Biyolojiye gercekci yaklasimin tek adresi.

Arama Sonuçları..

Toplam 7 kayıt bulundu.

BİYOMİMETİK - Biyolojiden Teknolojiye Bir Ağ

Günümüzde teknoloji her geçen gün ilerlemekte ve böylece teknoloji harikası ürünler hizmetimize sunulabilmektedir. Teknoloji bu ilerlemeler neticesinde çok önemli bir gerçeği görebilme imkanı sunmuştur:canlılardaki olan teknolojiyi.Her canlının teknolojideki harika tasarımlara dahi gölgede bırakacak mühendislik harikası tasarımlara sahiptir.Bunu gören bilim adamları da artık doğayı taklit etmeye başlamışlardır.İlaç sektöründen,tıp,kimya,tekstil,inşaat sektörü ne kadar birçok sektör doğadaki tasarımlardan yararlanarak son derece gelişmiş ürünler meydana koymaktadırlar.Canlılardaki bu üstün tasarımda yeni bir dalın çıkmasına sebep olmuştur:Biyomimetik.Biyomimetik canlıların tasarımlarını detaylı olarak inceleyip bu şekildeki tasarımları taklit ederek insan hayatını mükemmelleştirebilmek için araştırmalar yapar.Böylece biyo-teknolojik materyaller,makineler yapılır ve insanlık hizmetine sunulur. İnşaat Sektörüne Çığır Açan Sistem-İSKELET SİSTEMİMİZ: Şimdi doğadan teknoloji ye aktarılan binlerce örnekten birkaçına örnek olarak değinecek olursak eğer, Hem dayanıklı hem de hafifliği ile inşaat sektörüne bir örnek insan iskeleti ve eşsiz tasarımı birçok mimaride halen daha kullanılmakta ve tercih edilmektedir mesela inşaat sektöründen bir örnek olarak Eiffel Kulesini verebiliriz.Son derece güçlü ve sağlam tasarıma sahip olan Eifel Kulesi vücudumuzda bulunan uyluk kemiğinden yola çıkılarak inşa edildi.Anatomist Herman Von Meyer uyluk kemiğindeki kafes şeklindeki iç içe girmiş çubuk sistemini keşfetti ve yapmış olduğu hesaplamalarla bir uyluk kemiğinin dik dururken tam 1 tonluk yükü taşıyabileceğini buldu.Karl Cullman adındaki bir mühendis de bunun inşaat sektöründe sağlamlığı artırabilecek bir tasarım olabileceğini anladı Eifel kulesinin de iç içe giren kafes seklindeki demir çubuklarla yapılmasının böyle dev bir inşaat için en uygun sağlamlığı sağlayacağına bu kule inşasındaki mühendisler karar vererek bu şekilde bir tasarımı uyguladılar.Bu sadece Eifel Kulesi için sınırlı değildir.Günümüzdeki birçok tasarım harikası mimari bu tasarımdan izler taşımaktadır.Bir başka örnek:Böcekler ve onları her dış etkene karşı koruyan kitin tabakası. Sanayi Sektöründeki Dev Buluş:KİTİN VE KAPLAMA: Günümüzde böceklerde bulunan kitin maddesi örnek alınarak sanayi sektöründe kullanılmaya başlanmıştır.Kitin dayanıklı,ince ve hafif dışarıdan gelen birçok darbeyi emebilecek kadar esnek ve sağlam yapıya sahiptir.Kesinlikle gerek içten gerekse dışarıdan hiçbir sızıntıya imkan vermeyecek derecede yalıtkan bir maddedir.Radyasyon,ısı farkı,kimyasal etkenler vb. bir madde için zarar verebilecek nitelikteki birçok dış etkene karşı son derece dayanıklıdır.Bunun için kitin örnek alınarak laboratuar koşularında yapılan kaplama materyalleri,sağlamlığa-dayanıklılığa-esnekliğe ve bir o kadar da hafiflik ve inceliğe ihtiyaç duyulan yerlerde kaplama olarak sanayi sektöründe kullanılmakta ve tercih edilmektedir.Bu şekildeki kaplamalarla ürünlerden daha fazla verim elde edilebilmiştir. Yunusların Deri Yapısısın Bir Deniz Altına Kazandırdıkları: Yunusların vücutları da teknolojiye örnek olmuş bir başka örnektir.Yunusların derileri sudaki hareketi kolaylaştırıp sürtünmeyi çok aza indirebilecek şekilde üstün bir tasarıma sahiptir.Yunuslar bu şekilde suyun derinliklerinde çok kolay hareket edebilmekte ama buna rağmen çok az bir enerji sarf