Biyolojiye gercekci yaklasimin tek adresi.

Arama Sonuçları..

Toplam 3276 kayıt bulundu.

Pantotenik asit

Pantotenik asit (vitamin B5), hem hayvansal hem de bitkisel kaynaklarda bulunabildiğinden dolayı yunanca "her yer" anlamına gelen "pantos" sözcüğünden kökenini almıştır. Vücutta depolanamayan ve suda eriyen bir vitamindir. Karbonhidrat, yağ ve protein metabolizması için gereklidir. Bu vitamin insan bağırsak florası tarafından sentez edildiği için eksikliğine pek sık rastlanmaz. Ancak eksikliğinde deride yaralar, saç dökülmesi, sinir sistemi bozuklukları gibi belirtiler görülebilir. Savaş esirlerinde gözlenen Burning Foot sendromu pantotenik asit eksikliğine bağlanmıştır. Aktif formu koenzim A ve ACP'dir (açil taşıyıcı protein). Asetil ve Açil gruplarının koenzim A ya taşınmasında rol oynar. Ayrıca eksikliğinde hayvanlarda sindirim kanalı bozukluğu görülmüştür. Kimyasal yapısı B-alanin-pentoik asittir. Yüksek doz vitamin B5 alımında yoğun olarak gastrointestinal sistem bozuklukları görülür. Doğal olarak vitamin B5 brokoli, mercimek, buğday, yumurta ve yeşil yapraklı sebzelerde bulunur.

http://www.biyologlar.com/pantotenik-asit

Orgazm olamayan kadınlara iyi haber! Cinsel terapi ile anorgazmi tedavisi

Orgazm olamayan kadınlara iyi haber! Cinsel terapi ile anorgazmi tedavisi

Bazı kadınlar orgazm duygusunu hiç yaşamazlar. Bazıları da sonradan orgazmı yaşayamaz hale gelir. Cinsellikten hiç zevk alınmayan bu duruma anorgazmi deniyor.

http://www.biyologlar.com/orgazm-olamayan-kadinlara-iyi-haber-cinsel-terapi-ile-anorgazmi-tedavisi

İklim Değişikliği, 2070 yılına kadar Dünyadaki Parazit Türlerinin Üçte Birini Yok Edebilir

İklim Değişikliği, 2070 yılına kadar Dünyadaki Parazit Türlerinin Üçte Birini Yok Edebilir

Bazı tahminlere göre, gezegendeki türlerin yüzde 75’i kaybolabilir. Zaten kurbağalar, deniz memelileri ve arılar gibi hayvanlar korkutucu oranlarda ölüyor. Pavel Krasensky/Shutterstock.com

http://www.biyologlar.com/iklim-degisikligi-2070-yilina-kadar-dunyadaki-parazit-turlerinin-ucte-birini-yok-edebilir

Lazer etiketli ürünler piyasaya çıkıyor

Lazer etiketli ürünler piyasaya çıkıyor

Plastik olmayan lazer etiketlerinin denemeleri patatesler ve avokadlarla başladı. Fotoğraf: ICA / Doğa ve Diğer

http://www.biyologlar.com/lazer-etiketli-urunler-piyasaya-cikiyor

Genomik Dilin Karmaşık Grameri

Genomik Dilin Karmaşık Grameri

İsveç’teki Karolinska Enstitüsü’nde yapılan yeni bir çalışma, insan genetik kodundaki “gramerin” dünya üzerinde konuşulan en karmaşık dilden bile daha karmaşık olduğunu ortaya koydu.

http://www.biyologlar.com/genomik-dilin-karmasik-grameri

Bitki Evrimi 2/5: Ormanların Doğuşu

Bitki Evrimi 2/5: Ormanların Doğuşu

Yeşil bir gezegende yaşıyoruz. Bize bu gayet sıradan, alışılmış ve dolayısıyla önemsiz geliyor ama bitkiler Dünya üzerinde yaşayan en önemli canlılar.

http://www.biyologlar.com/bitki-evrimi-ormanlarin-dogusu

CRISPR nedir ?

CRISPR nedir ?

CRISPR/Cas sistemi; memeli genlerine hedeflenmiş mutasyonların aktarıldığı bir sistemdir

http://www.biyologlar.com/crispr-nedir-

İlkel Çorba, Canlandırıcı Bir Pre-Protein Yahnisimiydi?

İlkel Çorba, Canlandırıcı Bir Pre-Protein Yahnisimiydi?

Yaşamın ilk polimerleri, gölet suyunun tekrar tekrar kuruması ve dolması gibi bugün hala Dünya'da gözlemlenen günlük bir süreçle ortaya çıkmış olabilir. Credit: Ram Krishnamurthy / Center for Chemical Evolution

http://www.biyologlar.com/ilkel-corba-canlandirici-bir-pre-protein-yahnisimiydi

Bilimde Önemli Buluş; DNA’ya Görüntü Yüklendi

Bilimde Önemli Buluş; DNA’ya Görüntü Yüklendi

Harvard Üniversitesi’ndeki bilim adamları, CRISPR-Cas adlı gen düzenleme tekniğini kullanarak bir görüntünün piksellerine karşılık gelen bilgileri canlı bakterilerin genomuna işleyebildi.

http://www.biyologlar.com/bilimde-onemli-bulus-dnaya-goruntu-yuklendi

Evrim düşüncesinin tarihi

Evrim düşüncesinin tarihi

Evrim düşüncesi; türlerin zaman içerisinde değişmelerini ifade eden kavram olarak köklerini eski çağlardan; Yunanistan'dan, Roma'dan, Çin'den ve ortaçağ İslâm biliminden alır.

http://www.biyologlar.com/evrim-dusuncesinin-tarihi

Mor Renkli Patates

Mor Renkli Patates

İsrailli bilim insanları parlak renklerde daha sağlıklı patates ve domates sentezlezliyorlar. Kullanılan teknoloji ile ayrıca, alışılmadık renk tonlarında süs bitkileri de üretebilir.

http://www.biyologlar.com/mor-renkli-patates

Hayvanlar ile İlgili  Sorular ve Cevaplar

Hayvanlar ile İlgili Sorular ve Cevaplar

Bir gen mutasyonu, bazı kaplanların beyaz bir deriye sahip olmalarına neden olur. Credit: Iñaki Respaldiza/Getty Images

http://www.biyologlar.com/hayvanlar-ile-ilgili-sorular-ve-cevaplar

Arjinin

Arginin (Arg, R) bir α-aminoasittir. L-arginin, doğada bulunan proteinlerin yapısını oluşturan 20 aminoasitten biridir.

http://www.biyologlar.com/arjinin

Gezegenimizde Bulunan En Hızlı Canlılar

Gezegenimizde Bulunan En Hızlı Canlılar

Yalancı bir şahin İspanya'daki Cantabria sahillerinin dağlarını avı için dolaşıyor. Bu kuşlar gezegenimizin en hızlı hayvanları arasında yer alır. Javier Fernández Sánchez / Moment / Getty Görüntüleri

http://www.biyologlar.com/gezegenimizde-bulunan-en-hizli-canlilar

Mars yüzeyi mikrobiyal yaşam için fazla toksik olabilir

Mars yüzeyi mikrobiyal yaşam için fazla toksik olabilir

Mars yüzeyindeki perklorat bileşiği, morötesi ışınlarıyla birlikte Mars yüzeyini bakteriler için ölümcül bir hale getiriyor olabilir.

http://www.biyologlar.com/mars-yuzeyi-mikrobiyal-yasam-icin-fazla-toksik-olabilir

Kimerizm Nedir ve Neden Önemlidir?

Kimerizm Nedir ve Neden Önemlidir?

