Biyolojiye gercekci yaklasimin tek adresi.

Arama Sonuçları..

Toplam 4 kayıt bulundu.

Yaşam biçimimiz bozuldu Obezite arttı

Bilinçli Sağlıklı Yaşam Dergisi’ne açıklamalarda bulunan Türk Obezite Vakfı Başkanı Prof. Dr. Taner Damcı, obezitenin bu kadar yaygınlaşmasının sebeplerinin başında yaşam biçiminin gittikçe bozulmasının yer aldığını söyledi.   Pahalı ve tedavisi zor bir hastalık olan obezite, önümüzdeki yıllarda toplumun sağlığını en fazla tehdit eden hastalıkların başında gelmeye aday. Türkiye’deki obezite görülme sıklığı yüzde 30’lar civarında. Buna fazla kilolu insan sayısını da eklersek bu rakam yüzde 50’yi aşıyor.    Yeme davranışı bozukluları ve hareketsiz yaşamın yaygınlaşmaya başladığını bildiren Prof. Dr. Damcı, “Teknolojinin gelişmesi bizlere her an sınırsız miktarda yiyeceğe en kısa zamanda ulaşmamızı sağlıyor. Artık her mahallede birkaç tane süpermarket, sabaha kadar evlere servis yapan yiyecek satıcıları, ağzına kadar dolu buzdolaplarımız var. Bunlar tabi ki kötü değil ama bu koşullar altında yeme davranışımız bozuluyor. Yüksek stres ve insanlar arası gerginleşen ilişkilerde yiyecekler duygusal bir yatıştırıcı olarak kullanılıyor. Gündelik alışkanlıklarımız, trafik, yaşamımızdaki günlük küçük hareketlerin dahi azalmış olması, spor yapma olanağı ve alışkanlıklarımızın yetersiz olması bizi şişmanlamaya ve sonucu olarak da sağlığımızı kaybetmeye doğru hızla iten faktörler arasında” dedi.   “Sorun ne yediğimiz değil ne kadar yediğimizdir”   Sağlıklı beslenmenin yollarını anlatan Prof. Dr. Damcı, son zamanlarda kilo alımı üzerinde etkisi olduğu öne sürülen şekerin tek başına insanı şişmanlatmayacağını, tüm gıdalar gibi şekeri de aşırı tüketmenin insana kilo aldırabileceğine vurgu yaparak, sözlerine şöyle devam etti:   “Beslenme ihtiyacı, insanın nefes alması gibi en temel gereksinimlerinden biridir. Yani kendi bedenimiz tarafından düzenlenebilen mekanizmalardan biridir. Bu biyolojik mekanizma açlık-tokluk ve gıda seçimleri gibi ihtiyaçlarımızı da kendisi ayarlar. Ancak günümüzün stres ortamında, toplumda ve basında yer alan yanlış yönlendirmelerle bu en temel ve güçlü biyolojik mekanizmamızı dinlemekten uzaklaşmış durumdayız. Kendi kararımızı vermekten uzak noktadayız. Son derece trajikomik bir biçimde sağlıklı beslenmenin nasıl olması gerektiği neredeyse politik tartışmalar gibi kutuplaşma ve hakarete varacak tartışmalara zemin oluşturuyor. Bir takım komplo teorileri ve bunların karşıt görüşleri acımazsızca insan ve toplum sağlığına zarar veriyor. Sonuçta olan ise,  bu durumu dehşet içinde izleyen insanlara ve onların sağlıklarına oluyor.    Obezite ve kilo artışında tek bir temel sorun var. O da ne yediğimiz değil, ne kadar yediğimizdir. Toplum olarak aşırı miktarda gıda tüketiyoruz. Bunu azaltmak, sorunu düzeltmek veya önlemek için yeterlidir” diye konuştu.   http://www.medical-tribune.com.tr

