Makale

Tohumlu Bitkiler

Tohumlu bitkiler, Spermatophyta (Yunanca "Σπερματόφυτα") ya da fanerogamlar, olarak bilinen gruptur. Üreme organları çiçek şeklinde özelleşmiştir. Yaşamın belirli dönemlerinde çiçek açıp, tohum oluşturan bitkiler bu gruba girer. Çok iyi gelişmiş iletim sistemleri vardır. Bu nedenle ileri vasküllü bitkiler olarak da tanımlanırlar. Günümüzde yaşayan tohumlu bitkiler;

Cycadales,
Ginkgoales,
Coniferales,
Gnetales takımlarında toplanırlar. Bunlara ek olarak
Gymnospermae şubesinde "açık tohumlu" bitkiler,
Angiospermae şubesinde de "kapalı tohumlu" bitkiler toplanır.

Cycadales


(Cycas revulata)
Bilimsel sınıflandırma
Alem: Plantae (Bitkiler)
Bölüm: Cycadophyta
(Açık tohumlular)
Sınıf: Cycadopsida
Takım: Cycadales
Familya: Cycadaceae
(Sıkaslar)
Cinsler 

Bu ordo (takım) tek familya ihtiva etmektedir. Bu familya Cycadaceae’dir.

Cycas’lar dioik bitkiler olup, anavatanları Japonya, Madagaskar, Malezya, Güney Asya, Afrika, Kuzeydoğu Avusturalya ve Polinezya’da 15 türü ile temsil edilirler.

Cycadales üyeleri muhtemelen Paleozoikte ve daha sonra Mezoikte mevcuttur. Bunların mezozoikte çok bol ve geniş yayılışlı oldukları tahmin edilmektedir. Daha sonraları çoğu ortadan kalkmış, zamanımızda az sayıda tür ile tropik ve subtropik bölgelerde yayılış gösterirler. Zamanımızda muhtemelen 130 türü bulunmaktadır. Bu ordo ve aynı adla geçen familyanın en önemli cinsi Cycas’dır (yalancı sago familyası). Cycas’lar dekoratif bitkiler olup bunların boyları 10-15 m. kadar yükselir, kalın gövdeli ve tepesinde rozet şeklinde tüysü yaprakları bulunan ağaçlardır. Bu özellikleri ile palmiyeleri andırırlar.

Erkek çiçek Erkek çiçekler birçok mikrosporofilin sarmal dizilerek meydana getirdiği büyük kozalaklar (strobulus) halindedir. Altyüzlerinde çok sayıda mikrosporang (mikrosporangium) taşıyan mikrosporofiller pul veya kalkan şeklindedir ve mikrosporanglar kısmen gruplar halinde bulunurlar. Bunlar sor’lar halinde birleşen eğrelti sporanglarını andırırlar.


Dişi çiçek Dişi çiçekler gövdenin tepe kısmında gevşek yapılı bir koni şeklinde bir arada bulunan tüysü makrosporofillerden meydana gelmiştir. Makrosprofiller sarımtırak-esmer renkli tüylerle örtülüdür. Bunların alt kısımlarındaki pinnalardan 2-8 tanesi makrosporang (tohum taslağı, makrosporangium) halinde gelişmiştir. Dişi çiçeğin teşekkülü ile vejetasyon noktasının büyümesi durmaz, bir müddet sonra yeniden yaprak meydana getirir.

Mikrospor (polen tanesi) bir protal hücresi, bir anterid hücresi ve bir jetatif hücre şeklinde farklılaşır. Polen tanesi rüzgarla dişi çiçek üzerine taşınır ve polen tüpü meydana geldiği esnada anterit hücresi bir sap hücresi ile spermatogen hücreye ayrılır. Spermatogen hücre bölünerek 2 spermatozoit hücre meydana getirir. Bu grupta spermatozoitler oldukça büyük ve salyangoz şeklinde üzeri sarmal dizilişli birçok kirpik ile çevrilidir.

Cycas’larda tohum taslakları (makrosporang) kalın bir integümentle çevrilidir. Nusellusun üst kısmındaki dokunun erimesi ile mikropilin altına rastlayan kısımda polen odası adı verilen bir çukurluk mevcuttur. Nusellusda 4 makrospor hücresinden biri gelişerek oldukça büyük makroprotalı meydana getirir. Makroprotalın mikropile bakan kısmında birkaç adet arkegon odasını meydana getirir, daha sonra arkegon odası polen odası ile doğrudan doğruya irtibat haline geçer.