etmektedirler.Bunu keşfeden bilim adamları da yunusların derilerindeki bu sırrı araştırmalar neticesinde tespit ederek bu ince tasarımın bir benzerini suni olarak laboratuar ortamlarında geliştirip denizatlılarının dış kaplamasında kullanmışlar ve büyük bir ölçüde yakıt tasarrufu sağlayabilmiş ve bunun yanında su altında daha rahat edebilme yeteneğine sahip olabilmişlerdir. Teknolojiyi Kıskandıran Uzvumuz:ELLERİMİZ Canlıların her biri birçok harika sistemle ve organla donatılmıştır.Bunlardan biri olan ellerimiz de aslında çok kompleks bir uzvumuzdur.Günlük hayatımızdaki birçok işte ellerimizin rolünü bir anlığına hayatımızdan çıkaralım.Muhtemelen günlük birçok işimizi yapamayacaktık.Böylece çoğu işimiz sekteye uğrayacaktı.Yazı yazabilmemizi,yemek yeyebilmemizi,saçımızı tarayabilmemizi,bir eşyaya kendine özgü olarak tutup taşıyabilmemizi ve hatta düğmelerimizi dahi ilikleyebilmemizi vb. birçok aslında alışılmış--ama detaylı incelersek teknikte çok zor olan -- bunun gibi günlük ve basit işlerimizi hiç zorlanmadan ve düşünmeden yapmaktayız.Bunu ellerimizin üstün tasarımına borçlu olduğumuzu ellerimizin harika yapısına yakından bakarak rahatlıkla görebiliriz. İnsan eli:kas,27kemik,yağ,tendon ve de son derece hassas liflerden oluşan tasarıma sahiptir.Ellerimizdeki bu sistem,birçok hassas işi veya birtakım günlük-ama bir o kadar da teknik olarak kompleks-işleri yapabilecek derecede koordineli çalışabilmektedir.Büyüklü küçüklü birçok kas,eklem,lif ve tendonlarla birçok kompleks hareket bizim için sıradan işleyişe dönüşmektedir.Ellerimizi ne kadar çok kullandığımız malum.Bir insanın hayatı boyunca ortalama 25.000.000 kez elini açıp kapadığı araştırmalar sonucunda elde edilmiş bir tespittir.Ancak buna rağmen böyle ince işleyişe sahip elimizin kaslarının,liflerinin son derece dayanıklı olabilmesi ve birçok işi--ister hassas isterse ağır--olsun rahatlıkla işin derecesine,esnekliğine göre koordineli bir şekilde hiç zorlanmadan tam bir uyum içinde yapabilmesi de ayrı bir mucizedir.Çünkü bu sistemin herhangi bir noktasındaki küçük bir sekte birtakım günlük--ama bizim açımızdan hayati önem teşkil eden--işlerimizi yapamayacak hasar doğurabilir. İnsan elinin hayranlık uyandıran bu mekanizmasını Biyomimetik alanında çalışmalar yürüten bilim adamları taklit etmeye ve elin birçok farklı işe aynı beceriyle adapte olabilmesini teknik aletlere uygulamalara çalışmaktalar.Fakat şimdiye kadar üretilmiş hiçbir ele benzer makine ;ne kadar gelişmiş olsa da---bir elin yapabileceği ustalıkta işlere uyum sağlayamamakta ve hatta ancak tek bir işin üstesinden acemice gelebilmektedir. Elbetteki Biyomimetik deki örnekler bunlarla sınırlı değildir.Burada her birine detayıyla değinmek mümkün olmamakta değerli kardeşlerim.Yusufçuk böceğinin tasarımının helikopterlere örnek alınmasından tutalım da bazı canlılarda bulunan sonar sisteminin birçok üst düzey araçlarda kullanılmasına,göz,kulak,kas,iskelet sistemine kadar daha binlerce biyolojik sistem ve tasarım teknolojiye harika ürünler kazandırmaktadır.Tüm bu tasarımları ve ince hesaplamalarla oluşmuş bu canlı vücudunu yakından incelemek ilim sahibi Rabbimizin tecellilerini görebilmek biz biyologlar için ne güzel bir kısmettir.Her yönüyle canlı bilimine hakim ve 21.yüzyılın bilimi olan Biyoloji de ilim tahsili yapmakta olan bizler ilmen çok şanslıyız.Bu herkese nasip olmaz.Mesleğimize,araştırma alanlarımıza ve de iş sahalarımıza sahip çıkalım artık kardeşlerim.Saygılarımla ve sevgilerimle. Biy.Murat KÖSEDAĞ

