dernek gönüllüleri tarafından Ağustos 2012’de Iğdır'ın Tuzluca ilçesinde yakalanarak uydu vericisi takılan ARPAÇAY, ARAS VE IĞDIR isimli küçük akbabaların sadece biri ilkbahar göçünü tamamlayarak doğduğu Iğdır’ın Tuzluca ilçesine geri dönebildi. 23 Ağustos-5 Nisan arası 20,000 km'den fazla yol yapan IĞDIR isimli küçük akbaba, Ekim-Mart aylarını Iğdır’dan 2500 km uzaktaki Etiyopya’nın Hergele şehri ile Etiyopya-Somali sınırı arasında, Aras Nehri’ni çevreleyen bozkırı andıran akarsu kenarındaki kurak bozkırlarda geçirdi. 20,000 km, dünyanın çevresinin yarısına denk bir mesafe. Vericilerin saat başı GPS noktası kaydettiği ve genellikle bir akbabanın her iki nokta arasındaki en kısa mesafeden daha uzun bir mesafe kat ettiği düşünülürse, Iğdır'ın esasında bu 7.5 ayda 25,000 ila 30,000 km arasında yol aldığını düşünüyoruz.22 Eylül-2 Ekim arasında Türkiye’den Etiyopya’ya 4500 km kat ederek sadece 10 günde ulaşan IĞDIR, ilkbaharda da benzer bir performans göstererek, 2 Nisan’da Türkiye’ye ve 5 Nisan’da Tuzluca’ya ulaştı. En etkileyicisi de, verici takılan küçük akbabaların en yaşlısı ve tecrübelisi olan IĞDIR’ın, sonbahar ve ilkbahar göçlerinin neredeyse aynı güzergahı takip etmesi. Akbabaların göç etmek için sıcak hava termallerine ihtiyaç duyduğu ve kötü hava şartlarının rotalarını tamamıyla değiştirebildiği düşünülürse, IĞDIR’ın bu mükemmel yön güdüsü daha da iyi anlaşılabilir. IĞDIR göçü esnasında saatte 59 km hıza ve 31 Mart’ta deniz seviyesinden 7970 metre gibi muazzam bir yüksekliğe ulaştı.Akbabaların en genci ve tecrübesizi ARAS ise sonbahar göçünü yaklaşık 2 kat daha uzun bir sürede tamamladı. Ekim-Aralık ayını Yemen’de geçiren ARAS, Aralık sonu Etiyopya’ya geçerek, 8 Mart’a kadar başkent Addis Ababa’nın 4 saat kuzeydoğusundaki bozkırlarda kaldı. 8 Mart’a kadar en az 13,437 km kat eden ARAS’tan, o zamandan bu yana uydu sinyali alınamıyor. Ümit edilen, Aras’ın uydu vericisinin bozulduğu ama ARAS’ın halen sağ olduğu.Maalesef, ARPAÇAY isimli akbabamız, sadece 2034 km kat ettikten sonra, daha göçünün başında iken, Irak'ın Necef ilindeki El-Jawasm köyünde ölü bulundu. 28 Eylül’de son sinyal gelen akbabanın koordinatlarını emaillediğimiz Irak Nature Derneği, büyük profesyonellikle emailimizden sadece 48 saat sonra alana gidip akbabanın vericisini bularak, daha sonra 4000 dolarlık bu vericiyi İstanbul’da bize teslim etti. http://www.natureiraq.org/site/en/node/446Küçük akbabalar, göçleri boyunca Türkiye, Azerbaycan, Ermenistan, Suriye, Iran, Irak, Ürdün, Suudi Arabistan, Yemen, Eritrea, Cibuti, Etiyopya, Kenya ve Somali olmak üzere 14 ülkeyi ziyaret etti.Türkiye’de ilk kez verici takılan 3 küçük akbabadan sadece birinin geri dönebilmesi, sayıları gün geçtikçe azalan bu muhteşem kuşların küresel çapta yok olma tehlikesinde altında olmalarının en somut örneğidir. 37 yaşına kadar yaşabilen bu kuşlardan kaybettiğimiz Aras ve Arpaçay, daha hayatlarının ilk yıllarındaydı. Sadece bir kuşun geri dönmesi, bu tip bilimsel çalışmalarda en az 10 kuşa verici takılmasının da önemini bir kez daha gösterdi. Daha fazla kuşa verici takılması, göç yollarının, kışlama ve üreme alanlarının çok daha iyi anlaşılması ve korunması demek olacaktır. Yaşam alanlarının yok edilmesi, bilinçli ve kazara zehirlenme, vurulma, yuvalarının tahribi ve tacizi, elektrik telleri ve rüzgâr türbinlerine çarpma, leşleriyle beslendikleri yaban hayvanlarının yok olması gibi birçok tehdit sonucu sayıları hızla azalan küçük akbabaların zorlu hayatları her geçen gün daha riskli hale geliyor. KuzeyDoğa Derneği olarak 24’ü soyu tükenme tehlikesi altında olan 240 kuş türünü (Türkiye’deki kuş türlerinin çoğu) ve Türkiye kara hayvanı türlerinin %40’ını tespit ettiğimiz Aras Nehri Kuş Cenneti’ne yapılması planlanan baraj, küçük akbabaların Türkiye'de üredikleri ve beslendikleri en önemli alanlardan birini sular altında bırakacaktır. Belki de seneye geldiklerinde üredikleri, beslendikleri bu alanı bulamayacaklar. Zorlu göç yolculuklarını tamamlasalar bile, devamını getiremeyecekler. Çevre kanunlarımıza göre, Küresel tehlikede olan kuş, memeli ve sürüngen türlerini barındıran Aras Nehri Kuş Cenneti’ni korumak mecburiyetindeyiz. Bu alanı korumak için www.change.org/araskuscenneti adresine girip, destek verilmesi gerekiyor. İmza kampanyası ilk ayında 6000 kişiyi geçti. Ancak alanı korumak için sesimizi daha fazla duyurmak zorundayız.”Küçük akbaba (Neophron percnopterus) ülkemizde görülen dört tür akbabadan en küçüğü ve dünya çapında soyu en tehlikede olanıdır. Hayvan leşleri, çöpler, diğer kuşların yumurtaları, ufak omurgalılar ve küçük böceklerle beslenir. Hindistan’da kullanılan diklofenak ve ketoprofen içerikli ilaçlardan kaynaklanan zehirlenmeden dolayı, dünyadaki nüfusu hızla düşen küçük akbaba ülkemizde hala düzenli olarak üremektedir. Kars ve Iğdır illerindeki Arpaçay kanyonu ve Aras vadisi küçük akbabanın Doğu Anadolu bölgesindeki önemli yaşama alanları arasındadır. Ancak bu alanların ikisinin de herhangi bir koruma statüsü bulunmamaktadır. Küçük akbabaların küresel ölçekteki koruma durumları, 2007 yılında En Az Endişe (Least Concern) seviyesinden dünya çapında Tehlikede (Endangered) seviyesine düşmüştür. Bu şekilde, dünyadaki 10,000 kuş türü arasında bir yıl içerisinde Dünya Soyu Tehlikede Türler Listesinde üç basamak düşen sadece birkaç türden biri olmuşlardır. Daha da önemlisi, küçük akbaba Türkiye’deki tüm kuş türleri arasında durumu küresel boyutta en hızla kötüye giden kuş türüdür.Erişkinlerinin beyaz tüyleri ve sarı yüzleriyle en çarpıcı akbaba türü olan küçük akbabaların maalesef Hindistan, Avrupa ve Afrika’da son yıllarda sayıları hızla düşmektedir. Leşleriyle beslendikleri evcil hayvanlara verilen ilaçlar, akbabaların dokularında birikerek böbrek yetmezliğine yol açmaktadır. Bunun dışında, doğanın çöpçüleri olan bu önemli canlılar kurşun zehirlenmesi, bilinçli zehirlenme, vurulma, yuvalarının tahribi ve tacizi, elektrik telleri ve rüzgâr türbinlerine çarpma, leşleriyle beslendikleri yaban hayvanlarının yok olması ve doğal yaşam alanlarının yok olması gibi birçok tehdit sonucu hızla azalmaktadır. Dünya nüfusları 21,900 ila 30,000 birey arasında olan küçük akbabaların son 42 yılda Avrupa nüfusları, son 8 yılda ise Balkanlardaki sayıları yarıya inmiştir. Avrupa’da geleneksel hayvancılığın çok azalması, doğada ölü evcil hayvanların ortadan kalkması, açık mezbaha ve açık çöplüklerin kapatılması, yaban hayvanlarının da azalmasına eklenince, birçok bölgede akbabalar ciddi besin sıkıntısı çekmektedir. Bu yüzden KuzeyDoğa Derneği 2009 yılında, Iğdır Çevre ve Orman İl Müdürlüğü’nün desteği ve arazi tahsisi ile Iğdır Yeşil Kuşak Ormanı’nın ağaçlandırılmamış arazisinde Türkiye’nin ilk akbaba lokantasını kurmuştur. Bu alana bırakılan kasap atıkları ve yolda ölen hayvan leşleriyle beslenmeye gelen akbabalar, aynı zamanda doğa fotoğrafçıları ve diğer doğa turistlerini de bölgeye çekebilir. Hâlihazırda Türkiye’den Bulgaristan’daki akbaba lokantasına doğa fotoğrafçılığı ve kuş gözlem turları düzenlenmektedir. Ama gerekli destek verilmediği için Iğdır’daki Türkiye’nin ilk akbaba lokantasının geleceği meçhuldür. Bu türün yuvaladığı Arpaçay Kanyonu ve Aras Nehri Kuş Cenneti’nin herhangi bir koruma statüsü yoktur. Bu alanların ve buradaki yuvaların korunması ve Iğdır’daki Türkiye’nin ilk akbaba lokantasının tekrar faaliyete geçirilerek akbabalara besin sağlanması, küçük akbaba ve bölgedeki diğer üç akbaba türünün korunması ve yaşatılması için çok önemlidir. http://www.kuzeydoga.org