Arkegonlarda büyük bir yumurta hücresi (0,6 mm.) kısa zamanda ortadan kalkan bir karın kanal hücresi, 2 boyun kanal hücresi mevcuttur. Polen tüpünde teşekkül eden spermatozoitler kirpiklerini kaybederek yumurta hücresi ile birleşirler. Bunlarda polen tüpü spermatozoitleri ileten bir kanal olmaktan çok tespit edici bir organ işini görmektedir. Meydana gelen zigot gelişerek bir proembriyonun derinliğine iter. Embriyo olgunlaşma esnasında kök kutbu mikropile yöneltilmiş olarak tohumu tamamen doldurur. Aynı zamanda integümentlerin dış kısmı etlenir, iç kısmı ise sertleşir, her ikisi ile birlikte tohum örtüsünü meydana getirir.


Önemli cinsleri Cycas türleri süs bitkisi olarak kültüre alınmıştır. Memleketimizde de bazı parklarda bazı türleri mevcuttur. Cycas’lar 2-3 metre boyunda palmiyeyi andıran ağaçlardır. Bu cinsin Madagaskar, Hindistan ve Çin’de 10-15 türü bulunmaktadır.

Cycadaceae familyasının Cycas’ın dışında 9 tane daha cinsi bulunmaktadır. Bunlar dünyanın belirli yerlerinde, özellikle sınırlı yerlerde yayılmışlardır.

Dioon, Meksika'da yaygındır, bunların tohumları büyük, nişastaca zengindir. Boyları 10 metreye kadar ulaşır. Meksika’da 4 türü vardır (toplam 10 türü bulunur, bunlar da Amerika kıtasında bulunur).
Zamia, cinsine ait türler Tropik Güney Amerika ve Florida da yaygındır. Bunların gövdesi kısadır. Tropik Amerika’da 30 türü bulunur.
Microcycas türleri Küba’da yaygındır. Bunların ismi küçük anlamında ama adlarının aksine 10 metreye kadara boylanan uzun ağaçlardır. Bunun Küba’da tek türü (Microcycas calacoma) vardır.
Macrozamia (14 tür), Lepidozamia (2 tür) ve Bowenia (2 tür) cinsleri Avusturalya'da bulunur.
Encephalartos (40 civarında tür), Stangeria (1 tür) cinsleri de Afrika'da bulunur.


Kaynaklar Simson, M.G. Plant Systematics. Elsevier Academic Pres. California, 2006
Seçmen, Ö. ve Ark. Tohumlu Bitkiler Sistematiği. Ege Üniversitesi Fen Fakültesi Kitapları Serisi, No.116, İzmir, 2000

Mabet ağacı


Bilimsel sınıflandırma
Âlem: Plantae - Bitkiler
Bölüm: Ginkgophyta
Sınıf: Ginkgoopsida
Takım: Ginkgoales
Familya: Ginkgoaceae - Mabetağacıgiller

Cins: Ginkgo

Tür: Ginkgo biloba


Mabet ağacı (Ginkgo biloba), günümüzde varlığını sürdüren hiçbir yakın türü veya benzeri bulunmayan, tamamıyla kendine özgü bir ağaçtır. Botanikçilerce, bitkiler (Plantea) alemi içindeki ayrı bir bölümde (Ginkgophyta) değerlendirilir. Bu bölümün içinde tek bir sınıf (Ginkgoopsida), sınıfın içinde tek bir takım (Ginkgoales), takımın içinde tek bir familya (Ginkgoaceae), familyanın içinde de tek bir cins olarak Ginkgo ve bu cinste de tek tür olarak Ginkgo biloba bulunmaktadır. Geçmişte Spermatophyta veya Pinophyta bölümlerine yerleştirilmişse de bugün yukarıda belirtilen tanımların daha uygun olduğu sonucuna varılmıştır. Bilinen yaşayan fosil türlerinin en iyi örneklerinden biridir. Ginkgo biloba, açık tohumlular (gymnospermae) olarak anılan, başka bir deyişle tohumları bir meyve tarafından koruma altında olmayan bir ağaç türüdür (açık tohumluların tersi: kapalı tohumlular (angiospermae)).

