Biyolojiye gercekci yaklasimin tek adresi.

Arama Sonuçları..

Toplam 3 kayıt bulundu.

BÖCEKLERDE BAŞ BÖLGESİ

Bas vücudun ön bölgesini olusturur. Bas normal olarak bir kapsül biçiminde olup üst kisimda sclerotize olmustur ve bu kisimda beyin bulunur. Agiz açikliginin bulundugu alt kisim ise membran yapisindadir. Basin vücudun uzun eksenine göre degisik konumlarda oldugu kabul edilir ve bu konum tarzi siniflandirmada kullanilir. En önemli 2 konum sekli sunlardir: Hypognat: Agiz parçalari asagiya dogru yönelmistir. Basi teskil eden segmentler gövdede bulunan segmentler ile benzer konumdadir. Prognat: Bas, boyun bölgesinden yukariya dogru kalkmis olup agiz parçalari ileriye dogru yönelmistir. Ayrica Opisthognath (agiz parçalari posteroventral konumda) tipede rastlanir. Basin Bölgeleri ve Ekstrmiteleri: Tipik bir hypognat basta; ön kisim veya alin, dorsal ve lateral kisim ve alt kisim hep birlikte ters dönmüs kaseye benzer biçimde tamamen sclerotize olan bir kapsül meydana getirir. Bu kapsülün üzerinde bir çift birlesik göz (faset göz), 3 nokta göz (ocel göz) ve bir çift anten vardir. Labrum kapsülün ön kisminin alt kenarina baglanmak suretiyle agzin ön kisminda bir kapak meydana getirir. Basin ventral kismi agzin gerisinde olan bir membran taban meydana getirmistir. Bu membran taban kismindan, üzerinde tükrük bezlerinin açikligi bulunan hypopharinx çikar. Basin taban kisminin her iki yaninda çigneme organlari veya agiz parçalari denen 1 çift mandibula, 1 çift maxilla ve labium yer alir. Bu kisimlar basin ventral kenari ile eklemlenmistir. Basin arka kismi ters dönük at nali seklinde olup basin dorsal ve lateral kismini olusturur. Labium bu kismi ventralden kapatir. At nali seklindeki yapinin orta kismindaki açikliktan (foramen occipitale) özofagus, sinir seridi, tükrük kanali, aorta, trake ve serbest dolasan kan geçer. Bas kapsülünün iç kisminda tentorium denen bir seri destek halkasi yer almistir. Bas Kapsülünün Özel Yapilari: Bilesik gözler genellikle büyük petek görünümünde ve basin dorso-lateral kismindadir. Her bir göz, oküler sclerit denen dar bir levha üzerindedir veya dar bir halka tarafindan sarilmistir. Bazi türlerde özellikle larvalarda, gözler tek bir petek göz meydana getirecek sekilde körelmistir. Bazi ergin türlerde petek sayisi çok fazladir. Antenler alinda, petek gözlerin arasindan çikan bir çift haraketli ve segmentlerden olusan uzantilardir. Bunlar bazen halka seklinde antennal sclerit ile sarilan anten soket'i (evi, yuva, oyuk) üzerine eklemlidir. Soketin çevresi küçük bir çikinti meydana getirir. Anten bunun üzerine eklemle baglanir Antenler çok degisik sekillerde bulunur; Protura takiminin disindaki diger böceklerin tümünde mevcut olan, dokunma, tat ve koku alma görevi gören bir çift duyargalardir. Çikis yerleri gruplar arasinda degismekle birlikte genellikle petek gözler arasinda yer alirlar. Kasli yapida (son segment hariç) olmasi nedeniyle, segmentlerin ayri ayri hareket edebilme özelligine sahip oldugu antenler yalnizca Collembola ve Diplura 'da görülür. Diger tüm gruplarda sadece birinci segment kas içerir. Degisen sayi ve tipte segmentlerden meydana gelmislerdir. Ilk iki segment digerlerinden farklilasmis olup sirasiyla Scapus ve Pedicellus adini alirlar. Scapus anteni basa baglayan basal segment olup, sahip oldugu kaslarla pedicellus ve flagellum'un hareketini saglar. Flagellumu olusturan segmentlerin sayi (3-50) ve tipleri (setace, filiform, moniliform, serrate, pektinate, clavate, capitate ganiculate, lamellat, flabellat aristate, plumose vb.) böcek sistematiginde kullanilan önemli karakterlerdir. Labrum, yüz kisminin ventral kenarina bagli