Genetik kimerizm farklı zigotlardan çoğalan hücrelerin tek bir organizma oluşturması olarak bilinen biyolojik terimdir.

http://www.biyologlar.com/kimerizm-nedir-ve-neden-onemlidir

 Yaşamın evrimi

Yaşamın evrimi

Dünyadaki yaşamın evrimsel tarihi, fosil ya da günümüz yaşayan canlı organizmaların evrildiği süreçlerin izlerini takip eder. Yaşamın evrimsel tarihi, yeryüzünde yaşamın kökeninden, günümüzden yaklaşık 4,5 milyar yıl önceki bir tarihten, günümüze kadar uzanmaktadır. Günümüz tüm canlı türleri arasındaki benzerlikler, bilinen tüm canlı türlerin, evrim süreçleri içinde giderek birbirlerinden ayrıldığı ortak bir ataya sahip olduklarına işaret etmektedir.[1] Bir arada yaşamış ve var olan bakteri ile arkelerin oluşturduğu mikrobik matlar erken Arkeyan devrinde en baskın yaşam formu olup evrimin ilk önemli adımları bu iki canlı türü arasında vuku bulmuştur.[2] Yaklaşık 3,5 milyar yıl öncesine denk gelen Oksijenli fotosentezin evrimi, bundan yaklaşık 2.4 milyar yıl öncesinden başlayarak sonunda atmosferin oksijenlenmesine yol açtı.[3] Organellere sahip kompleks yapılı ökaryot organizmalara ait ilk kanıtlar günümüzden 1,85 milyar yıl öncesine ait olup[4] daha öncede var oldukları düşünülen bu organizmaların bünyelerinde metabolizma için oksijen kullanmaya başlamalarıyla çeşitlenmeleri de hızlanmıştır. Daha sonra, yaklaşık 1,7 milyar yıl önce, özel işlevleri yerine getiren farklılaşmış hücrelere sahip çok hücreli canlılar görülmeye başlar.[5] En erken kara bitkileri 450 milyon yıl öncesi ile tarihlenmekle[6] birlikte bulgular, su yosunlarından oluşan köpüksü formların karalarda bundan daha önce, yaklaşık 1,2 milyar yıl önce, oluşmaya başladığını göstermektedir. Kara bitkileri, Geç Devoniyen yok oluşunda katkıda bulunduklarını düşündürecek kadar başarılıydılar.[7] Omurgasız hayvanlar Vendiyan dönemi boyunca görülmeye başlarken[8] omurgalılar, 525 milyon yıl önce, Kambriyen patlaması sırasında görülmüştür.[9] Permiyen devri boyunca, memelilerin atalarını da içeren sinapsidler karaya egemen oldular,[10] fakat 251 milyon yıl öncesine denk gelen Permiyen-Triyas yok oluşu, tüm kompleks yaşamı silme eşiğine getirdi.[11] Bu felaketin etkilerinden toparlanırken arkozorlar, karada yaşayan en egemen omurgalı tür oldular ve Triyas Dönemi ortalarında therapsidleri bastırarak onların yerini aldılar.[12] Bir arkozor grubu, nitekim dinozorlar,[13] ancak küçük boyutlarda ve böcekçiller olarak varlığını sürdürebilen memelilerin atalarıyla birlikte Jura ve Kretase devirlerine egemen oldular.[14] 65 milyon yıl önce, Kretase-Tersiyer yok oluşu kuşların ataları olmayan tüm dinozor türlerini ortadan kaldırdıktan sonra[15] memeliler hızlı bir şekilde boyut ve çeşitlilik olarak artış gösterdi.[16] Bunun gibi kitlesel yok oluşlar, yeni canlı türlerin ve organizma gruplarının çeşitlenmesine olanak sağlayıp evrime hız vermiş ve ivme kazandırmış olabilir.[17] Fosil kanıt, çiçekli bitkilerin 130 ile 90 milyon yıl önce, Kretase döneminde görünmeye başlayıp hızlı olarak çeşitlendiğine ve polen taşıyan tozlayıcı böceklerle birlikte evrildiğine işaret etmektedir. Çiçekli bitkiler ve deniz fitoplanktonu, hala olsun günümüzün en büyük ve baskın organik madde üreticileridir. Sosyal yaşamlı böcekler çiçekli bitkilerle yaklaşık aynı zaman diliminde göründüler. Bu böcekler böcek soy ağacının çok küçük bir kısmını oluşturdukları halde onlar günümüzdeki böcek ailesinin yarısından daha fazlasını oluşturmuşlardır. İnsan, dik duran ve yürüyen bir maymunsu-insansı soyundan gelmiş olup insana ait ilk fosil kanıtlar 6 milyon yıl öncesine dayanır. Bu soyun ilk üyelerinin beyin büyüklüğü şempanze beyni büyüklüğü ile karşılaştırılabilse dahi geçen 3 milyon yıllık zaman dilimi içinde insan beyninin boyutlarının sürekli büyüme gösterdiği tespit edilmiştir. Yeryüzünde bulunan en eski meteor parçaları 4,54 milyar yıl yaşındadır; bu tarih, eski çağ kurşun yataklarının tarihiyle karşılaştırıldığında ortaya dünyanın yaşı için ortalama bir tahmin ortaya çıkmaktadır.[18] Ay, Dünya'nın yerkabuğu gibi aynı bileşime sahip olmakla birlikte Dünya'nın iç çekirdeğinde olduğu gibi zengin demir bileşimleri içermez. Birçok araştırmacı, Dünya oluştuktan 40 milyon yıl sonra Dünyaya bir gezegenimsinin çarptığını ve bu çarpışma ile yer kabuğundan kopan parçaların yörüngede Ay'ı oluşturduğunu düşünür. Buna dair diğer bir hipotez ise Dünya ve Ay'ın aynı zamanda birleşip yakınlaşmaya başladığı ancak Dünya'nın daha güçlü bir yerçekimine sahip olması nedeniyle içeriğinde tüm demir parçacıklarını topladığıdır.[19] Yakın bir geçmişte, Dünya’da 3,8 milyar yıl öncesine ait en eski kayaçlar bulunmadan önce,[20] önde gelen bilim insanları on yıllarca Dünya yüzeyinin bu döneme kadar eriyik bir durumda olduğunu düşünmüşlerdir. Dolayısıyla, Dünya tarihinin bu dönemine, “cehennemsi” anlamına gelen Hadeyan ismi konmuştur.[21] Ancak, 4,0 ile 4,4 milyar yıl öncesine ait zirkon kristallerinin (Zirkonyum silikat) analizleri sonucu, yerkabuğunun gezegen oluşumundan 100 milyon yıl sonra katılaştığını ve gezegenin yaşamı destekleyecek ve muhafaza edecek olan okyanuslara ve bir atmosfere çabucak sahip olup edindiğini göstermiştir.[22] Ay’dan gelen kanıtlar ise, Ay’ın 4,0 milyar yıl öncesinden 3,8 milyar yıl öncesine kadar, Güneş Sistemi'nin oluşumu esnasında geride kalan enkaz yığınlarının Geç Dönem Ağır Bombardıman‘ına maruz kaldığını göstermektedir. Yerküre ise daha güçlü bir yerçekimine sahip olduğu için bundan daha ağır bir bombardımana maruz kalmıştır.[23][24] Dünya’nın 4,0 ile 3,8 milyar yıl önceki formuna dair doğrudan kanıtlar olmasa da, Dünya’nın bu geç ağır bombardımandan etkilenmediğini düşünmek için bir neden görünmemektedir.[25] Bu olayın belki de önceki okyanusları ve ilk atmosferi ortadan kaldırmış olabileceği düşünülebilir; bu durumda yer küredeki volkanik gaz çıkışlarının bunların tekrar oluşumunun en az yarısına katkıda bulunmuşsa da, Dünya’ya çarpan kuyruklu yıldızların tekrar getirdiği su ve gazlar, atmosferin ve okyanusların yeniden oluşmasını ve gezegene yerleşmesini de sağlamış olabileceği ihtimali bulunmaktadır.[26] Yeryüzünde yaşamın ilk kanıtı Tespit edilen en erken canlı organizmalar, çok kısa zaman aralığında yaşamış olan nispeten özelliksiz türler olup bu canlıların fosilleri, abiyotik fiziksel süreçler yoluyla ortaya çıkan yapılar dışında haklarında ne oldukları zor söylenebilecek türden çubuksu özellikler gösterirler. Dünya üzerindeki yaşamın tartışmasız en eski kanıtı fosilleşmiş bakteriler olup bundan 3 milyar yıl öncesine dayanır.[27] 3,5 milyar yıl öncesine tarihlenen kayaçlardaki diğer buluntular ise bakteri izleri olarak yorumlanmış olup,[28] buradaki jeokimyasal kanıtlar Dünyadaki yaşamın 3,8 milyar yıl öncesine kadar gidebileceğini göstermiştir.[29] Ancak bu analizler yakından incelendiğinde biyolojik olmayan süreçlerin de var oldukları ve bu süreçlerin de yaşama imza atabilecekleri gözlemlenmiştir.