http://www.biyologlar.com/kucuk-akbaba-7-5-ayda-20000-km-yol-katetti

2014 Yılında 1 Milyon 844 Bin Kuş Tek Tek Sayıldı

2014 Yılında 1 Milyon 844 Bin Kuş Tek Tek Sayıldı

2014 yılında Orman ve Su İşleri Bakanlığı Doğa Koruma ve Milli Parklar (DKMP) Genel Müdürlüğü koordinasyonuna alınan Kış Ortası Su Kuşu Sayımlarında (KOSK) 2014 verilerine göre doğrudan Bakanlıkça belirlenen 51 alanda Üniversiteler, STK’lar ve gönüllülerin katılımıyla toplam 99 kuş türünden 1 milyon 844 bin 415 birey sayıldı.       Kış Ortası Su Kuşu Sayımları her yılın Ocak–Şubat aylarında, su kuşlarının mevsimsel göç hareketlerinin en az olduğu ve sulak alanlarda kümelendikleri zaman gerçekleştiriliyor.      KOSK sayımları ile her yıl ülkemizin de içinde bulunduğu Batı Palearktik biyocoğrafik bölgesinde ve Güneybatı Asya’da 20 bin alan sayılıyor. Çoğunluğu gönüllülerden oluşan yaklaşık 11 bin kişi sayımların gerçekleşmesi için çalışıyor. Ortalama 175 tür ve 20 milyon su kuşu her yıl düzenli olarak sayılıyor. Sayımların en önemli özelliği sahip olduğu uzun dönemli bakış açısıdır. Sayım yapılan her sulak alanda her yıl aynı noktalardan yapılan standart sayımlar, uzun dönemde popülasyon trendlerinin analiz edilmesinde oldukça yararlı oluyor.Kış Ortası Su Kuşu Sayımlarının tek elden koordine edilmesi maksadıyla 2014 yılında başlanan Bakanlık koordinasyonlu su kuşu sayımları hakkında konuşan DKMP Genel Müdürü Nurettin Taş; KOSK’un Bakanlık koordinasyonunda yürütülmeye başlanmasıyla “koruma çalışmalarına  altlık oluşturmak, yıllara göre tür sayısı ve populasyon büyüklüğündeki değişiklikleri takip ederek, su kuşları ve çevre konularında kamuoyunun bilgilendirilmesine katkı sağlamanın hedeflendiğini” söyledi.    Genel Müdür Taş; “Bu güne dek KOSK sayımlarında yaşanan aksamalar ve eksiklikler giderilmeye çalışılarak, uzun dönemde popülasyon trendlerinin analiz edilmesi için 2014 yılında Bakanlığımız koordinasyonunda, Üniversiteler, STK’lar ve gönüllülerin desteğiyle, sayılması mutlak olan 51 alanda  sayımlar gerçekleştirildi. Bu alanlarda toplan 1 milyon 844 bin 415 birey sayıldı. Böylece elde edilen verilerde standardizasyon için de bir adım atılmış oldu” dedi.2015 yılında Bakanlıkça belirlenen 65 alanda Kış Ortası Su Kuşu Sayımları yapılmış olup, sonuçlarını derleme çalışmaları da devam ediyor.    Önümüzdeki yıllarda, 2014 yılında sayımı yapılan 51 alan ve 2015 yılında sayımı yapılan 65 alan mutlak suretle sayımlara dahil edilecek olup, her yıl yeni sayım alanlarıyla KOSK sayım çalışmaları düzenli olarak devam edecektir. http://www.milliparklar.gov.tr