http://www.biyologlar.com/biyomimetik-biyolojiden-teknolojiye-bir-ag

Moloküler Tıpta Biyomühendislik ve İnovasyon

Moloküler Tıpta Biyomühendislik ve İnovasyon

Gaziantep’te 20-21 Mart 2015 tarihleri arasında, SANKO Üniversitesi Tıp Fakültesi tarafından ‘’Moleküler Tıpta Biyomühendislik ve İnovasyon Buluşmaları ’’ konulu sempozyum düzenlenecektir.Fikirlerimizi paylaşmak ve güçlü bir sinerji yaratmak adına sizi de aramızda görmekten onur ve mutluluk duyacağız.(Kayıtlar için 10 Mart 2015 Salı son tarihtir. Sempozyum ile ilgili ayrıntılı bilgiye www.sanko.edu.tr/saniva adresinden ulaşabilirsiniz.) Doç. Dr. E. İlker SAYGILIMoleküler Tıpta Biyomühendislik ve İnovasyonProgramı08:30 – 10:00   Kayıt, Açılış Töreni, Protokol Konuşmaları.10:00 – 10:30   Kahve MolasıOTURUM 1:Oturum Başkanları: Prof. Dr. Güner Dağlı, Prof. Dr. İsmet Yılmaz10:30 -10:50    Prof. Dr. Turgay İsbir                       “Kök Hücre Tedavisinde Güncel Yaklaşımlar”10:50 -11:00  Tartışma11:00 -11:20  Prof. Dr. Miral Dizdaroğlu                    "Kanserde Oxidatif DNA hasarı ve Onarımı’’ 11:20-11:30   Tartışma11:30-12:00   Kahve MolasıOTURUM 2:Oturum Başkanları: Prof.Dr. Lütfi Çakar, Yrd. Doç. Dr. Necla Benlier12:00-12:20       Prof. Dr. Alex Georgakilas                         “Tamir Mekanizması’’12:20-12:30       Tartışma12:30-12:50       Prof. Dr. Tomris Özben                          “Oksidatif Stres, Antioksidanlar ve Apoptosis: Kanser Terapisi Üzerine Etkisi”12:50-13:00       Tartışma      13:00-14:00        Öğle YemeğiOTURUM 3:   Oturum Başkanları: Prof. Dr. Can Polat Eyigün, Yrd. Doç. Dr. Nevhiz Gündoğdu   14:00-14:20     Doç. Dr. Nezih Hekim                       “Dönüşümsel Teknoloji ve İnovasyon’’14:20-14:30     Tartışma14:30- 14:50    Dr. Mustafa Diken                         “Immunoterapi”     14:50-15:00     Tartışma15:00-15:20     Kahve MolasıOTURUM 4: Oturum Başkanları: Prof. Dr. Ayşen Bayram, Yrd. Doç. Dr. Elif Pala15:20-15:50          Prof. Dr. Chris Chatgilialoglu                              “Biyomimetik Radikal Kimya”15:50-16:00          Tartışma16:00-16:20          Prof. Dr. Carla Ferreri                              “Nutrilipidomiks”16:20-16:30          Tartışma16:30-16:50           Kahve MolasıOTURUM 5:       Oturum Başkanları: Prof. Dr. Fatma Töre, Yrd. Doç. Dr. Esra Özkaplan16:50-17:10           Prof. Dr. Emir Baki Denkbaş                             “Teşhis ve Tedavide Nanoteknolojik Yaklaşımlar”17:10-17:20            Tartışma17:20-17:40           Prof. Dr. Haydar