hareketli bir kapak seklindedir. Labrumun iç yüzü preoral boslugun ön kismini meydana getirir ve bu kisma Epipharynx denir. Epipharynx üzerinde lob seklinde kabartilar, duysal papilla ve seta'lar vardir. Bu yapilarin larva formlarinin tanimasinda yardimci ve çok faydali oldugu taksonomistler tarafindan gösterilmistir. Belli Basli Sutur ve Alanlar: Bas kapsülü çok sayidaki suturlar vasitasi ile bazi bölümlere ayrilmistir. Bunlarin çogu esas segmentli yapinin kaybolmasindan sonra ortaya çikan ikinci derecedeki olusumlardir. Basta bulunan belli basli sutur ve bunlarin civarindaki alanlar sunlardir Vertex, gözlerin arasinda ve arkasinda bulunan basin tüm dorsal kismidir. Epicranial Sutur, basin ard kismindan baslayip vertexi kat ettikten sonra alin kisminda ikiye ayrilan ters Y seklindeki bir suturdur. Gövde kismina epicranial gövde, çatal seklinde ayrilan kismina epicranial kollar denir. Bunlar deri degistirme sirasinda basin çatladigi zayif noktalardir. Bu ödevleri sebebi ile ecdysial sutur adini da alirlar. Bu sutur, genellikle ergin öncesi evrelerde çok belirli olduklari gibi erginlerde de görülebilir. Frons; epicranial kollarin arasinda veya altinda bulunan yüz kismi olup median ocellus bu sclerit üzerindedir. Ventral yüzde frontoclypeal sutur ile sinirlanir. Clypeus; frontoclypeal sutur ile labrum arasinda kalan dudak seklinde bir parçadir. Clypeus, frons ile eklem meydana getirmeden birlesmistir. Daha altta yer alan labrum membran seklinde bir baglanti araciligi ile clypeusa baglanmistir. Gena; fronsa göre posteriorda ve gözlerin altinda yer alan basin alt yan kismidir. Bazen frons ile gena arasinda bir genal sutur vardir. Bu suturun bulunmadigi halde gena ile frons arasinda kesin bir ayirim yapilmaz. Occiput ve Occipital yay: Basin ard kismindaki alanin büyük bir kismini içerir. Vertex ve genadan occipital sutur vasitasi ile ayrilmistir. Böcek gruplarinin çogunda bu sutur ya körelerek bir çizgi haline gelmistir yada tamamen kaybolmustur. Occiput, anterior olarak vertex ve gena ile kaynasan bir alan seklinde tarif edilir. Tüm occipital yay alaninin ventral kismina postgena da denir. Post occiput, occipital foramenin kenarini çeviren dar halka seklinde (ard kafa deligi) bir sclerittir. Occiputtan hemen hemen bütün ergin böceklerde bulunan post occipital sutur vasitasiyla ayrilir. Post occiput üzerinde bulunan occipital (yumru) condyle üzerine bas, boyun bölgesindeki cervical scleritler yardimi ile bir eklem olusturacak sekilde baglanir. Tentorium; Basin iç kismi, agiz parçalarini hareket ettiren kaslarin baglanmasina uygun olacak sekilde vücut duvarinin invaginasyonu ile olusan bir seri sclerotize apodem ile saglamlik kazanmistir. Kanatsiz böceklerde ve onlara yakin grup olan kirkayaklarda (Diplopoda), bu apodemler plaka halinde veya çubuk seklinde olup ipliksi köprüler araciligi ile birbirine baglanmistir. Pterygotanin kökenini teskil eden gruplarda, bu yapi daha gelismis, birbiri ile kaynasmis ve tentorium denen basin iç iskeleti seklinde evrimlesmistir. Tipik bir tentorim: anterior kollar, posterior kollar, corporotentorium (merkezdeki kitle) ve dorsal kollar olmak üzere 4 esas kisimdan meydana gelmistir. Posterior kollar, post occipital sutur üzerinde bulunan ve distan bir yarik seklinde görülen posterior tentorial çukurun invaginasyonu ile meydana gelmistir. Anterior ve posterior tentoriumlarin iç kisma dogru uzayarak birbirine rastladiklari kisimda kaynasmalari suretiyle corporatentorium olusur. Dorsal kollar ise lateral ocelluslar ve anten soketleri civarinda bas kapsülüne temas ederler. Fakat bu kisimlarda disarda belirgin bir çukurun olmamasi sebebiyle ön kollarin