http://www.biyologlar.com/2014-yilinda-1-milyon-844-bin-kus-tek-tek-sayildi

ÇEKÜD İçin Gecikmiş Bir Hakkın Teslimi

ÇEKÜD İçin Gecikmiş Bir Hakkın Teslimi

ÇEKÜD, on yılı aşkın bir süredir çevre alanında gönüllü çalışmalar yapıyor. Bu çalışmalar sadece bilinçlendirme gibi teorik çerçevede kalmayıp, ağaçlandırma gibi pratik sonuçları olan, bütün ülke sathına yayılan, ilköğretim öğrencilerinden üniversite talebelerine, sivil toplum kuruluşlarından resmi kurumlara ve özel şirketlere kadar kapsamlı, nitelikli faaliyetler.Bir STK’nın sosyal alanda bile kendisini kabul ettirebilmesi pek kolay olmazken, resmi alanda tanınması, desteklenmesi hiç de kolay bir şey değildir. Hele o STK yönetimi medya desteği alamamış ise işler iyice zor demektir.Çevre alanında çok tanınmış kuruluşların bu konumlarını genellikle faaliyetlerinin özünden çok populist – aktivist - aykırı ve medyatik yaklaşımlarına borçlu oldukları görülmektedir.Oysa ÇEKÜD, kuruluşundan beri ağırbaşlı, özgün, ortak paydayı pekiştirici, populizmden uzak bir tarzı benimseyegelmiştir. Zaten olması gereken de budur. Böyle bir durumda istisnalar dışında medyanın dikkatinin çekilmesi beklenmese de, kamu kesiminin, özellikle kamu yönetiminin ilgi, destek ve tanımasının bu denli gecikmesi de beklenmezdi doğrusu.Anlaşılan o ki, yöneticilerimiz kamuya zararlı faaliyet ve tertiplerin çokluğundan, kamuya yararlı faaliyet yapan kuruluşları tanımaya fırsat bulamıyorlar.Nihayet, Aralık 2012’de Bakanlar Kurulu kararıyla ÇEKÜD, “Kamuya Yararlı Dernek” statüsü kazandı. Böylece ÇEKÜD için gecikmiş bir hakkın teslimi gerçekleşmiş oldu. Zira uzun zamandır dosya bürokrasi koridorlarında dolaşıyordu.Bu karar, faaliyetlerin daha geniş bir alanda daha rahat yapılmasına müsbet yönde katkı sağlayacak. Özellikle kampanyaların izne tabi olması, izin prosedürlerinin uzun sürmesi dernek yönetimi için zaman ve enerji israfına neden oluyordu. Şimdi bu israf azalacak. Ayrıca şirketlerin çevre faaliyetlerine dernek aracılığıyla parasal katkı sağlamaları vergisel boyutta daha kolay ve rahat olacak.Gerek kamu gerekse özel sektörde “Kamuya Yararlı Dernek” statüsünün ÇEKÜD’e getireceği esneklik ve kolaylıklar, biraz da bu yeni durumun hızlı ve yaygın şekilde muhataplara etraflıca aktarılmasına bağlı. Burada elbette ÇEKÜD yönetimi yanında STK’lar kamu ve özel sektördeki ÇEKÜD gönüllülerine büyük bir görev düşüyor. İçinde, yakınında ve temasta bulundukları kurum, kuruluş ve şirketlerin ilgi, imkan ve kabiliyetlerine uygun ÇEKÜD proje ve hizmetleriyle tanıştırılması ve kurumsal ilişkilerin kolaylaştırılması bu görevin genel çerçevesini teşkil edebilir. Bu çerçevede duyarlı bir gönüllü, tek başına bir STK gibi yararlı hizmetlere vesile olabilir. Unutulmamalıdır ki, iyi bir işe vesile olmak, o işi yapmakla eş değerdedir.İbrahim İlhanÇEKÜD Y.K. Eski Başkanı29.12.2012 http://www.cekud.org.tr

http://www.biyologlar.com/cekud-icin-gecikmis-bir-hakkin-teslimi

Sağlıklı kalan sigara tiryakilerinin akciğerlerinin sırrı ne?

Sağlıklı kalan sigara tiryakilerinin akciğerlerinin sırrı ne?

Bazı tiryakilerin ömür boyu sigara içmelerine karşın nasıl sağlıklı akciğerlere sahip olabildiklerinin sırrı çözüldü. İngiltere’de 50 bin kişinin incelendiği araştırmada, sigara nedeniyle insanların DNA’larında ortaya çıkan bazı olumlu mutasyonların akciğer fonksiyonlarını geliştirdiği ve sigaranın ölümcül etkisini maskelediği tespit edildi. İngiltere Tıp Araştırmaları Vakfı, araştırma sonuçlarının akciğer fonksiyonlarını geliştiren yeni ilaçlar bulunmasına yardımcı olabileceğini söyledi.Uzmanlar ayrıca, hiç sigara içmemenin en iyi seçenek olduğunu vurguladı. Tiryakilerin hepsi olmasa da birçoğu akciğer hastalıklarına yakalanıyor. Ancak yaşamları boyunca bir kez bile sigara içmeyenler de aynı hastalıklardan muzdarip olabiliyor. Leicester Üniversitesi’nde yapılan çalışmada uzmanlar, İngiltere’deki Biyolojik Banka projesine katılan gönüllülerin sağlık ve genetik bilgilerini inceledi. Bilim insanları özellikle nefes darlığına, öksürüğe ve tekrarlayan akciğer enfeksiyonlarına yol açan Kronik Öbsturiktif Akciğer Hastalığına (KOAH) yakalananları ele aldı. KOAH, bronjit ve amfizeme gibi önemli sağlık sorunlarına yol açıyor.KOAH riski azalıyorSigara tiryakisi olan ve olmayanlarla KOAH hastası olan ve olmayan denekler karşılaştırıldığında, DNA’mızdaki bazı kesimlerin KOAH riskini azalttığı görüldü. Yani “iyi genlere” sahip sigara tiryakilerinin, “kötü genlere” sahip olanlara kıyasla daha düşük KOAH riski taşıdığı tespit edildi. Araştırma ekibinden Prof. Martin Tobin, BBC’ye yaptığı açıklamada “Tütünün zararlarına karşı herkese garantili koruma sağlayacak sihirli bir yöntem yok. Akciğerleri sigara içmeyen birine göre yine de daha sağlıksız olacak. İnsanların gelecekte KOAH ve sigara bağlantılı kanser ve kalp hastalıklarından korunmasının en iyi yolu sigarayı bırakmak” dedi.Sigara bu çalışmada ele alınmayan kanser ve kalp hastalıkları riskini de arttırıyor. Araştırmada sigara içenlerde içmeyenlerden daha sık görülen bir genetik kod da keşfedildi. Henüz doğrulanmasa da, bu kodların beyin faaliyetlerini etkileyip bireyin kolayca nikotin bağımlısı olmasına yol açtığı saptandı. (BBC)http://www.medikalakademi.com.tr

http://www.biyologlar.com/saglikli-kalan-sigara-tiryakilerinin-akcigerlerinin-sirri-ne

GSK çalışanları Soma’da yaşayan kadınlar için pedal çevirdi.

GSK çalışanları Soma’da yaşayan kadınlar için pedal çevirdi.