Bağış                            “Tıbbi Araştırmalarda Transgenik Hayvan Uygulamaları”17:40- 17:50           Tartışma20:00                      Gala Yemeğiİkinci Gün: 21 Mart 2015OTURUM 6: Oturum Başkanları: Prof. Dr. Salih Murat Akkın, Yrd. Doç. Dr. Serdar Türkmen09:00-09:20     Doç. Dr. M. Vural Özdemir                        “Ar-Ge Fonlamasında İnovatif Yaklaşımlar”09:20-09:30    Tartışma09:30-09:50     Doç.Dr. Z. Özlem Soran                       “Koroner Arter Hastalığı ve Kalp Yetmezliğinde Yeni Bir Tedavi Şekli (EECP)”09:50-10:00     Tartışma10:00-10:20     Yrd. Doç. Dr. Tuba Denkçeken                        “Prostat Tümör Dokusu Cerrahi Sınırlarının Spektroskopik Yöntem ile Tespiti” 10:20-10:30      Tartışma   10:30-10:50      Kahve MolasıOTURUM 7: Oturum Başkanları: Prof. Dr. Aysel Güven Bağla, Yrd. Doç. Dr. Ayşegül Çört.10:50-12:20      Uydu Sempozyumu (MERCK)   “Muse Hücre Analiz Sistemi”12:20- 13:00     Sertifika Töreni ve Kapanış13:00- 14:00     Öğle YemeğiWORKSHOP:08:30-10:00       Biyoinformatik ve CRISPR Cas/9 Sistemi                        Dr. Osman Doluca                        Dr. Oktay İ.KaplanNot: 21 Mart öğleden sonra ‘Gaziantep Kültür Turu’TIPTA İNOVASYON BULUŞMALARI 1Moleküler Tıpta Biyomühendislik ve İnovasyon SempozyumuBilimsel ve Düzenleme KuruluSempozyum Başkanı: Doç. Dr. İlker SaygılıSempozyum Bilimsel Sekreteri: Doç. Dr. Zafer ÇetinBilimsel Kurul    Prof. Dr. Ahmet Sınav , CMI    Prof. Dr. Can Polat Eyigün    Prof. Dr. Güner Dağlı    Prof. Dr. Salih Murat Akkın    Prof. Dr. Ayşen Bayram    Prof. Dr. Aysel Güven Bağla    Prof. Dr. Fatma Töre    Prof. Dr. Lütfi Çakar    Doç. Dr. Nezih Hekim    Doç. Dr. İlker Saygılı    Doç. Dr. Zafer Çetin    Yrd. Doç. Dr. Necla Benlier    Yrd. Doç. Dr. Tuba Denkçeken    Yrd. Doç. Dr. Elif Pala    Yrd. Doç. Dr. Ayşegül ÇörtDüzenleme Kurulu:    Genel Sekreter Dr. Yusuf Ziya Yıldırım    Basın ve Halkla İlişkiler Müdürü Ebru Yapan    Proje Koordinatörü Bircan Günbulut    Bilgi İşlem Sorumlusu Erkan Konukoğlu    Okutman Nuriye Hilaloğlu    Okutman Joy Anne Williams    Arş. Gör. Dr. İpek Koçer    Arş. Gör. Ayşe Nur Sarı    Arş. Gör. Zeynep Rümeysa Yoldaş    Arş. Gör. Selin Ursavaş    Lab. Sor. Deniz Mıhçıoğlu    R.Bilişim Danışmanı: İhsan Volkan TöreSekreterya & İletişim    Proje Koordinatörü Bircan Günbulut    Arş. Gör. Ayşe Nur Sarı    Arş. Gör. Dr. İpek KoçerSANKO Üniversitesi:İncilipınar Mah. Gazi Muhtar Paşa Bulv No:36 27090 Şehitkamil / GAZİANTEP0.342. 211 65 00http://www.sanko.edu.tr