http://www.biyologlar.com/yasam-bicimimiz-bozuldu-obezite-artti

Bizi Kanser Yapan Mikroplar

Bizi Kanser Yapan Mikroplar

HPV enfeksiyonu belirtileri gösteren bir PAP testi. HPV ile enfekte olan hücrelerin çekirdekleri daha büyük ve koyu renkli, ayrıca çekirdeklerinin etrafında açık renkli bir alan gözleniyor. Bu hücrelere koilosit deniyor. (Resim: Dr. Ed Uthman, Flickr, Creative Commons) İlerleyen tıp sayesinde bugün, eskiden pekçok insanın ölüm nedeni olan çoğu bulaşıcı hastalığı tedavi edebiliyoruz. Ancak enfeksiyonların toplam ölüm oranlarındaki etkinliği azalırken, bir başka hastalık grubu istatistiklerde onlardan boşalan yeri hızla dolduruyor: Kanser. Kanser, çoğunlukla tek bir hastalık gibi algılansa da, aslında birbirinden neden, gidişat ve tedavi yöntemleri açısından çok ciddi farklılıklar gösteren pekçok farklı hastalıklardan oluşan bir hastalık grubu. Bu hastalıkların, kanser ortak adı altında toplanmalarının nedeni, hepsinin kendi vücut hücrelerimizin anormal şekilde çoğalması ve kontrolden çıkması ile karakterize olması. Vücudumuzda trilyonlarca yaşayan hücre var. Normal hücreler büyüyor, bölünüyor ve yaşam süreleri dolduğunda da ölüyorlar. Kanser hücreleri ise bu rutinin dışına çıkıyorlar. Normal şekilde yaşantılarını sürdürmek yerine kontrolsüz olarak çoğalıyor ve yeni anormal hücrelere dönüşüyorlar, bazen bu hücreler daha sağlıklı dokulara yayılıp, oraları da işgal edebiliyorlar. Kanser hastalıklarının nedenleri çeşitli: genetik faktörler, şişmanlık, sebze ve meyve açısından yetersiz beslenme, sigara kullanımı, UV ışınlar, zararlı kimyasallar, bazı enfeksiyonlar. Belki genetik faktörlere bugün yapılabilecek çok fazla birşey yok ama, yaşam alışkanlıklarımızı değiştirerek düzenli spor yapıp, dengeli beslenip, güneşten korunup sigarayı bırakırsak kanserlerin %30 gibi önemli bir oranda korunmak mümkün. Çeşitli virüs ve bakterilerin neden olduğu kanser vakaları ise, engelleyebileceğimiz bir başka grup. Dünya çapında yapılan bir çalışmaya göre, 2008 yılında ortaya çıkan 12.7 milyon kanser vakasının, 2 milyonunun enfeksiyona bağlı kanserler olduğu saptanmış. Bu enfeksiyonların başında da mide ülseri nedeni olan Helicobacter pylori bakterisi, hepatit virüsleri HBV ve HCV, ve genital siğil virüsü olan HPV geliyor. Virüsler ve diğer enfeksiyon etmenleri, iki mekanizma ile kanser oluşumuna neden oluyorlar. Direkt onkojenik mekanizma dediğimiz durumda, virüsler ya hücrelerdeki mevcut onkojenik ( kanser yapıcı) genleri aktive ediyor ya da kendi genetik materyallerini hücreye aktararak yeni onkojenik odaklar yaratıyorlar. Bu genler aktive olduğunda hücreler kontrolsüz olarak bölünmeye başlıyor ve kanser ortaya çıkıyor. Enfeksiyon etmenlerinin kansere neden olduğu bir diğer mekanizma ise kronik enfeksiyon hali. Sürekli enfeksiyon vücutta yangısal süreçlerin aktif hale gelmesine neden oluyor. Yangısal süreçler uzun süreler, yıllar boyunca devam ettiğine hücreler kendilerini tamir edebilmek için normalden daha hızlı çoğalmaya başlıyorlar. Bu hızlı çoğalma, mutasyona uğramış hücre sayısını artırıyor ve mutant hücrelerin kontrolden çıkan kanser hücrelerine dönüşmesine neden olabiliyor. Lancet Oncology dergisinde, 8 Mayıs 2012 tarihinde yayınlanan çalışmayı yürüten ekibin başı Dr. Catherine de Martel bu kanserleri engellemenin oldukça mümkün olduğunu belirtiyor: “Bulaşıcı