uzantisindan meydana geldikleri kabul edilmektedir. Tentorium'un kisimlarinin sekli ve konumu farkli böcek gruplarinda degisiktir. Agiz parçalari: Mandibulalar, maxillalar ve labiumdan olusur. Bunlar tipik Arthropoda ekstremitesinden sekil degistirmek suretiyle olusmustur. Fosil Arthropodlarin ekstremitelerinin incelenmesi ve yasayan formlarin ektremitelerinin karsilastirilmali morfolojisi, bugün yasamakta olan bütün arthropod ekstemitelerinin basit bir genel formdan olusmus oldugunu gösterir. Genel Arthropod ekstremitesi Basal segment olan coxapodit, vücudun yanlarina baglanmistir. Apical segment ise telepoditi olusturur. Her bir segment lateral ve mesal tarafta sirasiyla exit ve endit'leri meydana getirme olanagina sahiptir. Bunlarin en ilkel modifikasyonlarindan biri Trilobit ekstremitesidir. Burada coxopodit'in solungaç biçiminde bir exit'e diken seklinde bir endite sahip, telopodit ise basit ve üyesizdir. Mandibulalar ; Bunlar anteriorda, gerçek agiz parçalarinin birinci çifti olup labrum'un hemen gerisinde bulunur. Tipik olarak fazla sertlesmis ve sclerotize olmuslardir. Üstlerinde disler ve firça gibi yapilar bulunur. Birkaç ilkel böcek bir tarafa birakilacak olursa mandibulalar lateral kenar ve mesal kenarin kaide kismindan basa eklemle baglanir. Her ekleme yakin bir yerden, basin iç kismina dogru mandibulalari haraket ettiren kuvvetli tendonlar (kiris) uzanir. Hiçbir böcek mandibulasinda, basit segmentli bir ekstremiteden ne sekilde ve nasil olustuguna dair bir delil bugün elimizde mevcut degildir. Bununla beraber Crustacea'larin çogunda mandibulalar az çok ilkel tip halindedir. Belli basli degisiklikler: l. Coxapodidin gelismesi ve kuvvetlenmesi, 2. Endit kisminin ufalamaya yarayan disli bir alana dönüsmesi, 3. Exit'in kaybolmasi, 4.Telepoditin körelmesi seklinde olusmustur. Bütün böcek mandibulalarinda telepodit tümü ile kaybolmustur. Bu bakimdan böcek mandibulasi, çok degismeye ugramis olan coxapodit ile enditden ibarettir. Maxillalar ; Maxillalar mandibulalarin hemen gerisinde yer alir. Kas yapisi mandibulalara benzer bir evrim izlediklerini gösterir. Bununla beraber maxillalar su farkliliklara sahiptir: l. (Mesal bir eklem olan) Exit olusmamistir. 2. Telepodit bir dokunma organi veya palpus seklini almistir, 3. Coxapodit bölümlüdür, 4. Endit iki ayri haraketli parça halinde gelismistir (Entomoloji literatüründe arthropod ekstremitelerinin ana kisimlari olan coxopodit, telepodit, endit gibi terimler pek az kullanilmistir. Ancak terminolojide bir degisiklik yapilarak bu terimlerin kullanilmasi çok yararli olacaktir). Genel maxilla tipi, çesitli kisimlar halinde ve çignemeye elverisli bir yapiya sahiptir: Cordo, maxillayi basa bagliyan ve bir mentese ödevi görerek hareketine olanak saglayan üçgen seklinde bazal bir sclerittir. Stipes, maxillanin gövdesini olusturur ve maxillanin geri kalan kisimlari için kaide ödevini görür. Galea, stipesin sonuna eklemli dis (lateral) lob'tur. Genellikle üzerinde duygu organlarindan ibaret bir kep bulunur. Lacinia, stipesin apexine eklemli olan iç (mesal) lobtur. Mesal kenarda bulunan dis ve dikenler yüzünden mandibulaya benzer bir görünüsdedir. Palpus, stipesin lateral kismindan çikan antene benzer segmentli bir uzantidir. Genellikle bes segmentten olusmustur. Muhtemelen tamamen duysal olarak ödevlidir. Labium (2. Maksilla veya altçene); maxillaya göre posterior konumda bulunur. Tek bir parça gibi görünürse de meson üzerinde ortada kaynasan bir çift ikinci maxilladan olusmustur. Kisimlari maxillanin bölümleri ile büyük bir benzerlik gösterir. Kaslari ve kaslarin baglanma noktalari yönünden de aralarinda bir homoloji vardir.