Uzun süre, yabani ginkgo soyunun tükenmiş olduğu düşünülmüşse de, bugün Doğu Çin'deki Zhejiang eyaletindeki Tian Mu Shan milli parkında en az iki küçük alanda yabani ortamda da yetişmekte olduğu anlaşılmıştır. Ancak bu bölgenin bin yılı aşkın süredir insanlarca iskan edilmiş olduğu göz önüne alındığında, buralardaki ginkgoların ne derece yabani, ve ne derece bölge halkınca terbiye edilmiş türler olduğu tartışmaya açıktır.

==Özellikleri==

Ginkgolar 20-35 metre aradında yüksekliğe varan (Çin'deki bazı ginkgoların boyu 50 metreyi aşabilmektedir) orta ile geniş arası boyutlarda [[yaprakdöken]] ağaçlardır. Zirveleri çoğu kez köşeli, yaprakları uzun ve dağınıktır. Kökleri genelde derine iner ve rüzgar ve karın sebebiyet verebileceği hasarlara karşı dayanıklıdırlar. Genç ginkgolar ekseriyetle ince bedenli olup, uzunlamasına büyümüşlerdir. Daha seyrek yapraklıdırlar. Ağaç yaşlandıkça tepe kısmı genişler.  Sonbaharda yapraklar parlak sarı renge döner ve hemen sonra (1-15 gün arasında) dökülürler. Genel olarak bitki hastalıklarına karşı olağanüstü dirençli olmaları, gövdelerinin bitki haşeratına çok iyi karşı koyabilmesi, yüzeyde ilave kökler ve tomurcuklar oluşturabilmeleri ginkgoların çok uzun ömürlü olmalarına imkan vermekte, bazı ağaçların yaşı 2500 yıla varabilmektedir.

Bazı yaşlı ginkgolarda gelişen yüzey kökleri geniş dalların alt kısmında belirir ve aşağıya doğru büyürler. Chichilerin büyümesi son derece yavaş olup, yüzlerce yıl sürebilir. Bu kalın ilave kökler toprağa eriştiklerinde çoğu kez filizlenirler ve bu, yaşlı ağaçların bünyesinin istikrara kavuşturulması veya genç bitki hücrelerinin oluşturularak ağaç bünyesine katkı sağlanması işlevi görüyor olmalıdır.

Gövdesi ve yaprakları Ginkgo dalları, çoğu ağaçlar gibi, uzunlamasına apikal tarzda denilen, muntazam yapraklı uzun sürgünler halinde büyümektedir. Yaprakları yelpaze şeklindedir ve uçlara uzanan damarları bulunmaktadır. Bu damarlar bazen birbirleriyle kesişmekte, ancak hiçbir zaman düzgün bir ağ oluşturmamaktadırlar. Boyutları 5-10 santimetre arasındadır (çok nadiren 15 santimetreye kadar uzayabilmektedirler).


Üreme tarzı Ginkgolar iki evcikli ağaçlardır. Bazı ağaçlar dişi, bazı ağaçlar erkektir. Erkek ginkgolar sporofilli küçük polen kozalakları üretirler ve bunların herbirinde merkezi bir aks üzerinde spiral düzende yerleşik iki mikrospor bulunmaktadır.

Dişi ginkgolar kozalak üretmez. Bunların yaprak saplarının ucunda iki yumurtacık oluşmuştur ve döllenme sonrasında bu yumurtacıkların biri veya her ikisi tohum haline gelir. Tohum 1.5-2 santimetre uzunluğundadır. Üst tabakası (sarcotesta) açık sarıya ve kahverengiye çalar, yumuşak ve meyve kıvamındadır. Eriği andırırlar ve cazip bir görünümleri vardır, ancak bütanoik asit içerdiklerinden bayat tereyağı gibi kokarlar (nitekim tereyağı da bayatlaştıkça aynı asit türünü oluşturur). Sarcotesta'nın altında sert sclerotesta kısmı ve kağıt inceliğinde endotesta ve nucellus bulunmaktadır.


Adı Ginkgo ismi Çince gümüş veya kayısı anlamına gelen (銀杏 yín xìng) kelimesi kökenlidir. Japonca 'ya ginkyo şeklinde geçmiştir. 17. yüzyılda bu ağaç ile karşılaşan ilk Avrupalı olan Engelbert Kaempfer de ismi başlangıçta Japonca telaffuzuna göre kaydetmiş, sonradan ginkgo benimsenmiştir. Çağdaş Japonca'da (kanji karakterleri aynı kalmakla birlikte) ichō veya ginnan olarak anılmaktadır. Kabuklu tohumlarına çağdaş Çince'de 白果 (bái guo), "beyaz meyve" denmektedir.