http://www.biyologlar.com/molokuler-tipta-biyomuhendislik-ve-inovasyon

BİYOMİMETİK NEDİR?

Gerek biyomimetik, gerekse biyomimikri doğadaki modelleri inceleyen, sonra da bu tasarımları taklit ederek veya bunlardan ilham alarak insanların problemlerine çözüm getirmeyi amaçlayan yeni bilim dallarıdır. Biyomimetik, insanların doğada bulunan sistemleri taklit ederek yaptıkları maddelerin, aletlerin, mekanizma ve sistemlerin tümünü ifade eden bir terimdir. Doğadaki tasarımlar örnek alınarak yapılan aletlere, özellikle nanoteknoloji,1 robot teknolojisi, yapay zeka (AI), tıbbi endüstri ve askeri donanım gibi alanlarda kullanılmak için gerek duyulmaktadır. Biyomimikri, ilk defa Montanalı bir yazar ve bilim gözlemcisi olan Janine M. Benyus tarafından ortaya atılmış bir kavramdır. Türkçe karşılığı "biyotaklit" olan bu kavram, daha sonra pek çok kişi tarafından yorumlanmış ve uygulamaya geçirilmiştir. Biyomimikri hakkında yapılan yorumlardan biri şöyledir: Biyomimikrinin ana teması doğadan model, ölçü ve akıl olarak öğrenecek çok şeyimiz olduğudur. Bu araştırmacıların ortak noktası, doğadaki tasarıma saygı göstermeleri ve insanların karşılaştıkları problemlerin çözümünde bunları kullanarak ilham almalarıdır.2 Ürün kalitesini ve verimini artırmada doğadan faydalanan şirketlerden biri olan Interface'in ürün stratejisti David Oakley de biyotaklit konusunda şunları söyler: Doğa, benim iş ve tasarım konularında akıl hocam, yaşam tarzım için bir model. Doğanın sistemi milyonlarca senedir çalışıyor… Biyotaklit, doğadan öğrenmenin bir yoludur.3 Nitekim bilim adamları hızla yaygınlaşan bu fikri benimsemişler, önlerindeki benzersiz ve kusursuz modelleri örnek alarak çalışmalarına hız kazandırmışlardır. Özellikle endüstri alanında doğadaki gibi uygun hammaddeler ve ekonomik sistemler geliştirmeyi amaçlayan bilim adamları ve araştırmacılar, şimdi el birliğiyle doğayı nasıl taklit edeceklerinin yollarını araştırmaktadırlar. Doğadaki tasarımlar en az malzeme ve enerji ile en fazla verim almaları, kendi kendilerini onarma özellikleri, geri-dönüşümlü ve doğa-dostu olmaları, sessiz çalışmaları, estetik, dayanıklı ve uzun ömürlü olmaları bakımından teknolojik çalışmalara örnek teşkil ederler. High Country News adlı bir gazetede biyomimetik bilimsel bir hareket olarak tanımlanmış ve şöyle bir yorum yapılmıştır: Doğal sistemleri model alarak, bugün kullandığımızdan çok daha uzun süreli teknolojiler oluşturabiliriz.4 Biomimicry adlı kitabın yazarı Janine M. Benyus ise, doğada gördüğü mükemmellikler üzerinde düşünerek, doğadaki modellerin taklit edilmesi gerektiğine inanmıştır. Onu böyle bir yaklaşımı savunmaya yönelten örneklerden bazıları şunlardır: -Arı kuşlarının 10 gramdan daha az bir yakıtla Meksika Körfezi'ni geçebilmeleri, -Yusufçukların en iyi helikopterlerden bile daha iyi manevra yapabilmeleri, -Termit kulelerinde bulunan iklimlendirme ve havalandırma sistemlerinin, donanım ve enerji sarfiyatı bakımından insanların yaptıklarından çok daha üstün olmaları, -Yarasanın çok-frekanslı ileticisinin, insanların yaptığı radarlardan daha verimli ve duyarlı çalışması, -Işık saçan alglerin vücut fenerlerini aydınlatmak için çeşitli kimyasalları biraraya getirmeleri, -Kutup balıkları ve kurbağaların donduktan sonra yeniden hayata dönmeleri ve organlarının buz nedeniyle hasara uğramaması, -Bukalemunun ve mürekkep balığının, bulundukları ortamla tam bir uyum içinde olacakları şekilde derilerinin renklerini, desenlerini anında değiştirmeleri, -Arıların, kaplumbağaların ve kuşların haritaları olmadan uzun mesafeli uçuşlar yapabilmeleri, -Balinaların ve penguenlerin oksijen tüpü kullanmadan dalmaları, -DNA sarmalının bilgi depolama kapasitesi, -Yaprakların fotosentez işlemi ile, yılda 300 milyar ton şeker üretimi yaparak dünyanın en büyük kimyasal işlemini gerçekleştirmesi... Yukarıda sadece birkaç örneğine yer verdiğimiz doğadaki hayranlık uyandıran bu gibi mekanizma ve tasarımlar, teknolojinin birçok alanını zenginleştirme potansiyeline sahiptir. Bilgi birikimimizin artması ve teknolojik imkanların gelişmesi ile birlikte bu potansiyel her geçen gün daha da ortaya çıkmaktadır. Örneğin 19. yüzyılda doğanın taklidi sadece estetik açıdan uygulama sahasına sahipti. Dönemin ressam ve mimarları doğadaki güzelliklerden etkilenmiş, yaptıkları eserlerde bu yapıların dış görünüşlerini örnek almışlardı. Ama doğadaki tasarımların olağanüstülüğünün ve bunların taklidinin insanlar için fayda sağlayacağının anlaşılması, ancak doğal mekanizmaların moleküler seviyede incelenmesiyle başlamıştır. Çünkü doğadaki kusursuz düzen, detaya inildikçe daha da şaşırtıcı bir boyut kazanmaktadır. Biyomimetikle ortaya çıkan malzeme ve aletler gelecekte de kullanılabilecek yapıdadır: Yeni solar hücreler, gelişmiş robotlar ve uzay gemilerinin malzemeleri gibi... Bu bakımdan doğadaki tasarımlar çok ileri bir teknolojiye ufuk açmaktadır. Kaynak: www.istanbul.edu.tr      