[30][31] Bu bulgular, bulunan yapıların tam olarak biyolojik olmayan bir kökene sahip olmasına kanıt olmadığı gibi hayatın varlığına dair de kesin kanıt olarak düşünülemezler. 3,4 milyar yıl öncesine ait kayalardan elde edilen jeokimyasal izler yaşamın birer kanıtı olarak düşünüldüler ise de bu ifadeler eleştirmenler tarafından iyice incelenmemiştir.[32][33] Yeryüzündeki yaşamın kökenleri Biyologlar, birbirinden farklı ve ayrı iki veya daha fazla soyun, tüm canlı organizmalar için ortak olan birçok kompleks biyokimyasal mekanizmaları oluşturabilecek kadar birbirinden bağımsız gelişmiş olabileceği ihtimalinin neredeyse imkansız olduğunu düşündükleri için günümüz yaşayan tüm canlı organizmaların kökenini bir tek ortak ataya, nitekim son evrensel ataya dayandırırlar.[35][36] Daha önce de belirtildiği gibi, haklarında fosil kanıtlara sahip olduğumuz en eski organizmalar sayılan bu bakteriler, halihazırda doğrudan cansız maddelerden ortaya çıkamayacak kadar kompleks hücrelere sahiptirler.[37] Erken dönem organizmalara dair fosil ya da jeokimyasal kanıtların eksikliği, iki ana grupta toplanabilecek farklı hipotezler için geniş yer bırakır: 1) yaşam yeryüzünde kendiliğinden ortaya çıktı veya 2) yaşam evrenin başka bir yerinde filizlendi. Yeryüzünde yaşamın başka bir yerde oluşup geliştiği fikri en az M.Ö. 5. yüzyıla kadar dayanır.[38] 20. yüzyılda ise bu fikir fiziksel kimyager Svante Arrhenius,[39] astrofizikçi Fred Hoyle ve Chandra Wickramasinghe [40] ile moleküler biyolog Francis Crick ve kimyager Leslie Orgel [41] tarafından dile getirilmiştir. “Yaşam başka bir yerde filizlendi” hipotezinin üç temel versiyonu bulunmaktadır: Yaşam, Güneş Sistemimizin herhangi bir yerine meydana gelen büyük bir meteor çarpışması sonucu uzaya dağılan göktaşı parçaları aracılığıyla Dünya’ya geldi, ki böyle bir olasılıkta tek güvenilir yaşam kaynağı sadece Mars olabilir,[42] veya uzaylıların yanlarında getirdikleri mikro organizmaların istek dışı kontaminasyona uğrayıp bulaşması sonucu yaşamın Dünyaya gelmiş olması[43] ya da yaşamın Dünya'ya Güneş sistemi dışından bir yerden doğal olan yollardan gelmiş olması. Deneyler, bazı mikro organizmaların uzaya fırlatıldıklarında bu şoku atlatabildiğini ve hayatta kalabildiklerini, bazılarının ise radyasyona maruz kaldıklarında birkaç gün sağ kalabildiklerini göstermiştir. Buna rağmen, bu mikro organizmaların uzay boşluğunda daha uzun bir süre için yaşayabileceklerine dair bir kanıt bulunmamaktadır. Bilim adamları, yaşamın Mars'ta bağımsız bir şekilde oluşup buraya geldiği ya da galaksimizdeki başka bir gezegende oluşup geldiği konusunda ikiye ayrılmış görünmekte.[44] Yaşam yeryüzünde bağımsız olarak ortaya çıktı Dünyadaki hayat karbon ve suya dayanır. Karbon, karmaşık kimyasallar için sağlam bir yapı sunar ve çevreden, özellikle karbondioksitten kolayca çıkarılarak elde edilebilir. Hemen hemen benzer kimyasal özelliklere sahip olan başka bir element silikon olup daha az kararlı yapılar oluşturur ve bileşiklerinin büyük çoğunluğu katı formda olduğu için çıkarılıp elde edilmesi organizmalar için daha zordur. Su mükemmel bir çözücü madde olup çok yararlı olan iki kullanış özelliği vardır: su yüzeyini kaplayan buz parçaları, bu buz tabakasının altında yaşayan deniz canlılarının kış mevsiminde hayatta kalmalarına olanak sağlar ve su moleküllerinin uçları, diğer çözücülerden daha geniş yelpazede bileşikler oluşturabilmesini sağlayan pozitif ve negatif elektrik yüklerine sahiptir. Amonyak gibi diğer iyi çözücüler, hayatın devamlılığını sağlayan kimyasal tepkimelerin ancak çok yavaş gerçekleştiği sıcaklık seviyelerinde sıvı halde bulunurlar ve suyun diğer avantajlarından yoksundurlar.[45] Farklı bir alternatif biyokimyaya dayalı organizmalar belki diğer gezegenlerde mevcut olabilirler.[46] Yaşamın herhangi bir yardım olmadan cansız maddelerden nasıl ortaya çıkmış olabileceğine dair araştırmalar, olası üç başlangıç noktasından yola çıkmaktadır: kendi kendini üretim, bir organizmanın kendisine çok benzer olan döller oluşturması; metabolizma, beslenme ve kendi kendini onarma yeteneği; ile hücrenin dış kısmında bulunan, besin maddelerinin girmesine, atık maddelerin çıkmasına izin verip istenmeyen maddeleri de önleyen hücre zarı.[47] Abiyogenez ile ilgili araştırmaların bu konuda hala alması gereken çok yol olduğu gibi teorik ve ampirik yaklaşımlar henüz yeni yeni birbirleriyle iletişime geçmiştir.[48][49] Önce replikasyon: RNA dünyası Günümüz üç modern alemin en basit üyeleri bile "şifrelerini" kayıt etmek için DNA ve bu komutları okuyabilmesi, bunların yanında bakım, büyüme ve kendi kendilerini üretmek için de karmaşık bir RNA dizisi ve protein molekülleri kullanırlar. Bu sistem, doğrudan cansız maddelerden ortaya çıkamayacak kadar çok karmaşıktır.[37] Bazı RNA moleküllerinin kataliz ile hem kendi çoğalmasını hem de protein üretimini hızlandırdıklarının keşfedilmesi tamamen RNA’ya dayalı ilk yaşam şekillerine dair hipotezlerin oluşmasına yol açtı.[51] Bu ribozomlar, sadece bireylerden oluşan ama türlerin henüz olmadığı, mutasyonlar ve yatay gen transferleri ile her yeni nesildeki yavru döllerin ebeveynlerinden daha farklı genomlara sahip olmasının olası olduğu bir RNA dünyasını şekillendirmiş olabilir.[52] RNA, bundan sonra daha istikrarlı olan ve bu yüzden tek bir organizmanın beceri ve yetenek yelpazesini genişleterek daha uzun genomlar oluşturabilen DNA ile yer değiştirebilecektir.[52][53][54] Ribozimler de bu şekilde, modern hücrelerin "protein deposu" olan ribozomların ana bileşeni olarak kalabilirler.[55] Kendi kendileri çoğaltabilen kısa RNA molekülleri yapay olarak laboratuvar ortamında oluşturulmuş olmasına rağmen,[56] RNA’nın doğal ve biyolojik olmayan yollardan sentezine ilişkin şüpheler de gündeme gelmiştir.[57] İlk oluşan "ribozimler", daha sonra RNA tarafından yerleri değiştirilen, PNA, TNA veya GNA gibi daha basit nükleik asitlerden oluşmuş olabilirler.[58][59] 2003 yılında, gözenekli metal sülfür çökeltilerinin yaklaşık 100 °C (212 °F) sıcaklıkta RNA sentezini ve hidrotermal bacalardaki okyanus altı basıncı destekleyeceği öne sürülmüştür. Bu hipoteze göre, en son ortaya çıkan ana hücre bileşeni lipit hücre zarı olup o zamana kadar ilkel ön hücreler de gözenekler içinde kapatılmıştır.[60] Önce metabolizma: Demir-kükürt dünyası 1997’de başlatılan bir dizi deneyler, karbonmonoksit ve hidrojen sülfür gibi inorganik maddelerden proteinlerin oluşması sırasındaki erken evrelerin, demir disülfür ve nikel sülfürün katalizörlüğünde oluşabileceğini göstermiştir. Gerçi bu işlemin bir adımı, 250 °C (482 °F) bir sıcaklığa ve yer altında 7 km. derinlikteki eşdeğer bir basınca ihtiyaç duysa da, birçok adımları yaklaşık 100 °C (212 °F) sıcaklığa ve daha ılımlı bir basınca ihtiyaç duyar. Bundan nedenle, kendi devamını sağlayan protein sentezlerinin hidrotermal bacaların yakınlarında meydana gelmiş olduğu öne sürülmektedir.