Bu ağaç Türkiye'de gümüş kaysı, fil kulağı, kız saçı, Çin yelpaze çamı gibi isimlerle de anılmaktadır.


Geçmişi Ginkgo bir yaşayan fosildir. Permian (270 milyon yıl öce) çağından kalma ginkgo fosilleri ile günümüzdeki ginkgolar arasında kolaylıkla bağ kurulabilmektedir. Dolayısıyla dinozorlarla yanyana yaşamıştır. Orta Jurassik ve Krestase çağlarında ginkgo türleri çeşitlenmişler ve Laurasia anakıtası boyunca yayılmışlardır, ancak sonraları nadir bir tür haline geldikleri görülmektedir. Paleosen çağına varabilmiş tek ginkgo türü Ginkgo adiantoides olup, Kuzey Yarımküre de bulunmakta, Güney Yarımküre belirgin farklılıklar taşıyan (ve üzerinde henüz yeterince bilgi edinilememiş) bir türdeşi bulunmaktaydı. Pliosen çağının sonuna gelindiğinde, ginkgo fosilleri, merkezi Çin'de günümüz yaban ginkgolarının yetiştiği küçük bir bölge hariç, dünyanın her yerinde ortadan kaybolmuştur.

Ginkgophyta fosilleri aşağıda belirtilen familyalara ve türevlerine ayrılmıştır:

Ginkgoaceae
Arctobaiera
Baiera
Eretmophyllum
Ginkgo
Ginkgoites
Sphenobaiera
Windwardia
Trichopityaceae
Trichopitys

Yetiştirilme ve değerlendirilme tarzı  [değiştir]Ginkgo Çin 'de uzun zamandır yetiştirilen bir ağaçtır. Bazı tapınaklara dikilmiş ginkgoların 1500 yaşını geçkin oldukları tahmin edilmektedir. Budizm ve Konfiçyüs öğretisi açısından arzettikleri sembolik önem nedeniyle Çin'in yanısıra Japonya ve Kore 'de de geniş ölçekte ginkgo dikilmiş, bu arada ginkgo neslinin bir nebze ehilleştirilmesi veya doğal ormanlarda diğer ağaç türlerinin komşuluğunda melezleşmesi sözkonusu olmuştur. Avrupa kaynaklarında ginkgoya ilk atıf 1690'da Japon tapınaklarında bu ağaçla karşılaşan (Hollandalılarla gelmiş) Alman botanikçi Engelbert Kaempfer eliyledir.

Ginkgo tohumları meyve etini ve kabuğu çıkardıktan ve pişirildikten sonra yenebilmektedir. Genelde kalabalık bir topluluk için hazırlanmış bir yemeğe sadece birkaç tohum atılmaktadır. Gingko meyvesi yan ürün olarak hidrojen siyanid salgıladığından yemeklerde fazla miktarlarda kullanılması zehirlenmelere yol açabilir. On kadar çiğ ginkgo meyvesinin bir çocuğun ölümüne yol açabilecek derecede zehir bulundurduğu iddia edilmişse de, bunu kanıtlayacak bir vakaya rastlanmamıştır. Bazı kimselerin ginkgo sarkotesta sındaki kimyasal maddelere karşı hassasiyeti bulunabilir. Bu hassasiyet cilt düzeyinde de geçerli olabildiğinden bu kimseler günkgo muamele ederken eldiven giymelidirler. Hassasiyetin semptomları, deri üzerinde zehirli sarmaşık ile de görülebilenlere benzer türden kızıl lekeler veya kabarcıklardır.

Bazı bölgelerde, ve özellikle A.B.D.'de dikilmiş ginkgoların ekseriyeti doğal tohumlar üzerine aşılanmış erkek kültivarlarıdır. Zira erkek ağaçlar kötü kokulu meyveler vermemektedir. Dişi ağaçların verdiği kötü kokulu meyve içindeki çekirdeklerin son derece lezzetli olduğunu ve Asya ülkelerinde hayli rağbette olduğunu da vurgulamak gerekir. En sık kullanılan kültivar olan 'Autumn Gold' (Sonbahar Altını) erkek ağacın bir klonudur.