http://www.biyologlar.com/biyomimetik-nedir

BİYOMİMETİK NEDİR?

Gerek biyomimetik, gerekse biyomimikri doğadaki modelleri inceleyen, sonra da bu tasarımları taklit ederek veya bunlardan ilham alarak insanların problemlerine çözüm getirmeyi amaçlayan yeni bilim dallarıdır. Biyomimetik, insanların doğada bulunan sistemleri taklit ederek yaptıkları maddelerin, aletlerin, mekanizma ve sistemlerin tümünü ifade eden bir terimdir. Doğadaki tasarımlar örnek alınarak yapılan aletlere, özellikle nanoteknoloji,1 robot teknolojisi, yapay zeka (AI), tıbbi endüstri ve askeri donanım gibi alanlarda kullanılmak için gerek duyulmaktadır. Biyomimikri, ilk defa Montanalı bir yazar ve bilim gözlemcisi olan Janine M. Benyus tarafından ortaya atılmış bir kavramdır. Türkçe karşılığı "biyotaklit" olan bu kavram, daha sonra pek çok kişi tarafından yorumlanmış ve uygulamaya geçirilmiştir. Biyomimikri hakkında yapılan yorumlardan biri şöyledir: Biyomimikrinin ana teması doğadan model, ölçü ve akıl olarak öğrenecek çok şeyimiz olduğudur. Bu araştırmacıların ortak noktası, doğadaki tasarıma saygı göstermeleri ve insanların karşılaştıkları problemlerin çözümünde bunları kullanarak ilham almalarıdır.2 Ürün kalitesini ve verimini artırmada doğadan faydalanan şirketlerden biri olan Interface'in ürün stratejisti David Oakley de biyotaklit konusunda şunları söyler: Doğa, benim iş ve tasarım konularında akıl hocam, yaşam tarzım için bir model. Doğanın sistemi milyonlarca senedir çalışıyor… Biyotaklit, doğadan öğrenmenin bir yoludur.3 Nitekim bilim adamları hızla yaygınlaşan bu fikri benimsemişler, önlerindeki benzersiz ve kusursuz modelleri örnek alarak çalışmalarına hız kazandırmışlardır. Özellikle endüstri alanında doğadaki gibi uygun hammaddeler ve ekonomik sistemler geliştirmeyi amaçlayan bilim adamları ve araştırmacılar, şimdi el birliğiyle doğayı nasıl taklit edeceklerinin yollarını araştırmaktadırlar. Doğadaki tasarımlar en az malzeme ve enerji ile en fazla verim almaları, kendi kendilerini onarma özellikleri, geri-dönüşümlü ve doğa-dostu olmaları, sessiz çalışmaları, estetik, dayanıklı ve uzun ömürlü olmaları bakımından teknolojik çalışmalara örnek teşkil ederler. High Country News adlı bir gazetede biyomimetik bilimsel bir hareket olarak tanımlanmış ve şöyle bir yorum yapılmıştır: Doğal sistemleri model alarak, bugün kullandığımızdan çok daha uzun süreli teknolojiler oluşturabiliriz.4 Biomimicry adlı kitabın yazarı Janine M. Benyus ise, doğada gördüğü mükemmellikler üzerinde düşünerek, doğadaki modellerin taklit edilmesi gerektiğine inanmıştır. Onu böyle bir yaklaşımı savunmaya yönelten örneklerden bazıları şunlardır: Arı kuşlarının 10 gramdan daha az bir yakıtla Meksika Körfezi'ni geçebilmeleri, Yusufçukların en iyi helikopterlerden bile daha iyi manevra yapabilmeleri, Termit kulelerinde bulunan iklimlendirme ve havalandırma sistemlerinin, donanım ve enerji sarfiyatı bakımından insanların yaptıklarından çok daha üstün olmaları, Yarasanın çok-frekanslı ileticisinin, insanların yaptığı radarlardan daha verimli ve duyarlı çalışması, Işık saçan alglerin vücut fenerlerini aydınlatmak için çeşitli kimyasalları biraraya getirmeleri, Kutup balıkları ve kurbağaların donduktan sonra yeniden hayata dönmeleri ve organlarının buz nedeniyle hasara uğramaması, Bukalemunun ve mürekkep balığının, bulundukları ortamla tam bir uyum içinde olacakları şekilde derilerinin renklerini, desenlerini anında değiştirmeleri, Arıların, kaplumbağaların ve kuşların haritaları olmadan uzun mesafeli yolculuklar yapabilmeleri, Balinaların ve penguenlerin oksijen tüpü kullanmadan dalmaları, DNA sarmalının bilgi depolama kapasitesi, Yaprakların fotosentez işlemi ile, yılda 300 milyar ton şeker üretimi yaparak dünyanın en büyük kimyasal işlemini gerçekleştirmesi... Yukarıda sadece birkaç örneğine yer verdiğimiz doğadaki hayranlık uyandıran bu gibi mekanizma ve tasarımlar, teknolojinin birçok alanını zenginleştirme potansiyeline sahiptir. Bilgi birikimimizin artması ve teknolojik imkanların gelişmesi ile birlikte bu potansiyel her geçen gün daha da ortaya çıkmaktadır. Örneğin 19. yüzyılda doğanın taklidi sadece estetik açıdan uygulama sahasına sahipti. Dönemin ressam ve mimarları doğadaki güzelliklerden etkilenmiş, yaptıkları eserlerde bu yapıların dış görünüşlerini örnek almışlardı. Ama doğadaki tasarımların olağanüstülüğünün ve bunların taklidinin insanlar için fayda sağlayacağının anlaşılması, ancak doğal mekanizmaların moleküler seviyede incelenmesiyle başlamıştır. Çünkü doğadaki kusursuz düzen, detaya inildikçe daha da şaşırtıcı bir boyut kazanmaktadır. Biyomimetikle ortaya çıkan malzeme ve aletler gelecekte de kullanılabilecek yapıdadır: Yeni solar hücreler, gelişmiş robotlar ve uzay gemilerinin malzemeleri gibi... Bu bakımdan doğadaki tasarımlar çok ileri bir teknolojiye ufuk açmaktadır.