[61] Önce hücre zarı: Lipit Dünyası Hücrelerin dış zarlarını şekillendiren çift katlı lipit balonların, hücre oluşumunda başlangıç için önemli bir adım olabileceği öne sürülmüştür.[62] İlk dönem Dünya şartlarını simüle eden deneylerde lipit oluşumlarının gözlemlendiği, bu oluşumların çift katlı balonlar meydana getirerek kendiliğinden lipozom oluşturmaya başladıkları ve ardından kendi kendilerine çoğaltıkları bildirilmiştir. Her ne kadar, bu oluşumlar nükleik asitler gibi özünde bilgi taşıyıcıları olmasa da, uzun ömürlülük ve üremeye dair doğal seçilimin ilgi alanına girebilirler. RNA gibi nükleik asitler, lipozomlar içinde lipozom dışında olduğundan daha kolay bir biçimde şekillenebilirler.[63] Kaynaklar: ^ Douglas Futuyma (2005). Evolution. Sunderland, Massachusetts: Sinuer Associates, Inc. ISBN 0-87893-187-2. ^ Nisbet, E.G., and Fowler, C.M.R. (December 7, 1999). "Archaean metabolic evolution of microbial mats". Proceedings of the Royal Society: Biology 266 (1436): 2375. DOI:10.1098/rspb.1999.0934. PMC 1690475. PMID 0. - abstract with link to free full content (PDF) ^ Annabar 2007 doi 10.1126/science.1140325 ^ Knoll, Andrew H.; Javaux, E.J, Hewitt, D. and Cohen, P. (2006). "Eukaryotic organisms in Proterozoic oceans". Philosophical Transactions of the Royal Society of London, Part B 361 (1470): 1023–38. DOI:10.1098/rstb.2006.1843. PMC 1578724. PMID 16754612. ^ Bonner, J.T. (1998) The origins of multicellularity. Integr. Biol. 1, 27–36 ^ "The oldest fossils reveal evolution of non-vascular plants by the middle to late Ordovician Period (~450-440 m.y.a.) on the basis of fossil spores" Transition of plants to land ^ Algeo, T.J.; Scheckler, S. E. (1998). "Terrestrial-marine teleconnections in the Devonian: links between the evolution of land plants, weathering processes, and marine anoxic events". Philosophical Transactions of the Royal Society B: Biological Sciences 353 (1365): 113–130. DOI:10.1098/rstb.1998.0195. ^ Metazoa: Fossil Record http://www.ucmp.berkeley.edu/phyla/metazoafr.html ^ Shu ve diğ. (November 4, 1999). "Lower Cambrian vertebrates from south China". Nature 402 (6757): 42–46. Bibcode 1999Natur.402...42S. DOI:10.1038/46965. ^ Hoyt, Donald F., 1997 Synapsid Reptiles ^ Barry, Patrick L. The Great Dying, Science@NASA, Science and Technology Directorate, Marshall Space Flight Center, NASA, January 28, 2002 ^ Tanner LH, Lucas SG & Chapman MG (2004). "Assessing the record and causes of Late Triassic extinctions" (PDF). Earth-Science Reviews 65 (1–2): 103–139. Bibcode 2004ESRv...65..103T. DOI:10.1016/S0012-8252(03)00082-5. October 25, 2007 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 2007-10-22. ^ Benton, M.J. (2004). Vertebrate Paleontology. Blackwell Publishers. ss. xii-452. ISBN 0-632-05614-2. ^ Amniota - Palaeos ^ Fastovsky DE, Sheehan PM (2005). "The extinction of the dinosaurs in North America". GSA Today 15 (3): 4–10. DOI:10.1130/1052-5173(2005)015<4:TEOTDI>2.0.CO;2. Erişim tarihi: 2007-05-18. ^ Dinosaur Extinction Spurred Rise of Modern Mammals News.nationalgeographic.com accessdate 2009-03-08 ^ Van Valkenburgh, B. (1999). "Major patterns in the history of carnivorous mammals". Annual Review of Earth and Planetary Sciences 26: 463–493. Bibcode 1999AREPS..27..463V. DOI:10.1146/annurev.earth.27.1.463. ^ Dalrymple, G.B. (1991). The Age of the Earth. California: Stanford University Press. ISBN 0-8047-1569-6. ^ Galimov, E.M. and Krivtsov, A.M. (December 2005). "Origin of the Earth-Moon System". J. Earth Syst. Sci. 114 (6): 593–600. Bibcode 2005JESS..114..593G. DOI:10.1007/BF02715942. [1] ^ Dalrymple, G.B. (2001). "The age of the Earth in the twentieth century: a problem (mostly) solved". Geological Society, London, Special Publications 190 (1): 205–221. DOI:10.1144/GSL.SP.2001.190.01.14. Erişim tarihi: 2007-09-20. ^ Cohen, B.A., Swindle, T.D. and Kring, D.A. (December 2000). "Support for the Lunar Cataclysm Hypothesis from Lunar Meteorite Impact Melt Ages". Science 290 (5497): 1754–1756. Bibcode 2000Sci...290.1754C. DOI:10.1126/science.290.5497.1754. PMID 11099411. Erişim tarihi: 2008-08-31. ^ Cavosie, A.J., Valley, J.W., Wilde, S. A. and the Edinburgh Ion Microprobe Facility (July 15, 2005). "Magmatic δ18O in 4400-3900 Ma detrital zircons: A record of the alteration and recycling of crust in the Early Archean". Earth and Planetary Science Letters 235 (3–4): 663–681. Bibcode 2005E&PSL.235..663C. DOI:10.1016/j.epsl.2005.04.028. ^ Cohen, B.A., Swindle, T.D. and Kring, D.A. (December 2000). "Support for the Lunar Cataclysm Hypothesis from Lunar Meteorite Impact Melt Ages". Science 290 (5497): 1754–1756. ^ Britt, R.R. (2002-07-24). "Evidence for Ancient Bombardment of Earth". Space.com. Retrieved 2006-04-15. ^ Valley, J.W., Peck, W.H., King, E.M. and Wilde, S.A. (April 2002). "A cool early Earth" (PDF). Geology 30 (4): 351–354. Bibcode 2002Geo....30..351V. DOI:10.1130/0091-7613(2002)030<0351:ACEE>2.0.CO;2. Erişim tarihi: 2008-09-13. ^ Dauphas, N., Robert, F. and Marty, B. (December 2000). "The Late Asteroidal and Cometary Bombardment of Earth as Recorded in Water Deuterium to Protium Ratio". Icarus 148 (2): 508–512. Bibcode 2000Icar..148..508D. DOI:10.1006/icar.2000.6489. ^ Brasier, M., McLoughlin, N., Green, O. and Wacey, D. (June 2006). "A fresh look at the fossil evidence for early Archaean cellular life" (PDF). Philosophical Transactions of the Royal Society: Biology 361 (1470): 887–902. ^ * Schopf, J. W. (April 1993). "Microfossils of the Early Archean Apex Chert: New Evidence of the Antiquity of Life". Science 260 (5108): 640–646. Bibcode 1993Sci...260..640S. DOI:10.1126/science.260.5108.640. PMID 11539831. Erişim tarihi: 2008-08-30. * Altermann, W. and Kazmierczak, J. (2003). "Archean microfossils: a reappraisal of early life on Earth". Res Microbiol 154 (9): 611–7. DOI:10.1016/j.resmic.2003.08.006. PMID 14596897. ^ Mojzsis, S.J., Arrhenius, G., McKeegan, K.D., Harrison, T.M., Nutman, A.P. and Friend, C.R.L. (November 1996). "Evidence for life on Earth before 3,800 million years ago". Nature 384 (6604): 55–59. Bibcode 1996Natur.384...55M. DOI:10.1038/384055a0. PMID 8900275. Erişim tarihi: 2008-08-30. ^ Grotzinger, J.P. and Rothman, D.H. (1996). "An abiotic model for stomatolite morphogenesis". Nature 383 (6599): 423–425. Bibcode 1996Natur.383..423G. DOI:10.1038/383423a0. ^ * Fedo, C.M. and Whitehouse, M.J. (May 2002). "Metasomatic Origin of Quartz-Pyroxene Rock, Akilia, Greenland, and Implications for Earth's Earliest Life". Science 296 (5572): 1448–1452. Bibcode 2002Sci...296.1448F. DOI:10.1126/science.1070336. PMID 12029129. Erişim tarihi: 2008-08-30. * Lepland, A., van Zuilen, M.A., Arrhenius, G., Whitehouse, M.J. and Fedo, C.M. (January 2005). "Questioning the