Ginkgo meyvesi içindeki cevizimsi çekirdekler Asya ülkelerinde ve Asya dışı ülkelerin gurmelerince gayet beğenilmektedir ve geleneksel bir Çin düğün yemeğinin (konjii) ana malzemelerindendir. Sağlığa iyi geldiği ve afrodizyak özellikleri olduğu düşünülmektedir. Japonlar ginkgoyu chawammushi gibi yemeklerde kullanırlar ve pişmiş tohumları pek çok kez diğer yemekler yanında bir çerez olarak servis ederler.

Ginkgonun ilginç bir özelliği kentsel ortama (başka bir deyişle hava kirliliğine) en dayanıklı ağaçlardan biri olması, başka ağaçların yaşayamayacağı şartlarda dahi büyüyebilmesidir. Bu özelliği ile, kentsel ortama dayanıklılıkta dünyada sadece Cennet ağacı na eşdeğerdir. Ginkgolar, kentsel ortamda bulundukları haller dahil, ağaç hastalıklarından çok nadiren etkilenmektediler ve pek az haşeratın saldırısına uğramaktadırlar. Bu nedenlerden ve estetik özelliklerinden dolayı, ginkgolar büyük şehir parklarında ve cadde boylarında tercih edilen bir ağaç haline gelmiştir. Ekilen tohumlar kolay bir bakım süreci içinde büyüyebilmektedirler.

Ginkgolar penjing veya bonsai tarzı ağaç yetiştirmeye de müsaittirler. Yapay yöntemlerle boyutları küçük tutulabilmekte ve gerekirse yüzyıllarca muhafaza edilebilmektedirler.

Ginkgoların dayanıklılık derecesinin uç örnekleri Hiroşima'da görülmüştür. Atom bombasının patladığı noktaya 1-2 kilometre mesafede yer alan dört ginkgo ağacı, bu alanda patlamadan sağ çıkan ve hayatiyetini bugün de sürdüren yegane canlı varlıklardı 
Şifa özellikleri  [değiştir]Ginkgo yapraklarının özü flavonoid glükozidleri içermektedir ve ginkgolidler (Ginkgo özü bazlı ürünler) eczacılıkta giderek daha yaygın şekilde kullanılmaktadır. Mevcut bilimsel araştırmalar Alzaimer(Hafıza Kaybı, Unutkanlık) rahatsızlıklarında, hafıza güçlendirmede, başdönmesini önlemede ve zihinsel konstantrasyon arttırmada gingko özünün mutlak yararları bulunduğuna işaret etmekte olup, olası diğer faydalarına ilişkin çalışmalar sürmektedir.

Fareler üzerinde yapılan yeni bir araştırma Cep telefonlarının beyine yaymış olduğu dalgalara karşı Ginkgo Biloba'nın faydası olduğu deneyler sonucu ortaya çıkmıştır.Aynı zamanda Hiroşima ve Nagasaki'de bile ayakta kalmıştır.

Ginkgo enerji içeceklerine sıklıkla katılmakta ise de, maliyeti nedeniyle içeceklerde kullanılan oran çok düşük kalmakta, dikkate değer bir etki yaratmamaktadır. Enerji içecekleri etiketlerinde bazen anılan ginkgo bağlantılı yararlar, genellikle plasebo etkisinden ibarettir.

İleri yaşlardaki insanların kullanması tavsiye edilir.


Yan etkileri  [değiştir]Ginkgonun kan dolaşımı bozukları veya aspirin gibi pıhtılaşmayı yavaşlatıcı özellikleri olan ilaçları yüksek dozlarda alan kimselerde bazı istenmeyen etkileri görülebilmektedir. Ayrıca monoamine oxidaz engelleyici (MAOI) antidepresan lar alan kişilerce veya hamile kadınlarca kullanılması salık verilmemektedir. Yan etkiler kanama artışı, gastroentestinal rahatsızlıklar, mide bulantısı, ishal, başağrısı ve huzursuzluk şeklinde kendini gösterebilmektedir. Bu tür yan etkilerin görülmesi halinde, ginkgo kullanan kişi aldığı dozları (günde 40 ila 240 mg.) hemen azaltmalıdır. Yan etkilerin sürmesi halinde ginkgo kullanımı durdurulmalıdır.