http://www.biyologlar.com/biyomimetik-nedir-1

Doğa, taklit ve teknolojinin birleştiği nokta: <b class=red>Biyomimetik</b>

Doğa, taklit ve teknolojinin birleştiği nokta: Biyomimetik

Uygarlık kurarak doğadan uzaklaştığımızı düşünsek de aslında hâlâ doğa ile iç içeyiz. Onu etkiliyoruz, ondan etkileniyoruz.

http://www.biyologlar.com/doga-taklit-ve-teknolojinin-birlestigi-nokta-biyomimetik

Biyobilim III

Biyobilim III

Bilimin en merak edilen konularının konuşulacağı Biyobilim'e çok az kaldı. Heyecanla beklenen Biyobilim III 6 Aralık 2017 de

http://www.biyologlar.com/biyobilim-iii

<b class=red>Biyomimetik</b> süreçlerle yapay örümcek ipeği üretildi

Biyomimetik süreçlerle yapay örümcek ipeği üretildi

İsveç’te bilim insanları birçok alanda kullanımı olan örümcek ipeğini kilometrelerce uzayacak bir ip şeklinde üretmeyi (eğirmeyi) başardılar.

http://www.biyologlar.com/biyomimetik-sureclerle-yapay-orumcek-ipegi-uretildi

 
3WTURK CMS v6.03WTURK CMS v6.0