evidence for Earth's earliest life — Akilia revisited". Geology 33 (1): 77–79. Bibcode 2005Geo....33...77L. DOI:10.1130/G20890.1. Erişim tarihi: 2008-08-30. ^ Brasier, M., McLoughlin, N., Green, O. and Wacey, D. (June 2006). "A fresh look at the fossil evidence for early Archaean cellular life" (PDF). Philosophical Transactions of the Royal Society: Biology 361 (1470): 887–902. DOI:10.1098/rstb.2006.1835. PMC 1578727. PMID 16754605. Erişim tarihi: 2008-08-30. ^ Schopf, J. (2006). "Fossil evidence of Archaean life". Philosophical Transactions of the Royal Society of London: B Biological Sciences 361 (1470): 869–85. DOI:10.1098/rstb.2006.1834. PMC 1578735. PMID 16754604. ^ Ciccarelli, F.D., Doerks, T., von Mering, C., Creevey, C.J. ve diğ. (2006). "Toward automatic reconstruction of a highly resolved tree of life". Science 311 (5765): 1283–7. Bibcode 2006Sci...311.1283C. DOI:10.1126/science.1123061. PMID 16513982. ^ Mason, S.F. (1984). "Origins of biomolecular handedness". Nature 311 (5981): 19–23. Bibcode 1984Natur.311...19M. DOI:10.1038/311019a0. PMID 6472461. ^ Orgel, L.E. (October 1994). "The origin of life on the earth" (PDF). Scientific American 271 (4): 76–83. DOI:10.1038/scientificamerican1094-76. PMID 7524147. Erişim tarihi: 2008-08-30. Also available as a web page ^ a b Cowen, R. (2000). History of Life (3rd ed.). Blackwell Science. p. 6. ISBN 0632044446. ^ O'Leary, M.R. (2008). Anaxagoras and the Origin of Panspermia Theory. iUniverse, Inc..ISBN 0595495966. ^ Arrhenius, S. (1903). "The Propagation of Life in Space". Die Umschau volume=7. Reprinted in Goldsmith, D.,, haz. The Quest for Extraterrestrial Life. University Science Books. ISBN 0198557043. ^ Hoyle, F. and Wickramasinghe, C. (1979). "On the Nature of Interstellar Grains". Astrophysics and Space Science 66: 77–90. Bibcode 1979Ap&SS..66...77H. DOI:10.1007/BF00648361. ^ Crick, F; Orgel, L.E. (1973). "Directed Panspermia". Icarus 19 (3): 341–348. Bibcode 1973Icar...19..341C. DOI:10.1016/0019-1035(73)90110-3. ^ Warmflash, D. and Weiss, B. (November 2005). "Did Life Come From Another World?". Scientific American: 64–71. Erişim tarihi: 2008-09-02. ^ Crick, F; Orgel, L.E. (1973). "Directed Panspermia". Icarus 19 (3): 341–348. Bibcode 1973Icar...19..341C. doi: .10.1016/0019-1035(73)90110-3. ^ Warmflash, D. and Weiss, B. (November 2005). "Did Life Come From Another World?". Scientific American: 64–71. Retrieved 2008-09-02. ^ Bennett, J. O. (2008). "What is life?". Beyond UFOs: The Search for Extraterrestrial Life and Its Astonishing Implications for Our Future. Princeton University Press. pp. 82–85. ISBN 0691135495. Retrieved 2009-01-11. ^ Schulze-Makuch, D., Irwin, L. N. (April 2006). "The prospect of alien life in exotic forms on other worlds". Naturwissenschaften 93 (4): 155–72. Bibcode 2006NW.....93..155S. DOI:10.1007/s00114-005-0078-6. PMID 16525788. ^ Peretó, J. (2005). "Controversies on the origin of life" (PDF). Int. Microbiol. 8 (1): 23–31. PMID 15906258. Erişim tarihi: 2007-10-07. ^ Szathmáry, E. (February 2005). "Life: In search of the simplest cell". Nature 433 (7025): 469–470. Bibcode 2005Natur.433..469S. DOI:10.1038/433469a. PMID 15690023. Erişim tarihi: 2008-09-01. ^ Luisi, P. L., Ferri, F. and Stano, P. (2006). "Approaches to semi-synthetic minimal cells: a review". Naturwissenschaften 93 (1): 1–13. Bibcode 2006NW.....93....1L. DOI:10.1007/s00114-005-0056-z. PMID 16292523. ^ Cowen, R. (2000). History of Life (3rd ed.). Blackwell Science. p. 6. ISBN 0632044446. ^ Joyce, G.F. (2002). "The antiquity of RNA-based evolution". Nature 418 (6894): 214–21. DOI:10.1038/418214a. PMID 12110897. ^ a b Hoenigsberg, H. (December 2003)). "Evolution without speciation but with selection: LUCA, the Last Universal Common Ancestor in Gilbert's RNA world". Genetic and Molecular Research 2 (4): 366–375. PMID 15011140. Erişim tarihi: 2008-08-30.(also available as PDF) ^ Trevors, J. T. and Abel, D. L. (2004). "Chance and necessity do not explain the origin of life". Cell Biol. Int. 28 (11): 729–39. DOI:10.1016/j.cellbi.2004.06.006. PMID 15563395. ^ Forterre, P., Benachenhou-Lahfa, N., Confalonieri, F., Duguet, M., Elie, C. and Labedan, B. (1992). "The nature of the last universal ancestor and the root of the tree of life, still open questions". BioSystems 28 (1–3): 15–32. DOI:10.1016/0303-2647(92)90004-I. PMID 1337989. ^ Cech, T.R. (August 2000). "The ribosome is a ribozyme". Science 289 (5481): 878–9. DOI:10.1126/science.289.5481.878. PMID 10960319. Erişim tarihi: 2008-09-01. ^ Johnston, W. K. ve diğ. (2001). "RNA-Catalyzed RNA Polymerization: Accurate and General RNA-Templated Primer Extension". Science 292 (5520): 1319–1325. Bibcode 2001Sci...292.1319J. DOI:10.1126/science.1060786. PMID 11358999. ^^ Orgel, L. (November 2000). "Origin of life. A simpler nucleic acid". Science 290 (5495): 1306–7. DOI:10.1126/science.290.5495.1306. PMID 11185405. Levy, M. and Miller, S.L. (July 1998). "The stability of the RNA bases: Implications for the origin of life". Proc. Natl. Acad. Sci. U.S.A. 95 (14): 7933–8. Bibcode 1998PNAS...95.7933L. DOI:10.1073/pnas.95.14.7933. PMC 20907. PMID 9653118. Larralde, R., Robertson, M. P. and Miller, S. L. (August 1995). "Rates of decomposition of ribose and other sugars: implications for chemical evolution". Proc. Natl. Acad. Sci. U.S.A. 92 (18): 8158–60. Bibcode 1995PNAS...92.8158L. DOI:10.1073/pnas.92.18.8158. PMC 41115. PMID 7667262. Lindahl, T. (April 1993). "Instability and decay of the primary structure of DNA". Nature 362 (6422): 709–15. Bibcode 1993Natur.362..709L. DOI:10.1038/362709a0. PMID 8469282. ^ Nelson, K.E., Levy, M., and Miller, S.L. (April 2000). "Peptide nucleic acids rather than RNA may have been the first genetic molecule". Proc. Natl. Acad. Sci. U.S.A. 97 (8): 3868–71. Bibcode 2000PNAS...97.3868N. DOI:10.1073/pnas.97.8.3868. PMC 18108. PMID 10760258. ^ Martin, W. and Russell, M.J. (2003). "On the origins of cells: a hypothesis for the evolutionary transitions from abiotic geochemistry to chemoautotrophic prokaryotes, and from prokaryotes to nucleated cells". Philosophical Transactions of the Royal Society: Biological 358 (1429): 59–85. DOI:10.1098/rstb.2002.1183. PMC 1693102. PMID 12594918. ^ Wächtershäuser, G. (August 2000). "Origin of life. Life as we don't know it". Science 289 (5483): 1307–8. DOI:10.1126/science.289.5483.1307. PMID 10979855. ^ Trevors, J.T. and Psenner, R. (2001). "From self-assembly of life to present-day bacteria: a possible role for nanocells". FEMS Microbiol. Rev. 25 (5): 573–82. DOI:10.1111/j.1574-6976.2001.tb00592.x. PMID 11742692. ^ Segré, D., Ben-Eli, D., Deamer, D. and Lancet, D. (February–April 2001). "The Lipid World" (PDF). Origins of Life and Evolution of Biospheres 2001 31 (1–2): 119–45. DOI:10.1023/A:1006746807104. PMID 11296516. Erişim tarihi: 2008-09-01.