Her 2 kilometre için 1 dikiş makinesi hediye edildi. Dünyanın lider araştırmacı aşı ve ilaç firmalarından GlaxoSmithKline (GSK), Toplum Gönüllüleri Vakfı (TOG) işbirliğiyle Soma’da yaşanan maden kazası sonrasında bölge halkına moral vermek ve farkındalık yaratmak için kolları sıvadı. Gönüllü GSK çalışanları, GSK Turuncu Hareket Sosyal Sorumluluk Kulübü ile birlikte Soma için hayata geçirdikleri Turuncu Pedal Hareketi projesi kapsamında, Türkiye Bisiklet Federasyonu İstanbul Bisiklet İl Temsilciliği ile birlikte 3 gün boyunca İstanbul’dan Soma’ya pedal çevirdi. 244 kilometrelik parkurda, kat edilen her iki kilometre başına, bir dikiş makinesi hediye edildi.  Hizmet sunduğu her coğrafyada sosyal değer yaratmak üzere çalışmalar yürüten GSK, gençlerin Toplum Gönüllüsü olarak sürdürülebilir sosyal sorumluluk projelerinde yer alması prensibiyle faaliyet gösteren Toplum Gönüllüleri Vakfı (TOG) ile Soma için el ele verdi. Bu işbirliğiyle oluşturulan “Turuncu Pedal Hareketi” kapsamında, aralarında GSK Türkiye ve Kafkasya Bölgesi’nden Sorumlu Başkan Yardımcısı ve Bölgesel Genel Müdür Dr. Emin Fadıllıoğlu’nun da bulunduğu gönüllü GSK ekibi, 17 Ekim’de İstanbul’daki GSK Türkiye binasından bisikletlerle yola çıkıp, 3 gün boyunca Soma’ya kadar toplamda 244 kilometre pedal çevirdi. Soma maden kazası nedeniyle bölgede yaşanan mağduriyetin giderilmesine katkı sağlamak ve bölge kadınlarının ekonomiye katılımlarını sürdürülebilir kılabilmek üzere hayata geçirilen bu projede, Soma Halk Eğitim Merkezi’ndeki dikiş nakış kursunu tamamlayan kadınlara, kat edilen her iki kilometre başına bir dikiş makinesi hediye edildi. Böylelikle kursu tamamlayan kadınların, bu makinelerle dikiş dikerek hanelerine katkı sağlayabilmeleri hedefleniyor. Pedallar çevrilirken, gönüllü GSK çalışanlarının, Turuncu Hareket Sosyal Sorumluluk Kulübü ve Toplum Gönüllüsü gençler ile birlikte kadınlara, ekonomiye katkı sağlamaları amacıyla eğitim verdikleri Soma Halk Eğitim Merkez’inde 18-19 Ekim tarihleri arasında Toplumsal Cinsiyet ve Kadın Katılımı konulu atölyeler de düzenlendi. 19 Ekim’de kadınların ve çocukların katıldığı çeşitli atölyeler düzenlenerek, birlikte öğrenme ve deneyimleme alanları yaratıldı.“Turuncu Pedal Hareketi GSK Türkiye’nin topluma karşı sorumluluğunun bir kanıtıdır”Toplum Gönüllüsü gençlerin de katılımıyla Soma Halk Eğitim Merkezi’nde düzenlenen açılışta söz alan ve sergi gezisine katılan Dr. Emin Fadıllıoğlu, GSK Türkiye’nin sadece içinde bulunduğu sektöre değil, sahip olduğu sosyal sorumluluk anlayışı ile topluma da hizmet götüren bir şirket olmayı hedeflediğine dikkat çekti. “Biz GSK olarak, dünyanın 115 ülkesinde, insanların yaşam kalitelerini artıracak sağlık çözümleri üretirken, onlara bu çözümleri en kusursuz şekilde sunabilmek için sadece işimizi iyi yapmakla yetinmeyip; aynı zamanda topluma karşı sorumluluk bilinciyle de hareket ediyoruz” diyen Fadıllıoğlu, Turuncu Pedal Hareketi’nin bu sorumluluk anlayışının en önemli örneklerinden biri olduğunu vurguladı. Fadıllıoğlu sözlerini şu şekilde sürdürdü: “GSK olarak sahip olduğumuz değerler ve topluma katkı sağlama misyonumuz gereğince Soma’da yaşanan duruma kayıtsız kalamazdık. Biz de bu nedenle, Soma unutulmasın diyerek bölge ekonomisine sürdürülebilir bir destek sağlamak amacıyla pedal çevirmeye karar verdik.” “Kadınların güçlenmesi travmayı azaltabilir”Projenin oluşturulmasından önce, Soma’daki temel ihtiyaçların saptanması ve en faydalı şekilde kurgulanması için Ağustos ayında 35 toplum gönüllüsü genç aracılığıyla saha araştırması yaptıklarına dikkat çeken TOG Genel Müdürü Evren Ergeç ise “Bu süreçte özellikle genç kadınların ekonomik açıdan güçlenmesinin, böylesi hassas bir dönemin atlatılmasında önemli olduğunu tespit ettik” dedi. Toplumsal fayda yaratacak projelerin sürdürülebilir ve toplumda kalıcı etki yaratacak kapasitede olması gerektiğine değinen Ergeç, şöyle devam etti: “Turuncu Pedal Hareketi projesinin uzun soluklu olması için Soma Halk Eğitim Merkezi ile çalışmayı son derece önemli buluyoruz. Bu projenin burada yaşayan tüm gençlere farklı sosyal sorumluluk projeleri için örnek olmasını umuyoruz.” Bisiklet turuna katılamayanlar da destek oluyor  Turuncu Pedal Hareketi, GSK Türkiye çalışanlarından oluşan sosyal sorumluluk kulübü Turuncu Hareket’in, Soma’da eşlerini ve yakınlarını kaybeden kadınlara karşı bir yardım kampanyası düzenlemek istemesiyle doğdu. Bu doğrultuda, bölgedeki ihtiyaçları daha önce de işbirliği yaptığı TOG desteğiyle belirleyen GSK Türkiye, bölge kadınlarına hanelerine ek gelir getirecek iş fırsatları ile tanıştırmak üzere eğitim vermeye ve eğitimlerini gelire dönüştürebilmelerine destek sağlamaya karar verdi. Kamuoyunun dikkatini bir kez daha bölgeye çekmek isteyen Turuncu Pedal Hareketi, Türkiye Bisiklet Federasyonu İstanbul Bisiklet İl Temsilciliği desteği ile gönüllü GSK çalışanlarından oluşan 17 kişilik bisiklet ekibiyle yola çıktı. İstanbul – Bandırma – Balıkesir – Akhisar rotasını takip eden ekibin 20 Ekim’de Soma’ya varmasıyla, Soma Halk Eğitim Merkezi’nde dikiş makinelerinin hediye edileceği kursun sergisinin açılışı ve dikiş makinelerinin teslim edildiği bir tören düzenlendi. GSK ve TOG yetkililerinin yanı sıra, yerel protokolden isimlerin de katıldığı törende, bisiklet turuna katılamayan GSK çalışanları ise, GSK Türkiye ofisinde yer alan kondisyon bisikletinde 200 km’yi tamamlamak üzere pedal çevirerek, daha fazla dikiş makinesi bağışına katkıda bulunurken, açılan TOG destek fonuna da bağış yaparak projeye destek oldu.http://www.medical-tribune.com.tr

http://www.biyologlar.com/gsk-calisanlari-somada-yasayan-kadinlar-icin-pedal-cevirdi-