Ginkgo biloba yapraklarından üretilen (ekstre olmayan) kapsül veya tablet formlar için günlük kullanım dozu arttırılabilir. Burada kullanılan Ginkgo biloba kapsül veya tabletin içinde bulunacak olan;

1. Eksre (İlaç Amaçlı) mı ?
2. Ekstre (Gıda Amaçlı) mı ?
3. Yaprak (Gıda Amaçlı) mı ? çok büyük önem teşkil eder.

İstanbul, Ankara ve Trabzon'da bulunan ginkgo ağaçları  [değiştir]İstanbul'da mabet ağacı örneklerine rastlamak mümkündür. Ihlamur Kasrı girişinde bulunan mabet ağacı 1855 yılında dikilmiştir. Baltalimanı'nda, İstanbul Üniversitesi Sosyal Tesisleri'nin bulunduğu bahçede geniş bir çapa ve boya ulaşmış mabet ağaçları bulunur. Ayrıca İstanbul Üniversitesi Botanik Bahçesi'nde iyi gelişmiş ve mükemmel formda dört adet örneği de mevcuttur. Buradaki ağaçlardan verimli tohumlar alınıp kısıtlı miktarda da olsa üretim de yapılmaktadır. Kanlıca'da Sabancı yalısının bahçesinde ve Büyükdere'de Rus elçiliği korusunda mabet ağacı bulunmaktadır.

Trabzon'da ise K.T.U Orman Fakültesi önünde bulunmaktadır.

Ankara'da Gar Parkı'nda oldukça erişkin bir örneği görülebileceği gibi; Meclis yanındaki Egemenlik Parkı'nda da bir erkek ve bir dişi mabet ağacı bulunmaktadır. Ayrıca Ege Üniversitesi'nin botanik bahçesinde de mabet ağacı bulunmaktadır.

İğne yapraklılar

(Pinales), bitkiler (Plantae) âleminin açık tohumlular (Pinophyta) bölümünde bulunan tek sınıf olan Pinopsida'ya dahil bir bitki takımıdır ve ardıç, çam, göknar, ladin, melez, porsuk, sekoya, sedir, servi gibi soyu sürmekte olan tüm kozalaklı bitkileri içerir.

Sınıflama

İğne yapraklılar, Pinopsida sınıfı içinde yer alan dört takımdan biridir ve iğne yapraklı bitkilerin soyunu sürdüren tüm üyelerini içerir. Pinopsida içinde yer alan ve soyu tükenmiş olan iğne yapraklı takımları ise şunlardır:
▪ Cordaitales
▪ Vojnovskyales
▪ Voltziales
"Coniferales", bu takımın "Pinales" olarak adlandırılmasından önce kullanılmış ama artık geçersiz olan adıdır.
İğne yapraklılar takımı familyalarından porsukgillerin (Taxaceae) üyelerinin de diğer Pinales üyeleri ile aynı kökten geldiği son kalıtsal çalışmalarla ortaya konana kadar, bu bitkiler "Taxales" olarak adlandırılan ayrı bir takımda sınıflandırılmıştır. Ancak, artık bunun geçerliliği kalmamıştır.

Genel özellikleri

Dallanma genel olarak monopodial'dır.
Çoğunun kısa ve uzun sürgünleri vardır.
Sekonder yapılarında traheler olmayıp, odunları asıl olarak traheid'lerden oluşmaktadır.
Bir çok örneklerinde yaprak, kabuk ve odunlarında reçine kanalı ya da bezeleri bulunur.
Sürgünlere çoğunlukla sarmal, karşılıklı ve çevrel dizilen yapraklar iğne ya da pul yaprak şeklini almıştır. Bu yüzden iğne yapraklılar denilmektedir.
Yapraklar kısa sürgünlerde bir çoğu bir arada; uzun sürgünlerde teker teker bulunmaktadır.
Çiçekler bir evcikli ya da iki evciklidir.
Erkek çiçekler çoğunlukla sürgün diplerinde ve pul yaprakların koltuğunda bulunurlar. Çok azı da sürgünlerin uçlarında terminal durumludur.
Dişi kozalakların olgunlaşma süreleri çoğunlukla bir yıl; bazılarında 2-3 yıldır.
Kozalak kimi taksonlarda kuru, kimi taksonlarda etli pullardan oluşmaktadır.
Tohum birçok türünde kanatlıdır.
Çenek sayıları 2-18 arasında değişmektedir.

Yazalarımız

  • Biologist (MSc) Yavuz AYDIN
    Turkish Ministry of Health
    Pharmaceuticals and Medical Devices Agency of Turkey / ANKARA
  • Biologist (MSc)  Sude KULA

Bizleri sosyal ağlardan takip edebilir web sitemizi paylaşa bilirsiniz.