http://www.biyologlar.com/yasamin-evrimi

Sibirya kaplanı Bilimsel adı: Panthera dicle altaica

Sibirya kaplanı Bilimsel adı: Panthera dicle altaica

Amur kaplanı olarak da bilinen Sibirya kaplanı (Panthera dicle altaica), kaplan alttürlerinin en büyüğüdür. Sibirya Kaplanı - Panthera dicle altaica. Fotoğraf © China Photos / Getty Images.

http://www.biyologlar.com/sibirya-kaplani-bilimsel-adi-panthera-dicle-altaica

Genetiği değiştirilmiş insanlığa bir adım daha yaklaşıldı

Genetiği değiştirilmiş insanlığa bir adım daha yaklaşıldı

Yeni bir çalışma, editlenen spermin DNA'sının yumurta DNA'sı kullanılarak tamiriyle ölümcül bir mutasyonu silmeyi başardı. Ailelerin çocuklarını tasarlaması mümkün mü, mümkünse tehlikeli mi?

http://www.biyologlar.com/genetigi-degistirilmis-insanliga-bir-adim-daha-yaklasildi

Apoptoz Nedir ? Hücreler neden apoptoz geçirir ? Apoptoa Aşamaları Nelerdir ?

Apoptoz Nedir ? Hücreler neden apoptoz geçirir ? Apoptoa Aşamaları Nelerdir ?