Aras Kuş Araştırma ve Eğitim Merkezi İlkbahar 2013 <b class=red>gönüllüleri</b>ni bekliyor

Aras Kuş Araştırma ve Eğitim Merkezi İlkbahar 2013 gönüllülerini bekliyor

KuzeyDoğa Derneği olarak her yıl olduğu gibi bu yıl da ilkbahar ve sonbahar aylarında Kars ve Iğdır illerinde yapmış olduğumuz kuş halkalama çalışmalarımıza devam edeceğiz. Aras istasyonda halkalama çalışmalarımız bu ilkbahar 15 Mart – 31 Mayıs tarihleri arasında olacaktır. Bu 2,5 aylık sürede kuş halkalama istasyonlarımızda gönüllü olarak çalışmak isteyenleri Kars’a ve Iğdır’a bekliyoruz. Minimum katılma süresi 15 gündür. Gönüllülerin Kars’a geliş ve gidiş masrafları kendilerine aittir. İstasyonlarımızda tüm gönüllülerin yeme, içme, konaklama Kars-Tuzluca ulaşımları tarafımızdan sağlanmaktadır. Aras istasyonda konaklama köy içinde Tuzluca Kaymakamlığı tarafından bize tahsis edilen 5 yatak kapasiteli, alaturka tuvaletli, 24 saat duş imkânı olan (elektrikli şofben) köy konukevi binasında yapılacaktır. Halkalama istasyonuna sadece 250 metre uzaklıktadır. Yemekler ise gönüllüler tarafından hazırlanacaktır. Yiyecek ve sarf malzeme kullanım için gerekli erzak KuzeyDoğa Derneği tarafından gönüllülere sağlanmaktadır. Çalışmalar lider halkacımız Sedat İnak tarafından yönetilecek ve gönüllüler ağların saat başı düzenli kontrolü, kuşların ağlardan toplanması, halkalama merkezine getirilmesi, deftere kaydedilmesi, halkalanan kuşlara oryantasyon deneylerinin yapılması, kuşlardan bit ve akar örneklerinin alınması, halkalama işlemi bittikten sonra tekrar doğaya salınması, yemeklerin hazırlanması ve genel düzen/temizlik gibi konularda sorumlu olacaklardır. Gönüllülerin İngilizce bilmesi tercih sebebidir. Burada yapılan çalışmalar arazi biyolojisi, ornitolojisi, ekoloji ve doğa koruma konularına yönelik olup, biyoloji öğrencileri başta olmak üzere birçok katılımcı için eşsiz bir tecrübe sağlamaktadır. İleride bu konularda kariyer yapmak isteyenler için önemli bir temel teşkil eder. Katılımcılar, gönüllülüklerinin sonunda Kafkas Üniversitesi ve Utah Üniversitesi hocaları tarafından imzalanan katılım sertifikası almaya hak kazanırlar. Bunun dışında istasyonlarımızda öğle uykusu çekebilir,  kitap okuyabilir, kuş gözlemlemeye çıkabilir, yakala-bırak şeklinde olduğu sürece Aras nehrinde balık tutabilir, uzun yürüyüşlere çıkabilir, ilkbahar kuş göçünü seyredebilir, at binebilir, köylülerle tanışıp zaman geçirebilir, diğer halkacı ve gönüllülerle çeşitli oyunlar oynayabilirler. 2007 yılından bugüne istasyonlarımızda 20 farklı ülkeden 200 gönüllümüz olmuştur. Bazı gönüllülerimizin çalışmalarımızla ilgili izlenimlerini buradan okuyabilirsiniz. Belirtilen tarihler arasında en az 15 gün süreyle istasyonlarımızda gönüllülük yapmak isteyen üniversite öğrencileri, kuşçular, doğaseverler başvuru formumuzu doldurup bize gönderebilirler. Fotoğraftaki Sanat Eseri: Serdar Berk (2011 KuzeyDoğa Gönüllüsü) Aras İstasyon: twitter.com/arasbirdstation

http://www.biyologlar.com/aras-kus-arastirma-ve-egitim-merkezi-ilkbahar-2013-gonullulerini-bekliyor

Toprağa Adanmış Nice 20 Yıllara!

Toprağa Adanmış Nice 20 Yıllara!

20’nci yaşımızda “Toprak Yaşamdır” sloganıyla herkesi sürdürülebilir yaşama sahip çıkmaya çağırıyoruz. Sivil toplum örgütlerinin harekete geçirme ve birleştirici güçleriyle toplumları ayakta tutan güvenlik sigortaları olduğunu belirten TEMA Yönetim Kurulu Başkanı A. Doğan Arıkan, TEMA Vakfı’nın 20. Yılı nedeniyle yaptığı açıklamada şunları söyledi: “TEMA Vakfı’nın erozyon ve çölleşme ile mücadelede bilinç oluşturulmasına önemli katkı sağladığına inanıyoruz. Bunun en önemli göstergesi 20. yaşımızda BM Çölleşmeyle Mücadele Sekreteryası tarafından Dünya’da ilk kez verilen Land for Life - Yaşam İçin Toprak ödülünü ülkemiz adına almamızdır. Hiçbir karşılık beklemeden 20 yıldır yaşam üreten toprağa ve doğal varlıklarımıza sahip çıkan gönüllülerimize, destekçilerimize, çalışanlarımıza ve medyaya teşekkür ederiz”. 1992: Türkiye Çöl Olmasın İki toprak sevdalısı, Toprak Dede Hayrettin Karaca ve Yaprak Dede A. Nihat Gökyiğit, bundan 20 yıl önce TEMA Vakfı’nı kurdular. Amaçları Anadolu’da yaşanmakta olan erozyon ve çölleşme tehlikesine kamuoyunun dikkatini çekmekti. Hedefleri bu mücadelenin devlet politikası haline gelmesine katkı sağlamaktı. TEMA’nın “Türkiye Çöl Olmasın” sloganı toplumda büyük yankı uyandırdı. İlk kez önlem alınmazsa ülkemizin çöl olma tehlikesi ile karşı karşıya olduğu bu kadar yüksek sesle dile getirilmişti. TEMA Vakfı’nın kuruluş döneminde, doğa koruma konusu ülke gündeminde bugünkü kadar öne çıkmamıştı. Kamuoyu doğadaki bozulmaların farkına yeni yeni varmaya başlamıştı. Sosyal sorumluluk kavramı henüz gelişmemişti, iş adamları hayırseverlik adı altında çalışmalar yürütüyordu. 1992 Haziran’ında Brezilya’nın Rio de Janerio kentinde yapılan dünyanın ilk “Yeryüzü” Zirvesi, devletlerin insanın ekosistemler üzerinde yarattığı tahribatı kabul etmesi ve buna karşı verilen mücadeleleri küreselleştirerek ön plana çıkarması açısından önemli bir dönüm noktası oldu. Zirve, aynı zamanda sivil toplumun güçlü bir aktör olarak sahneye çıkmasında önemli rol oynadı. “Toprak Yaşamdır” sloganıyla bugün 20. yaşını kutlayan TEMA Vakfı, Rio Zirvesi’nden sadece birkaç ay sonra, 11 Eylül 1992 tarihinde kuruldu. 2012: Toprak Yaşamdır Bugün TEMA Vakfı, 450.000’i aşkın gönüllüsüyle, doğal varlıklara sahip çıkan, tehditlere karşı doğayı savunan önemli bir sivil toplum kuruluşu olarak, herkesi sürdürülebilir yaşama sahip çıkmaya davet ediyor. Gücünü gönüllülerinden alan TEMA Vakfı, kuruluşundan bu yana Mera ve Toprak Kanunlarının yasalaşmasını sağlamış, doğa koruma adına açtığı, müdahil olduğu 79 davayı kazanmış, yaklaşık 10 milyon fidanı ve 700 milyon meşe tohumunu toprakla buluşturmuş, 152 kırsal kalkınma, koruma ve ağaçlandırma projesini hayata geçirmiştir. TEMA, 20’nci yaşını “Toprak Yaşamdır” mesajıyla 2013 yılı süresince ülke genelinde yapacağı bir dizi etkinlikle kutlamaya devam edecek. Gönüllülerimiz, destekçilerimiz ve basınımızla birlikte nice yeni başarılara imza atacağımıza inanıyoruz. Sizleri de yaşama sahip çıkan TEMA Gönüllüleri arasına katılmaya çağırıyoruz. TEMA Vakfı 1992-2012