http://www.biyologlar.com/boceklerde-bas-bolgesi

Spermiogenezis

Yeni meydana gelmiş spermatid merkezi yerleşim gösteren bir çekirdek, bunun yakınında gelişmiş bir Golgi apparatus, çok sayıda mitokondriyonlar ve bir çift sentriole sahiptir. Spermiogeneziste bütün bu hücresel oluşumlarda belirgin değişiklikler görülür. Spermiogenezis 4 evrede özetlenebilir: 1- Golgi evresi: İlk önce Golgi bölgesinde bulunan pek çok sayıdaki küçük vesiküller içerisinde küçük granüller görülür, bunlar tek büyük bir granül olan akrozomu meydana getirmek üzere birleşirler. Akrozom bir akrozomal vesikül içerisindedir. Bu yapı Golgi bölgesi ile çekirdek arasında yer alır. Akrozomal vesikül bir membran ile çevrilidir, bu membran Golgi bölgesinden köken alır. Akrozomal vesikül membranı çekirdek membranına yapışır. 2- Şapka evresi: Akrozomal vezikül nüklear membran yüzeyi üzerinde büyümeye başlar ve sonuçta nüklear yüzeyin yaklaşık yarısını örter hale gelir. Golgi apparatus bundan sonra yerini terk eder çekirdeğin diğer kutbuna doğru uzaklaşır. Golgi apparatusunun göçü ile birlikte akrozomal vesikülün sıvı muhtevasının resorbsiyonu görülür. 3- Akrozom evresi: Vesikül akrozom şeklinde yoğunlaşmıştır ve çekirdek üzerinde baş şapkasını meydana getirir; tabakaları arasında akrozom bulunur. Akrozom; hyaluronidaz, asit fosfataz, nöraminidaz ve tripsin benzeri proteaz olan akrozin gibi hidrolitik enzimleri içerir. Çekirdeğin bir kutbunda akrozom oluşurken diğer kutupta nüklear membran ile sentrioller birleşir ve bu sentriollerin birinden ince uzun bir, axoneme, flagellum gelişir. Flagellum büyüdükçe aksiyel filamanlar etrafında ince bir filamentöz kılıf (kaudal tüp) veya manchette şekillenir ve diğer sentriolde hücre yüzeyine göç ederek longitidünal aksiyel filamanları bir halka ya da annulus şeklinde sarar. Çekirdek yoğunlaşır, hafifçe düzleşir ve incelip uzar, hücre membranının üzerine doğru ilerler ve burada tam bir sperm başını oluşturur. Aynı zamanda kuyruğun bulunduğu uç kısımda geriye kalan sitoplazma bir kabarıntı yapar. Bu ana kadar sitoplazma içerisinde degişikliklere uğramış olan mitokondriyonlar bazal sentriol ve annulus arasındaki bölgeye geçer; burada flagellumun etrafında spiral ya da heliks şeklinde düzenlenerek mitokondriyal kılıfı oluşturur. Böylece sitoplazmanın büyük bir kısmı kalıntı haline gelir 4- Maturasyon (olgunlaşma) evresi: Residüel (kalıntı) cisimcikler atılır. Olgun spermatozoon’un çekirdek, orta parça ve kuyruğu etrafında yalnızca çok ince bir sitoplazma kalmıştır. Residüel cisimciklerin Sertoli hücreleri tarafından fagosite edildikleri düşünülmektedir. Fagositozdan sonra germ hücrelerinin lipid içeriği Sertoli hücreleri sitoplazmasınca tutulur. Bunlar belki de Sertoli hücreleri tarafından sentez edilen bazı hormonların yapımında kullanıldığını düşündürmektedir; yapılan bu hormonlar bölgesel olarak spermatogenezisin düzenlenmesinde oldukça önemli rol oynayabilir. Kuyruk yapısal yönden bir silyuma benzer, içerisinde aynı sayıda ve aynı düzenlenmede longitidünal filamanlar yer alır. Differansiyasyonun tamamlanmasından sonra spermatozoonlar Sertoli hücrelerinden ayrılır ve seminiferöz tübül lümenine geçer (Spermiasyon). Bu evrede hücreler morfolojik olarak olgundur fakat fonksiyonel olgunluğa erişmemiştir. Hareket kabiliyetine henüz sahip olmayan bu hücrelerin ovumu fertilize edebilmesi de bu safhada sınırlıdır. Spermatozoon olgunlaşmasının son basamağı kapasitasyon olarak bilinir ki bu da dişilere ejakülasyondan sonra görülür. Olgun sperm erkek genital duktus sisteminde haftalarca canlı kalabilirken, dişi genital sisteminde 2-3 gün canlı kalmaktadır ve dişi genital yollarında kapasitasyon ile fertilizasyon yeteneği kazanmaktadır. Kapasitasyon sırasında sperm membranından glikokaliks içeriği uzaklaştırılır. Çeşitli farmakolojik tedaviler, toksik ajanlar ve gonadotropinlerin süpresyonu spermiasyonu engeller ve tübül lümenine salınamayan spermatidler Sertoli hücreleri tarafından fagosite edilirler.

http://www.biyologlar.com/spermiogenezis

Doğa, Dönen Motor <b class=red>Flagellumu</b> Nasıl Yarattı?

Doğa, Dönen Motor Flagellumu Nasıl Yarattı?

Bakteriyal flagellum (kamçı), doğanın bilinen en küçük motorlarından biridir ve dakikada 60.000 devir ile rotasyon yapabilir. Düzgünce çalışması ve bakteriyi ileriye doğru itmesi için, flagellumun tüm bileşenlerinin doğru ölçülerde olması gerekir.

http://www.biyologlar.com/doga-donen-motor-flagellumu-nasil-yaratti

 
3WTURK CMS v6.03WTURK CMS v6.0