APOPTOZ NEDİR? Apoptoz veya programlanmış hücre ölümü, vücutta doğal olarak meydana gelen bir süreçtir. Ve bu süreçlerin düzenlenmesinde önemli rol oynar. Bu tip hücre ölümü DNA’nın bir ya da daha fazla nükleozom parçalarına ayrılması, kromatin yoğunlaşması ve çekirdek parçalanması gibi özel şekilsel değişikliklerle karakterizedir. Normal şartlarda apoptoz, vücudun her bir parçasının içerik ve büyüklüğünün fizyolojik gereksinimlerin belirlediği sınırlar içinde kalmasını sağlar. Apoptozun başlanması ve baskılanması karmaşık bir düzenleyici sinyal ağı tarafından kontrol edilir. HÜCRELER NEDEN APOPTOZ GEÇİRİR? Hücrelerin kendilerini imha etmesini gerektirecek birkaç örnek vardır. Örneğin; reglin doğal sürecide dahil dokunun uterustan temizlenmesi gerekir. APOPTOZ GEÇİREN HÜCRELERDEKİ BİYOKİMYASAL DEĞİŞİKLİKLER Kromatin değişikliklerinin başlamasından kısa süre önce, hücresel aktivitelerde ve sinyal iletiminde yaygın olarak kullanılan kalsiyumun sitoplazma içi miktarında hafif artma görülür. Bu artış bazı sessiz enzimleri aktive ederek bazı yapısal değişikliklere yol açar. Kalsiyuma bağlı endonükleaz ve transglutaminaz sessiz enzimler arasındadır. Bazı hücrelerde ise, apoptozun geç döneminde kalsiyum artışı olması kalsiyumun apoptozun değişik dönemlerinde farklı roller üstlenebildiğini düşündürmektedir. Çekirdek değişikliklerine endojen kalsiyum magnezyum bağımlı nükleazların aktivasyonu neden olur. Bu nükleazlar bazı hücrelerde sürekli olarak bulunurken bazılarında apoptozdan önce görülür. Nükleozomlar arasında   kromatini bölerler ve apoptotik hücre DNA’sı hepsinin uzunluğu 180-200 çifti ve katları olan parçalara ayrılır. Bu parçalar agaroz elektroforezde apoptoza özgü merdiven görünümü oluştururlar. Apoptozun belirgin yapısal özelliği olan sitoplazmik yoğunlaşmanın mekanizması bilinmemektedir. Bunun sonucunda önce hücre yüzeyinde çıkıntılar, sonra hücre içeriğini ayıran apoptotik cisimler oluşur. APOPTOZ SIRASINDA NE OLUR? Apoptoz uyarısı olan hücre bir hazırlık döneminden geçer. Geriye dönüşümlü olan bu dönemde hücrelerin sitoplazmasında bazı genlerin uyardığı m-RNA ve protein yapımı olduğu görülür. Protein yapımını önleyen ajanlar apoptozisi önlemektedir. Apoptozis sırasında değişmez şekilde ortaya öıkan metabolik bir olay dizisi bulunmaz. Aktif RNA ve protein sentezine duyulan gereksinim hücre tipine ve apoptotik uyarının türüne bağlıdır. Bu durum hemen bütün hücrelerde fizyolojik hücre ölümünü baskılayan ya da başlatan düzenleyici proteinlerin bulunması ile açıklanabilir. Belli bir hücre tipinde baskılayıcıların ve başlatıcıların göreceli yıkım hızları apoptozu başlatan veya durduran RNA ve prtein sentezinin durup durmayacağını belirler. Sonuç olarak, hücre boyutu azalma geçirir. Hücresel bileşenler ve organeller yıkılır ve yoğunlaşır. Kabarcık şekilli toplar denilen şekiller hücrenin yüzeyindedir. Hücre daha küçük parçalara ayrılır. Bu parçalar hücrede bulunur. Apoptotik cisimcikler tarafından parçalanır ve fagosite edilir. APOPTOZUN AŞAMALARI Apoptoz hücrenin kendini yok etmek için bir takım metabolik ve fizyolojik işlemleri devreye soktuğu bir olaydır. Apoptoz uyarısı alan hücre bulunduğu ortamdan uzaklaşır, komşu hücrelerle bağlantısını koparır ve büzüşür, kromatini yoğunlaşır piknotik bir görünüm alır. DNA’sı nükleozomlarından kesilir jel elektroforezinde tipik merdiven bant görünümü alır . ancak hücre organelleri yapısal bütünlükleri korur. Hücre zarı yapısında bulunan fosfotidil serin hücre zarının iç halinde kopar, apoptotik cisimcikler ayrılır. Apoptotik cisimcikler maktofaj tarafından tanınır ve fagosite edilir, ancak enflamasyon görülmez. APOPTOZ VE KANSER Hücrelerin normal apoptotik süreçten kaçmalarını sağlayan bir özellik kazanmaları hemen bütün kanser hücrelerinde gözlenen bir özelliktir. Tümör hücreleri veya antiapoptotik proteinlerin aşırı yapımıyla ya da proapoptotik proteinlerin yapımlarının ya da etkilerinin azalmasıyla apoptoza dirençli bir nitelik kazanırlar. Örneğin, foliküler B hücreli lenfomada kromozomal bir yer değiştirme sonucu Bcl-2 proteinin yapımı artmaktadır. P53 yoluyla başlatılan apoptoz yolundaki proteinlerin yapımları ya da işlevlerindeki bozuklukların insanlardaki kanserlerin nerdeyse yarısında etkili olduğu gösterilmiştir. 7 Apaf-1’in metastatik melanom hücrelerinde yapının olmadığı gösterilmiştir. Bazı kanser türlerinde ölüm reseptörlerinden biri olan CD95’in yapımının azaldığı bulunmuştur. Kanserleşme ve apoptoz düzenlenmesinin bozulması arasındaki ilişki kemoterapötiklere ya da radyasyona direnç oluşturarak da klinik tıbbı ilgilendiren sonuçlara yol açabilmektedir. AIDS, Alzheimer , Parkinson, insüline bağlı tip diyabet, hepatit C ve miyokard enfarktüsü gibi hastalıklarda apoptoz hızlanırken, otoimmün hastalıklar ve kanserlerde apoptoz yavaşlar. APOPTOZ ÖNLEYİCİLERİ Apoptotik olayı dengede tutan çok değişik apoptoz baskılayıcıları belirlenmiştir. Baslılayıcılarım bir kısmı normalde genomda bulunan genlerdir. Büyüme faktörleri apoptozu önleyici işlev görmektedir. Bir diğer grup viral kaynaklıdır. Virüs enfeksiyonların hücrede apoptoza neden olur. Bu viral hücresel proteinin apoptoz sırasında kaspazlar tarafından parçalandığı gösterilniştir. Çekirdek larninlerinin parçalanmasının çekirdek büzülmesi ve tomurcuklanmaya, hücre iskelet proteinlerinin parçalanmasının tüm hücre şeklinin kaybına neden olduğu, PAK2’nn kazpaz tarafından parçalanmasının apoptotik hücrede aktif kabarcık oluşturduğu gösterilmiştir. Kaynaklar: http://www.klinikgelisim.org.tr/kg22_3/4.pdf http://www.journalagent.com/terh/pdfs/TERH_14_1_1_20.pdf http://cu.dergipark.gov.tr/download/article-file/25371 http://www.iiste.org/Journals/index.php/JSTR/article/viewFile/27984/28728 Derleyen: Merve Erman

http://www.biyologlar.com/apoptoz-nedir-hucreler-neden-apoptoz-gecirir-apoptoa-asamalari-nelerdir-


Kuş Tüylerinin Karmaşık Desenleri Nasıl Oluşuyor?

Kuş Tüylerinin Karmaşık Desenleri Nasıl Oluşuyor?

Kuşların tüyleri, hayvanların sahip olduğu ve çıplak gözle görülebilen özellikler arasında en çarpıcı şekilde değişkenlik gösterenlerden biridir. Telif: Ismael Galvan

http://www.biyologlar.com/kus-tuylerinin-karmasik-desenleri-nasil-olusuyor

Turnalar Uydudan Anbean Takip Ediliyor…

Turnalar Uydudan Anbean Takip Ediliyor…

Orman ve Su İşleri Bakanlığı Doğa Koruma ve Milli Parklar (DKMP) Genel Müdürlüğü, Bakanımız Prof. Dr. Veysel Eroğlu’nun talimatıyla hazırlanan “Ulusal Turna Eylem Planı” kapsamında turnaları takip ediyor.

http://www.biyologlar.com/turnalar-uydudan-anbean-takip-ediliyor


Genç kalpten alınarak enjekte edilen kök hücreler yaşlı kalbi gençleştirdi

Genç kalpten alınarak enjekte edilen kök hücreler yaşlı kalbi gençleştirdi

Cedars-Sinai Kalp Enstitüsü tarafından yapılan yeni bir araştırma, genç farelerden alınan kök hücrelerin yaşlı farelerin kalplerine enjekte edildiğinde gençlik enerjisi sağladığını ortaya çıkardı.

http://www.biyologlar.com/genc-kalpten-alinarak-enjekte-edilen-kok-hucreler-yasli-kalbi-genclestirdi

Canlı Hayatının Kimyası

Canlı Hayatının Kimyası

Hayvanlar, tüm yaşam biçimleri gibi kimyasal bileşiklerden oluşur ve bu bileşiklere bağımlıdırlar. Yaşamın kimyasını anlamak için öncelikle genel kimyanın temellerini anlamamız gerekir. Başlangıç için bazı tanımlamalar şunlardır: Photo © Hero Images / Getty Images.

http://www.biyologlar.com/canli-hayatinin-kimyasi

Dinozorlar Çağından Kalan İlk Çiçek Tohumları Keşfedildi

Dinozorlar Çağından Kalan İlk Çiçek Tohumları Keşfedildi

SRXTM taramaları kullanılarak oluşturulan Kretase dönemine ait çiçekli bitkilerin meyveleri ve tohumları. F: Else Marie Friis

http://www.biyologlar.com/dinozorlar-cagindan-kalan-ilk-cicek-tohumlari-kesfedildi-1

Kakao Neden Sağlığımız İçin Önemlidir?

Kakao Neden Sağlığımız İçin Önemlidir?

Bazı bakteriler bizim kadar çikolatayı seviyorlar ve tadını çıkarıyorlar. Kakaodaki molekülleri, besin kaynağı olarak kullanıyorlar ve sağlığımız için faydası sağlıyorlar.

http://www.biyologlar.com/kakao-neden-sagligimiz-icin-onemlidir

Karıncaların ilginç özellikleri

Karıncaların ilginç özellikleri

Karıncalar anatomi açısından, dirsekli duyargaları, metaplöral bezleri ve ikinci karın kısımlarının düğüm şeklinde bir petiyol ile bağlanması ile diğer böceklerden ayrılırlar.

http://www.biyologlar.com/karincalarin-ilginc-ozellikleri-1

<b class=red>Doğa</b>l Mumyalanma Nasıl Gerçekleşir?

Doğal Mumyalanma Nasıl Gerçekleşir?