hastalıklardan korunmak için uyguladığımız aşılama, antiviral ve antibiyotik tedavisi, enjektör ve benzeri malzemelerin uygun şekilde sterilize edilmesi gibi basit koruyucu hekimlik yöntemleri, dünya üzerindeki kanser hastalığının getirdiği yükü önemli azaltarak, kansere bağlı ölümleri azaltabilir. “ Enfeksiyona bağlı kanserler Çalışmaya göre, enfeksiyona bağlı kanserler, gelişmekte olan ülkelerde, gelişmiş ülkelerden üç kat daha fazla görülüyor. Çalışmayı yürüten bilim adamları, 2008 yılında her altı kanser vakasından birinin ( %16) enfeksiyonlara bağlı ortaya çıktığını belirtiyorlar. Bu rakam gelişmekte olan ülkelerden %22.9 iken, gelişmiş ülkelerde %7.4. En düşük enfeksiyona bağlı kanser oranı Avusturalya’da görülürken (%3.3), en yüksek oran %32.7 ile Aşağı-Sahara Afrika’sında. Rahim ağzı kanseri, kadınlarda enfeksiyonlara bağlı gelişen kanserlerin %50′sini oluşturuyor. Erkeklerde en sık görülen enfeksiyon kökenli kanser ise tüm enfeksiyona bağlı kanserlerin %80′i olan mide ve karaciğer kanserleri. de Martel ve çalışma arkadaşları, dünya çapında yaptıkları araştırmada pekçok kaynaktan gelen verileri topladılar, dünyanın sekiz bölgesindeki halk sağlığı istatistikleri ve 184 ülkedeki 27 tür kanser ile ilgili verileri içeren Küresel Kanser İstatistikleri (GLOBOCAN) ‘dan edindikleri sağlık verilerini birleştirip sistematik olarak analiz ettiler. Çalışmaya dahil edilen kanser türleri ve bu kanserlere neden olan enfeksiyon etmenleri şunlar: Kanser Türü Neden olan enfeksiyon etmeni Mide Helicobacter pylori Karaciğer HBV, HCV, Opisthorchis viverrini, Clonorchis sinensis Rahim ağzı HPV (HIV ile birlikte ya da tek başına) Anogenital (penis, vulva, vajina, anüs) HPV (HIV ile birlikte ya da tek başına) Burun boşluğu ve geniz Epstein-Barr virus (EBV) Ağız boşluğu ve gırtlak HPV (Tütün ve alkol alışkanlığı ile birlikte ya da tek başına) Kaposi Sarkomu Human herpes virüsü tip 8 ( HIV ile birlikte ya da tek başına) Non-Hodgkin Lenfoma H pylori, EBV( HIV ile birlikte ya da tek başına), HCV, İnsan T-cell lenfotrofik virüsü tip 1 Hodgkin Lenfoma EBV ( HIV ile birlikte ya da tek başına) Mesane Schistosoma haematobium   Masrafları, Finovi (Fondation Innovations en Infectiologie) ve Bill & Melinda Gates Vakfı tarafından karşılanan çalışma ile ilgili görüşlerini dile getiren Harvard Üniversitesi Halk Sağlığı Fakültesi öğretim üyesi Dr. Goodarz Danaei, enfeksiyona bağlı ortaya çıkan kanserlerin epidemiyolojik anlamdaki önemini vurguladı: “Bu kanserler, tüm kanser ölümlerinin %16′sını oluşturuyor. Bu, oldukça büyük bir rakam. Bu hastalıkların çoğu için elimizde koruyucu aşılar mevcut. Kanserden ölüm oranlarını azaltmak için, özellikle bu oranların yüksek olduğu ülkelerde etkin aşılama çalışmaları yürütülmesi öncelikli hedef olmalı.” Kaynaklar: Global burden of cancers attributable to infections in 2008: a review and synthetic analysis Catherine de Martel MD,Jacques Ferlay ME,Silvia Franceschi MD,Jérôme Vignat MSc,Freddie Bray PhD,David Forman PhD,Dr Martyn Plummer PhD, The Lancet Oncology - 9 May 2012 , DOI: 10.1016/S1470-2045(12)70137-7 2012 Cancer Fact Sheet, WHO: Media Center, February 2012 Oncovirus, Wikipedia GLOBOCAN 2008: Global Cancer Statistics web sitesi Yazar hakkında: Işıl Arıcan Açık Bilim Haziran 2012 http://www.acikbilim.com/2012/06/dosyalar/bizi-kanser-yapan-mikroplar.html