http://www.biyologlar.com/topraga-adanmis-nice-20-yillara

Halkalı Kızıl Akbaba İsrail'den Iğdır'a Geldi

Halkalı Kızıl Akbaba İsrail'den Iğdır'a Geldi

Ortadoğu'daki Savaşlardan Sağ Kurtulan Akbaba Tuzluca Barajı'nın Suları Altında KalabilirKars ve Iğdır akbabaların üremesi için uygun arazi şartlarına sahip alanlar barındırır. Ülkemizde bulunan 4 akbaba türünden Kara Akbaba dışındaki diğer 3 tür üremek için kayalık alanları tercih etmektedir. Aras ve Arpaçay Vadisi bu canlıların üremesi için ideal alanların başında gelir. KuzeyDoğa Derneği’nin kışın gerçekleştirmiş olduğu alan çalışmalarında Aras ve Arpaçay Nehirlerinin birleştiği yerde yer alan Tuzluca çöplüğünde 64 kızıl, 4 kara ve 2 sakallı akbaba kaydetmesi tesadüf değildir. Kars Kuyucuk ve Iğdır Tuzluca’da KuzeyDoğa Derneği olarak geçekleştirilen Akbaba lokantası pilot proje çalışması uygulanmış ve başarılı bir şekilde sonlandırılmıştır. Bu başarılı çalışma meyvelerini vermeye devam etmektedir. Gönüllülerimiz Figen-Çağatay Edesen çiftinin 5 Ocak 2013’te Tuzluca çöplüğünde kaydedip fotoğrafladığı ve bilgilerini bizimle paylaştığı Kızıl Akbaba’nın yaşamıyla ilgili bilgiler yabancı uzmanlar tarafından bizlerle paylaşılmıştır. 2009 yılında İsrail’de doğduktan sonra yakalanıp 15/11/2010 tarihinde Lut Gölü yakınlarında İsrail çöllerinde halkalanan bu erkek birey, İsrail’de 2012 yılı mayıs ayı sonuna kadar birkaç kez daha gözlenmiş ve sonraki tarihlerde herhangi bir gözlem kaydı bulunmamaktadır. O tarihten bu yana ilk defa Türkiye’de gönüllülerimiz Figen-Çağatay çifti tarafından Tuzluca çöplüğünde kaydedilen bu birey 1207 km yol katederek İsrail’den Iğdır Tuzluca’ya gelmiştir. Bu değerli bilgiler ve bu güzel kayıt alanın akbabalar için uluslar arası önemini bir kez daha ortaya koymaktadır.Akbaba türleri açısından önem taşıyan bu bölgedeki çalışmalarımız Küçük Akbabaların uydu vericisi takibi projesi ile devam etmektedir. Nesli tehlike altında olan küçük akbabalar, Orman ve Su İşleri Bakanlığı Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü (DKMP), KuzeyDoğa Derneği ve Utah Üniversitesi işbirliğiyle uydu vericisi ile takip ediliyor. Iğdır'ın Tuzluca ilçesinde Aras ve Arpaçay nehirlerinin kesişme noktasında düzenli olarak izlenen küçük akbabalar, kuşlara zarar vermeyen özel teknikler ile yakalanıyor ve sırtlarına uydu vericisi takılıyor. 2 -3 yaşlarında, bin 840 gram ağırlığında ve Aras ismi verilen küçük akbabanın sırtına yerleştirilen 45 gramlık bir uydu vericisi ile her gün düzenli koordinat alınıyor. Ayrıca sağ kanadına takılan TR01 yazılı kanat bandı ile de akbaba daha kolay tanınabilecek. Bu sayede dünya çapında nesli tehlike altında olan küçük akbabanın izlenmesiyle bölgede kullandığı alanlar, göç rotası, mevsimsel hareketleri ve beslenme stratejisi ortaya çıkartılacak. Küçük akbaba, Türkiye'de görülen dört tür akbabadan en küçüğü ve dünya çapında soyu en çok tehlikede olan tür arasında yer alıyor. Dünyadaki nüfusu hızla düşen küçük akbaba Türkiye'de hala düzenli olarak çoğalıyor. Kars ve Iğdır illerindeki Arpaçay Kanyonu ve Aras Vadisi küçük akbabanın Doğu Anadolu Bölgesi'ndeki önemli yaşama alanları arasında bulunuyor. Orman ve Su İşleri Bakanlığı Doğa Koruma Milli Parklar Genel Müdürlüğü'nün KuzeyDoğa Derneği'ne tahsis ettiği en son teknoloji uydu vericileri ile izlenen küçük akbabalar sonbaharda yaklaşık 5000 km göç ederek kışı geçirecekleri Afrika'ya vardılar. Orman ve Su İşleri Bakanlığı Doğa Koruma Milli Parklar Genel Müdürlüğü'nün desteğiyle gerçekleştirilen bu ilk uydu takip projesi sayesinde Iğdır'daki küçük akbabalarının yaşamlarının daha iyi anlaşılması ve onların Türkiye'de daha iyi korunması hedefleniyor. Öte yandan nesli dünya çapında tehlike altında olan ve Doğu Anadolu Bölgesi'ndeki önemli yaşama alanları arasında Kars ve Iğdır illerindeki Arpaçay Kanyonu ve Aras Vadisi bulunan Küçük Akbaba ve diğer akbabalar başta olmak üzere pek çok canlıya ev sahipliği yapan ve onlara yaşan sunan bu alanlar yapılması planlanan Tuzluca Barajı’nın suları altında kalma tehdidi ile karşı karşıya.Fotoğraf: Figen-Çağatay Edesenhttp://www.kuzeydoga.org