Şili çöllerinde yaşamış 7000 yıllık Chinchorro kültürüne ait mumyalar. F: National Geographic

http://www.biyologlar.com/dogal-mumyalanma-nasil-gerceklesir

Sihirli Mantarın Etken Maddesi Laboratuvarda Üretildi

Sihirli Mantarın Etken Maddesi Laboratuvarda Üretildi

Almanya’nın Jena kentinde bulunan Friedrich Schiller Üniversitesi’nden bir grup araştırmacı, ilk kez olarak, sihirli mantarların etken maddesi olan “psilosibin”i laboratuvarda sentezlemeyi başardı.

http://www.biyologlar.com/sihirli-mantarin-etken-maddesi-laboratuvarda-uretildi


Probiyotikler Kolon Kanserini Tedavi Edebilir Ve Önlemeye Yardımcı Olabilirler

Probiyotikler Kolon Kanserini Tedavi Edebilir Ve Önlemeye Yardımcı Olabilirler

Yeni bir çalışma, iltihaplı bağırsak hastalığıyla ilgili kolorektal kanserin tedavisinde ve önlenmesinde probiyotiklerin potansiyelini göstermektedir.

http://www.biyologlar.com/probiyotikler-kolon-kanserini-tedavi-edebilir-ve-onlemeye-yardimci-olabilirler


Amfibiler Neden  Yok Oluyor?

Amfibiler Neden Yok Oluyor?

Son yıllarda, bilim adamları ve Doğa koruma uzmanları, amfibi popülasyonlarında küresel bir azalma olduğu konusunda halkı bilinçlendirmek için çalışmalar yapıyor. Red-eyed tree frog. Photo © Alvaro Pantoja / ShutterStock

http://www.biyologlar.com/amfibiler-neden-yok-oluyor

Bitkilerin ve insan beyinlerinin gelişimi aynı prensiplere dayanıyor

Bitkilerin ve insan beyinlerinin gelişimi aynı prensiplere dayanıyor

Salk Enstitüsü’nden biliminsanları, bitkilerin sürgün verme biçimini ortaya koyan matematiksel formüllerin, beyinlerimizdeki sinir hücrelerinin bağlantılarını nasıl oluşturduğunu ortaya koyan formüllerle çok benzediğini keşfetti.

http://www.biyologlar.com/bitkilerin-ve-insan-beyinlerinin-gelisimi-ayni-prensiplere-dayaniyor

CRISPR-Cas9 Tekniğiyle Yapılan 7 Muhteşem Şey

CRISPR-Cas9 Tekniğiyle Yapılan 7 Muhteşem Şey

Vücudunuzda sizi rahatsız bir rahatsızlık varsa veya bir özelliğinizin çocuğunuza geçmenizden korkuyorsanız CRISPR-Cas9 tekniğini mutlaka öğrenmelisiniz.

http://www.biyologlar.com/crispr-cas9-teknigiyle-yapilan-7-muhtesem-sey

Türler ve Türlerdeki Geometri

Türler ve Türlerdeki Geometri

Neden bir farenin yaşamı boyunca atan kalp atışlarının sayısı bir filinkiyle neredeyse aynıdır? Farenin yaklaşık 1 yıl yaşamaya; filin ise 70 kere kış mevsimi görüp geçirmesine yeten bir ömrü olmasına rağmen?

http://www.biyologlar.com/turler-ve-turlerdeki-geometri

Bebekler güneşten nasıl korunmalıdır?

Bebekler güneşten nasıl korunmalıdır?

Güneş ışınlarının insan sağlığında önemli sorunlar oluşturabileceğini belirten Türk Dermatoloji Derneği üyesi Prof. Dr. Sibel Ersoy Evans, özellikle bebeklerin ve çocukların güneşten korunması gerektiğini söyledi.

http://www.biyologlar.com/bebekler-gunesten-nasil-korunmalidir

Biyolojide Mutajen Ne Anlama Gelir ? Mutajen Nedir ?

Biyolojide Mutajen Ne Anlama Gelir ? Mutajen Nedir ?

ABD Sağlık ve İnsan Kaynakları Departmanına göre, sigara dumanı otuzdan fazla kanserojen tipini içeriyor. Image: Science Picture Co./Corbis

http://www.biyologlar.com/biyolojide-mutajen-ne-anlama-gelir-mutajen-nedir-

AstraZeneca “Solunum Ormanı” kuruyor

AstraZeneca “Solunum Ormanı” kuruyor

Astım ve KOAH tedavisinde 15 yılı geride bırakan AstraZeneca Türkiye, Symbicort lansmanının 15’inci yılı vesilesiyle Balıkesir’de 5.500 ağaçlık bir hatıra ormanı oluşturmak için harekete geçti.

http://www.biyologlar.com/astrazeneca-solunum-ormani-kuruyor

Adaptasyon veya uyum

Adaptasyon veya uyum, doğal seleksiyonda (doğal seçilim) başarılı olmuş, ona sahip olan organizmayı evrimsel olarak daha uyumlu kılan bir özelliktir.[1][2]

http://www.biyologlar.com/adaptasyon-veya-uyum


Kök Hücrelere Genel Bir Bakış

Kök Hücrelere Genel Bir Bakış

Kök hücreler, bedendeki özelleşmiş hücre türlerine dönüşmek gibi benzersiz bir beceriye sahip olan hücrelerdir. İleride, hasar görmüş ya da kaybedilmiş doku ve hücrelerin yerine kullanılabilirler.

http://www.biyologlar.com/kok-hucrelere-genel-bir-bakis

Keseli karıncayiyenler (Myrmecobius fasciatus)

Keseli karıncayiyenler (Myrmecobius fasciatus)

Keseli karıncayiyen (Myrmecobius fasciatus) veya Numbat, yırtıcı keseliler (Dasyuromorphia) takımı içerisinde yalnız başına Myrmecobiidae familyasına konulan bir keseli türüdür.

http://www.biyologlar.com/keseli-karincayiyenler-myrmecobius-fasciatus

Kanser Araştırmalarında, DNA Yanlış Eşleşme Onarım Mekanizması İnceleniyor

Kanser Araştırmalarında, DNA Yanlış Eşleşme Onarım Mekanizması İnceleniyor

Kansere karşı geliştirilen tedaviler, son yıllarda bağışıklık sistemi elemanlarını güçlendirmek ve kanser hücrelerine karşı verdikleri yanıt sürelerini uzatmak üzerine geliştiriliyor. HHMI BioInteractive

http://www.biyologlar.com/kanser-arastirmalarinda-dna-yanlis-eslesme-onarim-mekanizmasi-inceleniyor

Agresif Beyin Kanseri Zika Virüsü İle Tedavi Edilebilecek

Agresif Beyin Kanseri Zika Virüsü İle Tedavi Edilebilecek

Zika virüsü geçtiğimiz yıllarda defalarca salgınlar ve oluşturduğu ciddi sağlık problemleri ile gündeme geldi. Ancak bu sefer durum biraz farklı.

http://www.biyologlar.com/agresif-beyin-kanseri-zika-virusu-ile-tedavi-edilebilecek

Memeli hayvanların özellikleri nelerdir ?

Memeli hayvanların özellikleri nelerdir ?

Memeliler sıcak­kanlı ve omurgalı canlılardır. Dişileri yeni doğan yavrularını meme bezlerinin salgıladığı sütle besler. Memelilerin derisi kıllıdır. Ama kılların sıklığı ve kapladığı yüzey büyük bir çeşitlilik gösterir.

http://www.biyologlar.com/memeli-hayvanlarin-ozellikleri-nelerdir-

Hayvanların ve bitkilerin ortak özellikleri nelerdir?

Hayvanların ve bitkilerin ortak özellikleri nelerdir?

Yer yüzündeki bütün varlıklar canlı ve cansız varlıklar olmak üzere iki büyük gruba ayrılır.

http://www.biyologlar.com/hayvanlarin-ve-bitkilerin-ortak-ozellikleri-nelerdir

Tardigrat - Tardigrade Hakkında Özel Bilgiler

Tardigrat - Tardigrade Hakkında Özel Bilgiler

Dünya'nın En Dayanıklı Hayvanı Tardigrat "Ramazzottius varieornatus" elektron mikroskop görüntüsü, Credit: Kazuharu Arakawa ve Hiroki Higashiyama

http://www.biyologlar.com/tardigrat-tardigrade-hakkinda-ozel-bilgiler

 
3WTURK CMS v6.03WTURK CMS v6.0