http://www.biyologlar.com/bizi-kanser-yapan-mikroplar

22 Nisan DÜNYA GÜNÜ: İklim Değişikliğinin Yüzü

22 Nisan DÜNYA GÜNÜ: İklim Değişikliğinin Yüzü

22 Nisan Dünya Günü, ilk olarak San Francisco'da 1969 yılında düzenlenen Ulusal UNESCO Dünya Konferansında John McConnell tarafından dünyamızın yaşamı ve güzelliğini kutlayarak karşı karşıya kaldığı çevresel tehditlere dikkat çekmek amacıyla bir özel gün düzenlenmesi fikri ile ortaya çıkmıştır.John McConnell, Dünya Günü kutlamaları için tarih olarak ekinoks (gece ve gündüzün eşit olduğu) zamanı yani 21 Mart'ı önermiştir. Daha sonra ise çevre sorunlarına büyük bir kamuoyu ile tepki gösteren ilk hareket, Wisconsin Senatörü Gaylord Nelson'un desteği ile ve Denis Hayes'in organizatörlüğünde 22 Nisan 1970 günü ilk Dünya Günü kutlamaları olarak tarihe geçmiştir. Bu kutlamalara yaklaşık 20 milyon kişi katılmış, birçok konferans ve sempozyum düzenlenerek, çevre sorunlarına dikkat çekilerek ABD'nin ilk 'Temiz Hava Yasası' ve 'Temiz Su Yasaları' hazırlanmıştır.Bu yıl Dünya Günü teması "İklim Değişikliğinin Yüzü" olarak belirlenmiştir. Yeryüzümüz iklim değişikliğinin meydana getirdiği yıkımlarla karşı karşıyadır. Bu değişim türlerin yok oluşu, birçok ekosistemin işlevini kaybetmesi ve sonuç olarak insanlığın da çöküşünü beraberinde getirecektir. Hastalıkların artması, göçler ve yaşanabilecek yerler için savaşlar kaçınılmaz olabilir. İklim değişikliğinin nedenleri ve meydana gelebilecek sonuçları karşısında yeterince bilgi sahibi olmak ve yeryüzünü korumak gerekiyor. Bu konuda yeterli bilince sahip miyiz?İklim değişikliğinin en temel nedeni insanların yaptıkları faaliyetler nedeniyle aşırı derecede gaz ve atık ortaya çıkmasıdır. Bu gazlar ve atıklar doğanın baş edemeyeceği çeşitlilikte ve oranlardadır. Sera gazları denilen iklimleri değiştiren gazlar ulaşım araçlarının egzoslarından, evlerimizin ve fabrikaların bacalarından, yoğun hayvancılık ve tarımsal faaliyetlerden milyonlarca ton her yıl atmosfere salınmaktadır. Neden? Aşırı ve bilinçsizce insanoğlunun tüketim alışkanlıkları!Peki hiç sağlıklı ekosistemlerin bozulmasının, iklim değişikliğine neden olabildiğini biliyor muydunuz? Ormanlar, denizler, göller, turbalıklar, toprak hepsi sera gazlarının doğal tutucularıdır. Tabii ki doğal ve sağlıklı döngülerini sürdürdükleri sürece. Ormanlar yok edildiğinde, sular ve denizler evlerden ve fabrikalardan çıkan atık sularla kirletildiğinde, plastik atıklar parçalanıp deniz, göl tabanlarını ve toprağı plastikle kapladığında bu eşsiz sera gazı yutakları artık yok demektir. Her bir toprak parçasının üzerinde yükselen binalar, rezidanslar, oteller, AVM'ler, fabrikalar mükemmel bir sera gazı yutağını yok etmek demektir. Neden? Aşırı ve bilinçsizce insanoğlunun tüketim alışkanlıkları!Bugün Dünya Günü. O zaman biraz düşünme ve bilgi edinme zamanı. Bireysel olarak elimizden bir şey gelmez demeyin. Sadece düşünün. İklim değişikliğinin sebepleri biz insanların bireyselolarak davranışlarımızın ve tercihlerimizin sonucudur. Aşırı ve bilinçsizce tüketim alışkanlıklarımızın sonucudur. Tüketmek yerine üretmeyi, sizi tüketmeye çağıran aktiviteler yerine doğayla dost aktiviteleri, paranızı doğal ve yerel üretimler için harcamayı, sosyal olmayı, gönüllü olmayı tercih edebilirsiniz.Yeryüzümüz için davranışlarımızı ve alışkanlıklarımızı değiştirebiliriz. Dünya Günü Kutlu Olsun...Serap KANTARLIGenel Başkan Yrd.http://www.ttkder.org.tr

http://www.biyologlar.com/22-nisan-dunya-gunu-iklim-degisikliginin-yuzu

Tek bir güçlü hücre <b class=red>alışkanlıklarımızı</b> belirleyebilir

Tek bir güçlü hücre alışkanlıklarımızı belirleyebilir

Yemekten önce ellerimizi yıkamak ya da her gün aynı yoldan işe gitmek gibi alışkanlıklarımızın bazıları faydalıdır.

http://www.biyologlar.com/tek-bir-guclu-hucre-aliskanliklarimizi-belirleyebilir

 
3WTURK CMS v6.03WTURK CMS v6.0