http://www.biyologlar.com/halkali-kizil-akbaba-israilden-igdira-geldi

İstanbul'da 2.500 Çocukla 3.000 Fidan Diktik

İstanbul'da 2.500 Çocukla 3.000 Fidan Diktik

TEMA Vakfı’nın İstanbul’da her yıl geleneksel olarak gerçekleştirdiği Fidan Dikim Etkinliği, 15 Mayıs Çarşamba günü (bugün) 10:00-14:00 saatleri arasında Anadolu Yakası, Maltepe 2. Zırhlı Tugay Komutanlığı, General Nurettin Baransel Kışlası’nda gerçekleştirildi. 53 okuldan toplamda 2500 öğretmen ve öğrencinin katılımıyla gerçekleşen etkinliğimizde, 3000 fidan toprakla buluşturuldu. TEMA Vakfı Kurucu Onursal Başkanı Sayın Hayrettin Karaca’nın da çocuklarımızla bir araya geldiği bu keyifli ve bir o kadar da anlamlı etkinliğe vermiş oldukları desteklerden dolayı başta 2. Zırhlı Tugay Komutanı Tuğgeneral Veli Tarakçı olmak üzere, tüm 2. Zırhlı Tugay Komutanlığı personeline; katılım sağlayan tüm okullarımıza, TEMA Vakfı çalışanları ve gönüllülerine teşekkürlerimizi sunuyoruz.http://www.tema.org.tr

http://www.biyologlar.com/istanbulda-2-500-cocukla-3-000-fidan-diktik

Kuzeyin zirvesinde milyonlarca isim

Kuzeyin zirvesinde milyonlarca isim

İki haftadır Kuzey Kutbu’nda kayak ve kızaklarıyla ilerleyen 16 kişilik “Kuzey Işıkları” takımı, Kuzey Kutbu’nun zirvesine ulaştı. Greenpeace gönüllülerinden oluşan bu takım, “Kuzey Kutbu’nu Kurtar” kampanyasına katılan 2.7 milyon kişinin ismini dünyanın tepesine bıraktı. Kuzeyin zirvesinde milyonlarca isimCam bir kapsül içine konan isimler, Kuzey Kutbu’nda 4 kilometre derinlikte deniz tabanına yerleştirildi. Malezyalı bir çocuk tarafından yapılan bayraksa, bu kapsülün tam üzerinde duruyordu. Gönüllülerimiz, Kuzey Kutbu’nun koruma alanı ilan edilmesini talep etti.Kuzey Işıkları takımı dünyaya liderlerine ne mesaj verdi?Keşif gezisine katılan aktivistlerden Josephina Skerk bu uzun yolculuğa katılan tüm takım arkadaşları adına konuştu: “Dünyanın tepe noktasına gelip bu bayrağı dikerek, bu özel ve el değmemiş bölgenin herhangi bir ulusa ait olmadığını, Dünya’da yaşayan herkesin ortak mirası olduğunu vurgulamak istiyoruz. İsmi deniz tabanına yerleştirilen milyonlarca insanla birlikte bu bölgenin bir koruma alanı ilan edilmesini, petrol şirketlerinin Kuzey Kutbu’ndan uzak durmasını talep ediyoruz.”Burada bitmediGreenpeace’in Kuzey Kutbu’na gerçekleştirdiği bir haftalık keşif seferi sırasında Kuzey Buz Denizi Konseyi de ilk toplantısını yapıyordu. Keşif ekibinin Konsey’le toplantı talebi reddedildi. Bir hafta süren keşif seferi, Greenpeace’in 2012 Haziran ayından beri sürdürdüğü uluslararası ‘Kuzey Kutbu’nu Kurtar’ kampanyasının bir parçası. Greenpeace bu kampanyayla iklim değişikliği sonucu Kuzey Kutbu’nun hızla erimesine dikkat çekiyor ve bölgenin petrol şirketlerine ve endüstriyel balıkçılığa kapatılmasını talep ediyor. İklim değişikliği sonucu Kutup’taki buzlar eridikçe, Shell, Gazprom ve Statoil gibi petrol şirketleri, daha önce buzla kaplı olan alanlarda petrol aramak için hak iddia ediyor. Greenpeace’in kampanyasına bugüne dek 3 milyona yakın insan katıldı. İmzalar, Kuzey Buz Denizi’nde bir koruma alanı ilan edilmesini talep etmek için Birleşmiş Milletler’e ulaştırılacak.Kuzeyin zirvesinde milyonlarca isimÜnlü isimler de varKuzey Kutbu’nun derinliklerine yerleştirilen imzalar arasında dünya çapında ünlü müzisyen, oyuncu ve sanatçıların da isimleri bulunuyor. Türkiye’den kampanyaya destek veren Murat Boz’un ismi de bu kapsülün içindeydi. http://www.greenpeace.org/turkey

http://www.biyologlar.com/kuzeyin-zirvesinde-milyonlarca-isim

Eskişehir TEMA Evi, Toprak Dede Hayrettin Karaca’nın Katıldığı Törenle Açıldı

Eskişehir TEMA Evi, Toprak Dede Hayrettin Karaca’nın Katıldığı Törenle Açıldı

TEMA Vakfı Eskişehir İl Temsilciliği TEMA Evi, 8 Mayıs 2013 tarihinde düzenlenen törenle hizmete açıldı. Eskişehir TEMA Evi’nin açılış törenine CHP Eskişehir Milletvekili Süheyl Batum, İl Garnizon Komutanı Hv. Korg. Abidin Ünal, İl Jandarma Komutanı Jnd. Alb. Feyzullah Günal, Tepebaşı Belediye Başkanı Ahmet Ataç, Odunpazarı Belediye Başkan Yardımcısı Süleyman Ekşi, Orman Bölge Müdürü Recep Ateş, TEMA Vakfı Kurucu Onursal Başkanı Hayrettin Karaca, Yönetim Kurulu Başkanı Deniz Ataç, Eskişehir İl Temsilcisi Dr. Halil Güngör, Saha ve Gönüllülük Bölümü çalışanları ile Eskişehir gönüllüleri katıldı. Eskişehir TEMA Evi, açılış töreni TEMA Vakfı Eskişehir İl Temsilcisi Halil Güngör’ün hoş geldiniz konuşması ile başladı. Güngör, “TEMA Evi, Eskişehir’de yürütümüz faaliyetlerin daha verimli ve daha çok gönüllünün katılımına fırsat sağlayacak şekilde yürütülmesini mümkün kılacaktır” dedi ve katılımcılara teşekkür etti. Deniz Ataç: Eskişehir TEMA Evi Daha Çok Gönüllümüzün Aramıza Katılmasına Hizmet Edecek.Konuşmasında Eskişehir’de TEMA Vakfı çalışmalarına olan ilginin her geçen gün artmasından ötürü memnuniyet duyduklarını belirten Yönetim Kurulu Başkanı Deniz Ataç, “20. Yaşını ‘Toprak Yaşamdır’ mesajı ile kutlayan TEMA Vakfı’nın son dönem çalışmalarının ana hedefi, yaşama sahip çıkan gönüllülerimizin sayısını daha da arttırmaktır. Bunun için Milli Eğitim Bakanlığı’nın destekleri ile özellikle çocukların erken yaşta doğada daha fazla vakit geçirmelerini sağlayan Minik TEMA Programı’nı başlattık. Üniversitelerde öğrenim gören Genç TEMA’larımızla yürüttüğümüz başarılı çalışmalar da bizleri umutlandıran bir başka gönüllü programımız. Eskişehir TEMA Evi’nin, çocuklarımıza, torunlarımıza sürdürülebilir bir yaşam bırakmak adına yaptığımız çalışmalara hizmet edeceğine inanıyoruz” dedi. Hayrettin Karaca: TEMA Bir Halk Hareketidir ve Halkla Bütünleştikçe Daha da GüçlenmiştirTEMA Vakfı Kurucu Onursal Başkanı Toprak Dede Hayrettin Karaca ise TEMA’nın bir halk hareketi olduğuna ve halkla bütünleştikçe daha da güçlendiğine ve başarılı olduğuna dikkat çekti. Toplumsal barışın topraktan geleceğini ve Anadolu’dan başlayacağına inandığını belirten Toprak Dede Hayrettin Karaca, “TEMA, BM Milletler tarafından Dünya’da ilk kez verilen Yaşam İçin Toprak (Land For Life) ödülü aldı. Bu başarının altında 470 bine ulaşan her yaştan gönüllümüzün imzası var” dedi. Eskişehir TEMA Evi’nin yapıldığı alanı bağışlayan destekçilere teşekkür eden Toprak Dede Hayrettin Karaca, hepinizi TEMA Gönüllüsü olmak için Eskişehir TEMA Evi’ne davet ediyorum” dedi. Eskişehir İl Temsilciliği TEMA Evi, Odunpazarı’nda Hizmete BaşladıEtkinlikte Meserret İnel İlkokulu Minik TEMA öğrencilerinin halkoyunları gösterisi ilgiyle izlendi ve beğeni topladı. Pilot Binbaşı Ali Tekin ve Ertuğrul Gazi ilkokulları Minik TEMA öğrencileri ile birlikte TEMA Marşı’nın okunmasının ardından, Eskişehir TEMA Evi’nin açılışı yapıldı ve fidan dağıtımı gerçekleşti. Eskişehir İl Temsilciliği TEMA Evi, Zeytinoğlu Cad. Fırın Sok. 8/1 Odunpazarı adresinde hizmet verecek. http://www.tema.org.tr

http://www.biyologlar.com/eskisehir-tema-evi-toprak-dede-hayrettin-karacanin-katildigi-torenle-acildi

İklim Değişikliği, Aşırı Hava ve İklim Olaylarının Sıklığını ve Şiddetini Arttırıyor

İklim Değişikliği, Aşırı Hava ve İklim Olaylarının Sıklığını ve Şiddetini Arttırıyor

TEMA Vakfı tarafından düzenlenen İklim Değişikliği, Kuraklık ve Çölleşme: Gözlenen ve Öngörülen Değişiklikler, İklim Sisteminin Korunması ve Uluslararası Antlaşmalar Konferansı İstanbul’da Milli Reasürans Binası’nda yapıldı.

http://www.biyologlar.com/iklim-degisikligi-asiri-hava-ve-iklim-olaylarinin-sikligini-ve-siddetini-arttiriyor

Gözyaşlarına Mikroskobik Yolculuk!

Gözyaşlarına Mikroskobik Yolculuk!

Fotoğrafçı Rose-Lynn Fisher üzüntü, sevinç, kahkaha, öfke anlarında oluşan gözyaşlarını fotoğrafladı ve ortaya inanılmaz derecede İlginç fotoğraflar ortaya çıktı.

http://www.biyologlar.com/gozyaslarina-mikroskobik-yolculuk

Yeni Bir Hafıza Fazı Keşfedildi

Yeni Bir Hafıza Fazı Keşfedildi

Hafıza üzerine çalışan araştırmacılar, bir kognitif belirsizliğe daha uşak tutan gelişmelere imza attılar.

http://www.biyologlar.com/yeni-bir-hafiza-fazi-kesfedildi

Kakao Neden Sağlığımız İçin Önemlidir?

Kakao Neden Sağlığımız İçin Önemlidir?

Bazı bakteriler bizim kadar çikolatayı seviyorlar ve tadını çıkarıyorlar. Kakaodaki molekülleri, besin kaynağı olarak kullanıyorlar ve sağlığımız için faydası sağlıyorlar.

http://www.biyologlar.com/kakao-neden-sagligimiz-icin-onemlidir

Genetik Çalışmalar ve Etik Kurallar

Genetik Çalışmalar ve Etik Kurallar

Teknoloji iki taraflı keskin bir kılıç gibidir. Dolayısıyla sorumlulukla ele alınması gerekir.

http://www.biyologlar.com/genetik-calismalar-ve-etik-kurallar

İnsanlarda Açık Renk Deri Afrika’da Ortaya Çıkmış Olabilir

İnsanlarda Açık Renk Deri Afrika’da Ortaya Çıkmış Olabilir

İnsanlar tarih boyunca deri rengindeki değişiklikleri, farklı ırklara mensup olma düşüncesini desteklemek için kullandı.

http://www.biyologlar.com/insanlarda-acik-renk-deri-afrikada-ortaya-cikmis-olabilir

Sağlıklı Hücreleri Koruyan Yeni Kanser Tedavisi

Sağlıklı Hücreleri Koruyan Yeni Kanser Tedavisi

Albert Einstein College of Medicine’dan araştırmacılar kanser hücrelerinin direkt olarak kendilerini öldürmesini, sağlıklı hücrelerin ise korunmasını sağlayan ilk molekülü keşfetti.

http://www.biyologlar.com/saglikli-hucreleri-koruyan-yeni-kanser-tedavisi

TEMA <b class=red>Gönüllüleri</b> Batman’da buluştu

TEMA Gönüllüleri Batman’da buluştu

TEMA Vakfı, Doğu ve Güneydoğu Anadolu’daki 16 ilden gönüllüleri ile Batman’da Bölgesel Gönüllü Toplantısı’nda bir araya geldi.

http://www.biyologlar.com/tema-gonulluleri-batmanda-bulustu

 
3WTURK CMS v6.03WTURK CMS v6.0